Canım Kardeşim – Sezerciklerin Ömerciklerin Karşısında Gerçek Bir KRAL

1
1388

SEZERCİK’lerin ÖMERCİK’lerin KARŞISINDA HALKIN İÇİNDEN ÇIKAN GERÇEK BİR KRAL – Nam-ı Diğer Canım Kardeşim

Bu filmin Türk Sineması’nda dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum, Arzu Film için ise kesinlikle bir dönüm noktası… Canım Kardeşim’de İtalyan yeni gerçekçiliğinin etkileri ziyadesiyle görülmekte ve özellikle bu yönüyle Türk Sineması’nda belki Yılmaz Güney’in Umut filmiyle kıyaslanabilecek, belgesel gibi bir fotoğraf çalışmasıyla, sinemamızın en nadide örnekleri arasında yer almakta… 

Aslında film çok yeni bir şey söylemiyor gibi görünüyor, melodram kalıplarının da pek dışına çıkmıyor gibi duruyor fakat toplumdaki sınıfsal farklılıkları keskin şekilde vurgulayıcı bir yönü var ve ajite edici bir duygusallıkla duygularımızı sömürmüyor, demogoji içermiyor. Tamamen yalın ve net bir durum tesbiti yapıyor ve o durum başlı başına insanın duygularını altüst etmesine zaten yetiyor. Ertem Eğilmez‘in bence en iyi filmi. Fakat oğlu Ferdi Eğilmez verdiği bir röportajında babasının bu filmi, sırf ödül almanın mesele olmadığını, bunun bir formülü olduğunu, kolaylıkla ödül alabilecek bir film yapabileceğini söyleyerek Canım Kardeşim filmini çekmiş olduğunu söylemiş ve bu filmini de Ertem Eğilmez‘in kendisinin pek sevmediğini söyleyerek bende dumura yol açmıştı.

SANAT FİLMİ NEDİR?

Aslında gerçekten böyle bir durum da olabilir. Çünkü Ertem Eğilmez, Arzu Film‘in sahibi olarak yalnızca gişe filmleri çeken (tabi ki ustalığı vasatın altında film çekmesine müsade etmiyordu Allah’tan), işin sadece ticari yönünü düşünen klasik bir yapımcı tipi idi. Ama ne şekilde olursa olsun bu film o kadar güçlü ki sinematografik üstünlüğü hiçbir şekilde gölgelenemiyor. Bu filmiyle Ertem Eğilmez’in çok sevdiğim bir sözü de tamamen örtüşmüş oluyor.
’Sanat filmi’ ne demek? İyi film zaten sanattır.”  
Canım KardeşimBence bu bakış açısının sinemada temel düstur olarak ele alınması gerekmektedir. “Sanat filmi” derken neden bu mühürü Fellini, Antonioni, Bergman, Tarkovsky, Bunuel, Renoir taşısın ki? “Sanat filmi” derken, neden yoğun alt metinlere sahip, simgelerle bir dünya yaratılması, o dünyayı da bir avuç eleştirmenin değerlendirebileceği, benimseyebileceği düzeyde ele almak gereksin ki? Veya sanat filmi payesi neden yalnızca belli birkaç türün hegemonyası ile sınırlı kalsın ki? Bir western de bir bilim kurgu da bir gerilim filmi de pekala bir sanat filmi olabilir. Yani ne kadar ticari mantığı olursa olsun Howard Hawks’ın Red River’ını, Alfred Hitchcock’un 39 Steps’ini, James Cameron’unTerminator 2’sini sanat filmi saymamak mümkün mü? Veya Yavuz Turgul’un Muhsin Bey’ini, Tunç Okan’ın Sarı Mercedes’ini, Lütfü Akad’ın Vesikalı Yarim’ini bir sanat filmi, bir başyapıt olarak değerlendirmemek mümkün mü?

