Ali Murat Güven – Sine-i Sinemaya dönme

1
1211

Dün gece bana da ulaşan bir mail bir süredir beklediğimiz bir haberi veriyordu aslında bize. Mesaj sinema yazarı/araştırmacısı/tarihçisi Ali Murat Güven‘den gelmişti ve sinema yazarlığını bıraktığını ve bunun yanı sıra Yeni Şafak gazetesinden istifa ettiğini bildiriyordu. Aslında Ters Ninja‘da yayınlanan söyleşide zaten nedenlerini detaylı şekilde anlatmıştı (Buradan okuyabilirsiniz) ancak yinede bir dönemin bittiğini belirten bu mesaj üzerine biraz kafa yormamız gerektiğini düşünüyorum.

Aslında Ali Murat Güven‘le benim dünya görüşlerimi yanyana koyarsanız birbirine  zıt iki görüş göreceksiniz ne yalan söyliyim onunla tanışmadan önce oldukça mesafeli idim ve hatta hakkında  negatif görüşlerim ağır basıyordu. Onun ismini ilk kez Led Zeppelin üzerine yazdıkları ile duymuştum ve  islami sinema yazarı kimliği bana uzak gelmişti. Tabiki bu genellemeler aslında sistemin bizim için çizdiği çizgiler daha doğrusu ördüğü duvarlar ve 2 kişinin birbirinden uzak durması için  yeterli. Bu duvarları yıkmak veya en azından duvarın arkasındakini tanımaya çalışmak hepimiz için zor olmuştur tabi ona da sistem ve farklı mahalle baskıları izin verirse…

Daha sonra Metin Demirhan vefat ettiğinde karşıma yine Ali Murat Güven çıktı. Metin’in ölümünün ardından yazdıkları ve aralarındaki ilişki benim farklı açılardan bakmama sebep oldu. Yeni Şafaktaki sayfalarını okumaya başladım, onu takip etmeye ve anlamaya çalıştım ve sinema üzerine donanımlı ve güçlü bir kalem vardı karşımda yazılarından pek çok şey öğrendim . Ayrıca sitemizin Çileği Dilek’e verdiği destekte takdire şayandı. O dönem bağlantıya geçerek Sinematik Yeşilçam hakkında bilgilendirmeye çalıştım. Herhangi bir referans olmadan ve tanışmadan sitemizi Yeni Şafak sayfalarına taşıdı. Bu hareket benim için çok önemlidir çünkü biz özellikle o dönem Erotik Türk Sineması üzerine oldukça çok paylaşım yapıyorduk ve ülkenin ikiyüzlülüğünü ve yüzeysel muhafazakarlığını eleştiriyorduk. ve bizi oldukça alternatif sayılacak dergiler veya sol ağırlıklı yayınlar değilde ülkemizin başta gelen muhafazakar gazetelerinden birisine taşıyordu. Bu detay bile sinemaya ve emeğe bnasıl baktığını gösterecektir aslında. O süreçte mailler ile Ali Murat Güven ile tanışma şansına da eriştim. Yaklaşımı ve sinema sevgisi bütün önyargılarımı ortadan kaldırdı.  Zaten ardından 2. el festivalini düzenleyen dostlarla birlikte Fantasturka için yaptıkları ve yapmaya çalıştıkları ile en büyük tutkusu olan sinema adına uzun süre unutulmayacak bir olay gerçekleştirdi. Bu noktada Ali Murat Güven bana pek çok derste vermiştir. Onun pek çok görüşü ile hemfikir olmasam da Çetin İnanç‘ın dediği gibi “Sinemayı sevmek insanı sevmekti“.

Farklı platformlarda O’nun görüşleri ile karşılaşmış bazen uzun, sitemkar ve bazen çok sert yazılarına rastlamış olabilirsiniz, sinirlenmiş ve hatta ondan nefret etmiş olabilirsiniz. İslamcı yazar kimliği sizin için sinemaseverliğinin önüne geçmiş olabilir. Benim amacım onu aklamak değil ve/veya taraf olmak değil. Ancak tanıdığım bu gerçek sinemaseverin bir başka yüzü olduğunu da göstermek isterim. Düşene tekme atmayacak kadar mert ve hayatını sinema sanatına adamış bir adam var karşımızda. Aşağıda sinema yazarlığından ayrılırken yayınladığı manifesto niteliğindeki yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Yaşadığımız bu ülkede etik değerlerin yerle bir olduğu çalışma hayatı içerisinde ve kamplara ayrılmışlığın orta yerinde yapılan bu tavır bence oldukça önemlidir.

