Cüneyt Arkın & Çetin İnanç – Vahşi Kan (1983 Turkish Rambo)

1
950

“Yüzünü beğenmedim, yüzünü beğenmediklerimde kasabaya giremez !”
Osman BETiN

Orman kıyısıdanki küçük bir kasabada hakimiyetini ilan eden toprak ağası Haşmet ve oğlu kasaba sakinlerine dehşet yaşatmaktadır. Kendileri hakkında açılan davalardaki tüm şahitleri susturan baba oğulun yıllar önce kasabayı terkeden ezeli düşmanı savaş gazisi Rızanın dönüşüyle iyiyle kötünün mücadelesi yeniden başlar.

Kolaj nedir ?

İsveçli B film koleksiyoneri bir dostumla yaptığım sohbeti hatırlıyorum. Yine bir Arkın – İnanç ortaklığı olan ÇÖL filmi için “Saykodelik trashin zirvedeki paradigmasi"</span> tespitinde bulunmuştu. <strong>ÇÖL</strong> ne kadar bilinmez bir dünyanın, gizemli ve uçsuz bucaksız derinliklerinde geçen bol kanlı bir aksiyon ise <strong>Vahşi Kan</strong>da bilinen bir hikayenin kolajlanmış bir zirve noktası. Bu özelliğiyle 1980`li yillarda tüm küçük ülke sinemalarını kasıp kavuran Rambo uyarlamaları fırtınası içerisinde kendine özgü bir yerde durmayı başaran bir film. 

Kolaj terimi çeşitli yüzeyler üzerine yapıştırılan görsel elementlerin uyumlu bir şekilde resimlenebilmesidir. Fransizca bir terimden üretilip, Kübizm üzerine çalışan sanatçılar tarafından yoğunlukla kullanılmış bu tekniğin bir Fantastik Türk Sineması eseri ile nasıl bir ilgisi olabilir ?

Öncelikle sinemada resimleme üzerine doğmuş bir sanattır ve edebiyatı kuran görüntünün kendisidir. Eğer dünyanın öncü sinema üreticilerince piyasaya sunulmuş ve iş yapan bir eseri kendi küçük sinema pazarınıza uyarlamayı düşünürseniz, birinci etapta Yeniden Çevrim yani Remake konusuna ilk adımı atmış olursunuz. Eğer ülkeniz Türkiye gibi hassas bir kültür coğrafyasında cok renkli bir insan mozaiğini içeriyorsa, yeniden cevrime konu olan garantisi tescilli bu hikaye üzerinde kendi ülkenize yonelik rötuşlar yapmanız gerekir. Boylece ikinci aşamaya yani kolajlamanın ilk adımına ulaşırsınız.

Kendi kolajınızı yaratırken mevcut piyasada “garantili” olarak tescillenen tüm film türleri bu kolajın içerisinde bir harmoni içerisinde olmak kosuluyla yer almayı hakeden potansiyel birer mozaik tasidir. Böylelikle Rambo çekerken tabii bir sekilde düsmanları , doğa koşullarinı ve hatta gorüntülere uyum sağlayacak müzikleri kendi dünyanıza uygun olarak resmedebilir ve filme yansıtabilirsiniz.

Detaylarda Kalanlar :

First Bloodun hikayesinin temel hatlarının alinarak B sinemanın popüler tüm öğelerinin Vahsi Kan'da yapıldığı şekliyle harmanlanabilmesi gerçekten kolay bir is değil. Öyle ki mevcut hikayenin icine yedirilen motorsiklet cetesi donemin <span style="font-weight: bold;">Apokaliptik Filmler</span> furyasına selam çakarken, cetenin tüm elemanlarının karate uzmanı oluşu Hong Kong filmleri ve 80lerde Sho Kosugi ile baslayan Ninja Filmleri* furyasına gönderme yapıyor, bununla beraber B sinemanın daha karanlık bir kanadına yonelerek İtalyanlarin Zombi filmleride unutulmayarak kısa bir sahnede zombilerde perdeye konuk oluyor. Bu kolaj içerisinde belkide gözü en çok yoran renk zombilere ait ancak bugün bakıldığında zombileri bile bu hikayenin içine dahil etmeyi düşünmek, bilinç sınırlarının ötesinde ortaya çıkarılmış bir filmde sakil durmuyor.

Bu furya esinlenmelerinin beraberinde aksiyon filmlerinin geleneksel diğer öğelerinden Erotizm sosu için Rambo Jane imajıyla Emel Tümer ve Western temalarından esinlenen Turgut Özatay`ın liderligindeki Insan Avcıları da bu kolajdaki yerini almaktalar. Ayrica Cüneyt Arkın’ın son büyük çatışma noktasına kamyon ile intikali esnasında yaptıgı sıradışı yolculuk, sinemalarda fırtına gibi esen ve pek çoğumuzun çocukluk donemine damgasını vuran ilk Indiana Jones filmi Raiders of Lost Ark‘a (Kutsal Hazine Avcıları) gönderme yapmayıda ihmal etmiyor.

