CANI – Tarık AKAN & Peter FABIAN – 1976

2
2890
Yeşilçam’ın erken dönemde başlayan Hindistan yolculuğu ile beraber oluşan “Co-Production” yapımları, Türker İnanoğlu‘nun katkıları ve Cüneyt Arkın‘ın varlığıyla İran’ı komşu bir sinema salonu haline getirmiştir. 1960’ların sonunda başlayan Erler Film Ortak Yapımlar dizisi öncelikle İran ve ardından da İtalyan ortaklarıyla Yeşilçam’a ilginç eserler kazandırmıştır.
Cüneyt Arkın ve İrfan Atasoy co-productionların en bilinen örneklerini sunarken bu kollektif çalışmaların beraberinde getirdiği önemli bir isimde kuşkusuz İtalyan yönetmen Guido Zurli‘dir. Zurli’nin ortak yapımların yönetmenleri içerisinde sayıca en çok filme imza atmasının yanında bir klişe olarak popüler temaları sonuna kadar uyguladığıda bir gerçektir. Zurli’nin piyasa yönetmenlerinden birisi olarak Küçük Kovboy, Yumurcak Küçük Şahit‘ten ziyade en uçta kalmış çalışmalarından birisi olan CANİ‘yi paylaşmak istiyorum;

CANİ
Bir Pazar Hikayesi
Poliziesco filmlerinde olduğu gibi İstanbul’un polis arabası içinden çekilen görüntüleri ve filmin hikayesiyle ilgisi olmayan karakter tanıtımına yönelik bir soygun ve kaç kovala sekansı ile başlayan film ilk çeyreğine ulaşmadan hikayenin ana hatlarını belirlemeyi başarıyor. Kendini işine ve sokaklara adamış Komiser Murat(Tarık Akan) bir pazar mesaisini sorunsuz bir şekilde tamamlayıp yardımcısıyla beraber akşam yemeğine katılma planları yapmaktadır.

Şehrin suç bölgesinde ise beceriksiz bir gangster olarak tanınan Ahmet (Peter Fabian) suç ortaklarıyla başarısız bir soygun girişiminde bulunur. Bu son işi zoraki çetesiyle yollarını ayırmasına yol açar. Çıplak kadın heykellerinden dahi cinsel tatmine ulaşabilecek kadar bozuk olan ruh sağlığı bu son gelişmelerle içinde ki büyük gangster olma arzusunu bir saplantı haline getirir. Çok geçmeden beklediği fırsat serseri mayın gibi ilerlediği sokaklarda karşısına çıkar, yaşlı bir işadamını sokak ortasında gasp eder ve adamı öldürür. Cinayet ve gasp Murat ve ekibinin bölgesinde meydana gelir ve İstanbul’un her iki yakasında 24 saatlik amansız bir takip başlar.
Bir çanta dolusu para, arka koltuğunda yeni doğmuş bir bebeğin bulunduğu çalıntı bir otomobil, rehin alınan kör bir baba, yeğen ve hizmetçiden oluşan bir aile bu takibe renk katar. Cani’nin umarsızca cinayet işlerken yurtdışına kaçmak planı polisin ve kendisinin aklına gelemeyecek bir haberle bozulur. Çalıntı paraların tamamı öldürülen iş adamının şirketinin reklam paralarıdır.

Sado-Erotizm:
Erotik sinemanın gore ve giallo ile raksettiği bir dönemde Zurli gibi bir yönetmenin bu iki adrenalin unsurunu da kullanmamış olması elbette ki düşünülemezdi. Türk standartlarına uyacak kadar işkenceye dayalı bir lezbiyen sekansı ve kadının vajinasına tüfek sokmak gibi ero-sadistik sahnelerin yanında Peter Fabian’ın filmin adının hakkını verebilmek adına kameraya merhaba diyen (neredeyse) herkesi öldürmesi bu unsurların serpiştirilişidir.
Tarık Akan’ın Avrupalı fiziğine sahip jön bir oyuncu arayışı adına başrole seçilmiş olması filmin başka bir jönlede çekilebilirmiydi sorusunu akıllara getirmekte. Bu soru işaretine rağmen filmin kendine özel bir müziğinin bulunması, İtalyanların senaryo yazımı ve kurgu masasında ki katkıları ve İnanoğlu sermayesinin artı getiriler olduğunuda belirtmek isterim.

Jön arayışı ve ticari beklentiler ne olursa olsun Peter Fabian’ın Erol Taş‘ı aratmayan performansıyla karşısında hangi iyi olursa olsun filmi tek başına götürdüğüde gerçeğin ta kendisi. CANI, Komiser Murat’ın değil Ahmet’in hikayesidir.
Yazan: Gökay GELGEC – Yojimbooo
CANI Resim Galerisi
(Resimleri orjinal ebatlarında görmek için üzerlerine tıklayınız)

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikFragmanlarla 80’ler – O Kadınlardan Biri – Kaderi Zorlama
Sonraki İçerikYeşilçam – Çizgi Roman Fantezisi
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.