Mesut Kara – Fantastiğin Sineması 1

0
1601


1440_02

Masal gibi yılların, masal sinemasıydı Yeşilçam. Nice unutulmayan yüz tanıdık, hayattan beyazperdeye yansıyan görüntülerde, unutulmaz filmler izledik. Esas kızlar, esas oğlanlar evlerimizin duvarlarını süsleyen kartpostallarda birer ikonaya dönüştüler. Esas kızlar, esas oğlanlar kadar sevdik kötü adam ya da kötü kadın suretinde perdeye yansıyan ve gönlümüzde yıldızlaşan Yeşilçam’ın iyi kalpli oyuncularını. Aslında bir melek olan anneler, kanımızın hemen ısındığı, baba demek istediğimiz amcalar, posbıyıklı zengin ve iyi kalpli fabrikatörler ve daha niceleri. Sanki sinemanın kahramanları değil mahalle komşularımızdı onlar. Öylesine sahici, öylesine inandırıcı ve bizden olandı.

Yeşilçam bir furya sinemasıydı aynı zamanda. Ya türler ya da tipler furyaya dönüşür, seri filmler halinde yansırdı beyazperdeye. Kimi zaman masallar diyarında gezindik Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’le, kimi zaman dünyayı kurtardık kötülerden yıldız savaşlarında. Popüler Yeşilçam döneminin furyalara dönüşen en önemli damarıydı fantastik sinema. Fantazyanın sınırsız evreninde gezinen Yeşilçam, türün her alanında örnekler verdi, furyalar yarattı. Kimi zaman masal filmleri furyası esti, kimi zaman tarihi filmler, süper kahramanlar ya da kovboy filmleri furyası. Bilim kurgu filmleri de yapıldı, korku sineması örnekleri de.

Fantastik sinemanın öne çıkan, son yıllarda yaşanan yeni keşiflerle adlarından çokça söz edilen önemli yönetmenleri vardı. Fantastik filmlerin yeniden keşfedilmesiyle Yılmaz Atadeniz ve Çetin İnanç da genç seyircinin ilgi odağı yönetmenlerden oldular yeniden. Filmleri elden ele dolaştı. Ünleri dünyaya yayıldı, yurtdışında dergilere haber oldular.

Sonu belirsiz bir maceraya sürükleniyorken dünya

5p7gd4fklcYeşilçam sineması ve seyircisi salonlardan çekilmiş, televizyona taşınmıştı seksenli yıllarda. Filmlerle birlikte sanki iyiliklerde çekiliyordu hayattan. Sonu belirsiz bir maceraya sürükleniyordu dünya.

Kötüler, tüm insani değerleri ve insanları ezmeye girişmişken tanklarıyla, silahlarıyla bir adam dünyayı kurtarmaya kalkışmıştı sessiz sedasız. Hepimizin çok yakından tanıdığı, sevdiği bu adamın dünyayı kurtarma çabalarından habersizdik o günlerde. Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü’nün “esefle sunduğuCüneyt Arkın filmi Kara Korsan ve iftiharla sunduğu Dünyayı Kurtaran Adam gösterimleri yeni bir keşfin başlangıcı oldu.

Fantazyanın kurgusal dünyasında, geriye dönüş yolculuğu başlamıştı; dün küçümsenen, horlanan, yok sayılan filmler ve yönetmenleri yeniden keşfediliyordu. Bu keşif başlangıçta bir alaycılığı içerse de zamanla bir sahiplenmeye dönüştü.

Kinema dergisinin Dünyayı Kurtaran Adam ve Cüneyt Arkın özel sayısıyla her şey değişti. Dünyayı Kurtaran Adam bu keşfin dönüm noktası oldu.
Efsane, filmin dünyanın en kötü on filmi arasında ilk sıralara seçildiği söylentisiyle başlamıştı ve Dünyayı Kurtaran Adam ilk ve en önemli kült filmimiz olmuştu böylece. Her tür ya da furya kendi oyuncularını yıldızlarını da yaratıyordu. Salon filmlerinin yakışıklı jönü olarak ünlenen ve yıldızlaşan Cüneyt Arkın kişisel çabalarıyla başka bir Cüneyt Arkın daha yaratır ve avantür filmlerin de, fantastik filmlerin de en önemli oyuncusu olur.

Kimler yoktu ki uçan, takla atan, kale surlarından gözünü kırpmadan atlayan, motosikletle ya da at üstünde akrobasi yapan, jönden dayak yiyen efsane isimler arasında.
Yeşilçam kalıpları, süper kahramanlar furyasına alabildiğine hâkimdir. Avantür sinemanın bütün kuralları, genç seyirciyi salonda tutabilmek için aksiyonun, vurdulu kırdılı sahnelerin, şiddetin artmasıyla sürdürür varlığını. Birbirinin benzeri süper kahramanlarımız değişse de, anlatılan öyküler birbirine benzer. Formül aynıdır: Dünyayı mahvetmek isteyen bir kötü adam ve dünyayı kurtaran çoğu maskeli kahramanlarımız.

