Yeşilçam’ın en stil sahibi 10 karakteri

0
1233

Yeşilçam’ın en stil sahibi 10 karakteri sen bir meleksin

10. Evdeki Çocuklar – Sen Bir Meleksin (1969): Bu ekip, baba Orhan Bey tarafından birbirinin aynı giydirilmiş 6 adet çocuktan oluşur. Evde disiplini sağlamak için nedense 6 kardeşin 6’sı da yatılı okul öğrencisi gibi giydirilmiştir. Hatta öyle ki evin “gelinlik kızı” bile 7 yaşındaki kardeşiyle aynı kıyafeti giyer. Normal şartlarda stil sahibi şık denebilecek bu formalar; çocukların mütemadiyen yağ satarım bal satarım dansları yapmaları, bir cümleyi 6’ya bölerek konuşmaları yüzünden biraz tuhaf kaçmıştır.

9. Lotus – Tarkan: Viking Kanı (1971): Seher Şeniz’in canlandırdığı bu karakter, bizi gerçekten Çin prensesi olduğuna inandırmıştır. Mor abiye içinde yaptığı seksi hançer dansını mı, benekli dantel külodunu mu, uzun metalik tırnaklarını mı, Padme Amidala tacını mı saysak bilemedik. Bu şıklık, bu striptiz karşısında elleri bağlı halde duran Tarkan bile cana gelir. İlk başlarda attığı “bu nasıl dans” bakışı bir anda alkışa dönüşür. Fakat Kurt, Lotus’u haklayarak bizimla değilsın demiştir bir kere.

8. Hanzo – Hanzo (1975):The Revenant”taki Leonardo DiCaprio olsa beğenirdiniz ama bu vahşi olmayan ormanlarda postla dolaşan Hanzo’dan başkası değildir. Sakal, inleme ve kürk kombiniyle ayı imajı çizen Hanzo; kadınların ve cici memelerin gözdesidir. Tarzan’dan neyim eksik demiş ve Türk sinemasında egzotik bir hava estirmiştir. Bilim insanları ayılığını unutturup onu insan yapmaya çalıştıklarında ve oda bebek kıyafeti giydirdiklerinde işin bütün büyüsü de bozulur.

7. Neriman – Küçük Hanımefendi (1962): Nerede o eski İstanbul hanımefendileri? Bakmayın siz şimdilerde altına eşofman üstüne straplez giymenin moda olmasına, kendini makyaj zanneden Kim Kardashian makyajına. 60’larda yani Belgin Doruk zamanlarında moda, insanın şık görüneni giymesiymiş. Küçük hanımefendimiz de büyük şapkaları, inci kolyeleri, puantiyeli ve kareli elbiseleri ve “güççük” beniyle hem havalı hem de şık bir imaj ve stil çizer. Kıyafetini de Ayhan Işık’a dudak bükerek tamamlar.

6. Müveyra – Fosforlu Cevriyem (1969): Fesat ve fettan kadın look’u Müveyra’da vücut bulmuş gibidir. Yeri geldi mi evin beyini kandırmak için yeşil döpiyes giyer, yeri geldi mi en akışkan şoko partilerde kombinezon. Yeri geldi mi maden mühendisliğinden bahseder, yeri geldi mi dirty talk yapar. Çünkü köprüden geçene kadar usturuplu görünmek, köprüden geçtikten sonra da üstüne rahat bir şeyler giymek lazımdır. Nasılsa ev de paralar da cebindedir artık. Kombinezonuna cep yaptıran tek Yeşilçamlı da kendisidir.

5. Prens Alfonso – Savulun, Battal Gazi Geliyor! (1973): Şüphesiz ki yeni kırmızı kuşak sahibi olmuş karateci gibi görünen Seyyit Battal’dan daha dikkat çekici görünür Prens Alfonso. Bir kere çizmeli kedi kıyafeti çok şıktır. Bu kıyafeti tüylü şapka ve korsan gözlüğüyle tamamlamasını da bilmiştir. En son Bizans trendleri ondadır, adeta bir Orta Çağ moda ikonudur. Ama onun da bir kusuru vardır. Hayır botokslu değildir ama Bizanslı da değildir. Gerçekte O, Prens Alfonso cosplay’i yapan ve Kara Şövalye’ye haddini bildirmek isteyen Seyyit Battal’dan başkası değildir.