Motorsiklet çetesi, karate ve zombi üçlüsünün filmin ilk 3 dakikasi içerisinde seyirciyle buluşması filmi henüz izlememiş olanlar için nasıl konsantre bir aksiyona hazırlıklı olmanız gerektiğinin göstergesidir. Bununla beraber Emel Tümer`in alışılagelmısın dışında kamera oyunlarıyla erotizmini sergilediği bir hormon patlamasıda bu kan ve vahşet gosterisini takip ediyor.

Filme ilk 10 dakikanın ardından giriş yapan Cüneyt ARKINa kadar, hem <span style="font-weight: bold;">Osman BETİN</span> ve arkadaşları hemde Emel TUMER seyirciyi yeterince havaya sokmaktalar. <strong>Ç</strong><span style="font-weight: bold;">etin İNANÇ</span>ın tum olanaklarıyla son hız giriş yaptığı aksiyon, Cüneyt Arkın`ın ilk çeyrekte kanının akıtılmasıyla beraber finale kadar sürecek zirve noktasına ulaşmakta ve film boyunca bu tansiyon kesinlikle aynı seviyede devam etmektedir.

Bu aksiyon yumağı içerisinde Kunt Tulgar‘ın desteğiyle yaratılan müzikal destek kimi zaman tam hız giden aksiyona yetişmekte zorlanırken, kimi zamanda Cüneyt Arkın ve Emel Tümer arasindaki potansiyel duygusal yakınlaşmaya eşlik ediyor. Filmin genelinde kullanılan Jerry Goldsmith imzalı First Blood temaları içerisinde sahne uyumunu en iyi yakalayabilen tema Arkın – Tümer ikilisinin duygusallığına eslik eden ballad. Orjinal Rambo’nun ilk filmde fırsat bulamadığı aşkı, Arkın – Tümer ikilisi kısa bir an için ekmek ve domates eşliğinde yaşayabiliyorlar.

Vahşi Kan 5

Level Canavarları :

Vahşi Kan’ı şu ana kadar saydığımız temel kavram ve detaylarla anlatabilmek mümkün mü? Elbette hayır, çünkü filmin esas oglanı Cüneyt ARKIN`ın tek düşmanı sadece çete ve avcılar grubu değil. Aslında bu renkli kötü adamlar grubu ATARI ve Commodore 64 ile hayatımıza giren Level Canavarı (Bölüm Canavarı) temasının erken donem bir örneği. Her oyunda olduğu gibi onlarında aslinda tüm kötülükleri adına yaptiklari birer büyükleri bulunuyor. Böylece bölüm canavarlarından sorumlu kötü adamlara ulasana kadar asılan tüm engellerle izleyiciye bir görsel yolculuğa çıkabilme imkanı tanınıyor.

Bölüm Canavarları ve sorumlu oldukları dolgu maddesi adamlarını izleyiciye tanıtabilmenin en iyi yolu, bu adamların esas karakterin karsısına çıkarılana kadar kötülüklerini ispatlayabilecekleri iyi ve masum karakterler uzerinde her türlü eylemi gerçekleştirmeleridir. Böylece filmin ilk 10 dakikasında olduğu gibi ne kadar masum ve filmin sonunu getiremeyecek kisi varsa, gerek işkence, gerek tecavüz gerekse direkt öldürülme yoluyla kötü adamların gazabına uğrarlar.

Bölüm Canavarları sıralamasında dolgu maddesi olarak kullanılan motorsiklet çetesi ilk adımı oluştururken ikinci aşamada insan avcıları ekibi bulunmaktadır. Çünkü icerisinde Süheyl Eğriboz gibi renkli karakterleride barındıran insan avcıları ekibi sadece salt karate numaralarıyla değil kötülük güçleriylede bir üst bölümde yer almayı hakeden adamlardır. Bununla beraber ekip liderleri olarak Osman Betin ve Turgut Özatay’da kendi bölümlerinin üst düzey kötülerini canlandırmaktadır.

Vahşi Kan 1

Seyircinin iyi kötü arasındaki çizgiyi netleştirmesinin ardından bu adamların aslında birer dolgu malzemesi olduğu ve adlarına calıştıkları liderlerinin sorumlu olduğu ana kötüleri tanıtmaya sıra gelir. İşte bu noktada Hüseyin Peyda ve Oktar Durukan bölüm canavarlarının liderlik hiyerarşisinde üst basamaklarda ki yerlerini alırlar. Ust derecelerde yeralan kotuler hicbirzaman masum karakterler uzerinde bireysel olarak bir eyleme girişmezler, bunu Osman Betin ve arkadaşlarında olduğu gibi emirleri altındaki çete kanalıyla gercekleştirirler.