Filmlerin mutlu biten sonlarında “kuş kafese girer” ve tıpkı o tekerlemedeki gibi “olmaz böyle vakalar” Türk Polisi mutlaka kötü adamları yakalar. Dünyayı kurtaran ilk ve tek kahramanımız Cüneyt Arkın değildir. Çok öncesinde de dünyayı kötülerin elinden kurtarmaya çalışan süper kahramanlarımız vardı. Örneğin Süpermenlerimiz ya da Yılmayan Şeytan filminde Bay Tekin, nam-ı diğer Bakırbaş da dünyayı kötülerden kurtarır.

Bu filmlerin perdeye yansıyan vurdulu kırdılı ya da eğlenceli öyküleri kadar kamera arkasında da kimi zaman tehlikeli, kimi zaman eğlenceli unutulmaz anlar, anılar yaşanır.
Maskeli süper kahramanlarımız 70’li yıllarda çoğalır. Maske kahramanlarımıza gizem kattığı gibi sanki süper olduklarını kanıtlayan bir simgedir de.

1440_05

Çizgi roman kahramanları

Yeşilçam kaynaklarını Batı’nın, Amerika’nın çizgi romanlarında ararken, kimi zaman tarihe ve destanlara dalıp kendine ulusal kahramanlar yaratır. Yerli çizgi roman tarihsel fantazyayı etkilerken, yabancı çizgi roman da Yeşilçam’ın süper kahramanlarına esin kaynağı olur. Çizgi romanın yetmediği yerde fotoroman kahramanları yetişir imdadımıza.
Çizgi romanların süper kahramanları da, dünyayı kötülük saçan tehlikeli adamlardan kurtarmak için farklı suretlerde yansır fantastik sinemanın düşsel öykülerine.

3oa645de33Örümcek Adam Yeşilçam’a 1966 yılında girer fakat uzun ömürlü olamaz, devamı gelmez. Yılmaz Atadeniz’in İtalyan fotoromanından esinlenerek yönettiği Kilink ise bir furyaya dönüşür. Yılmaz Atadeniz’in Killink’i Uçan Adama karşı mücadele ederken, başka maceralarda Şaşkın Hafiye’yle karşılaşır, Mandrake’nin karşısına çıkar, ya da Frankeştayn’a Karşıdır, Caniler Kralı’dır, Kolsuz Kahraman’a Karşı’dır. Ölüler Konuşmaz filminde elmas soyguncularına karşı mücadele eder.

Süper çizgi kahramanlarımızdan Kızıl Maske ise iki koldan girer Yeşilçam’a. 1968 yılında aynı adla biri Tolgay Ziyal’ın yönettiği diğeri Çetin İnanç’ın yönettiği iki Kızıl Maske çekilir. Çetin İnanç’ın, daha bizden olan kahramanı Kızıl Maske argo konuşur, arkadaşı Diyarbakırlı Memo suretindeki Sami Hazinses yerel espriler yapar.
Çok kaynaklı Yeşilçam yapımlarında süper kahramanlar resmi geçidi devam etmektedir. Bu uyarlamalar Yeşilçam ruhuna uygun sürerken Süpermen’de sıkça konuk olur Yeşilçam’a.
Süper Adam filmleri ilgi görünce Killink’te olduğu gibi dişisi de yapılır, Feridun Kete’nin yönettiği Süper Kadın Dehşet Saçıyor filmiyle. Çoğu zaman tek kahraman yetmez Yeşilçam ruhuna. Captain Amerika, Spiderman ve güreşçi El Santo, Üç Dev Adam’da bir araya gelir.

Çizgi romanların sadece maskeli, pelerinli, uçan ya da koşup taklalar atan süper kahraman’ları uyarlanmaz Yeşilçam’ın fantastik dünyasına. Türkiye’ye gelirken Red Kit olan Lucky Luke da üç kez uyarlanarak Yeşilçam’ın ilkleri arasında yerini alır. Red Kit’i sinema filmi olarak beyazperdeye ilk kez Yeşilçam aktarır.
Çifte Tabancalı Damat’da Öztürk Serengil, düşlerinde Red Kit olduğunu sanıp, kendini Vahşi Batı’da bulur. Atını Seven Kovboy da Aram Gülyüz’ün filminde, Red Kit olarak Dalton’lara karşı mücadele eder. Aram Gülyüz bir kez de Atını Seven Kovboy filminde Sadri Alışık’lı Red Kit çeker. Pekos Bill, Tom Braks, Zagor ve Kaptan Swing de uyarlanır, bu furya içerisinde Yeşilçam’ın fantastik filmlerine. Tunç Başaran’ın yönettiği Kaptan Swing Korkusuz Adam’da her şey aslına uygundur.

1970’te Mehmet Aslan’ın yönettiği Zagor filmiyle baltalı ilah, dünya sinemasındaki ilk macerasını her ne kadar baltasız olsa da Yeşilçam’da yaşar, Cihangir Gaffari’yle. Sonrasında Nişan Hançer, iki Zagor macerası çeker: Zagor Kara korsan’ın Hazineleri ve Zagor Kara Bela.

DEVAMI HAFTAYA…

Fantastik Türkler - istanbul Modernde

Yorumlar