Film Karelerinde Hınç (1976)

0
1703

Hınç

Merhaba değerli Sinematik Yeşilçam okurları. Bir süreden beri filmlerden yakaladığım görselleri paylaşıyorum, bu paylaşımımı bir adım ileri götürerek yakaladığım film kareleri ile filmleri anlatmaya karar verdim. Bu aslında bir dönem ses dergisinde yapılan bir olay idi. Ben de renkli filmlerle bu devam ettirmek istedim. Sizler için seçtiğim film 1976 Yapımı Hınç filmi. Yönetmenliğini Cüneyt Arkın ile bilikte pek çok vurdulu kırdılı film çeviren ve benim için efsane olan yönetmen Natuk Baytan‘ın yaptığı, senaryosunu ise Erdoğan Tünaş’ın yazdığı bir intikam klasiği Hınç.

Filmde, kader kurbanı bir polis memurunun yozlaşmış düzenle hesaplaşması anlatılır. Kemal, (Cüneyt Arkın) İstanbul’da görev yapan bir polis memurudur. Namus düşkünlüğü ile şöhret yapmıştır. Bunu bilen suçlular, Kemal’in eline düşmekten çekinmektedir.

Ailesiyle birlikte yaşayan genç adam, kız kardeşinin ( Aysun Güven) mütevazı hayatlarını beğenmediğinin farkındadır.

Yaşlı anne babası, sorumluluklarını ona devretmiş gibidir. Bir gün karakola gelen bir ihbar üzerine baskına gider. Kız kardeşini bir fuhuş partisinde suçüstü yakalar. Onu öldürür ve beraber olduğu adamı oracıkta yaralar. Tek cezası hapse girmek değildir. Yaşlı babası, (Mümtaz Ener) kardeş katili olan Kemal’i evlatlıktan reddetmiştir.

Hapishanede Kemal’in yerine gecerken ki Çekimler (Üst ranzadaki adamin coraplarinin kadraja girmesi), annesini (Şükriye Atav) uzakta bir kapının ardından izlemesi ve benzeri detaylar sanki bu filmi biraz daha farklı kılıyor.

Özellikle Hınç filminin önemli sahnelerinden biri de Kemal Hapise girerken zamanında içeri attığı çoğu tüm hırsız, katil, tecavüzcü, yer altı mafyası vs vs onlarla aynı koğuşa düşer.
Ve Namı değer Arap Celal ve diğerlerinin diline düşer. Arap Celal‘in yaptığı konuşma beğendiğim güzel bir sahnesidir.

Hapisten çıksa bile Kemal’ e rahat yoktur. Düşmanları onu sürekli taciz eder ve öldürmeye
çalışır. Motorsiklet sahneleri varis Amerikan filmleri kadar ekşın ve aksiyonlu geçmesede o
havayı vermişlerdir.


Aslında tam Cüneyt Arkın’ a göre bir aksiyon ve kavga sahnesi ama beklide kendisi basit
geçmesini istemiş olabilir.

Dışarı çıktıktan sonra ailesinin yanına gitmeye yüzü tutmaz kemalin ve ayak işlerini yapacağı bir nakliye işine girer… Burada Ömer – (Yavuz Selekman) ile arkadaş olan Kemal’i bekleyen büyük bir tehlike vardır…

Hapisten çıkan en büyük düşmanı Hasan (Tamer Balcı) Tam bir barondur ve günümüz
filmlerde olan sıradan yer altı bir mafyası değildir. Kendisi de çok gün görmüş ve sinsi planlar yapan çok azıcık (Marlon Brando ) havası verir.


Sağ kolu Naci (Turgut Özatay) ile planları yapar ve yaptırır. Bu tür filmler de genelde Turgut Özatay , Cüneyt Arkın’ın başrol düşmanı ve en sona öldüreceği adam olurdu. Hınç filminde de kötülerin kötüsü

Düşmanları ayak bağı olmaması için Ömeri ( Yavuz Selekman’ı ) öldürürler. Ömerin ailesi için susmayı tercih eder ve sineye çeker ama Baş düşmanı Hasan, Kemal’e para verir. Ve sırf kendi düzeni bozulmasın diye susturur. Kemal bu… artık intikamı bol ve ekşınlı olur.

Hatta ayak öptürmeye kadar zorlarla ve küçük düşürmeye çalışırlar.
ANCAK!! Siyah eldiven demek Cüneyt Arkın demek, Hınç demek, kan ve ölüm demektir.

Cüneyt Arkını Yaralı halde bulan ve ona yardım eden Hemşire Kız , Eşi Betül Arkın’ın gerçek kız kardeşi ( Ribab Işıldır)

Ve sonunda duymak istediğim replik
+ Alo
-Ben Kemal Geliyorum.

Eski düşmanları… Hınç
DİKKAT! Bundan sonrası gerçek kesite bağlayacaktır…


Kudret Karadağ yani Abbas : şiki baba minibüsünün önüne çarmığa gerilmek suretiyle duvara çarpılıp, duvar ve araç arasında kalarak can verdi…


Kadir Kök ve ekip arkadaşı: asfalt makinası gibi,taş kırma makinası gibi dev bir aracın içinde parçalanarak can vediler…


Hakkı Kıvanç – Hakkı: taş öğütme,kırma-ufaltma makinaları bandına konulup,taş yerine kendisi öğütülmek suretiyle can verdi…


Atilla Ergün – Atilla: tuğla -taş fabrikasında, tuğlalar yerine kendisi fırınlanarak can verdi…


Cem Erman – Cemil: arkadaşları ile saklandığı delikte basılıp kafası camlara,aynalara vurularak can verdi…


Turgut Özatay – Naci: asansörün altına bağandı ve zemine kadar inilerek , asansör ve zemin
arasında kalarak can verdi…


Tamer Balcı – Hasan: eli kolu bağlanarak bir kayığa konuldu…üzerine dinamit konuldu ve
denize salındı… uzak mesafeden kayıktaki dinamite ateş edilip, patlatılmak suretiyle can
verdi.. Biraz abartayım beklide testere serisi ile her kurvalda kapışabilir.

Babası oğlu Kemal’in resmine bakıp çok özledim demesi ve onu tekrar gelip affetmesini ister. Bu arada bu karedeki Cüneyt Arkın‘ın bu fotoğrafı bir kaç filmde daha kullanılmıştır.
Muhtemelen 1971 yılından bir fotoğrafı.

Kemal düşmanlarını temizledikten sonra ailesine gider ve sarılır. Aklımda kalan tek soru
işareti ise acaba sonda ölüyor mu?

Ben Kemal Geliyorum….

Yorumlar