Burun Kıvırdığımız Masal: Adile Teyze

0
640

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz unutulmaz aktör Halit Akçatepe‘nin de kadrosunda bulunduğu Ertem Eğilmez imzalı “Sev Kardeşim” (1972) filminin sonlarına doğru dublörlü sahne görürüz. Uzun süredir denemesine rağmen bir türlü çalışmayan motorunun üstünde ona lanet okuyan Halit Akçatepe motorun aniden çalışmasıyla afallar ve akabinde sevince boğulur. Motoruyla aşağıya inen Akçatepe’nin yerinde, o hareketli sahnede normal olarak dublör görürüz. Zaten tantana vardır evin salonunda, motor şenliği büyütür. Tantana esnasında sımsıcak gülümsemesiyle sahneye girip çıkan Adile Naşit‘i hatırlamanızı sizlerden rica ediyorum. İşte o gülümsemenin yarattığı coşku ve heyecan ne dublörle ikame edilir ne de taklitle sürdürülür. “Sev Kardeşim”den tam 10 yıl sonra karşımıza çıkan “Adile Teyze”, tiyatronun, sinemanın, televizyonun güzel kalplere yerleştirdiği Adile Naşit imajını korumaya niyetlenip bunda fena halde çuvallayan, belki ana karakterini değil ama içeriğini taklide yaslayan üzücü bir çalışma.

Adile TeyzeAlev Akakar‘ın rejisörlüğünü üstlendiği “Adile Teyze” ölü doğmuş bir proje. Adile Naşit‘in insanları kolaylıkla tesir altına alan oyunculuğunu ve candanlığını bölük pörçük anlatım diline hapsederek hayalkırıklığı yaratıyor. 1980‘lerden sonra eski havasını yitiren Arzu Film‘in kalabalık kadrolu filmlerine öykünerek fırsattan istifade etmeye çalışıyor ne yazık ki. Unutulmamalıdır ki, taklitler her zaman aslını yaşatır. Eleştirilerimizi filmin hikâyesine yedirerek sıralamaya başlıyorum. Eleştirilerin zuhur edeceği nokta ise elbette ki senaryo.

Müstakil evinde huzur içinde yaşayan Adile Teyze‘nin bütün dünyası masasını eksik bırakmayan kuzucukları, çok sevdiği Leman’ın (Hülya Tuğlu) minik yavrusu ve yanıbaşındaki apartmanın sakinleridir. Yadigar Ejder ve Nuri Tosun‘un (Şişko Nuri namıyla bilinir) başı çektiği kuzucuklar Adile Teyze‘nin sofrasında yemek yer ve birbirleriyle takılırken Leman’ın küçük kızı sık sık Adile Teyzesi‘yle birlikte uyur. Çünkü Leman geceleri çalışmaktadır. Apartman sakinleri, Adile Teyze ile ilişkilerinin dışında birbiriyle anlaşamayan tipler olarak perdeye gelir. Kimler yoktur ki! Ayşen Gruda‘dan Şener Şen‘e, Halit Akçatepe‘den Hulusi Kentmen‘e, Nükhet Egeli‘den Diler Saraç‘a, Baykal Kent‘ten Tevhid Bilge‘ye, Şemsi İnkaya‘dan Mahmut Hekimoğlu‘na uzanan kalabalık kadroda Şemsi İnkaya‘nın canlandırdığı Ali ve kendi ismiyle oynayan Nükhet Egeli‘nin karakterleri apartmandan çıkıp çıkıp Adile Teyze‘nin evine uğrar, onunla iki lafın belini kırarlar. Sanki çok elzemmiş gibi seyirciye Adile Naşit‘in önemini anlatmaya soyunurlar.

Öyle ya da böyle bir dünya içinde meleğimizi yani Adile Teyze‘yi özel kılmaya çalışan Alev Akakar, bu anları boğucu repliklerle zedeliyor. Büyük hata! Gelelim apartmanın içine. Akakar’ın kamerası apartman sakinleri içinde en çok Sadık’ın evine giriyor. Şener Şen oynuyor bu rolü. İsteksizce oynadığı her halinden belli. Sadık, eşi Ayşe yani Ayşen Gruda‘yla didişir de didişir. Aralarında harikulade kimya olan ikilinin bu filmde de belli oranda uyumlu olduğunu söylesek de anlamsız enstantanelerin içinde debelendikleri açık ve nettir. Skeç mantığına başvurulmuştur, ama elde hiçbir şey yokken skeç renksiz gelir bizlere. Filme zerre hizmet etmeyen ve seyirciye Şener Şen komedisi pompalayan anlayışın duvara çarptığını gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. Bir parantez açalım. Şener Şen bu filmi “Çiçek Abbas” ile aynı yıl çevirmiştir ve iki filmde de saçları siyaha boyanmıştır. Parantezi açmaya değdi mi artık size bırakıyorum 🙂

