Mesut Kara – Masaldan gerçeğe otomobiller ve yıldızlar

0
1517

fft99_mf4949792

Klasik otomobil sevdası Yeşilçam sedasıyla birleşince masal gerçeğe dönüşebiliyor. Masal gibi yıllarda Yeşilçam filmleri hayatla paralel kurgu gibi akıyordu düş bahçesi sinemaların beyazperdesinden bizlere. Hayat tüm hızıyla akarken Yeşilçam filmlerinde bir masala dönüşüyordu.

1950’li ve 1960’lı yıllar siyasal-ekonomik ve kültürel alanlarda köklü değişimlerin, gelişmelerin yaşandığı yıllardır. Bu, kaçınılmaz olarak sinemaya, izlediğimiz filmlere de yansır.
Büyük kentlerde hayatımıza giren yenilikleri, örneğin büyük kentlerin caddelerinde çoğalan lüks otomobilleri, dolmuşları, onların etrafında yaşanan hayatları taşrada yaşayanlar önce filmlerde görüyordu.

Yeşilçam döneminde esas kızlar, esas oğlanlar birer yıldıza dönüşür. Kimi Şoför Nebahat olarak iz bırakır, kimi Küçük Hanım, kimi Küçük Hanımın Şoförü. Sınıflara, statülere göre “yaşam kalitesini” gösteren simgeler de vardır. Otomobil, otomobilli hayat önemli simgedir.

dolmabahcede-yesilcam-ruzgari-esti-CHA-1578843-1-t

OTOMOBİL UÇAR GİDER

Türkiye’ye ilk kez 1891’de bir sirk gösteri aracı olarak gelen otomobilin, sonraki yıllarda ilk sahipleri önce devlet ardından “elitler”, az sayıdaki zenginler olur. Savaşlı yıllar ve yolların otomobile hazır/uygun olmaması cumhuriyetin ilk yıllarında otomobilin hızlı yaygınlaşmasına yol açmaz.
Ankara’da devleti yönetenlerin kullandığı otomobil, Menderes iktidarının diğer büyük kentlerde yaptığı çok şeritli geniş yol yapımları sonrası yaygınlaşır. Tramvayların, troleybüslerin yanında önce ‘hususi’ler, sonra damalı taksiler, ardından da dolmuşlar, otobüsler, kamyonlar kaplar kentin sokaklarını.

Otomobile olan talep ‘yerli üretim’e yönlenmeye de yol açar. “Devrim” otomobili ilk yerli üretim girişimidir. “Devlet Başkanı Cemal Gürsel tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder. Çalışma mekânı olarak Devlet Demiryollarının Eskişehir’deki Cer Atölyesi seçilir. Zaman müthiş dardır. Cumhuriyet Bayramı’na kadar yalnızca 130 günü vardır ekibin. Türkiye’nin ilk yerli otomobili olacak eserin adı da konmuştur: Devrim.” Bu serüveni 2008 yapımı Tolga Örnek filmi Devrim Arabaları’nda izleriz.

mkarapont

MASALDAN GERÇEĞE

Yeşilçam yıldızlarını kimi zaman bugün artık antika olan lüks otomobillerin kimi zaman dolmuşların, kamyonların şoför koltuğunda izledik; anlatılan masal gibi öykülerde.

Sezer Sezin’i, (sonra Fatma Girik’i) erkeklerin dünyasında dolmuş direksiyonunda “erkek işi” yaparak, ekmeğini kazanmaya çalışan güçlü kadın suretinde Şoför Nebahat olarak izledik. Belgin Doruk’lu Küçük Hanımefendi filmlerinde zenginliğin, lüks hayatın simgesiydi otomobil. Yeşilçam’da (sonrasında da) otomobille bütünleşen oyuncular ve filmler vardı. ‘Film icabı’, düşsel öykülerde izlediğimiz bu bütünleşmeler, görüntüler bir süredir masaldan gerçeğe dönüşüyor.

