Metin Bükey : Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek

0
654

Metin Bükey Türk sinemasının rekortmenlerindendi. Çok genç yaşlarda film müziği yapmaya başlayan Metin Bükey yüzlerce filme müzik yaparak dünyada da ulaşılması zor bir rekora imza atmıştı. Siz onu belki de en çok unutulmaz Samanyolu bestesiyle tanıyorsunuz.

1933 yılında İstanbul’da doğan Metin Bükey, müzisyen bir anne babanın ilk çocuğuydu. Kavala’dan göç eden babası Mehmet Bey ut, Selanikli olan annesi Münevver hanım da piyano çalıyordu. Dedeleri mübadeleyle önce İstanbul’a sonra da Samsun’a yerleşmiş. Bafra’da ilk tütün ziraatını başlatmışlar. Fakat Metin Bükey’in babası Kavalalı Mehmet beyin aklında hep müzik vardır. “Ben müzik yapmak istiyorum, benim mesleğim burada geçmez” der ve İstanbul’a gelir. Ardından anne babası da İstanbul’a gelir ve Kasımpaşa’ya yerleşirler. Mehmet Bey ve Münevver Hanım çalıştıkları yerde tanışıp evlenirler. Metin Bükey ilk çocuklarıdır.

İstanbul Konservatuvarına yazılmıştım. Ben konservatuvarda okurken sanatçılara da eşlik etmeye başlamıştım. Ut çalıyordum. Film sektörünün başına o devrin en büyük bestecisi Sadettin Kaynak geldi. Yanında da en meşhur Şarkıcı Müzeyyen Senar vardı. Bugün Sadettin Kaynak’ın ne kadar meşhur olmuş şarkısı varsa, çoğu film için yapılmış şarkılardır. Sadettin Kaynak’ın saz ekibinde babam da vardı. Ben Türk sinemasına fotokopi makinesi olarak girdim. O zaman fotokopi makinesi yok, notaları ben çoğaltıyordum.

Metin Bükey
Metin Bükey

O yıllarda Suriye Pasajı’nın içinde Ses Film Stüdyosu vardır. Sahibi Necip Erses de Selanikli’dir ve Metin Bükey’in annesinin mahalle arkadaşıdır. O dönemin ünlü oyuncuları ve dublajcıları Ferdi Tayfur ve Adalet Cimcoz kardeşler de dublajı idare ediyorlardır. “Bir de İpek Film Stüdyosu vardı, burda seslendirilen filmler sadece kendi ithal ettikleri filmlerdi. Benim hayatımda en büyük rolü oynayanlardan biri de Ses Film Stüdyosunda sesleri alan Yorgo İliyadis’tir. Sadettin Kaynak bazen erken gidiyordu, ben de çoğalttığım notalarla denemeler yapıyordum. Bir gün Yorgo İliyadis beni kenara çekti, ‘kafanı kullan bu yaptığın iş çok önemli. Yarın öbür gün bir sinema patlaması olur Türkiye’de, özgün müzik yapmaya çalış’ dedi. Ferdi Tayfur geldi yanıma, Adalet Cimcoz’la, o da ‘Bak Yorgo abini dinle, bizim söyleyeceğimizi o söyledi önce. Kafanı kullan, bu işe el koyarsın, daha gençsin’ dedi ve ben böylece Türk sinemasına girmiş oldum. Yovakim Filmeridis adında kameramanlıktan gelme bir yapımcı vardı Yeşilçam’da, Güven Film’in sahibi. Senkron masasında bir film seyretmiş Ferdi Tayfur, ‘Bir çocuk var çok yetenekli, müzikleri ona yaptıracaksın’ demiş. Filmin adı Ebediyete Kadar’dı, Yönetmen Turgut Etingül. O filme özgün müzik yaptım.

Bir gün Hürrem Erman çağırdı beni. Siyah beyaz bir film seyrettirdi. Filmin adı Samanyolu, Nevzat Pesen çekmiş. Başrolde Göksel Arsoy’la, Belgin Doruk oynuyor. ‘Ben bunun renklisini çekeceğim’ dedi. ‘İyi ama Türkiye’de renkli laboratuvar yok ki’ dedim. ‘Ben seni niye çağırdım, sen kopyaları Londra’da yıkatacaksın’ dedi. Ondan sonra ben Samanyolu diye bir şarkı yaptım. Şarkıyı da Berkant’a okuttum. Sözleri Teoman Alpay’ındı. Aranjman okuyan şarkıcılar yok o zaman, sadece tangocular var. Bu şarkıyı kime okutacağım diye düşünüyorum. ‘Berkant diye bir çocuk var Vasfi Uçaroğlu Orkestrasında, onun tonu bu şarkıya gider’ dediler. Bunlar İzmir’de çalışıyorlarmış, atladım gittim. Berkant’a ‘Seni sabah alacağım ilk uçakla, akşam yine uçakla işine yetişirsin’ dedim. ‘Ne yapacağız abi İstanbul’da’ dedi, ‘Sana plak okutacağım’ dedim. Yalnız çok enteresandır, uçakta Berkant, ‘Abi şarkıyı merak ettim, bir mırıldansana’ dedi. Mırıldandım, Berkant beğenmedi şarkıyı. ‘Bunun için mi geldin İstanbul’dan’ dedi. Sonradan da Berkant, Berkant oldu o şarkıyla. Şarkı öyle ilgi gördü ki, film de korkunç iş yapıyor.