Ana kötülerin hedefi her zaman için ana iyi karakterdir. Bu iki kutup arasında bir mücadeleyi başlatabilmenin en geleneksel yöntemide intikam temasıdır. Hüseyin Peyda`nın eşsiz yuz mimikleri ve kır yılanı bakışlarıyla intikam icin yasayan buyuk feodal kotü adam kompozisyonu dikkate değer. Rolünü o kadar inanarak yapıyor ki ne yaninda ki bikinili kadının nede kendini kaybettiği sahnelerde sehpanın üzerinde tuzla buz ettiği viski şisesinin onemi yok.

Bölüm Canavarlarının zirve noktasında James Bond filmlerinden sıkca aşina olunduğu gibi ana kötünün fazla ortada gözükmeyen ama sol kolunu oynayan bir kilit kötü adam daha bulunur. Her ne kadar Osman Betin, Hüseyin Peyda’nın sağ kolu ise Oktar Durukan‘da Peyda’nın sol koludur. Sol kolluğu üstlenen kötülere düşen görev en son olmektir. Tekerlekli sandalyede yaşayan kolsuz ve bacaksız bir yaşam formu olarak bir adım geride kalıp öncelikle 007 hikayelerinde ve ardından Amerikan filmlerinde seyircinin “herşey bitti” dedigi anda son dakika golünü atmak için pusuda bekleyen kötü adam olarak sıralamadaki yerini almaktadır.

Vahşi Kan

Sinemayı sevmek :

Bir zamanların Halkalısında bir Rambo uyarlamasından yola çıkarak eldeki tüm imkanlarla böyle bir kültü yaratabilmek, ben sinemacıyım diyen her insanın harcı degildir. İş yerinde kullandıgınız kravatın Rambo bandanası olabilecegini , her gun önünden geçtiğiniz herhangi bir ağacın dalının profesyonel bir silah haline getirilebilecegini, trafikte uzak durup arkasına düşmemek icin çabaladığınız bir AS 900 kamyonun bir kac-kovala öğesi olabileceğini gorebilecek kadar geniş bir hayal dünyanız var ise kesinlikle sinemacı olmalısınız.

Dünyayi hayal gücü dondürür. Bu sebeptendir ki büyük sinema ustamız Yılmaz ATADENİZ“Eğer Cetin INANC Amerikada bu işleri yapsaydı bugün Spielberg`in yerinde o olacaktı” diyebilmektedir.

Vahşi Kan pratik film yapımcılığı ve sinema bilgisi kadar sinemaya duyulan aşkında bir orneğidir. Osman BETIN ve ekibinin, Yeşilçam Kavgacılarının akıl almaz dublorlük gösterileri sadece “Aşk” ile tanımlanabilir. Kavga, yuvarlanma, yüksekten atlama gibi zaten sporla ilgili herkesin alışık olduğu bu hareketleri inanarak yapıyor olmaları gerek Vahşi Kan gerekse Yeşilçam`ın tüm avantür filmlerinde eşine rastlanamayan kinetik enerjinin doğmasını saglamıştır. Hareketler her zaman hızlıdır, dövüş sahneleri bir kareografi üzerinde defalarca tekrarlanarak değil tamamen doğaçlama bir şekilde ortaya çıkmaktadır. 

Kendi varoluşu gibi filmleri ile de fantastik bir yolculuğa kendimizi teslim etmemizi saglayan Yeşilçam`ın bu yuzü, sinemada özverinin, hayal gücünün ve sevginin bir örneğidir. Dünyanın pek çok ulkesinden B filmlerle ilgilenen bir insan olarak böyle bir enerjiyi (sadece bazı Uzak Doğu örnekleri hariç) ve böyle bir meslek sevgisini (kesinlikle eşsizdir) gorebilmek bile, şahsıma Fantastik Türk Sinemasının tüm dünyada tanınması gereken evrensel bir iletişim aracı olması gerektiğini düşündürmektedir.

Bir gün yeterince vaktiniz olduğuna inanıyorsanız Vahşi Kan`i birde bu gözle izleyin, belki hayata belkide sinemaya olan bakış açınız değişebilir.

Yazan : Gökay GELGEC – Yojimbooo

Vahşi Kan Orjinal Fragman:

* Tamamen ninja filmleri furyasına yönelik olarak hazırlanan Son Savaşçı ve bu filmin devamı niteliğindeki Olum Savaşçısı`da Fantastik sinemamızda Vahşi Kan gibi önemli bir kilometre tasıdır. 

Emel Tümer, bir yandan erotizmi ve tum sevecenliğiyle bir yandanda tamamiyle maskulen ve kavgacı kadın karakteriyle 1970`lerde Feri Cansel, Melek Görgünle yaratılmış alternatif kadınların bir devamıdır.

Vahşi Kan
CIKO fan sayfası:
www.myspace.com/cetininanc

Facebook Çetin İnanç – Jet Director grubu:http://www.facebook.com/groups/146086025486547/?ref=ts&fref=ts

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikYeşilçam’da saman alevleri: Christine Haydar (Kristin Haydar)
Sonraki İçerikMesut Kara Evrensel gazetesinde ve Hayat TV’de!
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.