Geçtiğimiz haftalarda İKOD, (İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği) kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Okay arayıp derneğin Yeşilçam etkinlikleri hakkında bilgilendirip “Hep Yeşilçam’la iç içeydik. Klasik otomobil sevdamızın temelinde Yeşilçam sinemasının önemli bir rolü olduğunu düşünüyoruz. Derneğin bir köşesini Yeşilçam temasıyla, fotoğraflarıyla dekore ettik. Bir döneme damgasını vurmuş Yeşilçam oyuncularını konuk ediyor ve filmlerde kullandıkları (bazılarını gerçek hayattaki) otomobillerle buluşturuyoruz. Belki birlikte de bazı etkinlikler yapabiliriz diye düşünüyorum.” dedi.

alisik-2

YILDIZLAR VE OTOMOBİLLER

“Bir döneme damgasını vuran, artık klasikleşmiş heybetli, estetik ve konforlu araçlar; 1950’li ve 1960’lı yılların Yeşilçam filmlerinde de sık sık rol almışlardır. Bazen şoför Sadri Alışık’ın taksi durağındaki en yakın arkadaşı olmuştur 1957 model Chevrolet’i, bazen de Ediz Hun’un veya Göksel Arsoy’un sevgilisine aşkını haykırma şahidi olmuştur Kız Kulesi manzarasıyla 1949 Plymouth.” diyen İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’ yönetimi 2013’ün ilk aylarında ilk olarak Ediz Hun’u 50 yıl önce kullandığı 1960 model Chevrolet Impala’yla buluşturur.

Ardından İzzet Günay’ı ilk filminde kullandığı 1955 model Pontiac marka otomobil ile buluştururlar. Kırık Plak filminde Zeki Müren’in şoförü olarak kullandığı arabadır bu.

Göksel Arsoy da, uzun süre kullandığı İstanbul H-38541 plakalı 1957 model Chevrolet Belair Convertible tipi otomobilinin benzeriyle buluşup, anılarda yolculuğa çıkar. 1966 yılı yapımı “Altın Çocuk”, 1967 yılı yapımı “Altın Çocuk Beyrut’ta” ve “Orta Şark Yanıyor”, 1968 yılı yapımı “Altın Avcıları” serisinde ve daha birçok filminde de kullandığı, kendisine ait olan 1957 model Convertible Chevrolet’ine İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’nin girişimleri ile ulaşır.

1(1589)

YILMAZ GÜNEY’DEN SÜLEYMAN TURAN’A

Nebahat Çehre, bir gece evi terk eder ve trenle Eskişehir’deki teyzesine doğru yola çıkar. Yılmaz Güney, kendisini terk eden eşi Nebahat Çehre’nin bindiği Eskişehir trenini takip eder ve Bilecik Vezirhan’da 1966 model Buick Riviera marka otomobiliyle bir makas bularak raylara çıkar, aracın farlarını yakar ve trenin gelmesini bekler. İstifini bozmadan araçla rayların üstünde bekleyen kişiyi gören makinistler çarpmaya ramak kala durdurabilirler treni. Bir hışımla trenden inen makinistler, Yılmaz Güney’i görünce “Hayrola Ağabey?”derler. Güney ise “İçeride bir emanetim var, onu almaya geldim” der ve Çehre’yi trenden alır İstanbul’a geri dönerler.

guney cayan otomobil

İsrail başkonsolosu kaçırılmıştır ve THKPC önder kadrosu her tarafta aranmaktadır. Yılmaz Güney Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve Oktay Etiman’ı arabasında gizleyerek evlerine götürürken, yolda çevirme yapan asker Yılmaz Güney’i durdurduğunu anlayınca, arama yapmaz ve devam etmesini söyler. Arabayla evine getirdiği Mahir Çayan ve arkadaşlarını evinin çatı katında saklar. Mahir Çayan ve arkadaşlarının bagajında saklandıkları otomobil, yine Yılmaz Güney’in 1966 model Buick’idir.

Yılmaz Güney’in kendisine ait olan bu aracı usta aktör Süleyman Turan da bir Güney filminde kullanmıştır. Yıllar sonra yine aynı aracın direksiyonuna geçerek o günlere geri giden Süleyman Turan ilk ödülünü 1971 yılında yine bir Yılmaz Güney’le oynadığı “Yarın Son Gündür” filmiyle almıştı.
İKOD’un “Yeşilçam’a Saygı” temalı etkinliklerinin son sürprizi ise geçtiğimiz günlerde medyada da epey yer bulan İlyas Salman’ı 82 yapımı Çiçek Abbas filminde kullandığı 1981 model kırmızı klasik minibüs ve 87 yapımı Fikrimin İnce Gülü – Sarı Mercedes filmindeki 1974 model Mercedes ile buluşturmak oldu. Etkinliğe “Çiçek Abbas”ın kurgusunu yapan yönetmen Yılmaz Atadeniz de katıldı.

cicek_abbas_32_yil_sonra_direksiyonda

Not: Bu yazı Evrensel gazetesinde yayınlanmıştır.

Yorumlar