Fantasturka – Sinemayı sevmek insanları sevmekmiş – Bölüm 1

0
886

Onar Films Sahibi Vasilis‘in vefatı nedeni ile paylaşmadığım ve yayınlama zamanını değiştirdiğim, 2 bölümden oluşan Fantasturka Festivali yazımın 1. kısmı: Festivalin ilk iki günü.
Festivalden sonra yazdığım için hem Fantasturka’yı hatırlatmak hem de yazar/hayran gözüyle paylaşımda bulunabilmek için yazıyı uzun tuttum. (Utku Uluer)

 

Fantasturka

Yaz sıcaklarının azaldığı, gece ile gündüz arasındakisıcaklık farkın artmaya başladığı  yani yaz rahatlıklarının bitmeye başladığı günlerde Ali Murat Güven’in sayesinde Fantasturka’dan haberdar oldum. “Basın Sponsorlarından birisi de Sinematik” dedi. Tabi Sinematik Yeşilçam olarak ilk kez bir festivale basın sponsoru olmanın yanı sıra refleks olarak “nedenAnkara?” dedim içimden. Herşey Istanbul‘da olmalıymış gibi…
Yaz döneminde Türkiye’de ve geri kalan zamanda ise Italya’dayaşadığım için biraz düşünmem de gerekti ancak Fantastik Türk Sineması üzerineyapılacak bu girişim herşeye rağmen önemli idi. İşin güzeli herşey benim gitmem için şekillendi bir anda.

Haftalar geçtikçe Ali Murat Güven’den yeni haberler ve yeniisimler gelmeye başladıkca konu belirginleşmeye ama bilinmezler de aynı orantı da artmaya başladı. Yapmak istediklerio kadar “Fantastik” idi ki hani o kadar kişi bir aradayken oldu olacak bir film de çekeriz diye düşünmeye başladım. Zaten festival sonunda bir yapmadığımız okalmıştı.

pageFestivalin 1. Günü: Yolculuklar içerisinde geçen ve benim için çok yorucu olan bir haftanın sonunda çantamı toparladım ve Ankara’ya gitmek için yola çıktım. Havaalanında ilk olarak Ters Ninja’dan Deniz Akhan’la karsilastim. Deniz’le yılalr önce Ege’nin yaptığı bir gece de tanışmıştık sonrada pek yazışmamıştık. O da benim gibi yüzyüze buluşmalarda ısınan bir dostumuz. Bugün düşününce Festivalin nasil geçeceğini aslinda o dakika anlamaliydim diyorum.Biz Deniz’le konusmaya oyle bir dalmışız ki neredeyse uçağı kaçıracaktık.Uçakta Ali Murat Güven ve  Sinemamızın Zagor’u Levent Çakır bizden önce yerlerini almışlardı. Aslında bütün uçak yerini almıştı çünkü en son biz kalmıştık..Onlardan önce havaalanına varmamıza rağmen ucağa en son bindiğimizicin bizimle biraz uğraştılar. Biz Deniz’le Türkiye’deki çarpık yapılaşma sorunlara girdiğimiz de uçakta  girdiğimiz konulara dayanamayıp türbulansa girdi. Hayatımda ilk kez türbulansagirdiğim icin benim icn unutulmaz bir yolculuk oldu. Uçaktaki herkes içinheyecan dolu çığlık çığlığa bir 50 dakikadan sonra Ankara’ya vardık. Havaalanındabizi organizasyodan Ilker karşıladı. Adana’danhep beraber gelen Safa Önal, Yılmaz Atadeniz ve Murat Tolga Şen ile birlikte hem sohbet derinleşmeye başladı hem de festival bizim için resmen başlamıştı. Festivalin resmi açılışına 2 saat kaldığı için hemen yolakoyulduk. Bu arada şunun altını çizmeliyim bu muhabbetimiz 26 Eylül Pazartesi saat 14:00’e kadar aralıksız sürdü.

