Kemal Sunal Öldüğünde Kim Ne Söyledi

0
267

ALİ SUNAL : Her 3 Temmuz’da ve 11 Kasım’da ne kadar büyük bir aile olduğumuzu görüyoruz. Biz, Türkiye’yi kalbinde yaşatan insanlar olarak kocaman bir aileyiz. Sevenleri, hiçbir zaman yalnız bırakmıyor ve babamı ölümsüzleştiriyorlar. Bu haberleri yapan basın mensupları olarak siz de onu ölümsüzleştiriyorsunuz. Sizlere de teşekkür ediyoruz. 18 yıl geçti ve babamı çok özledim. Sevenleri de çok özledi. Bu özlem dinmeyecek

MÜJDAT GEZEN : Kemal benim için arkadaştan öte bir kardeşti. Hemen hemen iki gecede bir yüz yüze görüşmediğimiz zamanlarda telefonla konuşurduk. Duygularım şu anda tarifsiz derecede kötü; çünkü arkadaştan öte bir can dostumu, bir kardeşimi kaybettim. Dünyanın en zeki, en güzel adamlarından biriydi. Adam gibi bir adamdı. Çok iyi bir insandı. İyi dosttu. Ufak kalp rahatsızlıkları vardı. Ama bu meslek böyledir. Kolay yıpratıyor insanı. Verdiklerini bu biçimde geri alıyor işte. Kemal’in her çevirdiği film benim için önemlidir. Türk halkı Kemal’i dünya çapında bir sanatçı olarak bağrına basmıştır. Kemal yalnız üniversitelerde tez konusu olmadı. Filmleri Türkiye dışındaki ülkelerde de oynadığı zamanda aynı derecede sevildi. Çünkü Kemal’in inanılmaz zenginlikte bir sinema suratı vardır.

AHMET GÜLHAN : Üzgünüm , çok değerli bir dostumu kaybettim. İyi bir sanatçı, aynı zamanda iyi bir insandı. Yoğun bir uçak korkusu vardı. Kolay kolay uçağa binmezdi. Ne kadar uzun yol olursa olsun hep kara ulaşımını seçerdi, keşke bu sefer de öyle yapsaydı.

ALİ ÖZGENTÜRK : Çok üzüldüm. Hem arkadaşım, hem de meslektaşımdı. Türkiye’nin en popüler oyuncularındandı. ‘Kendi gitti, sesi kaldı yadigâr. Baki kalan kubbede bir hoş sedaymış.’ Genelde uçaktan korkuyordu. Ben dedim ki atlayalım arabaya, gidelim Batum’a… Önce ‘Evet’ dedi. Sonra ‘Çok yoruluruz’ diye vazgeçti. ‘Eh, şoför alırız’ diyecek oldum; ‘Başkasının sürdüğü arabadan korkarım’ dedi. Nihayet ‘Sen uçakta yanımda oturursan gideriz’ dedi. Öbür yanına da oğlu Ali oturmuştu o gün. Hayatını kaybettiğinde daha yerdeydik yahu. Uçak kalkmamıştı bile. Çok gırgır, tatlı şeyler konuşuyorduk. Uçağın televizyonu da işte güvenlik tedbirlerini anlatıyor. Uçak yavaştan yürümeye başladı, konuşmamız durdu. Kemal’in korktuğuna dair hiçbir belirti yoktu. Korkmuyordu da zaten. Ama birden başı omzuma düştü. Ali de oturduğu yerden kalktı. Ben “Doktor yok mu?” diye bir çığlık attım. Bayılmışım. Sonrasını hatırlamıyorum. Uyuttular beni.

AGAH ÖZGÜÇ : Kemal Sunal, Vahi Öz , Suphi Kaner ‘lerin neslinden sonra gelen yıldız bir güldürü ustasıydı. Şener Şen ‘le ikisi zirvedeydiler. Propaganda filmine kadar Yeşilçam havasındaydı; kendini tekrarlayarak oynuyordu. Ancak Sinan Çetin ‘in filminde kendini aşan oyun sergiledi. Yapacağı çok şey vardı; yazık oldu.

UĞUR DÜNDAR : Kemal Sunal çok yakın bir arkadaşımdı. Üç gün önce Vefa Lisesi’nin geleceği ile ilgili konuşmuştuk. Okul adına yapılabilecek yeni projeleri hayata geçirmek için planlar yapıyorduk. Büyük sanatçılığının yanı sıra çok iyi bir dosttu. İki eli kanda bile olsa arkadaşlarının dertlerine koşardı.

METİN AKPINAR : Ölümünü tabii ki beklemiyorduk. Yine bir komiklik sürprizi yaptı. Allah rahmet eylesin. Çok yoruluyordu. Kemal’in içinde her zaman fırtınalar kopuyordu. Yaptığı işi çok seviyordu. Çok ciddi bir uçak korkusu vardı. Sanırım 10-15 yıldır hiç uçağa binmedi. O sadece bedenen öldü. Her sanatçının olduğu gibi onun ruhu da aramızdan ayrılmayacak.

