Bir Tunç OKAN filmi: CUMARTESI CUMARTESI

2
1474

cumartesi_cumartesi

CUMARTESi’ye Denk Gelenler

İlk ve orta öğrenimini tamamlamış her insan için Cumartesi günlerinin önemi büyüktür. Cuma akşam üstü İstiklal Marşı ile başlayan tatil yolculuğunun okul koşuşturmasına gerek duyulmaksızın uyanılan ilk sabahı kucakladığı gün olması bunda önemli bir etkendir.

Lise yıllarına denk gelen üç yıllık zaman diliminde bu önemli günün bekaretini her tür hazırlık kursu diretmeleri sebebiyle bozulması, Cumartesinin kendine has dokunulmazlığına bir darbe vurmuş olmasıda kaçınılmazdır. Yinede gece hayatıyla, sosyal aktivitelerle ve Pazar gününün verdiği güvenle sabaha kadar bir şey yapmadan bile olsa ayakta kalınabilecek yegane bir gün oluşu yediği onca dış müdaheleye karşı, bu günü diğerlerinin yanından sıyrılabilmesini sağlamaktadır.

Aklımda kalan hoş bir anı olarak CUMARTESI CUMARTESI filminin yine 1990’lı yıllarda, cumartesiyi pazar’a bağlayan bir gecede OTOBÜS ile aynı “Gösteri” kanalında gösterilişine şahit olmuştum. Ertesi gün çıkacağımız seyahat sebebiyle bu ilk tanışma her ne kadar aceleye gelmişte olsa yıllar sonra Tunç Okan ismi altında ortaya çıkmış her esere tanıdığım sonsuz zaman kredisiyle böyle bir filmi atlamamın imkansız olduğunun farkına vardım.

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik3 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik4

Aklımda kalan tek sahnenin şişman bir kasap ve sex shop çağrışımlarını fazlasıyla yapan 6XXXL uzunluğunda bir vibratör gibi salam olduğu bu ilginç filmle 15 yıllık bir zaman diliminin ardından yaptığım iki buluşmanın hem kendi kişisel yolculuğumdan edindiğim tecrübelere, hemde filmin beni bir nebze olgunlaşana kadar beklediği süreye deydiğine inanıyorum.

Sadece 1994 yılında bu filmi baştan sona izlemiş ve bir daha izleme imkanı olmamış biri olsam yazabileceklerim çok daha farklı veya içi boş sayfalarla dolu şişman ciltli bir kitap kadar olabilirdi …

Bu satırları yazmamda ki en önemli sebebin CUMARTESI CUMARTESI’nin OTOBÜS gibi bir Telefon Kulübesi‘nin olmayışı, ertesi güne veya hafta başına bir ders arası kritik ve gülme teması bırakmayan erotik bir temanın varlığından sözedilememesidir. Buna karşın filmin Yeşilçam’dan bu yana süregelen ağızlara replik verme servisine tüm ilginçliğiyle hizmet eden “Mu ne mu?” isimli efsanevi bir sözü bulunmaktadır.

Bu filmin ertesi yıllara bıraktığı ve Türk Sinemasının uluslararası festivallerde ismini duyurmaya başladığı bu son bir kaç yıldan çok önce X azınlığın sorunu, Y Militarizminin etkileri ..vb konularla değil insanın doğal kimliğine yönelttiği bir resimlemeyle evrensel bir çalışmayı yaratabilmesidir.

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik5 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik6

İkinci Tunç OKAN Filmi:

CUMARTESI CUMARTESI elbette OTOBÜS’te olduğu gibi bir Tunç Okan filmi ve hatta ilk çalışmamızda da belirttiğim gibi “A Film By..” yazısının yerini yine aynı yazı kaplamakta. Bununla beraber her ne kadar Bir’de olsa bu film yönetmenin “gidenler, kalanlar ve dönenleri” anlattığı modern zaman hikayelerinin ikinci bölümü …

CUMARTESi CUMARTESi:

Yazılışı bazı okuyucular için bir çağrışıma uzak kalsada Neuchatel şehrinin nizami ve futbol çağrışımlı olarak ise Nöşetel olusu farklı oldukları anlamına gelmez. Cumartesi + Mahalleler arası maç = Mahalleler arası Kavga şeklinde bir eşitliği yaşamış her insan için ikinci yazım çok daha makbüldür.

