Orhan Günşiray: Yeşilçam’ın çapkın jönü

0
1060

Orhan Günşiray sigaraYeşilçam’ın en popüler jönlerindendi Orhan Günşiray. Gençliğini 70’lerde yaşayan bizim kuşak daha çok Yılmaz Güney ya da Cüneyt Arkın’cıydı fakat Orhan Günşiray’ı da bilirdik. Yarın Bizimdir, Mahalleye Gelen Gelin, Fosforlu Cevriye, İkimize Bir Dünya, Vurguncular gibi filmlerini izlemiş, sinema-magazin dergilerinde “çapkınlığına” yönelik çok haberler okumuştuk. Polisiye komedi ve macera filmlerinin gözünü budaktan sakınmayan, korkusuz ve çapkın jönüydü. Filmlerinde çapkın jönü oynayan Orhan Günşiray’ın özel hayatında da çapkınlıklarıyla ilgili çok hikâyeler anlatılırdı. Hayatını dolu dolu yaşamıştı. “Benim gibi yaşayan insan azdır” diyor. Bir eşiyle iki kez olmak üzere 7 kez evlenen Orhan Günşiray’ın 5 çocuğu var. Çocukları çok sevdiğini söylüyor. Çocuklarından biri yakından tanıdığımız sinema ve tiyatro oyuncusu Mahir Günşiray.

Sinema öncesinde uzun süre ticaretle uğraşmış. Eniştesiyle birlikte müteahhitlik yapmışlar. Futbol ve voleybol da oynuyordur o yıllarda. Futbolu Beyoğlu Spor’da oynar, sonra Fenerbahçe’ye gelir. Fakat minisküs olunca mecburen futbolu bırakır. Bu arada 1950 yılında yapılan bir müsabakada “Adalar Erkek Güzeli” seçilir. 1956 yılında babası vefat etmiştir.

Orhan Günşiray

Film işi de ondan sonra çıktı. Babam vefat edince uzun süre İstanbul’da kaldım. Eskiden tanıdığım Hasan Kazankaya’yla karşılaştık, sohbet ettik. ‘Benim bir romanım var, onu senaryolaştırdık filme çekeceğiz. Bu filmde sen de oynayacaksın’ diye ısrar etti. Ben şaka gibi kabul ettim o işi. Ondan sonra bir baktım kendimi sette buldum. Filmin adı Lejyon Dönüşü’ydü, Ertem Göreç yönetmişti. Çekimleri çok uzun sürdü. Titiz çalışılıyordu, film falan da karaborsaydı, zor bulunuyordu. Güzel bir filmdi, kadrosu çok iyiydi. Belgin Doruk vardı, Fikret Hakan vardı. Sonra başka teklifler aldım, kabul etmedim. ‘Lanet olsun, bir senede film bitti, canımıza okundu, böyle iş mi olur’ dedim. Sonra 58 senesiydi, Baki Baba vardı Şan Sineması’nın sahibi, iki de Ermeni ortağı vardı, onlar çağırdılar. Faruk Kenç de vardı, bir film yapacaklardı. ‘Ben bu işi yapmayacağım’ dedim, ‘geleceksin’ dedi Faruk ağabey. Onu sinemanın dışından, Büyükada’dan da tanıyordum. Gittik… Nedret Güvenç, Baki Baba’nın küçük bir kızı vardı o falan bir film çektik. Arkadan Acar Film çağırdı, 2-3 filmlik mukavele yaptı. Sonra arkası geldi işte. Sonra Neriman’la (Köksal) oynadığımız Fosforlu Cevriye ile başrole geçmiştim. Fosforlu Cevriye çok tuttu, ondan sonra meşhur oldum tabii. Senede 10-15 film çevirmeye başladık.

Yıldızı birden parlamış, çok popüler bir jön olmuştur Orhan Günşiray. Film şirketleri, Anadolu’daki işletmeciler Orhan Günşiray’lı filmler istiyordur artık. Bu ün Günşiray’a para da kazandırır.

