Kısa Kısa Yeşilçam Tarihi – 2

0
727

‘Fakir ve Mağrur’da İzzet Günay’ın (1966) ve ‘Karanlıklar Meleği’nde (1966) Erol Tezeren’in kullandığı ‘34 FC 222’ plakalı ‘Chevrolet’. 1968’de gazetelere haber olmuştu.
Ereğli gemisinden üstçavuş Levent Şimşek, kız arkadaşı Songül Sonay ile Tükel Diskotek’te dans ederken Veli Doğan adlı sabıkalı, sataşıp kavga çıkarmış. Tek kurşunla alnından vurduğu Levent’in ölümü üzerine ‘34 FC 222’ plakalı taksiye binerek oradan uzaklaştığı belirtiliyor gazetede.
İki gün süren dayak pazarlığı sonrasında teslim olmuş! (Murat Çelenligil)

====oOo====

Türk Sinemasının ilk kadın oyuncuları, Müslüman Türk kadınlarının sahneye çıkması yasak olduğundan, Müslüman olmayan sanatçılardı. Türk kadınlarının oyuncu olarak kamera önüne geçmesi ancak Cumhuriyetin ilanıyla başladı. Ülkeyi, çağdaş uygarlık düzeyine getirmek isteyen Atatürk’ün izniyle Müslüman Türk kadınları da sinema filmlerinde oynama özgürlüğüne kavuştu. Muhsin Ertuğrul’un Halide Edip Adıvar’ın “Ateşten Gömlek” adlı romanından uyarladığı filmde kamera önüne geçen Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir bir sinema filminde oynayan ilk Müslüman Türk kadınları oldular.

====oOo====

Kadına şiddetin en medyatiklerinden ve en acıklılarından birisi de İbrahim Tatlıses’in güzel oyuncumuz Perihan Savaş’a yönelik yaptıklarıdır. İki gözü de moraran Perihan Savaş o geceyi şöyle anlatmış: “İbrahim beni tüm gece acımasızca dövdü. Ondan şikayetçiyim“. Bu şiddet sonrasında tedavi altına alınan sanatçinın fotoğrafını yanda görüyorsunuz.

İbrahim Tatlıses’te ise o dönem pek fazla bir pişmanlık yok. Onun yaptığı açıklama ise belkide yıllarca birilerine rol model oldu: “Ben Perihan’ı çalıştığım yerde başka erkekler ile gördüm. Haber de yolladım, çocuğumun annesisin dikkat et dedim… İki tokat attım. Daha önce demircilik yaptığım için elim ağırdır.

Detayları yanda (yukarıda) paylaştığımız küpürden okuyabilirsiniz. Günümüzde btmek bilmeyen kadına dönük şiddetin 80’lerdeki izdüşümü. (09 Ağustos 1984 Tan)

====oOo====

Magazin, 12 Mart’a doludizgin gittiğimiz dönemde bile ilgi çekmiştir.
Ümit Deniz’in ‘Nokta… Nokta…’ köşesinden öğrendiğimize göre (17 Mayıs 1970-Milliyet)

Türk Sineması’nın ‘vamp kadını’ olarak bilinen Mine Soley, sun’i ilhak yolu ile anne olmaya karar vermiş! Çocukları çok sevdiğini söyleyen sanatçı, sevgilileri ile sık sık bozuştuğu ve bir türlü evlenemediği için bu yolu seçtiğini söylüyormuş.

O günlerde ‘müstehcen resim çektirmekten’ yargılanmaktaydı. Adliye Sarayı’ndaki duruşmadan sonra, gazetecilerin soyunma ısrarlarına karşı jartiyerini bahane etmiş! Bu sırada, annesi de ‘hayran hayran olanları seyretmekteymiş’. Adliye koridorlarında izdihama neden olduğu özellikle belirtiliyor. (Murat Çelenligil)

====oOo====

Adnan Hoca forever
‘Adnan Hoca diye bilinen ve zengin ailelerin çocuklarını bakışlarıyla etkileyen’ Adnan Oktar’ın “Çıplak poz veren Ahu Tuğba, Banu Alkan ve Güngör Bayrak daha fazla günah işlemeden bana gelsinler; onları iyi edeyim, doğru yolu göstereyim” çağrısına yalnızca Ahu Tuğba olumlu yanıt vermiş.

Huzuruna örtünerek çıkan Ahu Tuğba’ya “İslam’ın sana ihtiyacı var, benim melek yüzlü kızım” diyerek iltifat eden Adnan Oktar, kadın eli sıkmadığı için gazetecilerin önünde tokalaşmayı reddetmiş.
(Temmuz 1986, Hafta Sonu)

Yorumlar