Amatör Ruh – Ekrem Yaşar Pınarbaşı ve Yeşilçam Fragmanları

4
1667

Artık Sinematik Yeşilçam için yazılar da paylaşan Ekrem Yaşar Pınarbaşı ile geçen sene aynı tarihlerde yaptığımız bir söyleşiyi yeni adresimiz de yeniden sizlerle paylaşıyoruz.

Bilgi ve ilgi, paylaştıkça gelişiyor: 

Benim için önemli olan ortaya özgün birşeyler koymaya çalışan ve üretmeye çalışan insanlar ve onların bakış açıları. Bu nedenle Ekrem’in neden fragman yaptığını merak ettim. O da sağolsun zamanını ayırıp düşüncelerini paylaştı benimle. Banada bir Yeşilçam severin sinema sevgisini ve yaptığı amatör fragmanları sizlerle paylaşmak kaldı. Yazının sonunda Ekrem’in hazırladığı fragmanlardan BATTAL GAZİ serisi üzerine yapılmış 4 tane fragman bulabilirsiniz. (Utku Uluer)

Sinematik: Neden fragman yapmaya karar verdin?

Ekrem Yaşar Pınarbaşı: Aslında orjinal fikir bana ait değildi, Leblebi Studio olarak bilinen bir arkadaş var, Ulvi Yelen. Yeşilçam Trailers diye benim de üye olduğu
m bir grubun yöneticisi. O Yeşilçam filmlerine fragman yaparken grupta da dediği gibi “Yeşilçam dünyaya film üretiyo olsaydı, tanıtım filmleri nasıl olurdu? İşte buna yanıt aramaya çalıştım.” sorusuyla yola çıkmış ve gerçekten Hollywood fragmanı gibi fragman yapabilen bir arkadaş ama şimdi askerde olduğundan yapamıyor. Onun yaptığı fragmanları daha öncede video olarak yüklemiştim hatta daha bir sürü münferit video yüklemiştim ama video yüklemek bana yasaklandığından hepsini silmiştim. Ama Yeşilçam Trailers sayfasından fragmanlarını bulabilirsin.

O çok profesyonel programlarla çalıştığı için (video ve yazılar için bir kaç ayrı program kullanıyor) tabi çok daha iyi yapıyor, montaj anlayışı da gayet güzel. Yürüttüğü mantığı (Yeşilçam’a Hollywood usulü fragman yapılması) çok beğendiğimden aslında hiç bilmediğim bir alanda o hevesle çalışmaya başladım tabi bunu da ancak windows movie maker ile yapabildim.

Dün izlediğin Savulun Battal Gazi Geliyor yaptığım ilk fragmandı ve ben movie makerı da bilmeden kurcalayarak yaptım onu, sonraki fragmanlarda biraz daha iyiye gittiğim oldu (ama yine movie maker sınırlarının dışına çıkamadım elbet). Yaptığım en iyi fragman Umutsuzlar ve Selvi Boylum Al Yazmalım oldu, genel kanı da böyle (onları da paylaşacağım). Kısacası hem bir hevesten hem de Yeşilçam sevdamdan bu yıl ocak ayından başlayarak mart ayına kadar 15 fragman yaptım. Ama sahiden iyi montaj programları öğrenene dek ara verdim.

Sinematik: Ben yapımcı, kurgucu veya yönetmen değilim sadece izleyiciyim o yüzden beraber öğreniriz umarım.  Aslında yola çıkışın Yeşilçam‘da Fantastik filmlerin yola çıkışına benziyor vurdulu kırdılı filmlerden veya fantastik filmlerden özellikle senin için önemli olanları var mı, var ise hangileri?

