Uçan Daireler Istanbul’da – (Flying Saucers Over Istanbul) 1955

11
733

Uçan Daireler Istanbul‘da veya Flying Saucers Over Istanbul filmi yakın zamana kadar kayıp sanılan bir filmdi, ne olduysa birden ortaya çıktı, hem de üstüne şehir efsaneleri yaratılmış film sessiz sedasız MTV’de bile gösterildi. Fantasturka döneminde duyduklarımıza göre Fanatik’in alt şirketi olan Horizon International tarafından filmin bir dvd’si çıkarılacağı söyleniyor ki Horizon imzalı not defterleri piyasaya çıktı.

1950′li yıllarda bu gibi bir bilimkurgu filmlerini çok az ülke kotarabiliyordu. Bu nedenle bu film hem Türk sinema tarihi için önemli hem de dönem ve şartlar düşünüldüğünde cesur bir yaklaşım. O yüzden ben de elimden geldiğince film hakkında toparladığım bilgileri bir araya getirerek bir yazı hazırladım. Yazının en altında ise filmden karelerden oluşan geniş lobi tadında bir Sinematik Yeşilçam yapımı galeri bulabilirsiniz.

sinematik yesilcam - Uçan Daireler Istanbul'da 001

Uzun süre kayıp olan Uçan Daireler Istanbul’da hakkında elimizde sadece oyuncuların anlattıkları, bir kaç makale vardı. Hatta artık başucu kitabımız haline gelen Fantastik Türk Sineması kitabında bile birkaç satırla bahsedilmişti. Yani anlayacağınız film hem bir şehir efsanesi idi hem de belki de çoğumuz için ulaşılmaz bir hazine ve belkide bir bilimkurgu klasiği idi. Yani hem kayıptı hem de benim gibi film arkeologlarının ağzını sulandıran hatta ve hatta abartırsak düşlerine giren bir filmdi. Hatta sırf bu yüzden yazının sonuna doğru, notlar kısmında filmi ortaya çıkmadan önce sahip olduğumuz ” filmin özetini” de yazıya ekledim. Neyse filmimize dönecek olursak filmde oynayan Özcan Tekgül filmin çekimlerini şöyle anlatmıştı:

“Şişli’de rahmetli Sohban’ın platosunda çalışacağız. Yönetmenimiz Orhan bey hergün için 10 saatlik iş koymuş bizlere. Akşamları Ses’teki danslı çalışmalarımız devam etmekte. Bana ve Semiramis’e çok ilginç uzaylı kostümleri diktirmişlerdi. Hepimizin boynunda kendimize ait mücehverlerimiz vardı. Bunlar bir uzay filminde ne ara demeyin ama böyle. Hele hele ayaklarımızdaki çizmeler var ya onları herkes kendi yanında getirirdi. Yani uzaylı kızların ayağındaki çizmelerin hiçbiri birbirine benzemiyordu!”  

UYARI: Yazının bu kısmından itibaren film hakkında oldukça fazla süpriz bozan (spoiler) yer almaktadır!!!!!!
sinematik-yesilcam-ucan-daireler-istanbulda-014Erçin, filmdeki uzay gemisini, gemideki robotlar ve uzay mekanını çoktan planlamıştır. İşbilir Platocu Sohban Koloğlu hemen bir uzay dekoru kurar. Özcan Tekgül bunu da şöyle anlatıyor: 
“Rahmetli Sohban çok akıllı ve pratik çalışan bir kişiydi. Üç duvarı tamamen siyaha boyanmış bir plato kurdu. Parlak jelatin kağıtlarından çeşitli büyüklerde yıldızlar kesti ve bunları çeşitli uzaklıklarda bu siyah duvarlara yapıştırdı. Ayrıca yine strafordan gezegen şeklinde kesilmiş şekilleri misinayla tavana tutturarak gerçek anlamada bir “Uzay Yolu” yarattı. Ark denen büyük lambalar yanınca üzeri parlak olan herşey parlamaya başladı. Buraya kadar belki iyiydi ama bunların arasından uçan “uçan daire” yokmu, en komik olanı da oydu. Bildiğimiz tencere kapakları biraz şekil değiştirmişler ve iki set işcisi bu uzay dekorunda tıpkı çocukların frizbi oyunları gibi onları döndürerek birbirlerine atıp duruyorlardı. Zavallı rum kameraman beceremiyorlar diye onlara kızıp duruyordu.” 
( Öteki Sinema sitesinde internet ortamına aktarılan ve Ali Sekmeç tarafından “Gece Yarısı Sineması” dergisi 14. Sayısında yayımlanmış yazıdan alınmıştır)

