Şevket Altuğ – İmdat ile Zarife (1991)

1
1274

Nesli Çölgeçen’in sinemasına bugün kaç kişi hakimdir bilemem ama 1991 tarihli İmdat ile Zarife’yi seyretme şansı bulanların çok küçük bir azınlığı oluşturduğuna eminim. Yeşilçam’ın belki de en özgün işlerinden biri olmasına ve sektörden pek çok tanınmış ismi bünyesinde barındırmasına rağmen bu filme garip bir şekilde bir kayıp film muamelesi gösteriliyor. Aslında neredeyse kaybolmuş da diyebiliriz, internet üzerinden İmdat ile Zarife ile ilgili ismi ve künyesi dışında kaynak bulmak neredeyse imkansız. Ekşisözlük ve benzeri sitelerde hakkını teslim eden yorumların sayısı bir elin parmaklarını geçmezken herkes filme ulaşamamaktan dert yanmakta. Ben filme ilgi duymaya Şevket Altuğ merakından başlamıştım. 1990’ların iz bırakan dizisi Süper Baba’nın ardından kayıplara karışan usta oyuncunun filmografisine baktığımda seyretmediğim tek işinin İmdat ile Zarife olduğunu farketmiş, sonra da yıllar boyu bu filme erişmeye çalışmama rağmen hiç yol katedememiştim. Sonunda resmi olarak değilse bile tarihin sularında kaybolmayı gayesi edinmiş oyuncunun ruh eşi filmini seyretmeyi başardım. Darısı başınıza.

imdat ile zarife 5

Bilmeyenler için kısa özetimizi geçelim, İmdat ile Zarife, ayı oynatıcısı İmdat ile onun “iş arkadaşıZarife’nin hikayesini perdeye sunan bir film. Şehrin dışındaki yerleşkelerinde yaşayan İmdat ve ailesi geçimlerini kağıt toplayıcılığı, müzisyenlik ve aile mesleği ayı oynatıcılığı ile sağlamaktadır. Tarih doksanlar başıdır ve pek çok şey gibi ayı oynatıcılığı da yeni yüzyılın arifesinde bir kapanış dönemine girmiştir. Film boyunca Ayı Zarife ve İmdat’ın gündelik hayatını takip eder, bir nevi bu kapanış dönemine tanıklık ederiz.

Hikayesinde büyük inişler çıkışlar bulunmayan İmdat ile Zarife bir zamanlar popüler olmasına rağmen bugün ülkemizden tamamen silinmiş ayı oynatıcılığını sahneye taşıması ile esas cazibesini yaratan bir yapım. Göçebe çingenelerin ve ayı terbiyeciliğinin dokusunu iyi çözmüş film bu hayatı güçlü bir inandırıcılıkla perdeye yansıtmayı biliyor. Film, hakkında konuştuğu çingene kesimine özel bir sempati ya da tepki ile yaklaşmıyor, daha çok her şey kara komedinin kendine has merceğinden değerlendiriliyor. İmdat ile Zarife’nin bizden seyirci olarak bir empati talebi varsa bu tamamen Zarife üzerinden yürütülmekte. Filmin açılış kısmında Zarife’nin ormanda yavru iken yakalanışını an be an seyrediyoruz. Bundan sonraki süreçte de yönetmen Çölgeçen filmin çeşitli yerlerindeki rüya sekansları ile bize esas kahramanımızın Zarife olduğunu hatırlatıyor.

İmdat ile Zarife 2

İmdat ile Zarife seyirciyi doksanlar başı için olduğu kadar bugün de zorlayacak bir yedi dakika ile başlıyor. Zarife’nin ormanda yakalanışından eğitilmesine ve ardından damgalanmasına kadar geçen süreci bize gösteren film hikayeyi Zarife’den yana okuduğumuzda hep bir özgürlük ve doğaya dönüş meselesi taşımakta. Açıkçası filmin ayılara gösterilen şiddeti resmederken nasıl bir süreçten geçtiğini de insan ister istemez merak ediyor. Senaryonun kendisi kadar Zarife’yi oynayan dişi ayı Ayşe’nin film için geçtiği eğitim de merak uyandırıcı nitelikte. Zira Şevket Altuğ pek çok sahnede rol gereği Ayşe’yi oradan oraya iteliyor, tekmeler savurabiliyor. Bu sahnelerin icrasının herkes için zorlayıcı bir süreç olduğunu tahmin etmek güç değil. İmdat ile Zarife bir gün popüler kültür tarafından keşfedilebilirse pek çoklarının soracakları sorular temelde bu konuya yönelik olacaktır.