Ekrem Yaşar Pınarbaşı: Aslında fantastik yeşilçamda ilk akla gelen, sözü edilen Killing serileri gibi filmleri çok izlemedim de pek sevemedim de. Daha çok Cüneyt Arkın‘ın fantastik filmleri ile sınırlı kaldı benim ilgim. O da hikayesi güzel bir olayla başladı. 1977‘de 25 ocak gecesi doğmuşum. O akşam TRT‘de Cüneyt Arkın‘ın bir filmi varmış annemin anlattığına göre (kadın oyuncuyu hatırlayamıyor ama Fatma Girik sanırım). Cüneyt Arkın‘a hayranlığım orada başlamış. Ve her zaman sinema deyince aklıma o gelmiş devamlı onun filmlerindeki gibi dövüş yapar olmuşuz arkadaş grubumla. İlkokul bitince bir mektup göndermiştim Cüneyt Arkın‘a. 2 hafta sonra imzalı kartpostalı gelince tabi daha da bağlandım. Cüneyt Arkın çevirdiği filmlerle bir sinema karakteri olarak çoğunlukla itibar görmemiş alay edilir duruma gelmiş yıllarca. Etrafımda da bu tarz insanlar çoktu. Cüneyt Arkın kendi de farkına vardı ki Gırgır Ali‘de kimliği ile bir şekilde alay geçti.
Ben Cüneyt Arkın‘ın özellikle tarihi filmlerine çok bağlı biriyim ki bunda Natuk Baytan‘ın önemli rolü olduğunu öğrenmem son senelerde gerçekleşmiştir. Battal Gazi serisini tüm tarihi filmleri içinde tek geçerim seri olarak. Malkoçoğlu da fena değildi ama Battal Gazi gerçekten derli toplu, matematiği daha kuvvetli filmlerdi. Biliyorsun Kara Murat Erler Film’de çekildi ve çekim olarak biraz koyu olduğundan mı bilmiyorum bana biraz daha soğuk gelmiştir. Yine de severim. Battal Gazi dışında Kılıç Aslan ve Korkusuz Cengaver de yine çok sevdiğim tarihi filmleridir. Küçükken özellikle en etkilendiğim filmi Kılıç Alsan idi. Vurdulu kırdılı filmlerde de her zaman Cüneyt Arkın‘ı tek geçerim. Çünkü en stilize, en kareografik sahneler yine ona aittir ve kendisinin de sinemaya çok yakışan bir fiziği var.

Zamanında onun muadili olarak Serdar Gökhan‘lar, Yılmaz Köksal‘lar çıktı ama hiçbiri ona erişemedi. Tarihi filmleri dışında en beğendiğim Cüneyt Arkın filmleri HINÇ, AKREP YUVASI, GÖNÜLDEN YARALILAR, YALNIZ ADAM, MAĞLUP EDİLEMEYENLER, GÖRÜNMEYEN DÜŞMAN, BÜYÜK YEMİN, ARIM BALIM PETEĞİM, YARALI KURT, ALIN YAZISI diyebilirim. Kısacası Cüneyt Arkın‘ın içinde bulunmadığı fantastiğe çok aşina de değilim çok takip te etmiyorum. Çünkü Cüneyt Arkın artık kanıksanan bir tarz oluşturmuş ve izleniyor. Killing, Batman, Badi‘ler o yüzden çok ilgimi çekmiyorlar.

Sinematik: Elitist bir tavırla bir dönem bayağı aşağılandı filmler. Açıkcası bazı filmleri ben de pek izlenir bulmuyorum ve sinema sanatı açısından oldukça zayıf örnekler maalesef. Ben daha çok o filmleri yapmaya çalışanların, oratya çıkartan fikirler ve açılımlar ile ilgileniyorum. Cüneyt Arkın bazen belli bir elitist bakışa kurban gitti ve alay edildi, yine de bir dönem onun da hata yaptığını düşünüyorum. Mesela 1000 filmde oynadığını falan söylüyordu bugün 250-300 kadar filmi olduğunu biliyoruz. Belkide ortaya koyduğu emeğe dikkat çekmek istedi zaman zaman.

Cüneyt Arkın’ın bir kenara seni etkileyen bir aktiris var mı? Mesela biz Sinematik olarak Türkan, Filiz, Hülya dışında diğer isimlerle daha fazla ilgileniyoruz. Feri Cansel, Arzu Okay, Deniz Erkanat veya Mine Mutlu gibi…. Senin düşüncen nedir?