Otele vardığımız da bizden önce Kuşadasından otele varanMesut Kara’yı da kadromuza dahil ederek Kızılırmak sinemasının yolunu tuttuk.Otel sinema arasi 5 dakika idi. Ali Murat Güvencoktan sinema salonuna, aralarını ritmini ve en ince ayrıntısına kadar düşündüğü programını uygulamaya koyulmuştu bile. 2. El ekibi ise halletmeleri gereken pek çok detay ile boğuşuyorlardı. İlker dışından geri kalan arkadaşlar ile tanışmamız için 2. günü beklememiz gerekiyordu. Ben zaten pazar günü Ali Murat Güven’i otururkengördüm. O saatlerde elinde paha biçilmez afişleri ve fotoları iel Fatih Danacı daaramıza katıldı. İşin komiği Ege Görgün, Sadi Çilingir’in, Can Evrenol’un ve Murat Kızılca’nın ne zaman geldi hatırlamıyorum bile. Her festival ve organizasyonda olduğu gibi teknik bazı aksaklıklar bizleri bekliyordu. Ancak bunların üstesiden çabucakgelinildi.

uçuruş_iki_yönetmenin_de_hala_film_çekmeye_aç_olması_ise_ümit_verici_.Festival  MesutKara’nın “Fantastigin Sineması” belgeseli ile olması gerektiği gibi başladı. Festival programını sizleir sıkmamak için yazmayacağım ama programdaki hemen herşey yayınlandı. Tabi bunlar olurken festivale katılan dostlarımızda salondaki yerleirni alıyor ve hepimiz yavaş yavaş ısınıyorduk.

Zagor – Kara Bela’yı 
izledikten sonra Levent Çakır söyleşini Deniz Akhanidare etti. Levent Çakır ilk defa bu sekilde bir panel yer aliyordu sanırım.Zaten Ali Murat Güven’in bütün kaygısı da Yeşilçam’in bu vefasizlığına ve kemikleşmiş yaklaşımlarla  burun kıvrılan buyapımların yönetmen ve aktörlerini onurlandırmaktı. Bu yüzden Deniz Akhan için oldukcazor bir gorevdi festivalin açılış panelini ele almak. Yanlız ve küsmüş bir aktörün, bir sinema emekçisinin panelini idare etmek pekte kolay olmadı çünkü oldukça doluydu Levent Çakır. Bu söyleşi de ve Festival boyunca yapilan söyleşiler de Yılmaz Atadeniz heppozisyonun ve yerini aldı. Ciddiyeti, samimiyeti ve birikimi ile festivalin odak noktası Yılmaz Atadeniz idi. Konuyu toparlayan Atadeniz daha sonra konuşmacı olarak ikisinin arasına geçti.
Normalde saat 20:00da bitecek program saat 23:00’a sarktı ancak hepimiz orada idik. Açlığı düşünmedik. Konyalı bir dostumuzungetirdigi su börekleri ile şenlenen midelerimiz incir tatlisi ile bayram etti.

Festivalin 2. Günü 

Ertesi gün otelde kalan konuklar olarak otelin kahvaltı salonunda karşılaştık. Sinema muhabbetimiz kahvaltıda başladı.Yeniden gruplar halinde Kızılırmak sinemasına geçerken Çetin Inanç ve eşi de otele varmıştı. Sanırım buetkinlik Çetin Inanç içinde önemli idi çünkü uzun zamandır yer almıyordu. Hemen hazırlandılar veonlar da Kızılırmak sinemasına geçtiler.

