Zamanla Alışırız: Türkiye’nin yeniden seks filmlerine ihtiyacı var mı?

8
4446

163943-1280x800

Bir süredir 5 yıllık birikimimizi yeni adresimize taşıyoruz yeni ve eski yazıları birbirleri ile harmanlıyoruz. Bazı yazılarımızı güncelliğini kaybettiği için yeni adresimize taşımadık. Kendi adıma ben yazdığım bazı yazılarımı yeniden ele alma şansı yakaladım.

Zaten düşünmenin, paylaşmanın ve irdelemenin sonsuz bir arayış olduğunu düşünürüm. Bu noktada prensipler belli ise döneklik, devrin adamı olmak gibi  etik dışı durumlardan uzak durmakta mümkün oluyor. Ancak Türkiye’de bir konuda düşündüğünüz değişirse veya başka bir açıdan bakmaya başlarsanız buna etiket yapıştırmak ve hakaret etmek neredeyse bir tarz olmuş. Eleştiriler genellikle yapıldığı dönemde geçerlidir ama bu her devrin adamı olmak değildir.

Eski yazıları elden geçirirken pazar yazılarım içerisine ilk olarak farklı bir argumanı almaya karar verdim. Çünkü o dönem yazdığım yazıyı oldukça dağınık buldum. Fatma Girik’in Türkiye’nin seks filmine ihtiyacı olduğunu söylemesinden yola çıkarak yazdığım bir yazıyı daha genişletmeyi ve değiştirmeyi düşündüm.

Fatma Girik şöyle demişti:

seks-filmine-ihtiyaci-var_o“Sapıklığın azalması için seks filmi çekilmeli. Bazı diziler ise saat 24.00’ten sonra yayımlansın çünkü pek farkları yok” dedi.

Son zamanlardaki dizilerden “Aşk-ı Memnu,” “Yaprak Dökümü” gibi dizilerin tam bir Türk klasiği olduğunu savunan Girik, “Zamanında yapılmış iyi ya da kötü. Ama senaryoyu sapıtmanın bir alemi yok ki! Bu, oynayanın değil senaryolaştırırken saçmalayanın hatası. Romanı yazan insanların torunları, çocukları esere sahip çıkmalı” diye yakındı.

Yıllar önce Yaprak Dökümü’nün bir versiyonunda kendisinin de oynadığını hatırlatan Girik, “Semiramis Pekkan kızlardan biriydi, ben de diğer kızdım. Ama bizim oynadığımızla bunun alakası yok. Romana bağlı değilsiniz bari adını “Yaprak Dökümü” koymayın.”

Öncelikle Türkiye altyapının yanı sıra üst yapının ve hatta genel yapının çok net olmadığı bir ülke. Her gelen iktidarın kendisine alan açabilmek için karman çorman hale getirdiği bir sistem daha doğrusu sistemsizliğin bir yerlerinde tutmaya başladığımız zaman sadece bir noktaya yüklenmek zorunda kalıyoruz. Bugün AKP’ye yüklenirken daha önce yapılan yanlışlıkları görmezden gelmekte yaptığımız ana hatalardan birisi mesela. Yani sansürü ve kadına şiddeti bugün ki iktidara bağlama kolaycılığına kaçmamız doğru değil, geçmişi de içine katarak bugün eleştirmemiz gerekli. Bugün ki yaklaşımın işimizi kolaylaştırmadığı da aşikar. Hele hele dünya da eşi benzerine az rastlanan bir internet yasası tuz biber olmuşken…

Toplumun muhafazakar yapısını görmezden gelerek idealist bir seks devrimi düşünmek ve sapkınlıkları  önlemeyi düşünmekte çok doğru değil belki de. Kendi çözüm önerilerimizi başka çözüm önerilerinin üstüne basarak önermemiz eleştirdiğimiz uygulamaların yerine geçirebiliyor ister istemez. O zaman sanırım en doğru yöntem alternatiflerin ve hatta marjinal önerilerin de kendilerine yaşam alanı bulabileceği hakkaniyetli ve dejenere olmayan yöntemler seçmek.