Oyunculuğun dışında yapımcılık da yapmaya başlar Orhan Günşiray. 1961 yılında Atıf Yılmaz’la birlikte Yerli Film yapım şirketini kurarlar. “Çok güzel bir yazıhanemiz vardı. Eksik olmasın rejisör mimar Duygu Sağıroğlu yapmıştı. İstiklal Caddesi’nde Sivas İş Hanı’nın 3. katındaydı. Filmler beni çok büyük zarara soktu. İşletmecileri takip edemiyoruz. Ben yoğun çalışıyorum, Atıf yoğun çalışıyor. Paraları ödemiyorlar, istedikleri gibi fiyatlandırıyorlar. Bütün bunlar bizi çok yıprattı. Yazıhaneyi kapattık. Sonra ben Günşiray Film’i kurdum. Küçük kızımın adı Aslı’ydı, bir de Aslı Film adıyla film yapmaya başladım. Bu filmlerimden on tanesi çalınmış durumda, kopyaları falan ortada yok. Altı tanesi var, onları da sattım. Sonra Suphi Kaner’in ölümüne çok üzülmüştüm. Çok içki içiyordu, boykot ettiler. Çocuk gitti kahrından intihar etti. Biraz isyankâr konuştum yapımcılara, çok hataları vardı. Filmlerimi işletmecilere aldırmadılar. Böyle sıkıntılı devreler geçirdim.

Neşeli tipler çizer filmlerinde. Çapkındır, bıçkın ve cesurdur. Çapkın jön, filmlerindeki kadar gerçek yaşamında da çapkınlığıyla ünlenir, magazin dergilerine çok sık haber olur. Hayatı çok renklidir.

ORHAN GÜNŞİRAY / ORHAN MELİH GÜNŞİRAY ( 03.07.1928 – 27.08.2008 İSTANBUL)

Tabii bir kısım beni mutlu eden filmlerde oynadım. Fakat benim istediğim bu değildi tabii. Mesela Allah Cezanı Versin Osman Bey, Dolandırıcılar Şahı, Yarın Bizimdir, Mahalleye Gelen Gelin var, bunlar çok güzel filmler.”

70’lerde bir süre sahneye de çıkar Orhan Günşiray. “Sinema durunca seks filmleri yapmaya başladılar. Orada büsbütün canına okundu sinemanın.”

1968 yılında Yeniköy’de Yeniçeri adıyla bir de restaurant açmış Orhan Günşiray. “Reklamları, ilanları şöyleydi: Yeniköy Yeniçeri, Orhan Günşiray’ın Yeri. Her gün doluydu. Müzik vardı, yemeklerimiz ve servis çok iyiydi. Oraya Ayhan Işık da gelirdi eşiyle, Sadri ve Çolpan da gelirdi. Sonra Yeniköy’ün biraz ilerisine Dolce Vita diye bir yer açtım, gazino gibi. Sadri, Çolpan, Ayhan ve eşi oraya da sık gelirlerdi. Ayhan çok ciddiydi, müşteriler var tabii. Sadri durur mu? Müşteriler gittikten sonra kapatırdık kapıları. Ayhan bateriye geçer, eğleniriz, şarkı söyleriz dans ederiz. Dünyada böyle Ayhan gibi bir sanatçı düşünemiyorum. Kendini yalnız mesleğine adamış, mesleği her şeyden önce gelen, başka bir dünyası olmayan bir sanatçıydı. Beni çok severdi. Hem anlatıyorum hem hatıralar gözümün önüne geliyor, üzülüyorum. Kırık Merdiven’i birlikte çektik Ayhan’la. En son gün Kumkapı’da çalıştık, işimiz bitti. Ayhan, ‘iş bitince seni yemeğe götüreceğim’ demişti. İkimiz bindik arabaya, ‘Orhancığım seni nereye götüreyim’ dedi. ‘Çiçek Pasajı’ dedim. ‘Olmaz’ dedi. Neden olmaz? ‘Yahu ben oraya hiç gitmedim, içinden bile geçmedim’ dedi. Her şeye dikkat ederdi Ayhan, her yerde gözükmek istemezdi. Sonunda girdik oturduk Çiçek Pasajı’na. Ayhan Işık’ı gören şaşırıyor, sonra beni görüyorlar. Orası altüst oldu. Sitem ediyorlar Ayhan’a, ‘ağabey sen bizim canımız, ciğerimizsin buralara nasıl gelmezsin’ diye. Göz göze geldik, gözünden yaş süzüldü, hemen topladı kendini. Müthiş bir gece geçirdik.

Yorumlar