Kamera arkası hikayeleri: Lütfi Ö. Akad’tan Katil (1953) filmi

0
1505

dusman yollari kesti

Lütfi Akad; görüntü yönetmeni Kriton İlyadis; yapımcı Osman F.Seden, Ayhan Işık ve iki asistanla Sinop’a kadar iki araba ile giderler. Yolda kaza geçirirler, arabaları devrilir ancak yola devam ederler. Sinop’a vardıktan sonra, İstanbul’a kadar, Akad’ın hoşuna giden; filme hizmet edeceğini düşündükleri her yerde çekim yaparlar. Ekibe Adapazarı’nda Nubar Terziyan da oyuncu olarak katılır ve ekip filmin dış çekimlerinin büyük çoğunluğunu bitirmiş halde İstanbul‘a döner.,

Lütfi Akad 2004 yılında İş Bankası yayınlarından çıkan ‘Işıkla Karanlık Arasında‘ adlı kitabında şöyle anlatır :”…’Katil’ filminin yazılmamış ‘’Kaçış’’ bölümünden başlayacağız. Geçen yıl da Hudson marka koca otomobili ile bizi oradan oraya taşıyan şoför Cemil’in arabasına doluyoruz. En toplumuz Osman olduğu için o önde, arkada ben, Kriton ve Ayhan. Arkadaki arabada sürücü ve iki yardımcımız yola çıkıyoruz, kimi nedenlerle oyalandığımız için gece olmadan Kastamonu‘ya varmak istiyoruz, bu nedenle Cemil biraz hızlı sürüyor.

katil ayhan isik 3Çerkeş’de keskin bir virajı alır almaz karşımıza bütün yolu kaplayan eşeğe binmiş üç yolcu çıkıyor, Cemil çarpmamak için ne gerekiyorsa yapıyor, onlar kurtuluyor ama biz dört tekerleği havada kalacak biçimde devriliyoruz. Arabanın içinde ne yapacağız diye devinirken keskin bir benzin kokusu alıyorum ve ‘Benzin !’ diye bağırıyorum, ‘çabuk çıkalım.’ Hepimiz sağ salim dışarıdayız, ama içimizde en şaşıranı Osman, ön tarafın o küçük penceresinden nasıl çıktığını anlamaya çalışıyor.

Neden sonra gerilerde kalmış ikinci araba geliyor, elbirliğiyle arabayı sallayarak bir seferde yerine oturtuyoruz. Bütün bunlar olurken bir türlü aklımdan çıkmayan dehşet verici bir şey daha oluyor. Yan yana giderek yolu bütünüyle engelleyen eşekli üç yolcu başını bile çevirip bakmıyor, devrilen arabada yaralanan ölen var mı, umurlarında değil, konuşmalarını sürdürerek gidiyorlar. Cemil arabayı gözden geçiriyor, sorun yok. Doluşup yola devam ediyoruz, bir süre eşeklileri kolluyorum, yoklar. Bir yan yolda göremediğimden duman oldular diyorum. Gün batarken Kastamonu’dayız. Sabah kahvaltı etmek üzere otelin yemek salonuna iniyoruz…”

 ————O———–

‘…Senaryonun yazılışını çevre ve şartlar belirleyecek. Bunun için kalınca bir okul defteri alıyorum. Buraya her bir çekim için bir yaprak ayırıyorum. Çekimleri gerçekleştirdikçe birinciden başlayarak sayılandırıyorum; çekim ölçeği, mercek, uzaklık, diyafram, gün ve saat bilgileri üst tarafa. Alt tarafa da oyuncuların yaptıkları. Varsa konuşmalar o sayfanın arkasına yazılıyor.

Bu bilgileri çekim bittikten sonra kameraya ters tutarak kaydettiriyorum. Ters tutmak “Bu çekim sayısı önceki çekimindir!” anlamına geliyor. Çekimler, kurgu sırasına uyarak yapılmayacağına göre, kurgu günü yaprakları defterden kopararak isteğime göre sıralayıp kurgulayacağım. Çekim başlamadan tasarladığım bu yöntem çok işe yarıyor.