Filmin yönetmeni Orhan Erçin hem senaryosunu yazmış ve hem de filmde Şapşal isimli bir karakteri canlandırıyor. Filmde bulunan komedi ikilisinden birisi Şapşal diğeri ise Zafer Önen‘in oynadığı Kaşar isimli bir karakter. Bu ikili Abbott ve Costello ve erken dönem Dean Martin ve Jerry Lewis‘in bir karışımı olarak ele alınabilinir.
Film bir gece kulübünde başlıyor ve kulüpte yer alan iki muhabir var. Bu muhabirlerden Orhan Erçin‘in oynadığı Şapşal karaketeri biraz düz bir karakter. Kaşar ise oldukça sakar bir kişilik ve yaptıkları ile ikilinin başına gelen herşeyin bir nevi sebebi oluyor. Bu gece kulübü ise ilginç bir yer, şöyleki içeride bulunan çirkin, yaşlı, emekli, kocasız ve zengin kadınlar tarafından yönetiliyor. Amaçları ise çekici dansçıları, kulübe yolu düşürecekleri erkekleri, paraları ve servetleriyle kandırarak evlenmek ya da kötü emellerine alet etmek. Dansıda tuzaklarına düşürmek için kullanıyorlar. Aslında bunu filmin kendisinin de yaptığını söyleyebiliriz!!!

sinematik-yesilcam-ucan-daireler-istanbulda-012Kulübün sahibeleri ile görüşen kafadalarımız gazetelerine geri dönerler ancak burada patronları Istanbul çevresindeki UFO haberleri yerine kısa etekli kızların peşinde giden ve gece kulübünde takılan ikiliye kızar. Farklı haber yapma konusunda ikna olan iki kafadar haberin merkezine giderler ve devasa bir telekopu olan ve uzun sakallı bilimadamlarının bulunduğu bir bilimsel araştırma merkezine gizlice girerler. Bilimadamlarının işi bitip gidince teleskopu ve  merkezdeki elektronik cihazı karıştırmaya başlarlar. Ve bir hata yaparak yakından geçmekte olan bir uçan daireyi Istanbul‘a yönlendirirler.

Büyük bir alüminyum kek kalıbını andıran Uçan daire Istanbula iner ve içinden büyük bir kutuya benzeyen gümüş bir robot çıkar. Bu robot büyük ihtimalle tahtadan veya kartondan yapılıp üzeri spray boya ile boyanmış bir oyuncaktır. Üzerine rastgele ışıklar yerleştirilmiş robotumuz bazıları iri yarı kadınlar ile birlikte yeryüzüne iner. Bu kadınalr içinde güzel olan üç ana uzaylı kadını Özcan Tekgül, Semiramis Göze ve Türkan Şamil canlandırmaktadır. Şapşal ve Kaşar’a sonradan anayurtları Merih olduğunu öğreneceğimiz kadınlar tarafından el konulur.

Not: Bu noktada film Abbott and Costello Go to the Mars, Plan 9 from Outer space, Cat Women from the moon veya Queen of the outer space filmlerine ve de tersine konusu ile de Mars Needs Women filmine benzemektedir.

Kadınların elindeki erkek bulmaya yarayan makine ve gençlik iksirinin faydalı olacağını düşünen iki kafadar kadınları başka erkekler bulabilecekleri konusunda ikna ederler ve böylece hikayemiz ilginç bir noktaya gider. Ama kraliçe uyanıktır ve onları takip etmek ister. Takip için kullanılan cihaz ile çekim yapılan ilginç sahneler yer alır ki bir televizyon monitorü olarak kullanılan ekran Çetin İnanç‘ın Demir Pençe Korsan Adam filminde de kullanılmıştır.
İki kafadar bu iksiri otelde Mirelle Monro‘nun yanında olan patronlarına götürür. Orada iksir çalınır. Kaşar iksiri geri almayı başarır ama çoktan o da içmiştir çaresiz uçan daireye geri dönerler