Ertem Eğilmez (1929 – 1989)

İYİ FİLM NEDİR?

Burada “iyi film nedir?” sorusu ortaya çıkıyor. Onun da yanıtı basittir: Anlattığı dünyayı ele alış tarzı, seyircide belli bir duygu ve anlam yaratması, seyirciyi filmin içine çekmesi, seyirciyle bağ kurabilmesi, filmin kendi içinde tutarlılığı, filmin ritminin aksamaması, çekim tarzı (bunun içine; görsel öğeleri, kurguyu, montajı dahil edebiliriz. Yani bunların bir anlam yaratıp, o anlamı seyirciye doğru şekilde aksettirmesi) o filmi iyi film yapacaktır zaten.Yukarıda örneklerini verdiğim filmler bu özellikleri taşımaktadır.    
MİNYATÜR MARLON BRANDO

Aynı özellikleri Canım Kardeşim de taşımaktadır. Ayşecik’lerin, Ömercik’lerin, Sezercik’lerin ağlak, büyümüş de küçülmüş edalarında, ağdalı sözlerle süsledikleri, iç sıkıcı, fazlaca fanteziye kaçan tiplemelerinin arasında bir güneş gibi parladı Kahraman Kıral’ın bu filmdeki kompozisyonu. Üstelik tek büyük bir laf etmeden. Televizyondan başka bir şeyin hayalini kurmadan. Sezercik gibi ailenin yükünü sırtlayıp “balonlayım vay!” demeyen, karate öğrenmek sevdasında olmayan, içimizdeki çocuklardan birini canlandırdı Kahraman Kıral ve bu canlandırma gerçekten de krallara layık bir oyunculukla gerçekleşti. Ki bence sürekliliği olmamış olsa da sinemamızın en iyi oyuncularından biri olmasına o kompozisyonu bile yetmiştir. “Çocuk oyuncuların Marlon Brando’suydudiyorum onun için ve hiç de abartılı bir paye değil gibi geliyor bana, diğer çocuk oyuncuları izleyince.

İSTENİRSE OLUYORMUŞ

Türk Sineması kendisiyle övünecekse, kalburüstü filmler yaptığını ispatlayacaksa bu filmi referans göstererek bunu rahatlıkla yapabilir. Türk Sineması böyle bir film yapabiliyorsa demek ki gerçekten bu sinemada iş var. Gerçekten inanarak, emek vererek yapılan iş kendini gösteriyor, isteyince gerçekten iyi bir şey üretilebiliyor. Bu filme emeği geçenlerin her biri ayrı bir övgüyü hak ediyor. Türk Sineması’nın en başarılı senaryolardan birini yazan Sadık Şendil‘den, görselliğin anlatımı ne denli zenginleştirebileceğini kanıtlayan hem de belgesel kadar doğal atmosferiyle filme derinlik kazandıran Erdoğan Engin‘e, Türk sinemasının en güzel müziklerinden birini yapıp üstelik o müziğiyle de filme olağanüstü katkı sağlayan Cahit Oben’e, mahcup delikanlı tiplemelerinden sonra ilk defa ciddi bir role soyunup o role anlam katan Tarık Akan‘dan, komedilerde rüştünü ispatlamış ama adamakıllı bir dram oynamamasına rağmen buradaki rolüyle devleşen Halit Akçatepe’ye, usta oyunculara taş çıkartan Kahraman Kıral‘a kadar herkes övgüyü son kerteye kadar haketmekte…  Ve elbetteki tüm bu unsurları en güzel şekilde harmanlayıp tam kıvamında bir film çıkartan büyük usta Ertem Eğilmez… Çünkü bir film öncelikle günahıyla sevabıyla yönetmeninindir. Elia Kazan’ın da dediği gibi, “Aksayan bir şey varsa benim suçumdur”.
Canım KardeşimYazan: Ekrem Yaşar Pınarbaşı – Canım Kardeşim

Yorumlar