Kemal Sunal – Hanzo (1975)

3
8648

Yönetmen: Zeki Ökten
Senaryo Yazarı: Suphi Tekniker
Yapımcı: Yahya Kılıç, İpek Film
Görüntü Yönetmeni: Hüseyin Özşahin
Reji: Sinan Çetin, Bilge Berger
Oyuncular
Kemal Sunal
Meral Zeren
Adile Naşit, Ayşen Gruda
Mümtaz Ener, Atilla Ergün
Demircan Türkdoğan, Ünal Gürel,
Giray Alpan, Doğan Tamer
Kudret Karadağ, Süha Doğan, Hakkı Kıvanç

– Mu ne mu ? Memeee…. 

Kemal Sunal‘ın artık başrol oynamaya başladığı yıllarda geziniyoruz. Salako’dan sonra, 1975’de başrolünü yine Meral Zeren ile paylaştığı Hanzo filmi bana göre Yeşilçam’daki en ilginç filmlerden biri. Şahsen ben Hanzo‘yu izleyene kadar (ki ilk izlediğimde 8-9 yaşlarındaydım) hayvanlar tarafından büyütülen çocuk temalı film olarak Tarkan‘ı bilir(d)im. Ha ikisi kıyas edilmez zira efsaneden yola çıkıp yazılmış Tarkan ama işte çıkış teması aynı 🙂

Yeşilçam’da oyuncu olarak da görev alan Suphi Tekniker‘in senaryosunu yazdığı Hanzo‘yu Zeki Ökten yönetmiş. İlk seyrettiğimde filmden çok etkilenmiştim, zira hayal ile gerçeği tam olarak ayırt edebilecek yaşta değildim, İstanbul sokaklarında kafes içinde teşhir edilen adam, onu kocası sanan bir kadın… Tüm bunlar gerçek hayatta olabilirmiş gibime gelmişti. Üstelik konuşmasını bilmeyen Hanzo‘nun hastabakıcı tarafından dövülmesi içime işlemişti. Çocuk merhametimi çok dürttüğünü hatırlıyorum. Diğer taraftan Hanzo’ya üzülürken çok da gülmüştüm, misal herşeyi yeni yenikeşfederken ki o saf sorularına, doktorun parmağını ısırmasına vs.Gelelim konuya;Köylüler bir gün , dağlık bir arazide yolunu kaybetmiş vahşi bir insanı yakalarlar. Vahşidir, zira konuşmayı bilmiyordur ve oldukça saldırgandır.

Neyin nesi, kimin fesdir derken, yıllar önce ayılar tarafından kaçırılan ana oğulu hatırlarlar. Olsa olsa bu vahşi de ayılar tarafından yetiştirilen o küçükçocuktur. Haber kısa sürede gazetelerde, televizyonda yer alır. Vahşiye bir de isim takılır; Hanzo! 

Hanzo, incelenmek üzere Houstan’a…yok be… İstanbul’daki tıp fakültelerinden birine sevkedilir. Artık Türk doktorlarına emanettir, onu enine boyuna, derinlemesine, yanlamasına her açıdan inceleyecek ve medeni insan özellikleri kazandırmaya çalışacaklardır.Hanzo aslında yirmili yaşlarının ortasında bir adamdır ama hayata sıfırdan başladığını varsayan doktorlar ilk iş olarak Hanzo‘yu kundaklar, altını da bezlerler. Ağzına da bir emzik, acıkınca biberonla süt.

Adam dağdan gelmiş, yese yese ot yemiştir, et yemiştir ama nafile… Önce süt derler. Oysa en çok armutu sever Hanzo, ne de olsa ayılar tarafından büyütülmüş olacak o kadar.Hanzo’nun haberi yayılmıştır. Diğer taraftan Şükriye Hanım’ın (Adile Naşit) kocası Cabbar da yıllar önce ortadan kaybolmuştur, bu Hanzo da tıpkısının aynısı Cabbar’dır işte. Kızı Feride (Ayşen Gruda) her ne kadar annesine muhalefet etse de onun suyuna gitmek zorunda kalır. Şükriye Hanım’ın amacı Cabbarı doktorların elinden kaçırmaktır. Burada da en çok dikkatimi çeken takıntılı ve hurafelere meyilli annenin, evin her köşesine hacetini gidermesi olmuştu.Hastanede Hanzo’yu bir Profesör Tacettin Bey (Mümtaz Ener) başkanlığında akademik bir ekip takip etmektedir.