Film her ne kadar doğa meselesi ön planda bir kara komedi olarak tanımlansa da hikayenin İmdat ayağı da azımsanmamalı. Hayvan işkencesine dayalı mesleğinin sonuna geren İmdat’ın şehirde barınamaması aslında filmin bize sunduğu başka bir tablo. Kentsel dönüşümün yeni bir yükseliş gösterdiği bu dönemde İmdat’ın ve çingenelerin şehrin dışındaki kırsal alana mahkum edilmeleri filmin gözden kaçmaması gereken sınıfsal mesajlarından biri olsa gerek. İmdat’ın hayvan şiddetini meşru gören mesleğinin çöküşü hayvanseverlerin tepkilerinden değil şehirleşmenin gerekliliklerinden oluyor. Asıl verilmek istenen mesaj bu muydu emin değilim ama yapımından 26 sene sonra film böyle bir okumaya müsait, vizyon zamanında seyircisinde yarattığı etkiyi görebilmek öğretici olurdu.

İmdat ile Zarife 4

Kendi adıma Yeşilçam’da bir hayvan ve insanın başrolü paylaştığı başka bir film bilmiyorum*. Bu paylaşımdan ortaya çıkan filmin aradan geçen çeyrek yüzyıla rağmen keyifle seyredilebildiğini söylemek gerek. Çoğu seyirci hayvanların rol aldığı filmleri ilk olarak Hollywood üzerinden tanımış olduğunu varsayabiliriz. Amerikan sinemasının yıllar boyu kurguladığı doğa dostu Lassie ya da Flipper türevi serilere kıyasla İmdat ile Zarife’nin çok daha karanlık ve gerçek bir algısının olduğu aşikar. İmdat ile Zarife’yi seyrettiğinizde doğa-insan çatışması kadar şehir-kırsal çatışmasını da içinde barındıran, 1990’ların ilk yarısının belki de en iyi yerli filmlerinden birini tecrübe etmiş olacaksınız. İmdat ile Zarife ve bir sene sonrasında Gölge Oyunu ile doksanlara muhteşem iki kara komedi bırakan Şevket Altuğ’un büyük sessizliği ise gizemini hep koruyacak.

Film için Şevket Saygın’a teşekkürler…

Yigilante Kocagöz

  • * Editör’ün notu: Yönetmenliğini Nuri Akıncı‘nın yaptığı Lassi Mavi Boncuk ismiyle o dönemin popüler tv dizi Lassie benzeri bir film yapılmış. Filmin başrollerinde Fatma Karanfil ve de Suphi Tekniker var. Lassie rolünde ise Çupi isimli bir köpek oynamış… Maalesef film elimizde yok

ayi ve sevket altuğ İmdat ile Zarife

İmdat ile Zarife

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikÜmit Besen – Ümit Vermese de Severiz
Sonraki İçerikKadirizme Hapsolmuş Baldız (1975)
1987 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğu Kemal Sunal filmleriyle geçti, Kibar Feyzo’yu pek sevdi. İstanbul Erkek Lisesi’nen mezun olduktan sonra üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde tamamladı. Şu anda Heidelberg Üniversitesi’nde Gelişim Biyolojisi alanında yüksek lisans yapıyor ve Ötekisinema, Fareler Oyunda, Sinematik Yeşilçam gibi çeşitli mecralarda sinema ve çizgiroman eserleri hakkında yazıyor. Fırsat buldukça Süt Kardeşler filmini tekrardan seyrediyor.