Akakar’ın kamerası Sadık’ların evinden çıkıp Hulusi Bey’in evine giriyor. Hulusi Kentmen de kızını oynayan Nükhet Egeli gibi kendi ismiyle oynamış ve bir tiyatro rejisörüne hayat vermiş. Kızıyla zaman zaman provalar yapıyor. Neyse ki, bu evdeki karakterler senaryodaki bir cümleye katkı yapıyor. Bu nedenle provalara şahit oluyoruz. O cümleyi burada yazmak doğru değil. Hulusi Bey, aynı zamanda apartman yöneticisi. Ayrıca “Bizimkiler” (Yalçın Yelence-Erkavim Yıldırım 1988-2002) dizisindeki Sabri Bey gibi hızlıca hiddetleniyor. Haldun Ergüvenç dublajı da sağolsun hiddetlenmenin gücünü arttırıyor. İçim kan ağlayarak söylemeliyim ki, apartmanın diğer sakinleri Sadık Bey ve Hulusi Bey gibi iz bırakmıyor. Sözgelimi, kekeme Halit Akçatepe kolaycılığına kaçan zihniyetin tercihi (dublajı Rıza Pekkutsal). Burada bir kişiyi dışarda tutuyor ve alkışlar eşliğinde sahneye almak istiyorum. O kişi Şemsi İnkaya. Ali, Adile Naşit‘i saymazsak filmin en iyi çizilen karakteri. Gerek arabesk parçalara atfettiği değer, gerek apartmandakilere kafa tutan haliyle senaryonun içindeki hiç sırıtmıyor.

 

Yine çok sevdiğim “Bizimkiler”den örnek vereyim. Bizimkiler‘in Cafer’i (Ercan Yazgan) apartmanındaki her kişiye farklı muamele göstermesiyle bilinir. Zaman zaman isyan bayrağını çekse de, kraldan çok kralcıdır. Ali ise öyle değil. “Kömür mömür taşımam ben” diyebilecek güçte. Sadık ile restleşmeleri yine istenilen seviyede olmasa da kısa süresine rağmen hoşluk katıyor. Ayrıca arabesk şarkılarla ilişkisi de tebessüm ettirecek türden. Evet, apartmanı terk edelim şimdi ve kuzucukların top sahasına, Adile Teyze‘nin evine göz dikmiş Muharrem Bey’e (Turgut Özatay) gidelim. Dev binalar dikmeye yeltenmiş Muharrem Bey’in Adile Teyze ile savaşı heyecandan yoksun mu yoksun. Kuzucukların devreye girmesiyle seyirciye mendillerini çıkartmaya kararlı Alev Akarar yine başaramıyor. Dikkatinizi çekmiştir muhakkak, film Adile Naşit altında belli temaları bir araya getirerek bütün olmaya çalışıyor. Formül bu. Komedi anları için kullanılabilecek çok sayıda sanatçı var. Dramatik ve toplumsal yönü işlemek için “günümüzün yüzde 5 peşinatla ev veren” adamı da var. Pardon, sesinizi duyamadım. “Aşk nerede” dediğinizi an itibariyla duydum. Tasalanmayın, o da var. Nükhet ve sevgilisi (Mahmut Hekimoğlu) giriyor sahneye, hem de İlhan İrem‘in “Yolgeçen Hanı” şarkısı eşliğinde. Şarkı duyguları parça pinçik ediyor. Keşke bambaşka filmde görseydik. Çünkü aşk sahnelerinde film “Adile Teyze” olmaktan çıkıyor. Bilmem kaçıncı kez!

İzlediğinizde farklı farklı hissiyatlara kapılıp çoğunlukla hoşnut kalmayacağınız başka başka sahnelerle(koşu sahnesi, kalorifer sahnesi, cenaze sahnesi vb.) bezeli “Adile Teyze”, başka rejisörün ellerinde, ayakları yere basan senaryoyla üslup tutturabilecekken sadece kadro hatırına izlenen bir film oluyor. Rejisör vurgusunu özellikle yapıyorum. Semih Evin, Hulki Saner, Natuk Baytan gib i mahir isimlerle çalışan Alev Akakar 1971‘de başladığı rejisörlük kariyerinde tutunamamış. Öyle ki, “Adile Teyze”den önce birkaç erotik film çekmiş. “Erotik film çeken insan böyle film çekmeye nasıl cüret eder” diyecek kadar Yeşilçam‘ı bilmiyor değilim. 1970‘li yılların ikinci yarısı ülke için olduğu gibi Türk Sineması için de sancılıydı ve bundan sayısız insan nasibini aldı. Yazı boyunca olumsuz eleştiri yağmuruna tuttuğum Akakar’ın Adile Naşit ve bilhassa sinema sevgisine inanıyorum. İyimserlik mi, yorum sizin. Ona yönelteceğim son eleştiri/soru şu : Böyle kalburüstü oyuncuları aynı sete getirmişsiniz, senaryoyu neden boşladınız?

 

Adile Teyze.. Ben bu yazıda sana yeterince değinmediğimi biliyorum. Kasten yaptım. Haşarı kuzucuğun olarak 1982 yılındaki bu masalını da ilgiyle dinledim. O kadar… Hakkın ödenmez. Seni seviyorum.

Not : Filmde söylenen “Telgrafın Telleri”ne siz de eşlik edeceksiniz.

Yazan: Oğul Can Çomak

Kaynak : www.sinematurk.com www.kameraarkasi.org

Yorumlar