Aramıza hoşgeldin umarım bundan sonra yazacağın kitapların ve farklı yaklaşımların ile sinemaya katkıda bulunmaya devam edersin. Teşekkür ederim Ali Murat Güven…

Utku Uluer

“Değerli dostlarım ve meslektaşlarım,

2 Ekim Salı günü itibarıyla, 12 yıldan bu yana muhabir, yazar ve editör sıfatlarıyla çalışmakta olduğum Yeni Şafak gazetesinden, iş aktimi tek taraflı feshederek istifa etmiş bulunuyorum.

İş aktimi tek taraflı olarak fesheden istifa dilekçem, anılan tarihte, avukatım Sn. Ömer Kuvat tarafından noter kanalıyla Yeni Şafak’a gönderilmiştir. Muhtemelen de 48 saat içinde gazetenin İnsan Kaynakları Servisi’ne ulaşmış olacaktır.
Bu istifa, kafamda 2012 yılının ilkbaharından bu yana kendi meslekî ve kültürel çevremden gördüğüm insanlık dışı, İslâm dışı hoyratlıklara, iğrenç hakaret ve saldırılar karşısında yaşadığım iç acıtıcı yalnızlıklara paralel olarak adım adım şekillenen radikal bir kararın (daha önce de birkaç yazı ve söyleşimde gayet açık ve net olarak dile getirdiğim üzere) fiilen yürürlüğe konulması anlamına gelmektedir.

İstifamla birlikte yalnızca Yeni Şafak gazetesinden ayrılmıyorum, aynı zamanda 27 yıllık meslek hayatımda aralıklarla, son 8 yıldır da kesintisiz olarak sürdüregeldiğim ‘film eleştirmenliği’ ve ‘sinema yazarlığı’ mesleklerini bir daha kesinlikle geri dönmemek üzere bırakmış oluyorum. Aynı şekilde, ‘bizim mahalle’ diye tâbir edilen, fakat benim şimdiye kadar ‘bizim’ dememi gerektirecek düzeyde bir hayrını ve vefâsını göremediğim, kendine fena hâlde yabancılaşmış sosyal çevreyi de…

Meslekî kıdemi ve toplumuna karşı en iyi niyetli duyguları yıllar yılı büyük bir sevgisizlik, saygısızlık, umursamazlık fırtınası içinde iki paralık edilmiş biri olarak, böylesine vefâsız ve verimsiz bir toprağa yatırım yapmaya artık son veriyorum.

Bu arada, ‘kâfirler’ ile aramda geçen zorlu mücadelelerde, sinikliği, pısırıklığı, sessizliği, hattâ alttan alta o kâfirleri desteklemeyi kendince bir marifet sayan, bu dünyada bir milyon yıl ömür süreceğini sanan hırs küpü olmuş zavallılara da hakkımı kesinlikle helâl etmiyorum. Çünkü, helâlleşmek o kadar basit birşey değil ve beni dînen, ahlâken, meslekî açıdan haklı bir mücadelede bu denli yalnız bırakanlara karşı bol keseden dağıtacak merhametim falan yok. Benim üzerimde hakkı olduğunu ve benim bu hakkı hak etmediğimi düşünenler de bana haklarını helâl etmesinler.

Sonuç itibarıyla, Yeni Şafak da, İslâmî basın da, sinema da, Tarkovski de, Mecidi de, Kim Ki Duk da, İslâmî kesim de onları çok sevenlerin olsun. Ben, insanların birbirlerinden nefret ettikleri, her köşesi mide bulandırıcı bir gıybetle kaplanmış bu tımarhaneden aklımı daha fazla yitirmeden pılımı pırtımı toplayıp ayrılıyorum.

Bugüne kadarki kültür-sanat ve insanlık mücadeleme destek vermiş ya da vermemiş herkese, ruhsal tekamülüm yolundaki olumlu-olumsuz katkıları için minnettarım.

Sevenlerime sevgileri için sonsuz teşekkür ediyor, gıcık kapanlarıma da benim yüzümü Yeni Şafak’ta ve İslâmî medyada görmeyecekleri bu yeni dönemde sonsuz mutluluklar diliyorum. Herşey, herkesin gönlüne göre olsun. Kalın sağlıcakla…”

Konu ile ilgili ayrıca şu yazıları da tavsiye ederiz:

Öteki Sinema: http://www.otekisinema.com/sinema-yazarligina-veda/

Sinefesto: http://www.sinefesto.com/bazi-seyler-hic-degismiyor.html

Odatv: http://www.odatv.com/n.php?n=bu-enfes-manifestoyu-bir-islamci-kaleme-aldi-0310121200

Yorumlar