Müzeyyen Senar’la Bursa’ya konsere gitmiştik. Oranın tanınmış iş adamlarından Hayri Terzioğlu, Müzeyyen Senar’a ‘Size bir ses dinletmek istiyorum, bu akşam davetlim olursanız çok memnun olurum’ dedi. Konserden sonra Hayri Bey’in çiftliğine gittik. Orada gözlüklü, efendi bir çocuk vardı. Müzeyyen abla 2-3 şarkı okuduktan sonra o çocuk bir şarkı okudu. O Zeki Müren’di. Sonra Hayri Bey bana ‘Aynı yaşlardasınız, Zeki İstanbul’a okumaya gelecek. Seni nasıl bulacağını söyle, gelince arkadaşlık yaparsınız’ dedi. Sonra Türkuaz Gazinosunda yine Müzeyyen Senar’a çalıyordum. Zeki Müren gazete ilanlarından bulmuş, ‘Müzeyyen Senar burada çalışıyorsa, Metin’de burdadır’ demiş. Geldi bir pazar matinesinde buldu beni. Müzeyyen Senar’a söyledim, Zeki Müren’in dinleyiciler arasında olduğunu. Mikrofona çağırdı, Zeki Müren 2-3 parça okudu, kıyamet koptu salonda. Şürkü Tunar bana ‘Sen bu çocuğun kıymetini bil. Yarın bana gelin birlikte’ dedi. Gittik, Şükrü Tunar Bir Muhabbet Kuşu adlı parçayı çaldı utla, Zeki Müren’e söyletti. Sonra bu plak olarak çıktı Grafson’dan, firmanın sahibi Mihran Gürciyan’dı. Sıfırdan bir plak şirketiydi, Zeki Müren’in tek plağıyla ihya oldu, fabrikalar kurdu.

Sonra bir gün prodüksiyon amirliği yapan Adnan İrkut bana geldi ve ‘Cahide Sonku seninle görüşmek istiyor’ dedi. Gittim, ‘Metin seninle dolaşan bir çocuk varmış, bu plağı okuyan. Bu çocuğu hemen bana getir’ dedi. Zeki Müren’e ‘Cahide hanım seni görmek istiyor’ dedim. Ne yapacak acaba diye meraklandı, heyecanlandı. ‘Biliyor musun babam Kaya Müren ona deli gibi aşıktı’ dedi. Birlikte gittik Cahide Hanım’ın yanına. Zeki Müren’e ‘Oğlum elimde bir senaryo var, sen böyle bir şeye tamam der misin?’ dedi. Zeki Müren senaryoyu okudu, beğendi. Ertesi gün tekrar gittik Cahide Hanım’ın yanına. Zeki Müren ‘Beğendim, kabul ediyorum, yalnız bunun adını değiştirmek mümkün mü acaba? Benim bir şarkım var, Beklenen Şarkı’ dedi. Şarkıyı mırıldandı, ‘Tamam’ dedi Cahide hanım, ‘şarkı güzel’ dedi.

İlk çalışma gününün akşamı bütün ekibi Arnavutköy’de Kuyu Restoranta götürdü Cahide Hanım. Orda Zeki Müren’e ‘Bak oğlum dünyada insanlar kuyruklu yıldızı 100 senede bir görüyorlar. Sen de kuyruklu yıldızsın. Türk halkı senin gibi bir kuyruklu yıldızı 200 senede bile göremeyecek’ dedi. Film piyasaya çıktı, kıyamet kopuyor. O filmle sinemalara kadın seyirciler de gelmeye başladı. Sonra gazinocular peşine düştü Zeki Müren’in.

Yaptığı bir çok film müziğiyle ödüller de kazanır Metin Bükey. Samanyolu’nun dışında Yılmaz Güney’in iki filmine Acı ve Baba’ya yaptığı müzikler de vardır bu ödüllerin arasında. Bu günlerde çok değer verdiği ve sevdiği Yılmaz Güney’in filmlerine yaptığı müzikleri bir kasette topluyor Metin Bükey.

Yorumlar