Türk Sineması – Türk zombiler

0
2918
zombiler

Dikkat: Beyniniz sulanabilir! Ve bu sulu yemek seven bazı zombilerin çok hoşuna gidebilir!

Zombi ölümsüz insana verilen addır. Afrika voodoo kültürü çıkışlı olmasına rağmen zombicilik tüm dünyada sevilmiş ve sayılmış bir aktivitedir. Zombi konusunda adeta bir zombi gibi milim milim ilerlememize rağmen ülkemizde de zombisel işler mevcuttur. Zombi yürüyüşleri bu işlerin en bilinenidir.

Ölü yürüyüşü, birtakım zombilerin bir araya gelerek önce Kadıköy’de sonra da Nişantaşı’nda yürümeleri ve çevrelerinde normal insanları korkutmaları esasına dayanır. Esaslıdır. Makyajlı, konseptli, eğlencelidir.
Bunun dışında zombi araç gereçleri, kitapları, dergileri, zombisever insanların zombi jenerasyonuna kattıkları sanatsal çalışmalar ve sözler zombizm adına yapılan bambaşka hareketlerdir. Alkolden zom olmak ise milli protest zombi hareketimizdir. Bunların yanında zombiliğin olmazsa olmazlarından birisi de zombi filmleridir. Bu konudaki yabancı yapımları metrobüste yer kapma, yerli yapımları ise zombi hızıyla çekmemiz, edinmemiz zombi sevecenliğimizin bedbaht bir göstergesidir. Avrupa ve Amerika’nın ölü seviciliğinin yanından bile geçemeyiz biz. Yurtdışında zombi filmleri gırla giderken ülkemiz zombi konulu filmler bakımından konulu filmlerin yanında “no country for old zombies” tadındadır. Yine de üç beş tane zombimtırak filmimiz ve zombiciklerimiz mevcuttur.

zombiler

Gönül ister ki zaten az olan korku filmlerimize, dini ve ruhani temaların dışında bir de böyle tatta şeyler eklensin, edilsin ama her yıl 1’den daha az zombi filmi üreten Türkiye için bu istekler biraz abartılıdır. Mesela sinemada Sultanahmet’teki mezarlarından ayaklanan bir zombi yeniçeri çetesi görmeyi kim istemez? Ya da Ege’de yaşayan şiveli zombiler. Her yanı tarih olan, tarihi mekan olan, ölüsü bol ülkemiz için zombi konu sıkıntısı hiç yoktur. Atıklarımız dört bir yanı kaplamışken o ölüleri diriltecek malzeme de hazırdır.

Eh, iştahlı bir millet de olunca alın size kapsamlı bir Türk zombi filmi. Lakin tek derdimiz bütçedir. O da Sinan Çetin’in bile derdidir. Aslında tek derdimiz bütçe de değildir, yaratıcılık da vardır. Neyse ki iş zombiye gelince beyin aramak gereksizdir, beyhudedir. Beyin sadece bir yemektir. Bu yüzden zombilik bize çok yakışabilir. Bu topraklardan “beyninin etini yemek”, “beyin yıkamak” deyimleri boşuna çıkmamıştır. Bir zombizademizin de belirttiği gibi “Dimağ daha çok dimağ.” Haydi gelin ve başımıza üşüşün.

Zombifililer için, işte o çok az sayıdaki zombili filmimizden çok azı:

Ada: Zombilerin Düğünü:
http://vimeo.com/7691866

Piknikçi zombiler:
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/3902/nostalji-kusagi—piknikci-zombiler-

Ölü Faruk ve Corpse Bride Banu:
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/20802/zombi-faruk-peker-ve-corpse-bride-banu-alkan

Vahşi Kan: Rambo remake’i gibidir ancak bir noktada film zıvanadan çıkar bkz  1:04 dk – Trailer (Bu filmin detaylı bir yazısı yakında Sinematik’te)

Frau Doll (Zombi Araştırmaları Enstitüsü, Zombiyoloji Uzmanı)

İmza: Zombie is my girl.

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikKadir İnanır – BENİ BÜYÜK ÇİZMİŞSİN, AYIP ETMİŞSİN (Kan 1977)
Sonraki İçerikAyhan Işık – Büyük Kin (1967)
27 Ekim 1981’de Şanlıurfa’da sarışın olarak doğdu. Önceki hayatında bir Urartu olduğu için burda doğması normaldi. Yoksa kesin Bavyera’da doğardı. İki özel yetenekle dünyaya geldi: 30 yaşına gelince 30 yaşında olduğunu göstermemek ve Taksim’deki biletçi kız taklidi. Okul hayatına inek olarak başlayıp nerd’e oradan da fırlamalığa yükseldi. Aralarda çılgın kız, rockçı, seksi şempanze, doll gibi şeyler de oldu. Özünde iyi biriydi ama. Felsefe okuyup üstüne reklamcılık cila yaptı. Editörlüktü, muhabirlikti, fotoğrafçılıktı, torna tesviyecilikti antin kuntin ne kadar iş varsa hepsini yaptı. Sonunda da en babasını, reklam yazarlığını, powerpoint’e hazırladığı CV’sinin başına koydu. Film ve müzik yazıları, burç yorumları, Twitter iletileri, maç tahminleri yazdı durdu. Halen de kasıyor. Güneş gözlüklerini, karpuzu ve taytı çok seviyor. Bir gün bir otel odasında ölü bulunacağına inanıyor. Bu arada Yeşilçam’a hala ağlar eder. En sevdiği çift Hülya Koçyiğit-Kartal Tibet, 5000 kere izlediği tek film “Malkoçoğlu”, onu ağlatan tek aktör Sadri Alışık ve kendine yakın hissettiği tek karakter Piç Rıza’dır. İzzet Günay teklif etse hayır demez.