Mesut Kara – Fantastiğin Sineması 2

0
1563

fantastigin_sinemasiYeşilçam’ın fantastik dünyası hayatın ve fantazyanın her alanından örneklerle furyalar yaratır.
Çizgi roman uyarlamaları, süper kahramanlarla ya da kovboylarla sınırlı kalmaz. Tamamen yerli kahramanlardan uyarlanan tarihsel fantazya en önemli damarını oluşturur bu furyanın. Her şey belki de Karaoğlan’la başlar. İlk Karaoğlan filmi Karaoğlan – Altaydan Gelen Yiğit’tir.

19 Mayıs 1965 günü Akşam gazetesinde “Karaoğlan’ı beyazperdede canlandıracak bir genç aranıyor” başlıklı ilanla duyurulan yarışmayı Kartal Tibet kazanır. Kartal Tibet çizgi romanın yaratıcısı ve sonrasında sinemaya uyarlayan Suat Yalaz’ın düşündüğü oyuncudur. Suat Yalaz’ın kapısını çalanlar arasında o yılların romantik jönü Cüneyt Arkın da vardır. Suat Yalaz “senden Karaoğlan” olmaz diye geri çevirir Cüneyt Arkın’ı. Bu reddediş yeni bir Cüneyt Arkın’ın doğmasına yol açar.

Karaoğlan – Altaydan Gelen Yiğit öylesine tutar ki o yıllarda bir furyayı da başlatır. Gişede büyük hasılat elde eden ilk filmin ardından Baybora’nın Oğlu ve Camoka’nın İntikamı’nı yönetir Suat Yalaz.

Karaoğlan’lar Yeşilçam’da bir çığır açar ve ardından taklitleri başlar oluşan furyada. Suat Yalaz da yarattığı seriyi sürdürür Bizanslı Zorba ve Karaoğlan Yeşil Ejder’le.

KARAOGLAN BAYBORANIN OGLUKaraoğlan’la birlikte Danyal Topatan’ın canlandırdığı unutulmaz Camako da bir kahramana dönüşür. Karaoğlansız bir Camoka filmi de çeker Suat Yalaz: Camoka’nın dönüşü. Camoka’nın İntikamı’nda da olağanüstüdür Danyal Topatan.
Renkli çekilen Karaoğlan Geliyor’un da yönetmeni Suat yalaz değildir ve fakat başrol oyuncusu Karaoğlan’ı canlandıran Kartal Tibet’tir. Mehmet Aslan’ın yönettiği filmin esin kaynağı da Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun daha önce de uyarlanan Cengiz Han’ın Hazineleri romanı olarak gösterilir.

Bu esnada başka bir gazetede Malkoçoğlu adlı başka bir çizgiroman yayınlanmaya başlamıştır. Malkoçoğlu, Süreyya Duru’nun yönetmenliğinde kendini Yeşilçam’da bulur. Karaoğlan Yeşilçam’dan çekilirken, yerini başrolünü Cüneyt Arkın’ın oynadığı Malkoçoğlu alıyor, Tarkan ve Kara Murat ise sırada bekliyordur.

Cüneyt Arkın’lı Malkoçoğlu serisi Ölüm Fedaileri’nde biterken Süreyya Duru başrolünde Serdar Gökhan’ın oynadığı Malkoçoğlu Kurt Bey’i çeker. Günlük gazetelerde tefrika edilen çizgi romanların tarihsel kahramanları Yeşilçam’da yer almayı sürdürür. Sezgin Burak’ın yarattığı Tarkan da Kartal Tibet’in oyunculuğuyla bir Yeşilçam kahramanına dönüşür. Tunç Başaran’ın yönettiği ve çok tutulan Tarkan’ın ardından furya devam eder. Tarkan maceralarını tamamlayıp Yeşilçam’dan çekilirken bu kez yerini Kara Murat Alır. Fatihin akıncısı Kara Murat’ın ilk sinema macerası Natuk Baytan’ın yönettiği Kara Murat Fatihin Fedaisi’dir. Film yine çok büyük bir ilgiyle karşılaşır ve devamı gelir.

Cuneyt Arkın fenomeniTarihi filmlerin dekoru Bizans’tır. Bizans da surlar, kaleler yani kaçınılmaz olarak Rumeli Hisarı, saraylar, zindanlar ve kavga sahnelerinin çokça yaşandığı meyhaneler demekti.