sinematik-yesilcam-ucan-daireler-istanbulda-013 Uçan Daireler

Eli boş dönen kafadarlara uzaylı kadınlar kızarlar ve uçan dairenin içinde kafadarlara kötü davranırlar kahramanlarımız tırsmıştır. Ancak mürettabat eli boş dönmek istememektedir o yüzden 2 erkekle yetinmek istemezler, o kadınlardan birisinin yardımı ile yine kaçarlar. Bu arada farklı bir iksir verildiği için çılgına döner herşey. Buradan hemen kulübe dönerler ki kulüpte zaman Mirelle Monro‘nun danslarının zamanıdır. Bu sahnelerde Marilyn Monroe‘dan esinlenmiş! (Orhan Erçin‘in Monroe hastası olduğunu birkaç röportajda okumuştum) Türk işi Mirelle Monro‘nun bol bol dans gösterileri yer alır. İzleyenleri büyüleyen güzelimizin dansları sırasında kendisini klonlar aslında bu bile başlı başına fantastik bir sahnedir. Velhasıl hikayemiz sonunda uzaylı kadınların kraliçesi sinirlenip kulübe gelip herkesi dondurur ve Şapşal ile Kaşar’ı alarak Merih’e götürür. SON!!

Film üzerine notlar: 
Filmin soundtrack’i: Mustafa Kandıralı‘nın yer aldığı Metin Bükey Orkestrasının müzikleri çoğunlukla kullanılmıştır.
Filmde yer alan müthiş! icatlar: Erkek bulma makinesi, Kaşar’ın boynundaki fotoğraf makinesi ve iksirler, Klonlama sahnesi ve uçan daireler.
Film izlenmediği için bizimde alıntalıdığımız yazı gibi pek çok kaynakta filmin konusu aşağıdaki gibi verilmiştir. Herkesin bildiği detay filmin konusunun gerçek bir olaydan Edirne!de uçan daire gören bir köylüden yola çıkıldığı idi. Oysa bugün bunun böyle olmadığını biliyoruz. Bu nedenle kaynaklara giren filmin yanlış konusu şu idi:
Edirne’de bir köylü akşam üzeri tarlasını sularken, yuvarlak biçimli çok parlak bir nesnenin tarlasının ortasına indiğini görür. Ne olduğunu anlayamayan köylü, etrafına göz kamaştıran ışıklar saçan nesnenin etrafında dolaşırken birdenbire bir kapı açılır ve seksi kıyafetli güzel kızların indiğini görür. Adam ne olduğunu anlayamadan korku içinde evine kaçar. Bir süre sonra bu olay gazetelere manşet olur. çalıştığı gazetede durumu pek parlak olmayan genç bir gazeteci bu olayı araştırmakla görevlendirilir. Çılgın ruhlu bir gazeteci olan genç, bu uzay gemisinin peşine takılır. Amacı bu seksi kıyafetli güzel kadınları bulmaktır. Gazeteci ile kızlar arasında komik olaylarla dolu bir kovalamaca başlar. Oysa uzaylı kızlar çoktan halkın arasına karışmıştır bile…

Sonuç olarak Uçan Daireler İstanbul‘da filmi bir bilim kurgu klasiği değil ama izlemesi eğlenceli bir film olarak Türk sinema tarihinde yer bulması gereken bir film. İçinde herşeyden biraz var bu da kuşkusuz filmin güçlü olduğu kadar kaybettiği nokta. Mesela filmde uzun uzun dans sahneleri, göze batan abartılı oyunluğa rağmen komedi , Ala turka müzik ve orkestra, oryantal müzik, göbek dansı şovları, yarı çıplak kadınlar ve 2012‘de bize komik gelen ve gülebileceğiniz ilkel uzay efektleri var. Bu film Türk erkekleri için yapılmış ve çevrildiği zamanı düşünürsek ahlak anlayışı konusunda zorlayıcı bölümler yer alan bir film. Ancak film o kadar tepki almışki Orhan Erçin’in son denemesi olmuş. Eğer koleksiyoncu iseniz arşivinizde bulunması gereken bir film. 80 öncesi Turist Ömer dışında tek bilim kurgu filmimiz Dünyayı Kurtaran Adam sanıyorsanız izlemeniz gereken bir film, 50li yılların bilim kurgularını beğeniyorsanız dvdsini beklemeniz gereken bir film. Şüphesiz o döneme ait yerli yapım filmlerin sayısı 3ü geçmiyor o yüzden filmi sahiplenmemiz gerekiyor bence…
Yazan: Utku Uluer

Uçan Daireler Istanbul'daYapım yılı:1955

Birsel Film, 66 dak – Siyah Beyaz
Yönetmen ve senaryo: Orhan Erçin
Oyuncular:
Orhan Erçin,
Zafer Önen,
Halide Piskin, Semiramis Güze,
Özcan Tekgül, Mirella Monro,
Sadri Karan, Turgut Pasiner,
Kadri Senkal, Hakki Rusen,
Akif Maden,
Özdemir Asaf

Yorumlar