cazibe-hanimin-gunduz-dusleri_5377169Türkiye’de başkaları adına karar vermek, namus bekçiliği yapmak, toplum yapımızı genelleştirmek ve feodal bazı alışkanlıkları örf ve töre olarak sunmak toplumsal yapımız içerisinde karşılaştığımız genel sorunlar. Bu yüzden bazı görüşlerle savaşmayı ön plana koyduğumuz için kendi yaklaşımlarımıza alan yaratamadığımızı düşünüyorum. Tabi iktidarlar da o alanları hep daraltmaya çalışıyor. Kadının estetik olarak güzel bir varlık olduğunu dejenere etmeden ve kadını bir meta olarak sunmadan gerçekleştirebilmekte aslında algı ile ilgili bir durum bu erotik sinemamızın gelişememsi ile d eilgili bir durum aslında.

Biraz geriye gidelim Osmanlı döneminde şarkı söyleyen kadınların müslüman olmaması gibi bir toplumsal durum ve bilinçaltına yerleşen bir kültürden zaman içerisinde cumhuriyete ve kadınlara ilk seçme seçilme hakkının verilmesine giden bir süreç var. Ancak ben bu gelişmenin sağlıklı yapılanmadığını yani ataerkil toplumun bu ilklere rağmen kırılamadığını düşünürüm çünkü kadın üzerinden yapılan politikalar kadının kendi kararlarını vermesini engellemiş veya tamamen kapatmaya çalışmış ya da bir meta olarak satılmasını teşhir etmesine sebep olmuş. Bu nedenle sağlıklı tartışmaları ve saptamaları yapmak için geniş bakmak çok önemlidir. Bir de kadının bacakları gözüken filme “erotik film”, tamamen çıplak olduğu filme “porno” diyen bir ülkede yaşıyoruz. Bu da bence bir eğitim sorunudur. Bu eğitimi filmlerle vermek mümkün müdür?

Toplumsal namus bekçiliğini yapmak ve birilerine ahlaksız etiketi de koymak en az yukarıda belirttiğim “et” pazarı kadar tehlikeli bir durumdur ki o da kendisi kadar doğal olmayan bir tepkiyi yanında getirecektir. Aslında 70’lerde toplumun gittiği yol biraz buna benzer bir durumdu paranın kokusunu alan yapımcıları pek birşey düşünmeden 30/35 filmlik bir furya silindir gibi toplumun, oyuncuların ve bir sektörüün üzerinden geçmiştir. Özellikle 78’den itibaren kadını metalaştıran ve bayağılaşan bir süreçten geçmiştir sinemamız.

Seks Filmleri nelerdir? Seks filmi nedir?

sahin-k_2370O zaman Türkiye’nin seks filmlerine ihtiyacı olup olmadığını tartışmak için ilk önce zemini doğru yapılandırmak önemli. “Seks filmi” kavramına yüklenen anlamlar nedeniyle “seks filmlerine” taraf olmak uçurum kenarında yürümek ile aynı olabilir. Fuhuş dediğimiz bir sistem içerisinde “et” haline getirip pazarlanma durumu ile doğallık arasındaki fark aslında çok net. Ancak neyin kime göre dejenere olduğunu çok net anlayabilmek mümkün olmuyor. Öte yandan özellikle bugün ki iktidarın sürekli olarak normal olan olarak veya olması gereken olarak şartlandırdığı durumla da hemfikri olmam mümkün değil. Seks filmi nedir o zaman önce onu doğru tanımlamak gerekli.

Seks komedilerini veya Erotik filmlerini “seks film” kategorisine koyup koymamakta teredüt içerisindeyim. Çünkü seks filmi tanımı ile bir sömürü sinemasını ifade ettiğimizi düşünüyorum artık. Bu nedenle seks filmini bir sömürü sineması içerisinde ele almak 2000’li yıllarda yanlış olmamalı. Erotik filmler, seks komedileri ve sadece ilgilisine yönelik filmler seks filmi tanımı içerisine almıyorum. Kadının cinselliğini kullanarak ve cinselliği sömürerek yapılan filmlere Seks filmleri diyelim o zaman. Ancak dün de bugün de yanlış olan, o filmlerde oynayanlara namusuz etiketi yapıştırıp hem izlemek hem de eleştirmek iki yüzlülüğünü yapmaktı.