4. Şaban – Katma Değer Şaban (1985): 80’ler modasının Almanya çıkışlı temsilcisidir Şaban. Mercedes kolyesi, uzun yeleği, renkli saçları, deri pantolonu ve gitarıyla tam bir punk rock’çıdır. Barış, aşk ve kardeşlik için doğmuştur. Ama bu tarz, podyumlar ve trendler için yaratılmamıştır. Amaç ön yargıları kırmak, KDV’yi dolayısıyla sistemi eleştirmek, bunu yaparken de biraz eğlenmektir. Şarkısı bile vardır: Gördüm ki memlekette orta direk yan yatmış. Bir de KDV gelmiş, hepten ayvayı yemiş. Senin uyanık baban, çırparken oradan buradan, hıyar mı ki ödesin Ka De Ve! Yok mu ÖTV’yi de eleştirecek bir Şaban?

3. Tarkan – Tarkan: Gümüş Eyer (1970): Tarkan 1 milyoncuda satılan oyuncak bebeklerin, birkaç yıkamadan sonra tiftiklenmiş gibi görünen elbiselerinden giyer. Bu kıyafete; iki gözünün ortasından bir tel bırakılmış peruğu, masraftan kaçınılmamış altın madalyonu ve Barbie bebek botları eşlik eder. Tabii bir de insandan daha insan kurdu. Fakat onda gizemli bir seksilik daha vardır. O da Vikinglerle dövüşürken belli belirsiz görünen kırmızı külodudur. Tarkan bir yandan Attila için korkusuzca savaşırken, öte yandan içindeki yılbaşı ruhunu ortaya koyar.

2. Arzu – Seviyorum (1986): Arzu adeta bikini kataloğu gibidir. Onu bir gün kırmızı ipkinisiyle, bir gün ortasında kaplan kafası olan mayosuyla, başka bir gün de beyaz tülbenti bacak arasından geçirip beline ip bağladığı mayokinisiyle görürüz. Burada önemli olan; konu, oyunculuk, mesaj değil Arzu’nun sahil ve havuz kenarında neler yapacağıdır. Ortalama bir Banu Alkan filmi, kötü adamdan kaçmaya ve bebek suratlı çocuğu tavlamaya çalışırken giydiğin mayo ve bikinilerin toplamından ibarettir.

Yeşilçam’ın en stil sahibi 10 karakteri

1. Şakir – Çiçek Abbas (1982): Şakir’in bu hipster tarzı, bir minibüsçü olmanın ilk ve en önemli şartıdır. Kırmızı mont, yine kırmızı atkı, kasket, tespih, botun içine sokulmuş kot pantolon. Tabii bir de Victoria’s Secret meleklerinin bile kıskandığı o horoz gibi yürüyüş. Çünkü o gözlerimizin hastası, podyumların ustasıdır. Şakir’in bu tarzı daha sonra “Fight Club”ta Tyler Durden tarafından taklit edilmeye çalışılmış fakat hüsranla sonuçlanmıştır. Çünkü taklitler her zaman aslını yaşatır, değil mi Abbas’çım?

Yazıdaki görsellere ek olarak 2 extra görseli daha aşağıda görüntüleyebilirsiniz

Yazan: Semra Uygun 2018 – Yeşilçam’ın en stil sahibi 10 karakteri

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikBay Kilink Kayıp Kolye ilk gösterimi sinema salonu olmayan Silopi’de yapıldı
Sonraki İçerikAşk Masalında Bir Toplumun Anatomisi – Bir Demet Menekşe (1973)
27 Ekim 1981’de Şanlıurfa’da sarışın olarak doğdu. Önceki hayatında bir Urartu olduğu için burda doğması normaldi. Yoksa kesin Bavyera’da doğardı. İki özel yetenekle dünyaya geldi: 30 yaşına gelince 30 yaşında olduğunu göstermemek ve Taksim’deki biletçi kız taklidi. Okul hayatına inek olarak başlayıp nerd’e oradan da fırlamalığa yükseldi. Aralarda çılgın kız, rockçı, seksi şempanze, doll gibi şeyler de oldu. Özünde iyi biriydi ama. Felsefe okuyup üstüne reklamcılık cila yaptı. Editörlüktü, muhabirlikti, fotoğrafçılıktı, torna tesviyecilikti antin kuntin ne kadar iş varsa hepsini yaptı. Sonunda da en babasını, reklam yazarlığını, powerpoint’e hazırladığı CV’sinin başına koydu. Film ve müzik yazıları, burç yorumları, Twitter iletileri, maç tahminleri yazdı durdu. Halen de kasıyor. Güneş gözlüklerini, karpuzu ve taytı çok seviyor. Bir gün bir otel odasında ölü bulunacağına inanıyor. Bu arada Yeşilçam’a hala ağlar eder. En sevdiği çift Hülya Koçyiğit-Kartal Tibet, 5000 kere izlediği tek film “Malkoçoğlu”, onu ağlatan tek aktör Sadri Alışık ve kendine yakın hissettiği tek karakter Piç Rıza’dır. İzzet Günay teklif etse hayır demez.