Yeşilçamda Saman Alevleri: Acıların Kadını Bergen

5
7994

sinematik.bergen009 bergen 1Acıların Kadını Bergen

Bergen hakkında yaptığım araştırma sonucunda hakkında dolaşan birçok haberin ve bilginin çelişkili olduğunu görmüştüm. Maalesef internetin ortaya çıkması bilgilerin yaygınlaşmasında faydalı olsa da bazı hatalı bilgilerde gerçek gibi yayılabiliyor ve dezenformasyon yaratıyor.

Zaten arşiv konusunda kısır bir yapıda olan Türk Sinemasında bazı konularda veritabanı tamamen hatalı bilgilerden derlenmiş olabiliyor. Bergen’in sinemamızdaki yeri 1 filmlik olduğu için ve yakın tarih olduğu için detaylı bilgileri bulmak sorunlu değil ancak onun da film gibi hayatı hakkında çok fazla şehir efsanesi var…

4 yıl önce Bergen’in ailesinin yaptığı site dışında ikinci doğru bir kaynak olması için bu yazıyı hazırlamıştım.. Tabi sitedeki bilgiler öznel olduğu için ben olaylar hakkındaki yorumları tarafsız bir şekilde okumaya çalıştım. Ancak bu yazıyı ilk yayınladıktan sonra Yavuz Hakan Tok‘un sitesinde çok detaylı bir Bergen yazısı yayınlandı. Eğer konu ile ilgiliyseniz bu yazıyı (buradan) okumanızı tavsiye ederim.

Yavuz Hakan Tok‘un yazısının girişi zaten pek çok noktayı açıklıyor: “Bazı hikâyeleri yazmak zordur. Ne yazsanız eksik kalacak, parçalar bir türlü yerine oturup bir bütüne ulaşamayacaktır; daha kalemi elinize aldığınız ilk anda anlamışsınızdır bunu. Hayal gücünüzden katacağınız hiçbir şey yoktur çünkü o hikâyeye. Yaşanmıştır, gerçektir. Ve kahramanı çoktan ölmüş, onun hayatına tanıklık edenlerse bir daha konuşmamak üzere susmuş ya da susturulmuştur.”

Bazı yerlerde Bergen’in 1961 Ankara doğumlu olduğu yazıyor. Ancak 1958 Mersin doğumlu. Bergen ismini kendisine veren kocası yurtdışında kalp krizinden rahmetli olmuş. Gerçek adı Belgin Sarılmışer. full

Mersin, Adana ve İzmir’de ki bir çok gazino,bar ve pavyonlarda şarkıcılık yapmış. Derlediğim bilgiler içinde 1986 yılında İzmir de ki bir gece kulübünde sahnede şarkı söylediği sırada Bergen”in yüzüne kezzap attıldığı yazılıyor. Bu tarih yanlış ve ailesinin hazırladığı sitede verilen net bilgiler şunlar: “(31 EKİM 1982 Pazar) günü akşamı 23 :00 sularında kendisini zorla çalıştıran H.S isimli şahsın bir fedaisi tarafından yüzüne kezzap attırarak Bergen‘in sağ gözünün görmemesine neden olmuştur.1987 yılında adana 100 yıl fuar’ı içerisinde bulunan Lunapark aile gazinosunda sol bacağından bıçaklanmış. Bergen, Mersin Pozantı karayolu çamalan mevkii, eski E-5 kara yolu üzerinde bulunan tahta teras balkonlu Aspava isimli Lokantada 14/08/1989 Pazartesi günü sabahı saat 06 :12 geçe sırtından vurularak öldürülmiştür.

Oldukça karışık ve fırtınalı bir hayat sürdüğü ve Acıların kadını lakabına denk gelen bir yaşantısı olan Belgin Sarılmışer‘in Yeşilçam macerası ise 1986’da çevirdiği “Acıların Kadını” filmi ile sınırlı. Bu filme hayranları tarafından çok önem veriliyor. İzlemek isteyenler filmi linke tıklayarak buradan izleyebilirlerAcıların kadını

Bergen aslında Yeşilçam filmlerinde anlatılan kurgusal dünyaya o kadar benziyor ki aslında. Bergen’den sonra arabesk filmleri artık aynı olmuyor sanki. Ancak sistem onu da istismar ediyor belki de istismar etmeden kendi kendien doğruları bulamayack bir döneden geçiyor video ve arabesk furyası. 1994 yılında hayatı başrollerini Bennu Gerede ve Kadir İnanır”ın paylaştığı ”Aşk ölümden soğuktur” adlı filme konu olur Bergen ve belki de Yeşilçam kendi özeleştirisini de yapıyor. Kadına şiddetin bazen kurumsallaşabildiği ama herşeyden daha kötüsü normalleştirildiği bir coğrafyada müzik dünyasında olmasada Yeşilçamda tek filmiyle bir saman alevi gibi gelip geçiyor.

