YEŞİLÇAM’ın Hüzünlü Gülümseyenleri

2
642

YEŞİLÇAM KOMEDYENLERİ…

Çocukluğumuzun unutulmaz siyah beyaz film kareleri…
Dantel gibi işlenmiş bir demir kapıdan geçerken sanki Victoria dönemine ait yapıları andıran bir malikânenin… ahşap bezemeli bir köşkün çekim alanına bir kuğu gibi gireriz..

Bizleri Yeşilçam’ın unutulamaz, sıcacık içimizi ısıtan yüzleri karşılar şevkat ile, aramızdan ayrılanları sevgi ve saygıyla anıyor ,hayatta kalanlara uzun ömürler diliyoruz.

Şimdi bu Hüzünlü değerli emektarlarımıza tekrar bir göz atalım…

Hüzünlü
necdet tosun 3NECDET TOSUN

Tombul Necdet Tosun, komikliğin acıklı olmaya başladığı bir komedi alanının zorunlu temsilcisidir.Genellikle köşk filmlerinin yemeden duramayan ahçısı, köşkün küçük hanımı Filiz Akın’ın gözbebeğidir.Genç kızlar ve Ayşecik gibi yumurcaklar onun eline rahatlıkla teslim edilebilir.Necdet Tosun onların muzurluklarının bazen aracı bazen de hedefidir.

Komedi ikonografisinde, çocukların çok sevdiği bebeklerle tüylü,kürklü oyuncakların cinsellikten uzak şirinliğinin “Sevimli Tombulluk” denen özelliğe yüklenmesi boşuna değildir. (Seks yıldızları da fırsat buldukça bebekleriyle poz vermezler mi? ) Oysa köşkün cinsellikten uzak olduğu varsayılan “Tonton” ahçısı Necdet Tosun’un sarkık yanaklarında, aşağı aşağı bakan gözlerinde,bedeninden ayrı bir şeymiş gibi taşıdığı göbeğinde büyük bir hüznü gizleme çabası vardır.
Köşkün şişman arap bacısı (Dursune Şirin) gibi o da bedensel deformasyonu ile komik olmaya zorlanmıştır. Necdet Tosun’da amaçlanan tombulluğun komikliği kötü beslenmenin trajedisidir aslında. Onu daha da acıklı kılan şey, büyük komiklerin başardıkları bir şeyi başarmaktaki yetersizliğidir. Dış dünyanın komiklikle yükümlü kıldığı fiziksel özelliğini gene dış dünyaya karşı bir silah olarak kullanmak…

sami hazinses 4SAMİ HAZİNSES

Hiyerarşik olarak başroldeki delikanlının en iyi arkadaşı ile filmin şamaroğlanı arasındaki bir yere kapılanır,çoğunlukla da ikincisine düşer. Canlandırdığı tipler düşünüldüğünde soyadındaki “Hazin” kelimesi gerçekten anlamlıdır.Yaklaşık bir değerlendirmeyle,güldürü etkisini gözlerini yuvarlayıp,iri benekli papyonunu hoplatarak sağlayan komedyenler (Cevat Kurtuluş bunların en inanılmazı ) ekolündendir.

Boyunun kısalığından,kelinden,hep ağlamayla gülme arasında gidip gelen yüz ifadesinden tanınır. Bunları kullanmaktaki ve çevresinin kullanımına sunmaktaki istekliliğiyle cömertliği şaşırtıcıdır. Sami Hazinses kişinin çevresiyle ve genelde bütün dünyayla barışık yaşama yolundaki trajik çabasının küçük adamdaki yansımasını özetler ve abartır.
Çok göz alıcı giyinir…
muvurret sim 5MÜRÜVVET SİM

Mürüvvet Sim, Karikatürlerde erkeklerin başında şemsiye paralayan kadınların sinemaya zorla dalmış olanlarından biridir.

Tombuldur oda..nedense çoğunlukla azınlık kadınlarını taklit etmiştir.Oysa çok yerli ve alaturkadır.Yuvarlak yüzü kendi başına bir komedi barometresi gibidir.Kızdığı zaman önce kaşları komik bir hızla havaya kalkar,alnında kat kat kırışıklıklar belirir,dişlerini gıcırdatır,sonra elleriyle boğma hareketi yapar.
Mürüvvet Sim’in komik kızgınlıkları komik fenalaşma nöbetleriyle sona erer. Yeşilçam komedilerinde onun oynadığı teyze ve anne tiplerinin komik nöbetleri eşliğinde mutluluğa erişmek, pek çok genç çift için (Türkan Şoray‘dan,Orhan Günşiray’a; Müjde Ar‘dan Mahmut Cevher’e kadar) balayı gibi vazgeçilmez bir gerekliliktir….

muallaMUALLA SÜRER

Yüzünün sağladığı her türlü imkanı sonuna kadar kullanan kadın komiklerdendir.