Önce bir keşif yapıyoruz. Hapishane olarak kullanılan Kale çevresini dolanıyoruz. Yarım adanın ıssız ucuna doğru uzanıyoruz, tepeden Karadeniz‘in görkemli bir görünümü var. Kentin çarşı, pazar sokaklarına bir göz atıyoruz, bu arada Osman, valilikten gerekli izinleri almış olarak geliyor, bundan başka cipli iki polis ve atlı jandarma takviyeli yardım da sağlamış. Hemen düzenli bir çalışmayla işe koyuluyoruz. Ayhan, Sinop kalesinde denize atlıyor, ıssız kumsala çıkıyor atlı jandarmalar peşinde. Hava rüzgârlı, hızla sürüklenen koca bulutların gölgeleri yerde kayarken genel çekimlerin havasına gerilim ve ivme kazandırıyor. Çevrede çalıştıktan sonra Sinop’un içine, sokaklarına geçiyoruz.

Polisler ve cip hep bizimle. Bir çekim düzenliyoruz, ama bir eksikliğin tamamlanması için Yüksel’i beklemek gerekiyor. Kriton bir ara yanıma geliyor, alçak sesle “Elini biraz çabuk tut,” diyor. “Ne oluyor?” diye soruyorum. Kriton “Kızıl saçlı çakır gözlü polisi görüyor musun, biraz sonra cipi alıp gidecek,” diyor. “Nerden biliyorsun?” diyorum. başını yana eğerek “Öyle,” diyor. Biraz daha bekliyoruz, Yüksel ilerden koşarak geliyorken Kriton’un dediği oluyor. Kızıl saçlı, çakır gözlü polis cipi alıp gitmeye kalkıyor. Osman hemen önüne geçiyor, engellemeye çalışıyor, bir işe yaramıyor. Yardımcılarla aracın etrafını alıyoruz, adamı oyalıyoruz, Osman bu arada telefon ediyor yakındaki bakkaldan, az sonra dönüp polise kendisini telefondan istediklerini söylüyor. Böylece çok tatsız bir durumu geçiştiriyoruz.

Düşman_Yolları_Kesti_1959_O.Seden_Film_afişKriton‘a soruyorum nerden öngördüğünü. KritonBabamın bir ortağı vardı, böyle kızıl saçlı, çakır gözlü. Konuşurken gözlerini hep kaçırırdı, insanın yüzüne böyle dosdoğru bakmazdı hiç. Bu da tam onun gibi, sonra babama büyük bir kazık attı,” diyor. Kriton‘un buna benzer birçok gözlemleri var.

Bir gün Katil filminin iç sahnelerini çalışırken ötede duran yardımcım Nişan Hançer‘i işaret ederek “Sor bakalım Nişan Ankaralı Ermenilerden mi,” diyor. Bizim kuşakların gençliğinde azınlıklarla çok haşır neşir yaşadığımızdan onları belirgin fizik özelliklerinden ayırabiliyorduk. Yahudiyi, Rumu, Ermeniyi konuşmalarını duymadan birbirinden ayırt edebiliyorduk, ama Ermeninin Ankaralısını, Diyarbakırlısını, Yozgatlısını ayırmak biraz abartı gibi. Günümüzdeyse konuşmalarından bile ayırt etmek olası değil. Soruyorum Nişan’a “Evet,” diyor şaşırarak, “nerden bildin?” “Kriton‘a sor” diyorum. Nişan bu işe çok şaşıyor ama doyurucu bir yanıt alamıyor.

Ayrıntılar Kriton‘un gözünden kaçmıyor. Çalışmadığımız günler eşimle balık tutmaya gidiyoruz, kiraladığımız sandalı Beykoz dalyanının direklerine bağlayıp izmarit tutuyoruz. Kriton da balığa meraklı, bir film çekimi sırasında o pazar birlikte çıkmayı konuşuyoruz. Oyunculardan Sadettin Erbil Yeniköylü söze karışıyor,”Siz bana gelin, balıkçı arkadaşlarım var, beraber gideriz,” diyor. Yeniköy’ün neresinde saat kaçta buluşacağımızı kararlaştırıyoruz. İş sürerken Kriton bir ara “Boşuna umutlanma,” diyor, “bu adam gelmez.”. “Neden Kriton?” diyorum, “söze kendi karıştı, biz ondan bir şey istemedik”. “Bu adamla,” diyor Kriton, “göz göze gelemiyorsun. Gelmeyecek“. O pazar sabahı kararlaştırılan saatte eşim ve Kriton‘la Yeniköy’deyiz. Kimse gelmiyor. Son çekimle Sinop’tan ayrılıyoruz…”

Düşman Yolları Kesti” (1959) filminin önemli bir kısım çekimleri de Kastamonu‘da yapılır; hatta Çolpan İlhan, film çekimlerinde Sadri Alışık‘ı ziyarete gelir ve çekim arasında nişanlanırlar.

(Akad, Işıkla Karanlık Arasında) – Paylaşım Deniz Solmaz

 

 

Yorumlar