Ediz Hun & Selma Güneri – SON KUŞLAR (1965)

0
3128
29231Yönetmen: Erdoğan Tokatlı
Senaryo:Ayşe Şasa
Foto Direktörü: Ali Uğur
Müzik: Mehmet Abut
Yapım: Efes Film / Mualla Özbek
Oyuncular : Ediz Hun (Oğuz), Selma Güneri (Ayşe), Tijen Par (Nesrin), Ayfer Feray (Anne), Talat Gözbak, Kenan Pars (Baba), Aliye Rona, Tuncel Kurtiz , Senih Orkan (Nesrin’in eşi), Şükriye Atav (Oğuz’un annesi), Nurhan Nur, Melek Akçan

Ayşe Şasa’nın Tren adlı kendi öyküsünden senaryolaştırdığı Son Kuşlar, sade, yalın ve iddiasız bir anlatım tarzı benimseyen Erdoğan Tokatlı’nın ilk yönetmenlik denemesidir, Agâh Özgüç’e göre “bütünüyle şiirsel bir sinemadır”, kendi ifadesiyle de “gerçekçilik’adıyla tanımladığım bir aşk hikâyesidir”. 3. Antalya Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Film Yarışmasında (24 Mayıs – 4 Haziran 1966) Selma Güneri En İyi Kadın Oyunucu ödülünü almıştır.sonk

Konu: Anadolu’da çalışan genç bir mühendis Oğuz (Ediz Hun) İstanbul’daki annesinden (Şükriye Atav) uzak olarak yaşamını sürdürüyor. . Ama ara sıra annesini ziyaret etmeyi de hiç ihmal etmiyor. Bu ziyaretlerinin birinde bir kitapçı dükkanında genç ve güzel bir kız olan Ayşe’yi (Selma Güneri) görüyor ve onu evine dek gizlice takip ediyor. Üsküdar’da oturan genç kız orta hall i bir ailenin kızıdır. Babası (Kenar Pars) ile annesi (Ayfer Feray) sevişerek evlenmişler, ama yıllar ve ekonomik nedenlerin beraberinde getirdiği kimi zorluklar karşısında hem sevgilerini hem de yaşamın gerçeklerine olan dirençlerini yitirerek tüm güvencelerini/ geleceklerini kızlarının kendilerini bu konumdan kurtaracak parlak ve de mantıklı izdivaçlarına bağlamışlardır. Büyük kızları Nesrin’e (Tijen Par) diğerinden daha fazla gösterdikleri ilginin nedeni ise, onun izdivacından elde edecekleri çıkar beklentilerinde yatmaktadır. Evliliği yalnızca bir çıkar anlaşması gibi gören büyük kız ise, zengin bir koca peşinde koşması ve de kendine yeterince fazla güvenden oluşan ihtirasıyla anne-babasını yanıltmaz, onların beklentilerini sahte bir umutla besler. Küçük kızın aile içindeki konumu ise büyüğünün tam tersidir; ailenin gözünde o, silik, sinik ve de çirkindir. Ve onun için de zengin bir koca bulma umudu hemen hemen hiç yok gibidir.

872_01
Mühendisle küçük kızın arasındaki tanışıklık kısa sürede duygusal yakınlaşmaya döner. Ayşe evde bulamadığı güven ve sevgiyi bu genç mühendiste bulur. Ama mühendis işi gereği Anadolu’ya gidince bu sevgiyi bir süre ertelemek zorunda kalırlar.

Büyük kız Nesrin sonunda isteğini kavuşur, oldukça varlıkIı bir müteahhitle (Senih Orkan) evlenir. Tüm umutlarını büyük kızın evliliğine bağlayan anne-baba ise beklentileri olan bu evlilikten pek kazançlı çıkmazlar. Nesrin koca ve parayı görünce anne babasına sırt çevir-mekte gecikmez, onlara tek bir kuruş bile yardımda bulunmaz. Tüm düşleri, beklentileri yıkılan anne-babanın karşısına bir ikinci şans çıkar. Oldukça varlıklı bir iş adamı (Talat Gözbak) küçük kızları Ayşe’ye talip olur. Daha ortada hiçbir şey yokken tüm aileyi paraya boğar. Mühendise gönlünü kaptıran küçük kız ise önceleri direnir, anne-babasının ısrarıyla kendini feda etmek zorunda kalır. Ve sevmediği bir adamla, sırf ailesini kurtarmak için evle-nir. Mühendis Oğuz istanbul’a döndüğünde artık her şey bitmiştir ve yaşamın bilinen gerçekleri karşında ise yapacağı pek fazla bir şey yoktur. Paranın gücü sevgiyi yok edip gitmiş-tir. Ayşe artık kendisine çok, ama çok yabancıdır.

872_02
– Hikayenin yazarı Ayşe Şasa, hikayenin ilk isimi de Tren’di. Ayşe bu hikayeyi Memduh Ün’e vermiş, Memduh Ün “bundan film olmaz diyerek” geri göndermiş. Daha sonra hikaye Metin Erksan’la benim elime geçti, Biz çok sevdik. Hatta Erksan bunu filme çekip çekmemek konusunda uzun bir süre karasız kaldı, sonra da Susuz Yaz’ı çekti.


“- Benim kararsızlığım, bu konu karşısında başlangıçta isteksiz kalışım şuradan geliyor: Bu hika-yeyi film yapmak çok zor işti. Bir kere prodüksiyonu yüklü ve ağırdı. Sonra senaryosu. ilk filmimde bu kadar yükün altına girmek istemiyordum.”

(Agah Özgüç, Erdoğan Tokatlı ile bir konuşma, Sinema 65, Eylül 1965.)
872_03
Kaynaklar: Iksv ve Agah Özgüç 

Yorumlar