HACI MURAT GELIYOR: Bir Kafkasya Westerni…

0
499
haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin00
Hacı Murat’ın (Cüneyt ARKIN) Şeyh Şamil’e iletilmesi gereken bir mesajı ulaştırabilmesi için 2000 fersahlık yolu aşması gerekmektedir. Rus Ordusu tarafından karış karış taranan bu bölge zalimliğiyle nam salmış Albay Ivan’ın (Erol TAŞ) kontrolü altındadır ve Hacı Murat’ın annesiyle beraber Ivan’ın eline düşmesi kaçınılmazdır.
Hacı Murat’ı işkence tezgahlarından geçirdikten sonra onun yerini alan Albay Ivan, direnişçilere son darbeyi indirmek amacıyla gizlice Şamil’in sığınağına doğru yol almaya başlar…
haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin01 bonnie_clyde_sinematik1

Natuk Baytan – Sinema ve Edebiyat :

1960’lı yılların ikinci yarısında sinemamızda yeni bir popüler akım olarak ele alınan tarihi avantürler öncelikle Malkoçoğlu serileriyle büyük bir gişe başarısı elde ederek yapımcıların dikkatini çekmişti. Tarihi dayanaklara birebir bağlı kalmaktansa Bir Türk Dünyaya Bedeldir mottosu üzerine şekillendirilen bu hikayelere dönemin şartları içerisinde dinamizm kazandırabilmek için çeşitli yeniliklerin peşine düşülmüştü.
Malkoçoğlu serileriyle ismini duyuran Remzi Jöntürk’ün Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor ve Ölüm Fedaileri filmlerinde hikayenin el verdiği şartlar çerçevesinde göz kırptığı Spaghetti Western Temalarını tarihi kökenlere bağlı kalarak endirekt haliyle sunabilen tek seri ise Hacı Murat’ın sinemaya uyarlanması olmuştu. Böylece o yılların en büyük gişe başarısını elde eden yerli ve yabancı film türleri tek bir potada eritilebildi, ayrıca böyle bir hikayeyi temellendirebilecek dünya klasikleri içine girmiş edebi eserlerde hazır bir şekilde uyarlanmayı bekliyordu.

İlk Haci Murat filmi çeteci hareketlerle Ruslara baş kaldıran ve bu saldırılarıyla Şeyh Şamil’in dikkatini çeken bir kahramanın öyküsünü içerir. Edebi kökenlere daha bağlı ve olayın politik unsurları üzerine kurulan bu hikayeyi tamamen spaghetti western öğeleriyle bezenmiş Hacı Murat Geliyor takip eder. Her iki filminde yonetmeni olan Natuk Baytan’ın kendi sinema yolculuğunda ki gelişim ve Cüneyt Arkınla beraber calışmasının getirmiş olduğu rahatlık bu iki filmde izlenebilmektedir.

Öncelikle yönetimi için Yılmaz Atadeniz’in düşünüldüğü bu seri, yönetmenin o donem film çalışmaları sebebiyle yoğun günler yaşamasindan ötürü yine Atadeniz’in tavsiyesi ile Natuk Baytan’a verilmiştir.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin03 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin02

Açıkçası yapımcı Turgut Demirağ’ın bu öneriyi pekte gönüllü olmayarak kabul etmesinin ardında filmin başarılı çekilememesi halinde tüm montajının Yılmaz Atadeniz tarafından bedava yapılacak olmasıyla alınan garanti şeklidir. Ancak Natuk Baytan’ın kısıtlı bütçe olanakları içerisinde pratik çözümlerle kamerayı doğru noktalarda kullanarak yarattığı savaş ve çarpışma sahnelerinde ki ustalık Atadeniz’in kendisinde gördüğü ışığı boşa çıkartmaz. Böylece bir bahisle başlayan yönetmen seçimi hadisesi sinemamızın en usta yönetmenlerinden birisinin büyük artistli filmler kategorisine adım atmasını sağlar.

Natuk Baytan’ın coğunlukla sinemada film izleyerek bu filmler esnasında aldığı notlar, filmlerinin çekiminden önce hazırladığı storyboard çizimleriyle ne kadar titiz bir çalışma sistemine sahip olduğunu bıliyoruz. Bununla beraber edebiyatla da yakın bir ilişki içerisinde olan yönetmenimizin Hacı Murat hikayesinin içerisine Michael Strogoff`tan kattığı esintiler dikkatten kaçmamaktadir. 