Ancak bıraktığı iz bir filmden daha fazla belki de. Bu iz filmin içeriği değil Bergen‘in kendisi ve temsil ettiği ile ilgili bir iz… Çünkü filmin kaliteli olduğunu ve sinematik açıdan önemi olduğunu iddia etmek zor. İşin en acısı ise 2000’lerin Türkiye‘sinde Bergen‘lerin sayısı daha da artıyor. Kadına şiddetin canlı bir örneği ünlü olarak basın tarafından öne atılan ve katledilen ismi gibi bir yaşam. Bunların en acısı ise Bergen’i öldürdükten sonra 1992’de kaçtığı Almanya’dan getirilen Halis Serbes çıkarıldığı mahkemede 1 yıl 3 ay hapise mahkum oldu. Zaman aşımı ve Almanya’da mahkumiyet süresi gibi hafifletici sebeplerle sadece yedi ay sonra serbest bırakıldı. Evet sadece 7 ay (yazıyla yedi) hapiste kaldı. Daha önce gazetelere  pişman olduğunu söyleyen Halis Serbes daha sonra hiçbir zaman pişmanlık duymadığını, Bergen’in bu yaşananları “hak ettiğini” açıkladı ki işte hepimizin 20 kere düşünmesi gereken de aslında budur.

sinematik.acilarin.kadini.1986Yönetmen; Ülkü Erakalın
Senaryo Yazarı: Ülkü Erakalın
Tür: Dram

Oyuncular;
BERGEN
Yalçın Gülhan
Asuman Arsan
Bora Erdoğan
Ali Rıza Özbilgiç
Önder Bargı
Meral Niron
Yapımcı; Zeki Kafalı
Müzik; Burhan Bayar
Görüntü Yönetmeni; Erhan Canan
Yapımcı ve yılı; 1986 METRO Film

Filmi dışında pek dönem görüntüsü bulunmayan Bergen’in 1986 yılında TRT’de yayınlanmış kısa bir canlı performansı. Ardından da rahmetli Ergun Balcı tarafından TRT bakışıyla yapılmış röportajı:

Diskografisi:

1) Şikayetim var 1982
2) Kardeşiz Kader 1983 (yaşar plakçılık)
3) İnsan severse 1986 (yaşar plakçılık)
4) Acıların kadını 1986 (yaşar plakçılık)
5) Onu da yak tanrım 1987 (yaşar plakçılık)
6) Sevgimin bedeli 1988 (yaşar plakçılık)
7) İstemiyorum 1988 (yaşar plakçılık)
8) Yıllar affetmez 1989 (yaşar plakçılık)
9) Giden gençliğim 1990 (yaşar plakçılık)
10) Garibin çilesi mezarda biter 1990 (yaşar plakçılık)
11) Son ağlayışım 1991 (yaşar plakçılık)
12) Bergen’e “seni sevmeyen ölsün” 1992

Milliyet gazetesinde Bergen hakkında müzik piyasası neler demiş? İlginç detaylar var

BERGEN-“Kezzap bile bu kadını çirkinleştirememiş” Erol Atar (Fotoğrafçı) -1970’lerde Ankara’da fotoğrafçılık yapıyordum. Bergen bana fotoğraf çektirmeye gelirdi. Çok güzel bir genç kızdı. Şu anda önemli yerlerde olan erkeklerin de bulunduğu ilişkiler yaşadı. -Bir gece Sezen Aksu ile çıktığı kulübe gittik. Sezen Bergen’e baktı baktı dedi ki “Kezzap bile bu kadını çirkinleştirememiş”. -Bergen fotoğraf çekimlerinde yüzünün yaralı tarafına polyester yapıştırırdı. Onun üzerini pullarla süslerdi. Saçının bir kakülünü o gözünün üzerine örterdi. O hazırlıklarını yaparken gözünün olmadığı çukura bakamazdım, içim kalkardı. -Bergen hoppa bir kızdı, başına buyruktu. Şimdi belki geçerli bir şey bu ama o devir için geçerli değildi.

