Yeşilçam’da Saman Alevleri: Nil Kutval

0
609

Birkaç hafta önce twitter hesabımız da Nil Kutval’ın bir görselini paylaşmıştık. Bir arkadaş “Kim bu?” diye sordu. Hayır eni konu Yeşilçam’a hakimdir, filmlerdeki figüranlara varıncaya kadar cast’ı sayar döker. Bunun üstüne Utku’da Nil Kutval üzerine bir şeyler yazalım diyince bende “ama ne biliyoruz ki?” dedim.

Tek bildiğimiz 1968 yılında Ses Mecmuasının düzenlediği Kapak Yıldızı Yarışması’nın birincisi olduğu  ve kısa bir sinema serüveni olduğu. Büyük ihtimal Yeşilçam ile kan uyuşmazlığı ile kısa sürmüş ve sonrasında eğitimini aldığı bale’ye geri dönmüş. 68 Yaşında halen çalıştığı kurumdan maaş aldığına dair bir habere rastladım ama bunun haricinde pek bir şey bulamadım. Zaten hayatının bizi ilgilendiren kısmı 1968 ile 1969 arası .

Bunun için elimdeki SES dergilerine bakmak gerekti. Ses dergileri dönemin en çok sözü edilen dergisi. Yarışmalar düzenliyor, kapak yıldızları seçiyor ve en önemlisi çıkışlarına öncü olduğu bu yıldızları sonuna kadar destekliyor. Kah kapak yapıyor, kah Ajda Pekkan gibi yeteneği az olanları bile doğal bir yetenekmiş gibi lanse ediyor, olur olmaz şekilde en basit sebeplerle onlara sayfalarında yer açıyor. Burada eleştirdiğim Ses dergisinin yaklaşımı…

Nil Kutval için de bu saydıklarımın hepsi yapılıyor. Kapak oluyor, sportmenliği övülüyor, ünlü yıldızların ağzından övücü sözler söyletiliyor, hatta Zeki Müren ‘le bile bir araya getiriliyor. Ama maya bir türlü tutmuyor.

Halbuki Nil Kutval’ın birinci olduğu kapak yıldızı yarışmasının galipleri ilk olarak “Prodüktörler Cemiyeti balosu’’nda arz ve endam ediyorlar. Olayı kapaktan veren Ses  Dergisi içeride de bu olaya 2 sayfası renkli tam 4 sayfa ayırıyor. Sırada Nil Kutval’ı tanıtmak var. Bunun için “geleneksel yıldızımızı evde tanıyalım” kısmına geçiliyor ve Nil’i İstinye’deki evinde ziyaret ediyorlar buradan öğrendiğimize göre Nil 9 senelik bale bölümünü 2 ay sonra mezun olarak bitirecektir. Anne ve baba aydın eğitimli, yabancı dil bilen insanlar Nil’i desteklemişler. Yalnız bir kusurları var boşanmışlar. Ama ne gam Ses bunu da hemen bir avantaja çeviriyor ve “zaten Türkan’ın Filiz’in, Fatma’nın Sevda’nın anne ve babasıda ayrı” diyerek yıldız olmanın gayri resmi bir kuralını ortaya atıyorlar.

Bu ilk söyleşi de Nil’in boyunu, posunu, vücut ölçülerini, sevdiği oyuncuları, güzel piyano çaldığını, bildiği yabancı dilleri (Ses’in yazdığına göre üç dil biliyor ama Ses bu istese Türkan Şoray’ı bile üniversite mezunu diye tanıtırdı) yaptığı sporları arada içtiği tek tük sigaranın markasını öğreniyoruz .

Bu arada Yeşilçam, 1968 Ses kapak yıldızlarına filmlerde roller veriyor. İlk defa bir filmde rol alan erkeklerden 3. Olan Aykut Bora, sonra sırasıyla Fatma Karanfil, Seyyal Taner ve Piraye Uzun filmlerde rol alıyorlar.

Ses’in 6 Temmuz 1968 tarihli 28. Kapağı hala bir efsane çünkü kapakta Zeki Müren ve Nil Kutval var. Zeki bey’in içinde kalan bir uktenin hayata geçirilişi olarak lanse edilen bu kapak ve içerideki fotoğrafların ortaya çıkış hikayesi şöyle:

Sanat güneşimiz müzik ve sinema dışında bir defaya mahsus olmak üzere tiyatro’da yapmış ve ‘’Çay ve Sempati’’ ile tiyatro severler ile buluşmuş. Ama asıl oynamak istediği “Sezar ve Kleopatra” imiş .Olmamış içinde ukte kalmış. Ses hayalleri gerceğe çevirmek için var. Yaptıkları ve sattıkları çoğu zaman hayal hemen yanlarına Nil’i alıp Zeki Müren’e gidilmiş. Zeki bey Nil’in balerin olduğunu öğrenince pek memnun olmuş. Hemen elbiselerin model’ini çizmiş (bu doğrudur) ve kendi elceğizleri ile dikmiş (bu ses’in yalanı olabilir  fotoğraflar için Erol Dernek’i yanlarına alıp doğru Side’ye gidilmiş.