Gölü kadar golleriylede bir şöhreti bulunan bu kanton coğrafyada, yatakta dört bir yana dönüp uyuyamayan çareyi seks yapmakta arayarak kocasının muhalefetiyle bu yollada oyalanamayacağını anlayan bir kadının nemli göl havasından nasibini fazlasıyla aldığı bir cuma gecesi başlar.

Ertesi gün cumartesidir…

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik9 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik8

SALAM

Cumartesi sabahını küçük dairelerinin panjurlarını açarak karşılayan Ayşegül bir önceki geceyi uykuda ama uyanık kalanlar kadar sıkıntılı geçiren kasapla yüzleşir.

Tipik bir spaghetti oburundan öte aşırı protein yüklemesiyle oluşmuş besili obezite görünümünün yansıması olan karısından yeterince bıkmış olan kasabın, rüyalarında yaşamaya çalıştığı romantik anlarında dahi kadrajı fazlasıyla kaplayan karısının fiziğinin her gün etlerle sarmaş dolaş olan bir adamın cinnetine temel oluşturuşu kaçınılmazdır.

Mahkeme salonuna geçişte bir an tereddüt etmeyen ve cinnet kaldıramayan bu kısa ön bilgilendirme kasabın karısını çoktan kesip salam yaptığının belirtilmesiyle sürer. Nitekim iç dünyası hakkında dışa vuracak bir yeteneği olmaması gayet doğal bu normal şahsın olay sonrası oluşan doğal bir sözcük olan “Neden?” e vereceği doğal cevap son derece önemlidir;

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik7 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik11

“Özür dilerim, bir daha yapmam”

Nitekim karısını kesip salam yapmaktan kendini alamayan kasabımızın fantastik bir mahkemede yagılanarak idamına karar verilişine uzanan kısa bir geçişle hücrede son anlarına tanık oluruz. Tuhaf bir savunma avukatı ile süregelen düşler içi dostluğunu iç burkan bir finalle noktalayan kasabımız, idamlık bir mahkumun son arzusu çerçevesinde hammadde olarak karısını kullandığı salamdan bir parça dahi tadamayacağını çünkü salamın tamamının mahkeme başkanı tarafından yenildiğini öğrenir.

Medeni kanunumuzun ithal merkezi İsviçre’nin bir marka halini almış tarafsızlık temasının acaba kendi içinde bir idam cezası barındırdığınımı düşündüren bu noktada o dönemde infaz listelerine “bir sağdan, bir soldan… iki sağdan, iki soldan” çözümüyle(?) imza atmaktan imtina etmeyen Kenan paşanın böyle bir dava konusunda nasıl bir strateji izleyeceği merak konusudur.

Tarafsızlığı bir yana bırakalım, çok şükür ki Avrupa Birliğinin genişlemesiyle kriter listelerini artırabilecek kadar çok şehir var. Böylelikle Kopenhag ile başlayan çalışmaların bütün AB şehirleri hatta bölgelerine kadar uzayan Türkiye’ye Yol Haritaları çizme serisine kazandırılmasını dört gözle beklemekteyiz. Örneğin Bavyera Kriterleri, Bu sebeplerden ötürü en mantıklı seçimi yaparak “Kardeşim öldürmeyelimde besleyelim mi?” cümlesine kadar uzayabilecek bu idamlık sapmayı bir tarafa bırakarak hikayemize geri dönelim;

Ayşegül ve Sümer bir kaç saat içerisinde gözle olan selam temaslarının kasabın salamıyla birleşeceğinden habersiz kendilerini cumartesi çılgınlığının kucağına atarlar.

