Motör, Nam-ı Diğer Remake, Remix, Rip-Off (2014)

4
1450

remake remix ripoff1

Sinematik Yeşilçam için Oğul Can Çomak yazdı

Ankaralı sinemaseverlerin uzun süredir beklediği, buram buram sinemanın koktuğu “Gezici Festival” 20.kez merhaba dedi. Festivalleri meydan okumaymışcasına içselleştiren bazı insanları görmenin verdiği bıkkınlığa ve 20.yıla yakışmayan cılız programına rağmen, “Gezici Festival” insanın için ısıtmakta hiç zorlanmıyor. İçime sinmeyen programda istisnalar yok değildi. Yeşilçam’a olan tarifsiz sevdama “ballı kaymaklı” etki edecek “Motör, Nam-ı Diğer Remake, Remix, Rip-Off bu istisnalardan en önemlisiydi. Adından da anlaşılacağı üzere Türk  Sineması‘nda (eyvah, Türkiye demedim!), yeniden çevrim meselesini masaya yatıran film, bununla yetinmeyip dönemler arası paralellikler kurarak olabildiğince zenginleşiyor.

Yeşilçam‘a ait olmayan ama Yeşilçam‘la özdeşleşen müziklerden çalışma koşullarına, parasızlıkla pratikleşen emekçilerden hayret veren buluşlara, seks furyasından günümüzün reyting rekorları kıran dizilerine dek geniş bir yelpaze sunuyor film bizlere. Uzun uğraşlar sonucu oluşturulan, işin özüne eğilen, takdir edilesi bir film bu. Bugün hayatta olmayan pek çok ustayı dinlemek için harika fırsat. Yeniden çevrimlerden aldığı bayrağı, kapitalizmin yeniden yapılandırmaya niyetlendiği Emek Sineması‘na vermesi, bu leziz belgeselin bugünle kurduğu ilişkinin temelini teşkil ediyor. Yani “geçmişi” dışlamayan “bugün” ya da “bugünü” reddetmeyen “geçmiş” mevzubahis.

rrr_web_7

Yeşilçam‘ı esefle kınamak ve dönemi tü kaka ilan etmek için tetikte bekleyen insanların yüzünün kızarması da kuvvetle muhtemel. Büyülü Fener Sinemaları‘ndaki az sayıda seyircinin, “güldürürken kalbimize yumruk atan” bu filmi yakaladığına inanmak istiyorum.Tasalanmayın, bittabi olumsuz eleştiri hakkımı kullanacağım. Yeşilçam‘a ölüp bitsek de dürüst olmak gerekiyor. Bazı tercihler kutsanmamalı, masum görülmemeli.

1362410183_43_Memduh-Un
Memduh Ün

Adı “Altın Yönetmenler” arasında geçen, ancak yeniden çevrim ve esinlenme işine abartıya kaçtığını düşündüğüm (kendi kitabında bu durumu içtenlikle anlatır) Memduh Ün‘le başlayan film, bilerek veya bilmeyerek doğru bir adım atıyor. 1959‘da çektiği “Üç Arkadaş“ı , 1971‘de aynı adla, 1961‘de çektiği “Avare Mustafa“yı, 1980‘de “Devlet Kuşu” adıyla (Orhan Kemal uyarlaması olduğunu belirtelim) yeniden çekmişti Memduh Ün. Küçük dokunuşlar olsa da, aynı hikâyelerle perdede boy göstermişti.

Bir nevi Gus Van Sant‘ın Alfred Hitchcock‘un eşsiz filmi “Sapık”ı ya da Michael Haneke‘nin kendi şaheseri “Ölümcül Oyunlar“ı kare kare çekmesi sorunsalı. Gerçi Memduh Ün‘ün filmleri “kare kare” aynı mıdır tartışılır, ama tamamıyla yeniden çevrimdir. Ayrıca, Ali Murat Güven‘in geçtiğimiz “2.El Film Festivali’nde” övgüyle bahsettiği “Cellat” da ustanın yenilik ithal eden filmlerinden biridir.

Gördüğünüz üzere Memduh Ün, kendi filmini yeniden çekmek suretiyle yerliden yerliye de uygun örnek teşkil eder, yabancıdan yerliye de. “Motör“e döndüğümüzde ağırlıklı olarak yabancı filmlerle kurulan bağlantıların irdelendiğini, ama yerli filmlerin de ihmal edilmediğini görüyoruz. Rejisör Cem Kaya, dersine titizlikle çalışmış. Ağır aksak ilerleyen belgesellerin aksine, ilk dakikalardan içine alan, bol sürprizli bir belgesele imza atmış. Tartışmaya açtığı konularda mikrofonu esirgememiş. Rejisörlere, oyunculara, set emekçilerine uzatılan mikrofon, sinema yazarlarına da uzatılmış.

