Anadolu Westernleri: Yılmaz Güney – AÇ KURTLAR (1969)

1
976
sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney00
AÇ KURTLAR
Yılmaz Güney
“Eşkiya Celladı… Azrail !”

Geçtiğimi yıllarda blogumuzun takipçileri Anadolu Westernleri yazı dizimizin kısa tutarak son bölümünü Yılmaz Güney‘in ACI filmine ayıracağımızı açıkladığımızı belki hatırlayacaklardır. Ancak geçen süre içerisinde Spaghetti Westernlerin mekanik buluşlarına göndermelerle yüklü, sosyal mesajı bol bu çalışmanın yerine westernlerin ve Yılmaz Güney sinemasının şanına yakışan şekilde vahşi, bol hareketli ve kendine has AÇ KURTLAR‘ın Anadolu usulü Westernlerin en çarpıcı örneği olduğuna karar verdim.

Yılmaz Güney’in 1969 yılında Haydar Turan‘ın öyküsünden kendine has sinema anlatımıyla senaryolaştırdığı Aç Kurtlar, İblis filminde ele aldığımız sert coğrafyanın güneşli mevsimini bembeyaz bir örtüyle kaplı çöle çevirir.

Batıya fazlasıyla uzak olan Siirt‘in kendinden de uzak bir köyüne kışın çökmesiyle beraber eşkiyalar son avları için dağlardan inerler. Aç Kurtlar gibi onlarda kışı erzaksız geçiremeyeceklerdir.

Jandarmanın sürekli olarak operasyon düzenlemesine karşı bir türlü kökünü kazıyamadığı bu grupların en vahşi elebaşlarından Mustafa Erenler* yörenin en itibarlı ağalarından Reşat’ı ve köylülerini öldürür. Babasının ölüm haberiyle köyüne dönen genç ağa Ömer (Osman Oymak) katledilen ailesi ve köylülerinin intikamını almak için ihtiyar heyetinin tüm itirazlarına karşı çıkarak o zamana kimsenin cesaret edemediği bir işe girişir.

Tüm civar köylere haber salınır, kahvehanelere bildiriler asılır. Siirt dağlarında avlanan Aç Kurtların kafası için bir sürek avı başlayacaktır…

sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney08sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney38

Mustafa Erenler için 10.000 lira
Beko Avni için 7.000 lira *
Kara Aziz için 7.000 lira
Köse Mahmut için 4.000 lira
Serçe Mehmet için 3.000 lira

sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney27 sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney33

Büyükbaşların kafasına ödül koyulurken, yol kesen küçük eşkiya gruplarından Musa (İhsan Gedik) ve çetesi son işlerinde adsız, nereden geldiği bilinmeyen bir yabancı tarafından öldürülür. Bu bölgede büyük eşkiya liderlerinin kellelerine ödül konduğunu öğrenen adsız adam kendisine buzdan bir ev inşa eder …

Her işin sonunda tüfeğinin namlusuna asılı heybenin içerisinde kafasını aldığı eşkiyayı Ömer ağaya getiren Adsız Adam artık köylüler için “Eşkiya Celladı”, eşkiyalar için “Azrail”olarak anılmaya başlar.

Köse Mahmut’un (Ahmet Koç) mekanında kapatmalıktan kurtardığı genç kadının o bölgede öğretmenlik yapan kişinin eşi olduğunu öğrenir ve geçmişini bir kere olsun yüzleşmek için öğretmene açar. Tecavüze uğradığı için eşi tarafından kendisini öldürmesi için eline silah verilen kadınların yaşadığı bir bölgede erkeklik zor duruma düşen kadına sahip çıkmaktır.

Eşkiya Celladı listenin son sırasında ki Serçe Mehmet’tir ve 7 yıl önce eşkiyalar tarafından kaçırılan ve daha sonra intihar ederek köye getirilen karısının intikamını almak için hayata, devlete, insanlara isyan etmiş bir adamdır.

sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney37 sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney07

Ne var ki kendini bulmak için çıktığı dağlarda artık kendiside bir avdır…

Yılmaz Güney’in Güney Filmcilik olarak çektiği Aç Kurtlar Güneydoğuda kış mevsiminin beyaza bürümüş örtüsünde birbirinden güzel resimleri izlememizi sağlar. Özellikle Kara Aziz (Hayati Hamzaoğlu) ve Serçe Mehmet’in son büyük vuruşma için tüfek menzilinde birbirilerini takip etmeleri tadına doyumsuz bir manzara ile gerilim / avantürü bir arada sunar.