“İnternetten en çok ‘Acıların Kadını’ şarkısı indiriliyor” Mustafa Kekeva (Yaşar Plak’ın sahibi) Bergen’in Yaşar Plak’tan çıkan albümleri 4 milyondan fazla sattı. En çok satan albümü “Acıların Kadını” 1 milyon rakamını geçti. Bergen albümleri hâlâ satılıyor müzik marketlerde. “Benim İçin Üzülme”, “Acıların Kadını”, “Sen Affetsen Ben Affetmem” internette en çok tıklanan şarkıları.

“Kalçasından aldığım deriyi yüzüne ekledim” Prof. Dr. Onur Erol (Estetik cerrah) -Yılın Tıp Adamı dalında Sedat Simavi ödülü alan bir plastik cerrahtım, herhalde onun da etkisiyle Bergen ameliyat olmaya bana geldi. En az üç kez ameliyat ettiğimi hatırlıyorum onu. Çünkü dokuların iyileşmesi, olgunlaşması aylar sürer bu tip yanıklarda. Zımparalama yöntemiyle Bergen’in derilerini soymuştuk. -Bergen’in sağ gözü çıkmıştı, kapakları kapanmıyordu. Sonradan eklenecek protez için göz çukuru yaptım. Burun kanatları yok olmuştu, oraya kıkırdaklar kondu. Yüzüne kalçasından deri eklendi.

unutulmaz-acilarin-kadini--516658“Tek gözüyle kullandığı arabayla eve dönerken dualar ediyordum” Sinan Özşeker (Müzisyen) -Bergen kocasının kezzaplı saldırısına da bizim kulübün çıkışında uğradı. Bergen’de ne sahneye çıkacak güç ne görüntü ne inanç vardı. Babam Cengiz Özşeker tam bir terapist gibi onu sahnelere hazırladı. -Alkolle arası çok iyiydi, sıkı içerdi. Çalışması zor bir sanatçıydı. Kaprisliydi. Kezzap olayından sonra psikolojisi de bozulduğu için belki böyleydi. -Onunla ilgili bir anımı anlatayım, bir gece onunla eğlenceye gittik. Tek gözüyle ve sarhoş halde kullandığı arabasına binmiştim. O kadar çok korkmuştum ki eve sağ salim varayım diye dualar etmiştim.

“Sesi de iyiydi ama efsaneleşmesinin nedeni çektiği acılar ve ölümü” Murat Meriç (Müzik tarihçisi) -Bergen tam 12 Eylül’ün sonrasında, en karanlık dönemlerde çıktı. O sırada arabesk bütün toplumu sarmıştı. 1960-1970’lerdeki melodramlardaki kadınların vücuda gelmiş haliydi Bergen. -Bergen 80’lerin en iyi kadın arabeskçileri arasındadır Bugün herhangi bir müzik markete gittiğinizde Bergen albümleri görebilirsiniz. Raflarda 80’lerin sanatçısı olan bir ismin albümlerinin bulunması o albümlerin hâlâ sattığı anlamına gelir.

“Sahiciliği tutmasını sağladı” Naim Dilmener (Müzik yazarı) -Tutma sebebi samimiyet ve sahiciliktir. Standart kurallara vurduğumuzda, kendisi de albümleri de şarkıları da “iyi değildir” bile diyebilirim. Çok ağladığı, inlediği de söylenebilir. -Bergen kulvarında ilk üç içinde bile değildi. Gülden Karaböcek, Kibariye ve Ayşe Mine tepedeydi. Bu üç dev isim, şu an aynı yerde değiller. Bergen de yaşamına devam ediyor olsaydı, aynı yerde olmayacaktı. Hem 12 Eylül’leri ardımızda bıraktık, hem de çağ değişti. Bu çağda Bergen, yeni şarkılar-yeni albümler ile kimseye bir şey ifade etmezdi.

Bu araştırmayı yaparken zaman zaman yararlandığım Ekşi sözlükteki entrylerin hala çok hatalı bilgiler içerdiğini gördüm. Sözlük yazarlarından birileri bu hatalı bilgileri düzeltemek amacıyla umarım buradan doğru bilgileri alırlar veya eklerler. Kaynaklar: Sinematürk sitesi, ekşi sözlük (birçok bilgi hatalı), Bergen’in resmi sitesi, geçmiş gazete, hayransana sitesi, milliyet

Yazan: Utku Uluer

GAZETE KÜPÜRLERİNDEN OLUŞAN GÖRSEL GALERİ (üzerlerine tıklayarak büyütünüz)

Yorumlar