Yeşilçam’ın kalıpları kaçınılmaz olarak tarihi filmlere de yansır. Bizanslılar Battal Gazi’nin eşini öldürüp oğlunu kaçırır; köy basıp yaşlıları kılıçtan geçirir, kızlara, kadınlara işkence eder, tecavüz ederler. Zindanlardaki tutsak Türklere acımasız işkenceler yaparlar. Sonuçta Kahpe Bizans hep kahpe kalır.

Kahramanlarımızın gözü karadır, çoğu kez tek başlarına dalarlar onca düşmanın arasına. On parmaklarında on marifet, yaylarında birden çok ok vardır düşmana atılacak. Komiktirler, alabildiğine ironik ve mizahi. İçlerindeki çocuk hiç büyümemiştir ve bu filmlerine de oyunlarına da yansır, kendileriyle dalga geçmeyi de bilirler. Yiğittirler, kimseye boyun eğmedikleri gibi sözlerini de sakınmazlar.

Bütün bunların toplamında onlar sadece Yeşilçam’ın değil bizlerin de çocukluk kahramanlarıdırlar. Sanki filmlerin unutulmaz oyuncuları değil, mahallemizin örnek aldığımız ağabeyleri, ablalarıdırlar.
Tek başlarına ordulara meydan okuyan bu kahramanlar arasında gözü pek ve kılıç kullanmakta usta kadın kahramanlar da yaratır Yeşilçam. Bunlardan biri de Mehmet Aslan’ın yönettiği Aybiçe Kurt Kız’dır.

SONY DSCYeşilçam’ın Kovboyları
Yerli westernlerde oynamayan yoktur neredeyse. Doğal mekanlar hazırdır nasılsa. İç mekanlarsa az masraflı platolarda oluşturulur. Vahşi Batı’nın kasabası ise Ahmet Sert’in kurduğu içinde kiliseden salona bir çok ayrıntının yer aldığı tıpkı bir western kasabasını andıran platoda çekilir.

Bir anda yerli Cango’lar, Ringolar, Sabata’lar, Gringolar, kötü haydutlar, şuh Meksikalı kızlar, şerifler, çiftlik sahipleri, Kızılderililer çoğu küçük bütçeli ve içiçe çekilen yerli western filmlerinde boy gösterir. Bildiğimiz Yeşilçam kalıplarının dışında, değişik bir fantazya oluşturur bu filmler.

Genellikle kötü adamların adı Ramon’dur yerli westernlerde. Yılmaz Atadeniz’in iç içe çektiği iki bölümlük Maskeli Beşler destanı bu türün önemli örneklerindendi. Olaylar Amerikan İç Savaşı yıllarında Meksika’da geçer.

 

Kurgu Gibi Bilim

Kayıp bir filmimiz: Görünmeyen Adam İstanbul'da
Kayıp bir filmimiz: Görünmeyen Adam İstanbul’da

Bilim kurgu Yeşilçam’a Görünmeyen Adam İstanbul’da ve Uçan Daireler İstanbul’da ile girse de, görsel efektler gibi teknolojileri ve dolayısıyla çok büyük bütçeleri gerektirdiğinden hep düş olarak kalmıştır son yıllara kadar. Altın Çocuk Beyrut’ta filmi James Bond’un izini sürer. Altın Çocuk Göksel Arsoy, dünyayı kötü ve güçlü adamlardan, maskeli, pelerinli Ejder’den kurtarmaya çalışır. Yılmaz Atadeniz’in yönettiği Yılmayan Şeytan, yine türün özel örnekleri arasındadır.

Bilimkurgusal filmlerimizde ajanların ya da süper adamların kötülere, mafyaya, çılgın bilim adamlarına karşı mücadelesi dünyada yaşanırken Turist Ömer uzay’a ışınlanır, Uzay Yolu’nun kahramanlarıyla. Turist Ömer uzay macerasında herkesi şaşırtan bir garip dünyalıdır. Yeşilçam yine bir ilke imza atar, 70’li yılların kült televizyon dizisi Uzay Yolu’nu Hollywood’dan önce sinemaya aktarır.

