Karanlıkta Uyananlar (1964) – Aydınlığa ve Sevgiye Uyanış

0
698

Siz hiç kendinizi Öksüzler (1973) filmindeki Öksüz‘e yani Sezer‘e benzettiniz mi?

Kelimenin tam manasıyla feleğin çemberinden geçmiş sevgi pıtırcığı Öksüz, Yeşilçam‘ın içinden kopup gelmiş bir karakter olarak işlenememiş masumiyet timsali sayılabilir. İşte ben yıkık görünen Yeşilçam‘ın dibinde, molozların hemen yanında öksüz kaldığımı hissediyorum zaman zaman. Çünkü Yeşilçam‘ın yaratıcıları birer birer veda ediyor bizlere. Şu an nefes alanlara sıkı sıkı sarılmalı. Ben “sarılın” diye avaz avaz bağırıyorum Ankara sokaklarında. Kısmen başarılıyım.Bugüne dek sarıldığım Yeşilçam figürleri içinde öyle bir isim var ki, hem unutulmayacak bir filmin altında imzası var hem de samimiyetini korumasıyla gönlümü fethetti. Hiçbir zaman öksüz kalmayacağımı bana hatırlatan Ertem Göreç. Rejisörlüğünü üstlendiği Öksüzler filminden tam 44 yıl sonra elini öpme şansına eriştiğim zat-ı muhterem!

Sinematik Yeşilçam için kaleme aldığım bu yazı, bilmeden yarattığım üçlemenin son parçası aslında. “Motör…” ve “Tek ve Çok Sergisi Ankara’da” yazılarımın ardından geliyor ve aşağıda linklerini paylaşacağım yazılarımla gönül bağı kuruyor. Ankara Çankaya‘da Çağdaş Sanatlar Merkezi‘nde Ankaralılar’la buluşan “Tek ve Çok Sergisi”, dolu dolu ve çarpıcı içeriğiyle birçok kişiyi kendine hayran bıraktı. Sergi, aynı zamanda kısa aralıklarla film gösterimleri düzenledi ve Türk Sinema Tarihi‘nin ezber bozan yapımlarını takdim etti: Nesli Çölgeçen‘den “Çıplak Vatandaş” (1985), Atıf Yılmaz‘dan “Bir Yudum Sevgi” (1984), Duygu Sağıroğlu‘dan “Bitmeyen Yol”(1965) ve Ertem Göreç‘ten Karanlıkta Uyananlar (1964). Sergi ,1 Nisan 2017 tarihinde gösterilen Karanlıkta Uyananlar filminin ardından seyircisine sürpriz yaptı. Buna sürpriz demekte sakınca yok, çünkü film bittikten sonra pek çok kişi ayaklandı ve kapıya yöneldi. Sürpriz, Yeşilçam‘ı var eden eşsiz rejisörlerimizden biriydi. Ertem Göreç‘ti. Hazırlanın, çünkü 44 yıllık adımın ardından 51 yıllık geri adım atacağız. Meraklanmayın geriye atılan her adım alınterimizi, benliğimizi ve özgürlüğümüzü güvence altına alacak. Ertem Göreç‘in dünyasına sinemasal yönden giriyorum.

Karanlıkta Uyananlar

Karanlıkta Uyananlar, Vedat Türkali‘nin senaryosunu yazdığı kenetlenme ve yumruk olma öyküsü. Klişe tabire dönüştüğünden ve eksik tanımlamaya yol açtığından dem vurduğum “toplumsal gerçekçi” ifadesinin içini a’dan z’ye dolduruyor (Tamam, klişe diye şikayet ediyorum, ama daha vurucu bir tanımlama yapacak donanımım yok. Sinema kitaplarına, derslerine de girmiş ve böyle kalıplaşmış).

Vedat Türkali ile Ertem Göreç‘in yolları ilk kez Otobüs Yolcuları‘nda (1961) kesişiyor. Bu işbirliği Karanlıkta Uyananlar ile aynı yıl çekilen Ayrılan Yollar ve Kızgın Delikanlı filmleriyle devam etmiş. Rahmetli Türkali’nin ülke tarihimizdeki yeri malumunuz. Vefat edene dek terk etmediği alanları paylaştığı bireyler sahiden de karanlıkta uyananlar. Başı çekenler Beklan Algan‘ın ve Fikret Hakan‘ın oynadıkları Ekrem ve Turgut. Kadroda Ayla Algan, Mümtaz Ener, Tülin Elgin, Ersun Kazançel, Hakkı Haktan, Kenan Pars gibi Yeşilçam emekçileri var.