Ekrem Yaşar Pınarbaşı: Geçenlerde biraz zaman ayırıp son dönem çekilen Adab-ı Muhaşeret, Avanak Kuzenler gibi bu dönemin Türk filmlerini izledim biraz ve gerçekten Yeşilçam dönemine yeniden özlem duymaya başladım. Zamanında kurguyu, montajı, film müziğini bile (bile derken genelde yabancı filmlerden apartma olduğu için söylüyorum) çok iyi çözümlemişler. Sahne nerde kesilir, müzik nerede kullanılır, film nasıl kurgulanır’a kadar herşeyin cevabı var aslında Yeşilçamda. Biraz şöyle bakıyorum zamanının Yeşilçam’ına. Berberlik gibi, ustasını izleyen asistanlarla yönetmenlik kurumu. İzleyerek öğrenmişler. (Şimdikiler okullu ama onların düzeyinde pratik değiller. Örneğin Osman Seden‘in Ateş Böceği filmi 70 dakikadır ve bir sürü sahne, serüvenden oluşur, şimdi çekselerdi 2 saatten aşağı olmazdı herhalde. Pratiklikten kastım biraz da bu. Anlatımı net ve sade olması)
Ve asistanlar zamanla ustalarını bile geçer olmuşlar. Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz‘ın asistanıydı mesela. Yani aslında okullu/alaylı olmak “çok okuyan mı bilir çok gezen mi” sorusunun yanıtı gibi görünüyor. Bir de o dönem yaratıcılıklarını körükleyecek bir imkansızlıklar sürecinden geçmişler. Ve genelde Yeşilçam’da fantastik filmlerde, serüven filmlerinde imkansızlıktan doğan sorunlara çoğunlukla akılcı, pratik çözümler görürüz. Bu konuda en yaratıcılar bence Natuk Baytan ve Şerif Gören‘dir. Şimdiki sinemanın olanakları onlarda olsaydı ne olurdu diye düşünmeden edemiyor insan. Şimdi o kadar imkan var ve bunu yalnızca klip estetiği oluşturmak için sanki kullanıyorlar. Sadece onlara aklı eriyorlar gibi.. Hızlı geçişler, görsel efektler, seri sahneler v..s. Pratik çözümlerle değil göz boyamayla uğraşıyorlar.
Eskiden belli başlı ustalar vardı. Atıf Yılmaz, Lütfü Akad, Metin Erksan gibi ama örneğin Bizim Aile filmini Ergin Orbey çekmiş ve çok da güzel çekmiş ama kim tanıyor onu? Veya Arım Balım Peteğim‘i Muzaffer Aslan çekmiş kimse bilmez ama filminin montajı ve kurgusu o kadar sağlamdır ki… Yani o dönemde herhangi bir yönetmen bile matematiği sağlam filmler kurmuş. Şimdi yalnızca çok iyiler öne çıkabiliyor ve onlar da her filmde aynı düzeyi tutturamıyorlar.

Özellikle dediğin isimlerden Feri Cansel’i biraz daha fazla izledim, sinemada çok uzun ömürlü olamadı ama ekrana yakışan bir enerjisi vardı. Deniz Erkanat‘ı biliyorum biraz, onu da yakıştırıyordum ama benim asıl merakımı çeken, nasıl silindiler? Hem sinematografik tipleri hem oyunculuklarına rağmen neden rağbet görmediklerini anlayamadığım, bilmek istediğim, çok beğendiğim bazı aktristler var:
Semra Özdamar, Semra Sar, Jale Altuğ, Sevda Aktolga, Yeşim Tan, Hülya Tuğlu (Selvi Boylum’daki sarışın), Aynur Aydan (Murat ile Nazlı‘daki Emine’dir Tarkan’da da oynamış)

Sinematik: Açıkcası rağbet görüyorlar ve hemen silinmiyorlar ancak özellikle basın sadece bazı isimler üzerine yöneliyor ve onları pompalıyor birazda günümüze o sayfalardakiler kalıyor bazı isimler bilerek eleniyor ama bazı isimler de abartılıyor…
Bir de Betmen, Kilink vs gibi filmlerin çoğu İstanbul sinemalarında gösterilmiyor yani Melek Görgün vs gibi isimler bence daha çok Anadolu’da isim yapmış gibi. Feri Cansel‘in ben çok uzun süre kaldığını düşünüyorum…

Çok hoş bir muhabbet oldu yeniden zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim. Son olarak yeni Fragma düşüncen var mı?

Ekrem Yaşar Pınarbaşı: Bence de gayet güzel muhbbet oldu, teşekkürler…
Fragman yapmayı düşünüyorum, özellikle Kılıç Aslan, Hınç, Yalnız Adam gibi bazı filmler var aklımda ama yeni, profesyonel bir programı biraz öğrenince.

BATTAL GAZİ DESTANI

BATTAL GAZİ’NİN İNTİKAMI

SAVULUN BATTAL GAZİ GELİYOR

BATTAL GAZİ’NİN OĞLU

2011 Sinematik Yeşilçam

Yorumlar