Hacı Murat Geliyor, Natuk Baytan – Cüneyt Arkın ikilisinin tarihi kulvarda western soslarıyla karşımıza çıktığı Hacı Murat serisinin ikinci filmidir. Gelme meselesi Baytan – Arkın ikilisin bir diğer önemli tarihi avantür serisi olan Battal Gazi içinde geçerlidir. Ekip, Savulun Battal Gazi Geliyor ile serinin avantür ve eğlence potansiyeli en yüksek örneğini vermektedir.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin07 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin06

 

Bir Kafkasya Westerni :

Bu filmi ilk Hacı Murat’tan ayrı tutarak özellikle ele alma sebebim o yilların popüler türü westernin Türkiyede tarihi köklerine uygun olarak yapılabilecek en uygun eserlerden birisi olmasidir. Tematik olarak kendine Kafkasya’yı mekan seçen Hacı Murat serisinin 19. yy Vahşi Batısına karşı kendi Vahşi Doğusunu yaratabildiği kuşkusuz.

Devrim için federallere karşı gerilla faaliyetleri sürdüren Meksikalılar ile Federaller arasındaki savaşın bir benzeri Ruslar ile Türkler arasında yaşanmaktadır. Böylelikle Akira Kurosawa’nın samuray filmleriyle yarattığı Doğu Westernleri yaklaşımının daha B bir türü Kafkasya Westerni olarak karşımıza çıkar *

Tanım olarak sınırların dışına taşılabilecek kadar özgürlük tanıyabilen Western, sadece batıya ait olmamakla doğuda da kendi özgürlük sınırlarını aşar ve bu atlamayı kanunsuzluk ekseninde gerçekleştirmektedir. Hacı Murat bu açıdan Kafkasyayı mekan seçerek, Anadolu Westernlerinde ele alınan fantastik – feodal bir dünyaya karşı kendi dönemi için daha gerçekçi köklere dayanmaktadır.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin08 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin10

Albay Erol Taş: 

Erol Taş kötülüğün kurallarını koymaya ve o dünyanın tartışmasız tek lideri olduğunu kanıtlamaya devam ediyor. Emektar oyuncumuzun bu sefer Acı Pirinç’te olduğu gibi ortalama oyuncularla kendine bir alan açabilecek kadar serbest davranabilme imkanı olmamasina karşı Natuk Baytan’ın kendisine tanıdığı serbestiyle spaghetti westernlerden fırlayan kötü adamlarla eşit haklara sahip bir cani asker olarak izliyoruz.

Tutsaklarını konuşsalarda konuşmasalarda öldüren Rus Subayının özellikle adam yakma konusunda bir ihtisas sahibi olarak belkide Kurtlar Vadisi dizisinin kötülerinden Cevat’a bir rol modeli olduğunu söyleyebiliriz. Filmin piyasada bulunabilen yasal vcd’sinden* itinayla çıkarılmış açılış sahnesinde tüm hikayeyi götürecek ana karakterin Erol Taş olduğunu görebiliyoruz. 4 Türk esirini önce kırbaçlayan, ardından atlara bağlayıp sürükleten, kurşunlatıp yakan Albay Ivan’ın diğer Yeşilçam Tarihi Avantür filmlerinde kötü adamların değişmez özelliklerinden birisi olan müslümanlari hristiyanlaştırma gibi bir misyonu ise bulunmamaktadır.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin13 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin11

 

Esirlerini türlü işkencelerle öldürmekten zevk alan hatta kendi askerlerinide dövmekten kaçınmayan bu adamın başlı başına kendine ait bir filmi olmasını insan arzulamıyor değil. Yaşlı kadınlardan, seyahat eden tüccarlara herkes albayın gazabından kendine düşen payı alıyor. Hatta Hacı Murat’ıda ağına düşüren albay onun için hazırladığı özel güneş işkencesiyle bir süreliğine kahramanımızın kör olmasına sebep oluyor.

Filmde mantıklı olarak bir açıklama getirilememiş noktalardan biriside Hacı Murat’ın körlüğünün hemen nasıl iyileşebildiğidir. Tabii ki bu noktada kör edilen kahramanın Cüneyt Arkın olduğunun altını çizerek emsallerinden 1 milyon ışık yılı önce böyle bir badireyi atlatabileceğini de es geçmiyoruz.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin16 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin17

Detaylarda Kalanlar:

Filmlerin çekimi esnasında yaşananlarla ilgili bir bulguya ulaşamamış olmamıza rağmen ilk Hacı Murat filmiyle ilintili olarak Cüneyt Arkın’ın Yunus Yılmaz tarafından çekilen Natuk Baytan Belgeselinde anlattıkları kadarıyla patlayıcıların dozajını ayarlayamayan produksiyon ekibinin sahneyi daha gerçekçi yaparken oyuncuları telef etmek üzere olduğunu Arkının ağzından öğrenebildik. Rusların tuzaklarından sıyrılarak hedefine ulaşmaya çalışan Hacı Murat’ın bu atak sahnesinin gerçeğe en yakın şekliyle gerçekleşmesi için kullanılan barut miktarı artırılır, Arkın at ile patlamaların yapıldığı bölgeden dörtnala geçerken hem kendisi hemde atı ciddi şekilde yaralanır.

