Yılmaz Güney ’in son filmleri

0
399

Yılmaz Güney’in senarist ve yapımcı olarak imza attığı son filmleri İzin, Bir Gün Mutlaka, Sürü, Düşman, Yol ve senaryosunu da yazıp yönettiği son filmi Duvar’dı.

İZİN

Yılmaz Güney Endişe filmini tamamlayamadan yaşanan talihsiz olay nedeniyle bir kez daha cezaevine girer. Daha önce zamansızlıktan, kafasında şekillendirdiği ya da not aldığı öykülerden yola çıkarak senaryosuz film çeken Yılmaz Güney, bu kez cezaevinde vaktini senaryo çalışarak değerlendirir. Bu dönemin ilk ürünü, detaylı olarak yazdığı ilk senaryo çalışması İzin, Güney Film – Yılmaz Güney yapımcılığında 1975 yılında Temel Gürsu yönetmenliğinde filme alınır.

Yılmaz Güney

BİR GÜN MUTLAKA

Filmin öyküsünü Agâh Özgüç’ün cümleleriyle aktaralım: “Grevleriyle, öğrenci yürüyüşleriyle, kanlı çatışmalarıyla İstanbul, hareketli günler geçirmektedir. Geçim şartlarının giderek ağırlaştığı bu çalkantılı günlerde halk suskun ve tedirgindir. Devrimci gençlerden İsmail, Sedat, Hızır ve Vedat Sirkeci Garı önünde sloganlar atarak Birlik gazetesi satarlar. Patronlara, toprak ağalarına, sömürüye karşı çıkan gençlerin gazetesidir Birlik. Bir fabrika çıkışında bir işçi bildiri dağıtmaktadır. Sabah ezanına yakın saatlerde işçilerden Akif, Binali ve arkadaşları toplanırlar. Ellerinde tutkal kovaları ve fırçalar vardır. Üstünde ‘Faşizm Halkların Düşmanıdır’ yazan afişleri kentin duvarlarına yapıştıracaklardır. Gözcüler sokak başlarını tutarlar, afişlerin yapıştırılması sırasında hızla gelen bir minibüs hemen yanı başlarında fren yapar ve durur. Minibüsten fırlayan gençler bıçak, zincir ve sopalarla afişleme yapanlara saldırırlar. Bu saldırganlar karşıt görüşlü bir grubun militanlarıdır. Polis arabası gelir ve saldırganlar yine minibüsle kaçarlar. Binali yaralı olarak yakalanırken Akif ve arkadaşları kaçmayı başarırlar.

Binali kaldırıldığı hastanede ameliyattan çıkar. Tekerlekli sandalyeyle götürüldüğü odada iki sivil polis tarafından sorguya çekilir. Binali’nin annesi evlere temizliğe giderek hayatını kazanmaktadır. Babasının, evi terk ettiğinden beri nerede olduğu bilinmemektedir. Hatice adında çocuk bakıcılığı yapan bir kız kardeşi vardır. Bir gece Hatice’nin evi silahlı bir grup sivil polis tarafından basılır. Evde Hatice’den başka kimse yoktur. Ev didik didik aranır, bazı kitaplara el konur. Hatice sorgulanır.

Hatice’yi çocuğuna bakıcılık yaptığı Sevim’in kocası Kadir baştan çıkarır. Hatice artık Kadir’in metresi olmuştur. Birlikte ev tutarlar. Bu ilişkisini gizli tutan Hatice, ağabeyi Binali’den çok korkmaktadır. Bu arada Akif tutuklanır. Hatice ise artık randevuevindedir. Sultan kocası Akif’i ziyaret eder ve gerçeği o zaman öğrenir: Kocası bir devrimcidir, geç kalmalarının sebebi de devrimci çalışmalarıdır.

Binali kız kardeşinin resmini gazetelerde görür. Hatice randevu evinde basılmıştır. Arkadaşlarından bir silah temin etmelerini ister kendisi için. Ama karşı çıkarlar. Çünkü Hatice’yi öldürürse hayatını hapis-hanede geçirecektir, o zaman da devrimci mücadeleye bir katkısı olamayacaktır.

Akif hapishaneden çıkar, Sultan’a çocuğuna, evine döner. İlerleyen günlerde Akif ve iki arkadaşı afişleme yaparlarken yine bir saldırıya uğrarlar, Akif vurulur. Sultan çocuğuyla hastanenin önünde beklemektedir. Akif’in devrimci arkadaşları Binali, Ömer, Sedat ve diğerleri… Tekerlekli sandalyede, üstü örtülmüş Akif’in cesedi getirilir. Sultan ağlar, kucağındaki küçük çocuk babasının öldüğünden habersiz el sallamaktadır…” (Agâh Özgüç, Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney s. 352, Agora Kitaplığı)

SÜRÜ

Yılmaz Güney sineması içinde bir destan, oyunculuklarla, görselliğiyle önemli bir başyapıttır Sürü. Veysikan aşiretinin 520 koyunuyla köylerinden büyük kente, Ankara’ya yolculuğunun öyküsü destansı bir dille anlatılır. Senaryosunu Yılmaz Güney’in hapishanede yazdığı filmin yönetmeni Zeki Ökten’dir

YOL

Yılmaz Güney’in 1981 yılında Isparta Cezaevinde yazdığı Arife-Bayram adlı senaryonun çekimlerine aynı yıl yönetmen olarak Erden Kıral başlar, fakat aralarında yaşanan bir anlaşmazlık sebebiyle çekimler durdurulur. Altı saatlik bir projedir, çekimlerine Bayram adıyla başlanan film. On bir mahkumun hayat öyküleri ekseninde anlatılacaktır toplumsal hayat.

Şerif Gören’in yönetmenliğinde yeni bir ekip oluşturularak, kırk günlük bir aradan sonra çekimlere tekrar başlanır, fakat bu kez öykü/senaryo Yılmaz Güney tarafından değiştirilmiştir. Senaryodan bazı bölümleri çıkararak, bazı rolleri kısaltarak mahkum sayısını altıya düşürür. Çekilen film Yol adıyla geçer sinema tarihine.

Birbirinden bağımsız gelişen bu altı hayat öyküsünde mahkûmların geçtiği yolların iç içe anlatılması, dönemin Türkiye’sinin baskısının, sıkışmışlığının resmini çizerken, siyasal yapının yanında toplumsal yapının da eleştirisini yapar. Karakterler evlerine dönüşte geleneklerle kişisel özgürlükler arasındaki amansız çelişkinin arasında sıkışmış bulurlar kendini. Her karakter kendi çözümünü bulmaya çalışır. Mahkumlar hapishane gibi kurumsal bir yasaklayıcının dışına çıktıklarında da yaşadıkları toplumun yasaklayıcılarıyla mücadele etmek zorunda kalmışlardır.

DUVAR

Yılmaz Güney, 12 Eylül faşist darbesinin tüm baskılarıyla yaşandığı Türkiye’deki bir cezaevinde yaşananları konu ettiği ‘Duvar’ adlı filmini Fransa’da çeker. Pek çok duvarı aşmak zorunda kaldığı yaşamındaki son yönetmenlik denemesii olan ‘Duvar’da, Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan baskı ve zulmü, özgürlüğün sınırlanmasını, insanlık onurunu ve haklarını hiçe sayan uygulamalar noktasında ele alarak, gerçekliğin ürkütücü tarafını bütün çıplaklığıyla ortaya serer.

Mesut Kara 2018

Yorumlar