Aç Kurtlar’da önceki bölümlerde kötü adam tiplemeleri ile değindiğimiz Hayati Hamzaoğlu ve Bilal İnci‘yi birbirlerinden bağımsız, biri uzatmalı diğeri ise filmin açılış ve finalinde gözüken birer kötü adam olarak birarada izleme şansına sahip oluruz. Bu iki ucu güçlü kutuba Sırrı Elitaş, Ahmet Koç, İhsan Gedik ve Bahri Özkan eşlik eder.

Güney’in siyasi kimliğini su yüzüne çıkarmaktaki ustalığı bu filmde toplumun gelenekler ve gündelik yaşam arasında bocalayan taşralı insanının namus, itaat ve başkaldırı yaralarına parmak basmaktan çekinmez. Ömer Ağa’nın kahvesinin duvarları Komunizme Karşı İmanlı Mücadele‘yi savunan parti afişleri ile süslüdür bu imanlı mücadelenin üzerinde adam öldürmeyi para karşılığı hak sayan bir liste asılıdır. Nede olsa Hedef Güçlü Türkiye‘dir.

sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney12 sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney43

Güçlü olması gereken bir toplumda dağa kaldırılan, kaçırılan veya bitişiğindeki oda da tecavüze uğraması işten bile olmayan kadınlar ise ya intihar etmesi için zorlanmalı veya kapının dışında tutularak bir daha çıktığı evin kapısından içeri alınmamalıdır. Gün gelipte yoklukları hissedildiğinde bunun bir sevgi değil “Kaybedilmiş Alışkanlık” olarak özlemi duyulan bir insan olması da filmin üzerine Güney usulü sert bir inişle parmak bastığı sosyal problemlerin en güçlüsü olsa gerek.

Filmin sosyal boyutunun ardından hikayenin gerçek hayattan beslendiği noktalar ve sinemadan esinlendiği kaynaklar üzerine ufak bir ayrım yapmak gerekmektedir. 1960’lı yılların sonlarına kadar merkezi otorite ve ordunun sürekli operasyonlarına kadar Eşkiyalığın özellikle Doğu ve Güneydoğuda önemli bir sorun olduğu gerçektir. Kanunsuzluğu kendine esas almış bir gerçek hayat biçiminin westernlerle ortak yönlerinin özellikle İtalyan westernlerinde tüm yalınlığıyla verilen “dehşet” ve “vahşet” ile kardeşliği Yılmaz Güney’in Sergio Leone‘nin Dolar Üçlemesini de en az Haydar Turan’ın öyküsü kadar kendine bir kaynak olarak aldığını göstermektedir.

Eşkiya (veya) Haydutların kapatmalığından kurtarılan kadının ailesine teslim edilişi dolar üçlemesinin ilk filminden, Ödül Avcılığı ise serinin ikinci filminden kaynak olarak alınmış temalardır. Bununla beraber Sergio Corbucci‘nin karlarda geçen tüm zamanların en depresif spaghetti western çalışması Great Silence‘nin beyaz üzerinde ki kara kalpli adamlarıda esinlenmenin üçüncü bölümünü oluşturmuş olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki Yılmaz Güney, birebir kolaj yapan değil her filminde etkilendiği tarzı kendi sinema dünyasına yedirerek onu “Bir Yılmaz Güney Filmi” yapacak yeteneğe sahip bir sinema insanıdır.

Özgün müzik veya siparişle hazırlanmış çok amaçlı ucuz stok melodilerinin ortalıkta cirit attığı bir dönemde Lale Film Stüdyoları ile Yeşilçam‘ın seslendirilme ve müzik hizmetlerine yıllarca emek vermiş olan Necip Sarıcıoğlu‘nun muhteşem müzikal seçimi olan Ennio Morricone‘nin günümüzde Metallica tarafından da coverlanan efsane melodisi “Ecstacy of Gold” ve parçanın devamı “Il Triello” temaları bu önemli filme yarattığı etkiyi ikiye katlayan bir güzellik katar.

* Film için hazırlanan yazılı materyallerde Mustafa Erenler ve Beko Avni isimleri büyük ihtimalle sansür ve yasaklanma gibi sebeplerden ötürü orjinal halleri olan “Ermeni” Musto ve Bekoyu Avan olarak kullanılmamıştır.

Yazan: Gökay GELGEC – Yojimbooo

sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney41 sinematik_ac_kurtlar_yilmaz_guney34
AÇ KURTLAR Fragman :

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikYeşilçam Klasikleri – Ah Güzel İstanbul (1966)
Sonraki İçerikBin bir surat Şener Şen
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.