O yıllarda henüz karateye başlamamış olan Cüneyt Arkın’ın akrobatik yetenekleriyle kotardığı toplu dövüş sahnelerinden çok silahlı çatışmalarla filmde ki avantürü dengelediğini söyleyebiliriz. Natuk Baytan’ın kendine has şaryo tekniğiyle desteklenen bu çatışmalar keşke bütçenin biraz daha yüksek olsaydıda böylece daha çok dinamit ve hatta mitralyözün bulunduğu sahneler olabilseydi diye iç çektirmektedir.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin18 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin15

Spaghetti Western kahramanlarına yakışacak şekilde bol bol Federal Meksikalı yerine Rus Askeri öldüren kahramanlarımız (Arkın ve yardımcısı Adnan Mersinli) peşlerine düşen müfrezelerden kaçarken aşkada vakit ayırarak filmde ki iyi ruslardan biri olan General Pavloviç’in kızını (Nebahat Çehre) ekiplerine katmayı ihmal etmiyor.

Bu arada bir alt parantez açarak Nebahat Çehre’nin Yeşilçam’ın Fantastik Dünyasında en az Feri Cansel ve Melek Görgün kadar önemli bir yeri olduğunun altını çizmek isterim. Çehre, gerek Yılmaz Güney ile gereksede Fantastik Türk Sineması kategorisinde çektiği onlarca filmde daha vamp rollerde olmasını arzulamış olduğum bir sanatçıdır. Bir zamanlar bu üçlüyü bir araya getirip italyan emsallerinde olduğu gibi erotik sosları yüksek bir avantürü gerçekleştirebilecek yapımcılarımız olsaydı belkide Üç Süpermenler gibi birde Üç Süperkızımız olabilirdi.

Filmin takip eden yıllarda kendi alanlarında ustalıklarını kanıtlayan konuk isimleri ise Levent Çakır, Behçet Nacar, Süheyl Eğriboz, Adnan Mersinli ve Melih Gülgen`dir.

Zagor serisiyle Fantastik Türk Sinemasının zirvedeki oyuncularından birisi olan Levent Çakır, Arkın’ın akrobatik darbelerinden payını alan rus askerlerinden biri olarak karşımıza çıkarken, yeşilçam kavgacılar ekibinin kıdemli elemanları olan Nacar, Eğriboz ve Mersinli üçlüsü ise karşılıklı kulvarlarda görevlerini almaktalar. Teğmen Zarkov ve Yüzbaşı Vassili ikilisine karşı Hacı Murat’ın yardımcısı ekmek düşkünü Adnan Mersinli kendi kariyerleri üzerine gelecek vaad eden karakterleri canlandırmaktadırlar.

O yıllarda Natuk Baytan’ın asistanlığını yapmakta olan Melih Gülgen ise uzatmalı ve diyaloglu bir figuran olarak terfi bekleyen Rus Teğmeni rolünde karşımıza çıkmaktadır.

haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin05 haci_murat_geliyor_cuneyt_arkin04

Her filminin bir hatıra olarak ileride hatırlanmasını isteyen, hayatının geçici, filmlerinin ise kalıcı olduğunu her fırsatta dile getiren Natuk Baytan ise bu filmde bir sürpriz yaparak Gülgen gibi uzatmalı ve diyaloglu bir figuran olarak Erol Taş’a firça atan Rus Generali Argotovski olarak karşımıza çıkmakta. Filmin yönetmeninin filmin içinde de kötü adamı hizaya getiren daha büyük bir adam olması şaşırtıcı olmamalı. 

Tarihi avantürlerden hoşlanan tüm takipçilerimize,(Neo Osmanlıcılığın pozitif alternatif olarak kabul edildiği bu günlerde böyle bir serinin yeniden çevriminin yapılabileceği konusunda yapımcılarımızın kulaklarına kar suyu kaçırmayı ihmal etmeyerek) vakitleri olduğunda bu filmi bulup izlemelerini tavsiye ediyoruz. 

Yazan: Gökay GELGEC – Yojimbooo

* Tamer Yiğit’in başrolünü oynadığı bir diğer Hacı Murat filmi olan Hacı Muratın Intikami , Cüneyt Arkın’ın Osmanlı Kartalı ve Yılmaz Güney’in Aslan Bey filmleride sinemamızdaki diğer Kafkasya Westerni örneklerindendir.

* Filmin piyasada bulunan vcd basımı ile 80’li yıllardaki kaset versiyonu arasında aşağı yukarı 12 dakikalik bir kesinti söz konusudur. Bu sahneler filmin açılış bölümünün yanısıra, Erol Taş’ın işkence, Cüneyt Arkın’ın toplu kavga ve sevişme bölümlerini içermektedir. 

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikMesut Kara- 16. Süpürge ‘rağmen’ uçuyor
Sonraki İçerikHEYDERGİLERİ.COM SİTESİNDE YENİLİKLER
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.