Ne yazık ki dengeyi kuramamış Cem Kaya. Sinemacılara torpil geçmiş, sinema yazarlarına yeterince söz hakkı tanımamış. Nitekim, Kaya Özkaracalar, Ali Murat Güven, Ege Görgün, Murat Tolga Şen gibi yeşilçam’a olan sevgileri kalplerinin dışına taşan sinema yazarlarını göremiyoruz. Oysa sinema yazarları sosyolojik tespitlerle filmi güçlendirebilirdi.

rrr_web_15

Bu güçlendirme meselesini de dönem içinden gelenlere bırakmak pek iyi olmamış. Aslında sadece sinema yazarları değil, ünleri ülke sınırlarını aşmış oyuncuların da sesini duyamıyoruz. Bu minvalde, bu yılki “Fantasturka Film Festivali“nin fragmanını hazırlayan ve benim gibi Yeşilçam sevdalısı olan Mehmet Volkan Çomak‘ın eklemesini hemen yazmalı.”Motör..“, avantür krallarını, kraliçelerini gözden kaçırıyor.

Ekranda görünen, ama çıt çıkarmayan Yılmaz Köksal, Altan Günbay, Süleyman Turan dışında yaratıcısı bile mest eden Zagor performansı sergileyen Levent Çakır‘ın, “Dünyayı Kurtaran Adam“lardan ikincisi Aytekin Akkaya‘nın ve westernlerin aranan oyuncusu Tamer Yiğit‘in sesini duyamıyoruz. Erkek tarafından bakmayalım, Figen Say, Hülya Darcan, Devlet Devrim gibi sanatçılarımıza da rastlamıyoruz. Kim konuştu, kim konuşmadı, bilemem. Ben gözlerimin arayışına dur demek isterdim. Kurgu masasında yoğun mesai harcadığını düşündüğüm Cem Kaya, kişi odaklı parça birleşiminde başarısız olsa da, filmleri bağlama konusunda müthiş iş çıkarmış. Yukarıda değindiğim titizlik en çok burada kendini gösteriyor.

rrr_web_20

Filmde “tercih” yönünden en beğendiğim noktaysa, iki sempatik ve çalışkan rejisörün zihnimdeki gizli rekabetine verilen cevaptı. Bu tarz belgesellerin olmazsa olmazı Yılmaz Atadeniz‘in (kendisiyle 2013 Yılı’nın “Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali“nde sohbet etme imkânı bulmuştum) ekran süresi Çetin İnanç‘a nazaran az.

bu-belgesel-zle-20142609065131530
Çetin İnanç

İkisi de mihenk taşı elbette. Birini diğerinin yerine koymak haddim değil, Yılmaz Atadeniz‘i dinlemek de büyük zevk.Kulağımızı biraz da Çetin İnanç‘a versek fena olmaz sanki. İnanç’ın söyledikleri de duygulara işliyor. Rahmetli Metin Demirhan‘ın beni çocukluğuma götüren Çetin İnanç yorumları ve tespitleri de duygusal tona fazlasıyla katkı yapıyor. 26 yaşındaki gence bile “nasıl geçti habersiz, o güzellim yıllarım” dedirtiyor. Tabi ben “bazen gözyaşı oldun, bazen hisli bir Yeşilçam filmi” diyorum.

Çuvaldızı batırma vakti geldi çattı! İki üç cümle önce övdüğüm Çetin İnanç‘a ve 80‘lerdeki değişik metotlarıyla bilinen Kunt Tulgar‘a teesüflerimi iletmek istiyorum müsaadenizle. Kimse kusura bakmasın, Kunt Tulgar‘ı affedemeyenlerdenim. Oyuncu olarak ekranı dolduruyor. Ben masabaşında yaptıklarına çok ama çok kızıyorum. Belgeseldeki yaklaşımı da incitti. Çetin İnanç da yabancı filmden parça alma konusunda abartıya kaçan bir sinemacı.

Motör..” , Kunt Tulgar‘ın söyledikleriyle seyirciyi ikna edemese de, Çetin İnanç‘ın nedenlerini makul gösteriyor. Aslında tehlikeli bir durum bu. Bazı dokunulmazlıkları yıkmak gerekiyor. Yanlışın da usturuplu olması gerekiyor. Çünkü ister istemez şu soru akıllara geliyor : “Neden başka konulara eğilmediler?” Bu sorudan “Etik Nedir?” sorusuna geçiş yapmak mümkün.

Bunlar gibi nice soru bırakıp “Emek’in önemiyle” veda eden “Motör..“, her şeye rağmen kapsamlı haliyle bazı boşlukları dolduruyor. Almanya semalarından gelen Cem Kaya‘ya teşekkür ediyorum. Metin Erksan ve Halit Refiğ‘i buluşturabilmesiyle de alkışı hak ediyor.Keşke bu film “Fantasturka’nın” programında yer alsaydı. Kimbilir, belki başka festivallerde karşımıza çıkar.

Not : Erotik furyayla ilgili yine Aydemir Akbaş konuşuyor. Bülent Kayabaş nerede? Bülent Bey, rica ediyorum geçmişinizle barışın. Youtube’da en çok izlenenler arasında sadece “meşhur ölüm sahneniz” yok.

Remake Remix Rip-Off Trailer from Cem Kaya on Vimeo.

Yorumlar