Başı boynunun çevresinde dönebildiğince dönerken,dudakları bir büzülür, bir yayılır.
Gözleri yuvalarında fırıldak gibi döner. “Ayol” kelimesini onun kadar zevkle çatlatarak söyleyen bir komik kadın daha yoktur… kelime,Mualla Sürer’in dilinde adeta erir,varoluşunun anahtar kelimesi,çaçaron mahalle kadınlığının sloganı haline gelir.
Mahalle aralarındaki Arnavut kaldırımlarında koşuşuna doyum olmadığı gibi,yeni zengin karısı rolünde Vahi Öz’ün ender çıkışları karşısında kadınlığını hatırlayıp,birden olanca yumuşak başlılığı ile alttan almaları da başlı başına birer komedi harikasıdır.

vahiozVAHİ ÖZ

Tombul,kısa boylu,tamamen kel şahane komedyen…

Karısı Mualla Sürer den kaçarken bir top gibi yuvarlanarak yürür.
Gözlerini yuvarlak yuvarlak açar tombul ellerini parmak uçlarını birleştirip dudaklarına yapıştırarak kendisinden en az bir karış uzun plaj güzellerine şehvetli öpücükler gönderir.
Mekan büyük olasılıkla Florya plajı,plajdaki güzel ise Ajda Pekkan’ın ilk yıllarıdır. Vahi Öz,komikliğini umarsızca “Kart Horoz”luğa azmetmiş olmasından alır.
O, karikatürlerde hizmetçileri köşeye sıkıştırıp öpmeye çalışırken yakalanan bütün orta yaşlı zenginler gibi şehveti şişmanlığıyla zararsızlaştırılmış bir “Satır”dır. Bu aynı zamanda komik bir sınıfsal ölçüttür de; Çünkü komedi sinemasının mantığında bütün orta yaşlı yeni zenginler şişman, komik ve iktidarsızsa, güzel hizmetçi kız köşkün yakışıklı şoförünün eline düşecek demektir.
Ne yazık ki, Yeşilçam komedilerinin acımasız sosyal dengesinde her Vahi Öz’e karşılık bir Belgin Doruk vardır.
tara (1)

sunapekuysalSUNA PEKUYSAL

Yeşilçam’ın kadın komikleri arasında en tehlikelisi odur.

50’lerle 60’ların filmlerindeki tiplemeleriyle Suna Pekuysal,jön kızların acımasız bir karikatürüdür.
Paydos’ta,mahallenin yoksul ,namuslu ve yakışıklı delikanlısını ayartmaya çalışırken karavel saçları ortası kurdelalı tacı, genç kız odasındaki portatif pikabın yanına, oraya buraya saçtığı kırkbeş devirlik plakları ile Suna Pekuysal gerçek bir genç kızlık kabusudur.
O dönemlerde moda olan elbiseleri giyip her elbisenin en gülünç yanlarını ortaya çıkartmakta üstüne yoktur.Sevindiği zaman yüzünü buruşturması,hayal kırıklığına uğradığında dudağını aşağıya doğru sarkıtıp ağlaması, Suadiye ve benzeri yerlerde “Ayışığı Partileri” düzenlediğinde üstü açık arabalarda çılgınca dans etmesi bir sosyal sınıfın Gestus’u üzerine yazılmış ciltlerce incelemeden daha açıklayıcıdır.
Aslında onun tehlikeli oluşunda bir sınıf davranışının eleştirisinden de öte,korkunç bir öz yatar; çirkinliği yüzünden horlanmış,hafife alınmış dişiliğin öldürücü zehiri…

suphikanerSUPHİ KANER

Doğuştan ezik komikler gurubundandır.
Jönün en iyi arkadaşını oynarken jönle arasındaki uçurumu ondan daha çok duyuran pek az komik vardır.
Kasketini yana yatırıp “Matrak” mahalle delikanlısı olmaya kalkıştığında durum daha da vahimleşir. Çünkü onda ne Sadri Alışık’ın komik yaratıcılığı ne de Feridun Karakaya’nın boyacılarının yapışkan ısrarcılığı vardır.
Suphi Kaner, içinde hiçbir zaman vücut bulamayacak bir jönü taşımanın üzücü komiğini oynamaya zorlanmıştır.
Metin Erksan’ın “Gecelerin Ötesinde” filminde Amerika’ya gidip artist olmak için Metin Ersoy’la birlikte gemiye binen de odur…
tara0001


Yazan: Nurdan Özçin – VIDEODREAM

Yorumlar