Bilimkurgu 70’li yıllarda erotik güldürülerde de sıkça kullanılır. Süper adam taşlaması olan Süper Selami’de yönetmen Yılmaz Atadeniz Aydemir Akbaş’tan Süpermen yaratır. Karaborsacı haydutlardan kaçan Selami, tıpkı süper kahramanlarımız gibi Şazem dediğinde Kızıl Maske’nin maskesi, göğsünde Süpermen’in logosu, sırtında kırmızı peleriniyle bir Süper Adam’a dönüşür.

Yönetmen Nejat Saydam, Mel Brooks’un Genç Frankenştayn filmini Sevimli Frankeştayn olarak uyarlar.
Bir gece Ihlamurdere mahallesine bir uçan daire iner ve içinden çıkan bodur uzaylı, sevimli küçük kahramanımıza sığınır. Spielberg‘in E.T.’sinin yerli versiyonu olan Badi filminin künyesinde, ilginç isimler vardır. Bilimkurgu, Yeşilçam’ın B türü yapımlarında kullanılsa da başarılı örnekler veremez. Sonuçta marjinal arayışlarını kült filme dönüşen Dünyayı Kurtaran Adam ile zirveye çıkarır.

Son yıllarda büyük bütçelerle, görsel efektlerin, bilgisayar teknolojisinin bütün olanakları kullanılarak yeni filmler yapıldı. Gora ve A Milli Uzay Filmi başlığıyla sunulan Dünyayı Kurtaran Adam’ın Oğlu filmlerinin nasıl bir iz bırakacağını, bir furyaya dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek.

Drakula-IstanbuldaKorkunun fantastiği

Son yıllarda genç kuşak yönetmenler, özellikle ilk filmini yapanlar korku filmlerine yönelse de, Yeşilçam’da en az denenen türdü korku sineması.

Drakula İstanbul’da filminin kahramanı Vampir Kont Drakula’dır.
Filmin sanat yönetmeni Sohban Koloğlu, Giovanni Scognamillo’ya filmin özel efektleriyle ilgili şunları anlatır: “Genelde tüm efektler, en basitleri bile sorun yarattılar. Örneğin mezarlık sahnesi için sise ihtiyacımız vardı. Bu duman tabakasını nasıl mı gerçekleştirdik? Ekipteki 30-40 kişi, her birinin ağzında 3-4 sigara olarak, yere yattılar ve sigara dumanını üfleyip püflemeye başladılar.

Drakula İstanbul’da korkudan çok atmosfer yaratırken doğaüstücü bir korku filmi olan Şeytan usta yönetmen Metin Erksan imzasını taşır. Amerikan korku yazarı William Peter Blatty’nin çok satan romanı The Exorcist ve bu romandan uyarlanan filmdir Şeytan’ın esin kaynağı.

 

Sine-Masal

Yeşilçam yine bir ilke imza atarak Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmiyle, Walt Disney’in çizgilerle anlattığı, Grimm kardeşlerin ölümsüz masalını ilk kez canlı olarak sinemaya aktarır. Ertem Göreç’in yönettiği film hâsılat rekorları kırar ve masal sinemasının pek de yer bulamadığı Yeşilçam’da bir furyaya dönüşür.

Yeşilçam’ın Ayşeciği Pamuk Prenses olurken, film Salih Güney’i beyaz atlı prens, Suna Selen’i de yıllarca unutulmayacak kötü kalpli kraliçe ve cadı olarak belleklere kazır. Ayşecik ve cüceleri bir kez daha bir araya gelirler Tunç Başaran’ın yönettiği Ayşecik ve Sihirli Cüceler’de.

Masal furyası birçok filmle sürerken külkedisi de unutulmaz tabii ki. Süreyya Duru Külkedisi’ni Zeynep Değirmencioğlu ve Sertan Acar’la çekerken, Aram Gülyüz de Saraylar MeleğiSindrella’yı Sema Tamer ve Salih Güney’le gerçekleştirir.

Masal dünyası Yeşilçam’a yerleşmişken halk masallarının hazırcevap Keloğlan’ı unutulur mu? İlk Keloğlan filmi Anadolu’yu kasıp kavurur, büyük hasılat elde eder. Elbette devamı da gelir Keloğlan furyasının.

masallar ve yesilcam banner-1
photo-The-Deathless-Devil-Yilmayan-seytan-1973-1

Yorumlar