2000’li yıllar için Porno çağı dememiz yanlış olmaz. Reality Show denilen konsept içerisinde insanlar aşklarını korkularını kameralar önünde yaşıyorlar bu da haliyle gezegenimizde yaşayan pek çok insana göre oldukça farklı bir duurm oluşturabiliyor. İnternet ile de pek çok şey değişti. Ülkemzi özeline indiğimizde ise Televole gibi bir yaklaşımın ve magazin haberleirnin çok iki yüzlü bir durumu var aslında. Nedense Türkiye hep 2 uc arasında gidip gelmekte bir tarafta tamamen kapalılık üzerinden gidiyor ve bu garip durum birbirini besliyor gibi geliyor bana. Bence iyi insan olmak için din tek belirleyici olmadığı için mahremiyetinde sadece din ile açıklanması doğru değil. Bu dini olarak mahremiyetini yaşamak isteyenler gerçeğini değiştirmiyor ancak onların farklı olana karşı saygısı var mı yok mu sorusunun cevabı zaten herşeyi belirleyen bir durum oluyor.

807640-31
Kediciklerin kendi yayınladıkları fotoğraf

Adnan Hoca’nın kızları durumu var bir de. Seks filmi yapılır mı, Müslüman bir ülke, muhafazakar yapı, modernizm, cemaatlar, hükümet, porno lobisi, internet sansürü vs vs diye bunları düşünürken bir de din konusunda yayın yapan ama  izleyici açısından farklı imajları da akla getiren bir Adnan Hoca ve kedileri gerçeği var. Ben o konuda tam anlamıyla bir fikir öne süremiyorum çünkü olayın sosyolojik olarak irdelenmesi noktasında ne desek boş her farklı tepkide de ben şaşırıyorum. Orada toplumun neye okey verdiğini neyi onaylamadığını anlayamaz hale geliyorum. Hani bazı açılardan bakınca bazı şeyleri saklama yokmuş gbi gösterilmesi yerine güzel kadınları sevdiğini söyleyen ve bununla tv programı yapan birisi yayın yapabiliyor. İşin içinde din olduğu zamanda Türkiye’de başka bir etiket takılmıyor sanırım.

İnternette en fazla arama yapılan içerik uzak arayla porno siteleri. Böyle bir ülkede pornoyu marjinalleştirdikçe sapkın durumun arttığını düşünüyorum keza bastırıldıkça da cinsel sorunlar fazlalaşıyor. Müslüman ülke Türkiye sloganı nedeniyle seks filmlerinin baştan kaybetme ihtimali olsa da arz talep düşünüldüğünde televoleler düşünüldüğünde ülkenin içind ebulunduğu muhafzakar ama iki yüzlü toplum yapısı düşünüldüğünde belki de attığım başlık çok saf kalıyor…

Yine de benim sormak istediğim sorular var… Bu konular ve toplumun şekildeği durum beni devamlı şaşırtsa da belli bir noktadan irdelemeye çalışıyorum….

Türkiye’de sinemada ve Tv’de seks ile ilgili estetiksel sorun devam ediyor mu?

Bir porno sektörü dejenere olmadan bu ülkede yer alabilir mi?

Pornonun cinsel istismar olması konusuda ve seks filmleri konusunda feministinden muhafazakarına sadece bu konunun olabilitesini tartışabilecek bir yaklaşım ortaya konabilir mi?

Türkiye cinsel içerik konusunda geçmişten daha büyük bir toplumsal dejenerasyon yaşıyor mu?

Türkiye’de mahremiyet sadece dinin tekelinde mi?

79 yılından beri ne değişti peki ? Galiba bir ara poşete düşen bazı dergiler poşetten çıktı sadece….

Yazan: Utku Uluer

d3c_ce911

Yorumlar