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik12 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik13

CUMARTESI MANIA

Mania sözcüğü, başında bulunan kelimeye fetişist bir bağlılığı temsil etmektedir. Peki Cumartesi’nin fanatik kitlesinin bağlılığının sebepleri neler olabilir, elbette ki eğlence, tatil, stressiz bir 24 saat ve benzerleri şeklinde uzayıp gidebilecek bir liste. Bir genel olarak bakıldığında ise eğer hafta içi robotlaşmış bir şekilde çalışmaya programlıysanız, evinizi paylaştığınız bir eşiniz varsa ve Avrupanın orta ve batı kısmına güney havasının ulaşamadığı bir noktada iseniz;

Bu mania’nın günümüzde ki birebir çevirisi; Mavi önlüklü bakkalların süpermarketlere karşı olan savaşlarının süregeldiği 1980’li yıllarda ülkemiz için oldukça uzak sayılabilecek hipermarketlerle çoktan tanışmış Avrupa’nın herşeyi birarada bulup fazla zaman kaybetmeden alışveriş listesini sıfırlayıp yeni haftaya iş yerinde merhaba diyeceği bir kolaylık noktasıdır.

Peki alışveriş ile belirtilmek istenen birincil tüketim ihtiyaçları ile tüketmek amacıyla yapılan her türlü eylem midir? Film bu noktada oluşan bu soru işaretini çok geniş bir yelpaze ile küçükten büyüğe yaş gözetmeksizin verebilmektedir, bu yelpaze Sümer ve Ayşegül’ün cumartesi çılgınlığı içerisinde ki yolculuğunu renklendiren doğal nedenlerin yelpazesidir;

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik14 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik15

Otobüs filminde homoseksüel İsveçli’nin tacizine uğrayan Tunç Okan’ın büyük bir metamorfoz geçirerek şehir meydanında ki banklarda sakince oturup avlayan gözleriyle etrafında fiziki özellik ayırdetmeksizin kendine uygun kadınları ağına düşürmek için bekleyen, kimi zaman amacına ulaşan, ulaşamadığı zaman sıradakileri bekleyen bir playboy oluşu…

Öğlene kadar hizmet veren dişçinin SSK danışma memuru hızında iş görmesi ve hatta bu süpersonik hizmette farkında olmadan hastalarının dişini çekerek tekrar yerine takabilmesi…

Üstün zeka örneğiyle küpleri kısa zamanda çözebilen minik dehanın dişçiyle olan randevusundan 1 – 0 zaferle ayrılsada annesi tarafından tekrar rövanşa yollanışı …

Güzellik salonlarına akın eden kadınlar ve onların takipçisi erkekler…

Kasabın cinneti sebebiyle yaşanan vahşet anlarının ardından Cumartesi sebebiyle büyük alışveirş olacağından dükkanı açık tutmaya devam eden kasap çalışanları ve alışverişe devam eden müşteriler…

Öğlene kadar hizmet veren restoranın İtalyan baş ahçısının peynirleri jelatini ile beraber masaya servis eden ilginç ekürileri.

Ehliyet imtihanına hazırlık için en müsait günü Cumartesi olarak belirleyen ama hastalıklı bünyesiyle öğretmenini zıvanadan çıkartabilecek yetiye sahip ilginç şöför adayları…

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik17 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik19

Aileler, ebeveynlerin bu hengame içerisinde, Türkiye’de toplu taşıma araçlarından, hiper marketlere her an karşınıza çıkacak veya kulaklarınıza gönderdiği vızıklama mesajıyla karşınıza çıkacağını belli edecek minik çocukları bahis konusu Avrupada sürekli olarak sokakta veya başıboş görebileceğiniz bir şehir olmamasından kreş icadıyla tüm bu ekibin bir çatı altında toplanışı …

Kreşte toplanan çocuklar arasında “Mu ne mu?” sorusuyla öncelikle katli vacip statüsünde değerlendirilmeye layık tüm davranışları sergileyen afacanın aslında elindekilerin şekil – oyuncak olarak değil içerik olarak ne olduğunu merak edişiyle verdiği kıssadan hisse…

Avrupayı bir tarafa bırakıp filmin içerisinde ki gözlemciliğin odağında ki Türk bakışını ele almak gerekirse, 10 Turgut 500 lira ile mizah dergisi Gırgır‘a gırgır olmuş bir etiketle adım atmış, mini cep bombası kredi kartları, kafaya yenilen Anayasa kitapçıkları, helal-haram ticaret ikilisi ve ampüllerle dörtnala devam ederek yakın bir gelecekte kart faciaları ile sürecek Tüketim toplumu olma yolculuğumuzda bizimde kendi Cumartesi Mania’mızı yaratmış olmamız kaçınılmaz.