TÜRKÂN ŞORAY : İnanılmaz, çok büyük bir acı. Gülüşü, sinemamız var olduğu sürece unutulmaz karelerinin en başında yer alacak bana göre. Bu ölüm herkesi çok etkilediği gibi beni de çok etkiledi. Ben de herkes gibi çok yakın bir dostumu kaybetmiş sayıyorum kendimi. Kaderin acı cilvesi ki, yine mesleği gereği bir çekim için çok korktuğu halde yine o uçağa bindi. Ve hayatını çok inandığı bir yolda yitirdi. Ölümünün böyle olması beni daha da fazla etkiledi.

HÜLYA KOÇYİĞİT : Bir arada hiç oynamadık, ama kızım Gülşah’la oynadı. O duyduğu zaman kahrolacak. Çünkü bizim bağımız hiç kopmadı, ailece, eşiyle de çok çok yakın görüştük. Türk sineması için çok büyük kayıp ve Kemal Sunal’ın ölümü tarif edilemeyecek bir acı şu anda benim için. Allah ailesine sabır versin. Hayatında hiç uçağa binmemiş bir insan. Nereden çıktı bu şimdi, onu anlamadım. Uçaktan çok korkan ve hep karayoluyla giden bir insan. Uzak yerlere bile arabayla giderdi. Bugüne kadar uçağa bindiğini hiç duymadım. İlk defa hayatında uçağa binmeye karar veriyor belki de ve Allah nasip etmiyor. Hayret bir şey. Gerçekten çok üzüldüm. Şu anda çok şaşkın ve inanmakla inanmamak arasında bir haldeyim. Türkiye için çok önemli bir sanatçıydı.

SELDA ALKOR : İnanmıyorum. Çok üzüldüm. Kemal beyle birlikte çalışmadım, ancak bu camianın çok değerli bir insanıydı. Onun kaybı Türk sineması ve sanatı için çok büyük bir olay. Kemal Sunal, sinemamızı bugünlere taşıyan temel taşlardandı.

FARUK TURGUT : Kemal Bey’le bir aydır görüşüyorduk. Sonunda bir dizi için anlaştık. Film çekiminden sonra diziye başlayacaktık. Onun en büyük keyfi Hisar’daki Kale Çay Bahçesi’nde okey oynamaktı. Pazar günü de geldi. Bir kaç saat oturup kalktı. Kendisine çok dikkat ederdi. İçki çok az alır, sigara içmez, sigara içilen ortamda bulunmaz, yağlı yemez, çok disiplinli yaşar ve sağlığına dikkat ederdi. Korkunç bir uçak fobisi vardı. Bütün planlarını otomobile göre yapardı. Uzak yerlere tatile çıkmaz, yurtdışına gitmez, çağrıldığı festivallere katılmazdı. Uçağa binmeye nasıl razı olduğuna şaşırdık.

EMEL SAYIN : Ben Kemal Sunal ile 4 filmde oynamıştım. Set aralarında hiç konuşmazdı, az insanla ilişkiye girerdi. Varlığı yokluğu belli olmazdı. Ama yönetmen motor dediği an karşımızda devleşen bir aktör olurdu. Onun çekimler sırasında orada olduğumu hissetirmeden çok izlemişimdir. Çok çekingen, fakat çok sıcak bir insandı. Onunla unutamadığım anım, yıllar önce Bebek Belediyesi Gazinosu’nda çalışırken bir gün Kartal Tibet’le kulise gelmesiydi. Kemal o sıralar Kalender Orduevi’nde askerlik yapıyordu. Ve komutanları bir konser yapmamı istemişlerdi. Bu görevi de ona vermişlerdi. Bunu benden istedi. İsterken müthiş sıkıntı yaşadı, ben kabul edince, konser sırasında ve sonrasında binlerce kez teşekkür etti. İnanılmaz ölüme kahroluyorum.

HALİT AKÇATEPE : Sevgili Kemal pek erken yaptı bu işi, olmadı. Keşke hiç olmasaydı, ama oldu, yapılacak bir şey yok. Çok acı duydum. O, Türkiye’nin sevgilisiydi, benim canımdı. Türkiye sevgilisini ben de canımı kaybettim. Çok yazık oldu.

Kemal Sunal oğlu ve kızıyla

CENK KORAY : Türkiye çok büyük ve iyi bir sanatçısını kaybetti. Yeri kesinlikle doldurulamayacak ahlaklı bir sanatçıydı kendisi. Allah rahmet eylesin diyorum. Berna Laçin: Ben ilk çalışmamı Korku Belası isimli sinema filminde Kemal Ağabey ile yapmıştım. Haberi duyunca şok oldum, inanamadım, çünkü kendisi daha çok gençti. Nedense Allah çok sevilen insanların canının çabuk alıyor. Kendisi hastalıktan ve ölümden çok korkardı evhamlı birisiydi. Yeni sinema projeleri vardı tam verimli olacağı bir dönemde aramızdan ayrıldı. Hepimizin başı sağolsun.