Bir boya fabrikasında çalışan işçilerle, fabrikan patronunun oğlu arasında ilişki enteresan saptamalarla zenginleşiyor. Saptamaların büyük bölümünü ise Batı’nın karanlık yüzü oluşturuyor. Bana göre dozunda ve “Batı tü kakadır” düşüncesini empoze etmeden yapılan saptamalar, filmi birlikte izlediğim bazı sinemaseverlere göre yanlıştı. Elbette karanlık yüzü şeffaflaştıracak değilim, filmin büyüsünü bozmamaya gayret edeceğim. Yine de bu husustaki düşüncemi dile getirirken yakın tarihe atıfta bulunacağım. 2014 yılında çekilen Nuri Bilge Ceylan filmi “Kış Uykusu” karakterinin adından (Aydın) başlayarak sözde aydınları alaşağı ediyordu. Bu da “yalnız ve güzel ülke” için alınan ödülleri zihnin farklı bir köşesine konuşlandırıyordu. Zeki Demirkubuz’un “Yeraltı”(2012) adlı filmi de sinir harbinden yanaydı ve “Ormancı” türküsü eşliğinde eleştiri üstüne eleştiri getiriyordu sözde aydınlara. İki filmi de vasat bulan bir izleyici olarak, Ankara Sıkıntısı, Othello Otel, Shakespeare, Tolstoy, Dostoyevski gibi isimleri ve kişileri tanık sunan anlayışla Karanlıkta Uyananlar‘da resmedilen Batı sempatisi içindeki gençlerin anlayışını müşterek buluyorum (Bahsi geçen gençlerden arasında değerli karikatürist Oğuz Aral var).

Verdiğim örneklerle filmden uzaklaştığımın farkındayım, ama Ertem Göreç ve Vedat Türkali‘nin neden yakınlıklarını az çok anladığımı düşündüğüm ve yalnız ve güzel ülkeyi layıkıyla tanımladıkları için bu örnekleri verdim. Haydi yakınlaşalım filmde. İlginçtir, filmin hareket noktasında yer alan “sendikacılık” kavramı kahvehanelerde, atölyelerde, sokaklarda rahatça konuşuluyor ve üzerine faydalı tartışmalar yapılıyor. Filme maddi yönden katkı veren, yapımcılığa soyunan ve Ertem Göreç‘in aktardığı üzere “benim tek istediğim filmden bir kopya. Saklayacağım” diyen Lütfi Akad bildiğiniz gibi Karanlıkta Uyananlar‘dan 10 yıl sonra benzer temadaki Diyet‘i çekti. Sendikalaşmanın, yumruk olmanın önemini bireyden istifade ederek, bireyi tetikleyen unsurları göstererek sunan Diyet‘in”selefi Karanlıkta Uyananlar. Gerçeğe en çok yaklaşan masallardan bir tanesi. Masal dedim diye hafife alıyor sanmayın, kadın ve erkek var bu masalda ama yumruklar birlikte kalkıyor. Ertem Göreç‘e sorduğum soruda da belirtmiştim. Uyanışa sihirli bir sahne vesile oluyor gibi görünse de, esasında direnmeye de sevmeye de yetiyor birleşmek, bütünleşmek.

Yazıyı nihayetlendirirken sahnede gözleri sık sık dolan, 84 yaşında hepimizden genç görünen ve samimiyetini salondaki herkesin yüreğine nakşeden canımıza, Ertem Göreç‘e teşekkür ediyorum. Kişisel sohbetimizde de beni ve askerdeki kardeşimi mutlu etti. Bizi öksüz bırakmadığı için var olsun, yüreği berrak, düşleri her daim kanat çırpsın. Ayrıca başta Aslı Alpar olmak üzere “Tek ve Çok Sergisi’ni” düzenleyen Salt Onl’ne ekibine de çok ama çok teşekkür ederim.

Yukarda bahsi geçen yazıların linkleri :
sinematikyesilcam.com/2017/03/tek-cok-sergisi-ankarada/
sinematikyesilcam.com/2014/12/motor-nam-i-diger-remake-remix-rip-off-2014/

Kaynakça:
Sinematürk sitesi, görseller Ali Murat Güven’in arşivinden

Yazan: Oğul Can Çomak

Yorumlar