Ses’in yıldızı için verdiği gayretler semeresini vermiş olmalıki 3 Ağustos 1968 tarihli Ses dergisinde Nil’in ilk filmi “Fedai Komandolar Kıbrıs’ta’’ya başladığı haberi var. Başlıkta Nil “Artık Filmçiliğin Hizmetindeyim” diyor. Yönetmen Nejat Okçugil “Çok kabiliyetli bir sinema oyuncusu ,söylenenleri hemen anlıyor ,üstelik çok fotojenik” diyerek gönülleri hoş ediyor  Nil’de “Milli konulu bir filmde oynayarak sinemaya başladığım için gurur duyuyorum” diyerek tribünlere oynuyor.

30 Kasım 1968 tarihli Ses dergisinde Nil bir defa daha yeni filmlerinin haberiyle çıkıyor ortaya. Bu habere göre Nil, Gelibolu’ya tek bir film için gidip iki film birden çevirerek dönüyor, 3. filmi yolda ve Aralık, Ocak ayları tamamı ile dolu. Şubat ayında beşinçi filmine başlıyacak, birde hep macera türü filmlerde oynadığı ve Yılmaz Güney ile kamera karşısına geçtiği için adı “dişi Yılmaz Güney“. Üstelik bu yer Yeşilçam’da nerdeyse boş. Ses yine güzel bir reklam yapıyor yıldızına.

Nil’i 25 Ocak 1969 tarihli Ses’in kapağında bir defa daha görüyoruz. İçeride de 3 renkli pozu ve hakkında övücü kısa bir yazı var. Anlaşılan Ses elindeki son cephaneyi kullanıyor. Yıldızlarının 6 ayda dört filmde (Hülya Koçyiğit kapak yıldızı ikincisi olduğu yıl 3 bir ertesi yıl 14 filmde rol almış, Ajda Pekkan 1. Olduğu yıl 4, ertesi yıl 9 filmde oynamış) oynadığını belirterek bütün film şirketlerinin peşinde olduğundan dem vuruyor. Hem nasıl olmasınlar röportajı yapan Cahit Poyraz’a göre Nil tıpkı Joan Collins’e benziyordu. Yine bilgisine, kültürüne ve eğitimine yer veriliyor…

Aslına bakarsanız, oratya çıkanlar yaşananlar derken herkes anlamıştı ki 7 ay içerisinde sadece dört filmde oynayan bir yıldızı Yeşilçam tutmamıştı. Kan uyuşmazlığı neredeydi bilinmez ama Nil Kutval, Yeşilçam’ın Saman Alevlerinden biriydi…

Oynadığı Film Sayısı: 7
Fedailer 1970
Hayırsız Evlat 1969
Can Pazarı – Öleceksin 1968
Cehennemde Boş Yer Yok 1968
Affedilmeyen Suç 1968
Komandolar Geliyor 1968
Fedai Komandolar Kıbrıs’ta 1968

Nil Kutval kendisini anlatıyor:
(1968 – Nil Kutval’la Istinye’deki evinde)
11 ocak 1947’de Haseki hastanesinde doğdum. Annem Perihan Sander dahiliye mütehassısı, babam Hüseyin Kutval emekli deniz albayıdır. Beş sınıflı ilkokulu beş ayrı okulda okuyarak tamamladım. Oradan İtalyan Lisesi’nin orta kısmına girdim ve lise sona kadar İtalyan Lisesi’nde okudum. Son sınıfta İtalyan Lisesi’nden ayrılarak Kadıköy’deki Ticaret kolejine girdim ve lise diplomasını oradan aldım. Bu arada, ortaokula başladığım yıllarda bir taraftan da İstanbul Belediye Konservatuarının bale bölümüne devam ediyordum… Belki biliyorsunuz, bale bölümü 9 yıldır. Kısmetse iki ay sonra bitireceğim. Şimdi harıl harıl, ‘mezuniyet günü’ dolayısıyle vereceğimiz resitale hazırlanıyorum, bir de bu yarışma telaşı çıktı…

Yorumlar