Burada onemli bir nokta var. Festival sırasında1500 kisiden oluşan bir trafik olustu. Bu trafik içerisinde ilgi noktasi olan Yılmaz Atadeniz, Çetin İnanç, Safa Önal, Kunt Tulgar ve Levent Çakır kendileri ile konuşmak isteyenkimseyi geri cevirmediler ve isteyen herkese imza verdiler, bütün söyleşileri de özenle takipettiler. Bugün 1 film ile başarılı 3 film ile usta noktasına getirilen yönetmenler için önemli bir nokta. Bu özen ve saygı herşeyi anlatıyor ve bazı filmleri sinema yönünden ne kadar tartışırsak tartışalımbazı noktaların ne kadar samimi olduğunu gostermeye yetiyor.Cumartesi günü olduğu için Festival’inde trafik çok fazla idi. Çeşitli okuyucular dışında sadece o gün için Ankara’ya gelenler de vardı Bu arada aramıza katılan Fatih Yürür ile biz Star Wars muhabbetlerine girmiştik. Can Evrenol ve Masis’te Ankara’da idi. Ege ve Fatih Danacı ile çeşitli arkeolojik araştırmalarda bulunduk.  İşin güzel yanı çoğumuz sadece internet üzerinden paylaşımlarımızı yaparken muhabbetten bir anda festivalde kaynaşmıştık. 2. gün ortalarında ben kendimi 1 haftadan beri Ankara’da hissetmeye başladım. Konukseverlik, paylaşım ve ilgi hepimizin morallerini yükseltirken bunları yaşamanın zevki festivalin kendisini de fantastik kıldı.Bu gibi organizasyonların daha sık yapılması gerektiğini düşünüyorduk hepimiz. Ama belki de ilk aşk, ilk öpücük gibi de olabilirdi herşey 🙂
Festival’n en gırgır anlarından birisi Öteki Sinema sitesinin editörü Murat Tolga Şen’le Kunt Tulgar’ın yaptığı  paneli oldu. Zaten Film aralarında dur durak bilmeyen sohbetlerimiz,Kunt Tulgar’ın ve eşinin katılımı ile renklenmişti. Söyleşide Çetin inanç ev Yılmaz Atadeniz’de yerlerini aldılar ve ara ara sohbete katkıda bulundular. Günü yıldızı Kunt Tulgar’dı ancak günün sözünü söyleyen Çetin İnanç oldu:

“Olur mu, biz o filmleri hep Oscar’da yarışsın diye çektik,” (Çetin İnanç)
Kunt Tulgar’ın panel öncesi döğüş sanatı üzerine yaptığı anlatım ve uygulamalar çok faydalı oldu. O bizi zaten havaya sokmuştu ancak panelde anlattıkları oldukça ilginçti Özellikle Çetin İnançla maceralarını anlatmaya başladıktan sonra saatin gece yarısı olduğunun farkına varamadık. Kunt Tulgar’la 3 söyleşide bulundum genellikle aynı sorular sorulmasına rağmen oflayıp ouflamadan cevap veriyor ve sıkılmadan anlatıyor. Envai çeşit belgeselde Süpermen’in pelerin hikayesini defalarca anlatmış birisi için çok ilginç bir nokta, DKA üzerine sorulardan sıkılıp tersleyebilirdi de ama o yapmadı. Böyle bir festival sayesinde biz kendisinin nasıl güzel bir insan olduğuna yeniden şahit olduk.

Salonda başlayan söyleşi ve muhabbet ortamı akşam Festivalin önemli destekcilerinden Su’dem restorantta kahkaha ve hikayelerle doruk noktasına ulaştı. Kunt Tulgar’ın o güzel muhabbeti unutulmaz idi.

 
Yazan: Utku Uluer

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikVan için Herkes Tek Yürek!
Sonraki İçerikGölge e-Dergi Kasım 2011 Sayı 50
1974'te Moda'da doğdu. İtalyada 1 4 yıl yaşadı. Italyanca ve Ingilizce dillerinde profesyonel turist rehberliği yapıyor. 1994 yılında Doğuş FM de Katiller de Ağlar müzik programı ile başlayan DJ'lik tutkusu DJ Legoman ismiyle farklı bir noktaya taşındı. 2007 yılında Sinematik yeşilçam sitesini kurdu, 2016 yılından beri Açık Radyo'da Yeşilçam Arkeolojisi programını yapıyor...