Hanzo, ekipteki doktor Hülya’yı (Meral Zeren) çok sever, en çok onunla anlaşır çünkü ona şefkât göstermektedir.
İzlediği gelişim videolarından memenin ne olduğunu öğrenmiştir Hanzo ve bir an keşfeder ki bu memeden Hülya’da da vardır.
Hüyyyaaa… meme…meme. cici meme… cici Hüyyyadiye tutturduğu anlar olur.

Aslında filmde çok diyalog da yoktur. Sonuç itibari ile Hanzo ne tam olarak insan olur ne de tam anlamıyla hayvan kalır. Dağdan inme Hanzo, küçüklüğünden beri nasıl öğrendi ise, eğilmeden bükülmeden, rol kesmeden, iki yüzlülük yapmadan öyle yaşamıştır. Onu eğitmeye çalışanlar, evine götürmek isteyen Şükriye Hanım, İstanbul sokaklarında onu meraklı gözlerle seyreden halk ise ilk önce kendilerini düşünmüştür, Hanzo’yu değil.

Filmden Notlar:
– Profesör rolündeki Mümtaz Ener, memleketimizin ilk akrobatlarından biridir. Ne yazık ki yıllar sonra akıl hastanesinde vefat etmiştir.
– Filmde doktor olarak rol alan Süha Doğan’ın da sinemadaki son rolllerinden biridir. Süha Doğan ki sinemamıza oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı olarak emek vermiş bir kimsedir , (doğruluğunu teyit edememiş olmakla birlikte ) 79 yılında bir akıl hastanesinde vefat etmiştir.
– Sunal filmlerini sevenlerin çok iyi hatırlayacağı Gardrop Fuat olarak tanıdğımız Ünal Gürel de filmde Hanzo’yu döven hastabakıcı rolündedir.
– Film Italyan komedi filmlerinden esinlenmiş olsa da 1982 yapımı Adriano Celentano‘nun başrolünü oynadığı Bingo Bingo filmi bu filmden esinlenmiştir. Celentano‘nun Kemal Sunal‘a benzerliği ise şaşırtıcıdır.

Yazan: Dilek Gürses (Çilek)

Katkıda bulunan: Utku Uluer

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikLevent Çakır’ın Resmi Facebook Profili açıldı
Sonraki İçerikModern Zamanlar’da Gitmek Zamanı
Çilek, 1974 Berlin doğumlu... Yani gurbetçi... Yani video devri çocuğu... Küçüklük idolleri Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal... Gülmeyi çok sevmesinin suçlusu onlar. Jön dedin mi Ayhan Işık'ı, aktrist dedin mi Türkan Şoray'ı getirir aklına ilk. Bir kız çocuğu olarak karateyi sever çünkü Cüneyitseverdir. Cüneyitseverdir çünkü Cüneyit Arkın aynı zaman da romantiktir. Hülya Koçyiğit koşuşu diye bir koşma stili benimsemiştir, öyle koşar. Otriş ve şapka güzel şey diye düşünür, balıkçı güzeli Azize gibi şarkı söylediğini hayal eder ara sıra Binlerce film karesini, repliği, ayrıntıyı, kırıntıyı hepsini farkında olmadan sadece beynine değil yüreğine de kaydetmiş Çilek hanımın lisede edebiyat bölümünü seçmesinin altında 6 Edebiyat A sınıfı Hababamcıları ve Mahmut Hoca yatar. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu Çilek hanım artık arada sırada yazsa da eski Yeşilçam filmlerini hâlâ çocukluğundaki şevkle ayıla bayıla izlemekte, meraklısına rast geldi mi dönem filmlerinin kritiğini yapmaya mesai harcamaya hiç... ama hiç üşenmemektedir.