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik21 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik23

TOPARLAMAÇ

Fırsat bulduğum sınırlar çerçevesinde sabahları arabalı kovalamaç ve silahlı çatışma gördüğüm günlerin görmediklerime kıyasla daha iyi geçtiğine inanarak dilimizin zenginliklerinden faydalanarak Cumartesi Cumartesi’yi kendine has dünyasına yakışan bir başlıkla toparlıyorum.

Ayşegül ve Sümer’in doğal yaşam içerisinde ki anormal Cumartesi gününün cazibesini ve ileri görüşlülüğünü çeyrek yüz yıl sonra da korumakta olduğu şüphesiz. Tunç Okan‘ın insan resimlemeleri ve resim seçimi kadar konu mankeni seçimlerinde doğallıktan taviz vermeyen sineması bu dokunulmazlığı birarada tutan çimento. Sinemanın pek çok türüyle izleyici ve araştırmacı olarak süregelen birlikteliğimde bu izlenimlerin doğal hayata yansıyışına pek çok kez şahit oldum.

Genellikle gün içerisinde karşılaşılacak tuhaf bir olayın bir film karesi ile benzerliklerinin hafızada yer edişi bu izlenimlerin en bilinenidir. Otobüs şöförünün sürüş tekniğinden, kısa bir alışveriş sebebiyle ziyaret edilmiş küçük esnafın yaklaşımlarına pek çok detayda hafızanızı tazelyebilecek doğal sinema insanlarına rastlayabilmek mümkündür. Hepimizin şehir içinde her gün yaşadığı olayların gün bitiminde ufak bir muhasebeyle değerlendirilmesinde pek çok detayın yakalanabileceği kuşkusuz. Bu günlerden sadece bir tanesini bazı sinematik müdahelerle zenginleştirere eşsiz üçlemesinin ikinci bölümüne imza atan Tunç Okan’a teşekkürler.

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik26 tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik28

Literatürden Notlar:* 1984 – 85 sezonunda yılın en iyi Türk filmleri içerisinde 9. olmuştur.

* Filmin “Kasabın Rüyası” isimli bölümü Friedrich Durrenmatt‘ın “Sucuk” ismiyle Türkçeye çevrilen öyküsünden esinlenilmiştir.

* Filmin müzikleri bir sonra ki filminde müziklerini üstlenen Vladimir Cosma tarafından bestelenmiştir. Bu iş için bir ücret talep etmeyen Cosma, özellikle Natuk Baytan serisinden Kemal Sunal filmlerine farkında olmadan yaptığı müzikal katkılarla önemli bir müzik adamıdır.

* Aziz Nesin, kreşteki çocuğun “Mu ne Mu?” sözünün geçtiği bölümlerin “Gözüne Gözlük” isimli eserinde yeralan “Mu Ne” öyküsünden kendisinden izin alınmadan esinlenildiğini iddia etmiş ancak Tunç Okan bu iddiayı kabul etmemiştir.