AYŞEN GRUDA : Kemal benim çocukluk arkadaşım. Hakikaten değer verdiğim bir insan. Ben neden bu kadar geç müdahale edildiğini anlamıyorum ve havalimanında ihmal olduğunu düşünüyorum. Kemal uçağa binmekten ve denize girmekten çok korkardı. Keşke ısrar edilmeseydi, ama artık çok geç. 7’den 70’e herkesi bir noktada birleştiren çok değerli bir sanatçıydı. Öldü demeye dilim varmıyor. Ailesinin ve Türkiye’nin başı sağolsun.

GANİ MÜJDE : Türkiye’nin en önemli Kemal’lerinden biriydi. Ve kendisini İnek Şaban diye görmek isteyenlere inatla nasıl iyi bir oyuncu olduğunu her gilmiyle ispatladı. Özellikle Propaganda’da. Birlikte çalışamadığımız için çok üzgünüm. O, halkın sanatçısıydı. Bu yüzden sadece yakınlarının değil, Türk halkının da başı sağolsun.

NEJAT UYGUR : Kemal Sunal dünya çapında bir sinema ve tiyatro oyuncusu. Ben 73 yaşındayım ve bu güne kadar dünya üzerinde 15 sene önce çevirdiği filmleri 2000 yılında da reyting rekorları kıran bir başka sanatçı görmedim. Birşey söylememe gerek yok. Nur içinde yatsın.

MÜNİR ÖZKUL : Çok, çok, çok üzgünüm. Şoktayız. Sanatçılığının ötesinde çok iyi dostumdu. Mükemmel bir insandı. Kemal sürekli beni arayarak sağlık durumumu sorardı. Allah’tan kendisine rahmet diliyorum, ailesine de başsağlığı.

ALİ POYRAZOĞLU : Hem arkadaşımdı, hem de çok sevdiğim, beğendiğim bir meslektaşımdı. Ama geride bıraktıkları ve eserleriyle bizimle beraber olacak. Baki kalan kubbede bir hoş seda imiş, kendi gitti, görüntüsü, sesi kaldı yadigar.

ATİLLA DORSAY : Türk toplumunu Türk toplumu yapan temel direklerden birinin toplumu birbirine bağlayan, ortak bir gülme duygusunda, ortak değerlerde buluşturan sayılı insanlardan birinin öldüğünü düşünüyorum ve doğrusu şok geçirdim. Kendi adıma son derece üzgünüm. Kemal Sunal’ın filmlerinin televizyonlarda yıllar yılı döne döne oynamakta olması bence sosyologların ilgilenmesi gereken bir olaydı ve zaten ilgilendiler. Bu konuda yazılmış sosyolojik incelemeler var. Sinema açısından Sunal’ın filmlerini küçümsememek gerekir. Atıf Yılmaz ‘la yaptığı ‘Kibar Feyzo’, Zeki Ökten ‘le yaptığı ‘Çöpçüler Kralı’ ve ‘Kapıcılar Kralı’ gibi filmleri Türk Komedi Sineması içinde başyapıt düzeyindedir. Onun çok önemsenecek en azından bir düzine filmi olduğuna inanıyorum. Diğer filmlerinin Türk halkını yıllarca oyalamış, güldürmüş, dertlerinden uzaklaştırmış olması çok önemli bir sosyolojik olgu. Burada sinemanın da ötesine geçen birşey var. Bu açıdan bunun çok büyük bir matem olduğuna, Kemal Sunal’ın çok kısa zaman içinde bir Barış Manço gibi bütün ulus tarafından benimsenen ve adeta kült haline getirilen bir sanatçı olduğuna inanıyorum.İlk dönemde çok iyi filmleri oldu. Taze bir komedyendi. Sonra kendi kendini tekrarladı ve birbirine çok benzeyen önemsiz filmler yaptı. Son döneminde Türk sinemasının yeniden proje üretmeye başlaması sürecinde birdenbire biz Kemal Sunal’ı adeta yeniden keşfettik. Örneğin ‘Propaganda’ filminde Kemal Sunal, bayağı bir kompozisyon rolüyle, uluslararası komedi yıldızlarıyla, Bob Hope , Fernandel ‘le boy ölçüşecek düzeyde oyun verdi. Ali Özgentürk’ün yeni projesi de çok iddialı bir projeydi. O filmde de çok iyi olacaktı buna inanıyorum. Ama kader buna imkân vermedi. Sanıyorum onun en olgun dönemi olacaktı. Çok daha kalıcı filmler üretecekti ama kısmet olmadı.

Yorumlar