* 1980’li yıllarda Türkçe dublajlı video kasetler ve efsanevi TRT dublajlarına aşina olan bir kesim için filmin seslendirme kadrosunun bulunmaz bir cevher olduğunu belirtmek gerekmektedir. Zira Fransız oyuncuların ezici üstünlüğüyle Fransızca olarak çekilmiş bu film daha sonra Türkçeleştirilerek seslendirilmiştir. Dublaj ekibinden akılda kalanlar;

Ayşegül – Tilbe Saran

Sümer – Mustafa Alabora

Kasap – Erol Günaydın

İtalyan Şef – Zihni Küçümen

Dişçi – Erdal Özyağcılar

Gidenler ve oradakilerle ele aldığımız üçlemenin son bölümünde Sarı Mersedes – Fikrimin İnce Gülüyle dönenleri irdeleyen Tunç Okan’ın sinemasında tekrar buluşmak dileğiyle …

Yazan: Gökay GELGEC – Yojimbooo

tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik35tunc_okan_cumartesi_cumartesi_sinematik36

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikFantastik Türk Sineması – GALERİ 007 AVANTÜR ve AKSİYON
Sonraki İçerikNuri Bilge Ceylan’dan “Yılmaz Güney pozu” açıklaması
1982 - Abisi ile beraber Cüneyt Arkın'ın SON SAVAŞÇI filmini sinemada seyrederek Fantastik kulvara erken giriş yaptı. 1980'li yıllar - Video furyası ve TRT de yayınlanmış her tür filmi izleyerek geçirdi. Bu dönem özellikle ilerleyen yıllarda film müzikleri deşifreleri ve remake çalışmaları için bir ön kültüre sahip olmasını sağladı. 1992 - Film muzikleri koleksiyonculuğu ve Yeşilçam filmlerinde kullanılan yabancı müziklerin deşifresine başladı. Son 20 yılda kaset, cd, plak ve sanal formatlarda olmak üzere 5000 adedin üzerinde film müziği albümü edindi. 1998 - Çetin İnanç Koleksiyoncuları ÇIKO'yu kurdu. Grup amaç olarak filmlerin esinlendiği orjinal yapımları, filmlerde kullanılmış olan müziklerin deşifresi ve filmlere ait afiş - lobi kartı gibi dökümanların arşive eklenmesini seçti. 2007 - Utku Uluer ile beraber SINEMATIK blogunun kurdular ve konsept dosyası CEMIL, Mesut Karanın katkılarıyla Cinemascope dergisinde yeraldı. Konsept dosyalar olarak Cemil ve Adalet filmlerinin yanısıra Tunç Okan Cumartesi Cumartesi ve Otobüs, Erotik Türk Sinemasının giallo örnekleri, Yeşilçam Remakeleri ve bir akım olarak Anadolu Westernleri konularında yazılı çalışmaları bulundu. 2008 - Onar Films adına Jet Director ve Vendetta isminde iki kısa dökümanter hazırladı. Bu çalışmalar Demir Pençe Korsan Adam ve Cellat dvdlerinin basımlarında dünya pazarında yayınlandı. Hollanda kökenli Shockkend News sinema dergisi tarafından hazırlanan Turkish Trash Weekend film gösterimleri etkinliğinde konuşmacı ve danışman olarak yeraldı. Ayrıca yine aynı dergi için Türk Fantastik Sineması üzerine bir dosya hazırladı. 2009 - Amerikan Dark Maze Studios dvd ve film yapımcılığı şirketi adına Korkusuz ve Kara Şimşek filmlerinin basım aşamalarında Çetin İnanç ve Serdar Kebapçılara ait dökümanterleri hazırladı. Aynı dönemlerde Melih Gülgen, Cüneyt Arkın ve Çetin İnançla kişisel sohbetlerini Sinematik için yazılı kaynak olarak paylaştı. Yönetmen Cem Kaya tarafından Alman ZDF kanalı için hazırlanan Remake Remix Ripoff belgeselinde konuşmacı olarak yeraldı. Massimo Italiano'nun hazırladığı Poliziesco kitabının Türk - Italyan ortak polisiyeleri bölümünde İnsanları Seveceksin filmi üzerine bir makale hazırladı. Ege Üniversitesi Sinema Kulübü tarafından hazırlanan etkinliklerde Cüneyt Arkın - Çetin İnanç dönemi filmlerinden Vahşi Kanın sunumunu ve anlatıcılığını üstlendi. KargART Geceyarısı Filmleri etkinlikleri kapsamında Kilink filmleri gecesinin anlatıcılığını yaptı. 2010 yılından bugüne Macaristan'da yaşamaktadır.