Ara Güler – Kahramanın Sonu (1975)

0
1071

Ara Güler’in uzunca bekleyişten sonra çekimini tamamladığı ve dünyada çeşitli festivallerde gösterim olanağı bulmuş filmi Kahramanın Sonu geçtiğimiz aylarda İf kapsamında gösterilmişti. Güler’in I. Dünya Savaşı sona erdiğinde çürümeye mahkum edilen Yavuz Zırhlısı’nın hikâyesini anlattığı ve 16 mm çektiği film, İlhan Mimaroğlu’ndan Ruhi Su’ya, eklektik müzikle yaratılmış avangart kurgusu, arşiv fotoğrafları ve gerçeküstücü canlandırmalarıyla sinemamızın farklı yapımlarından birisi.

Ara Güler için epey zor bir süreç sonunda montajı tamamlanmış bir film Kahramanın Sonu. Hikayesi ise çeşitli dergiler anlatılmıştı. Biz de bu farklı yapımın hikayesini dün kaybettiğimiz usta sanatçının ağzından sizler için derledik. Yakın zamanda verdiği röportajlardan yola çıkarak bir mantık sıralamasına almaya çalıştık.

Örneğin 2 gazetede ve basın bülteninde filmin tarihi 1975 olarak verilmiş olsa da Güler bazı beyanatlarında 1973 yılında gidiyor ki zaten Yavuz 7 Haziran 1973‘te söküm alanına çekiliyor. Güler sökümün 12 yıl sürdüğünü söylüyor. Bu hesaba göre filmin 1985 civarında tamamlanıp nihai montaja girmiş olması gerekli. Ama beyanatlara dayanarak 1975 senesinde çekimin tamamlandığını kabul ediyoruz. Fahri Korutürk ise 1973 ila 1980 tarihleri arasında görev yapmış. Filmi izlemiş ise bu dönem arasında izlemiş olması gerekiyor. Anlatılanlardan yola çıkarak 1973 – 1976 yılları arasındaki söküm işleminden materyalleri derleyip ilerleyen zamanda ek yaptığını da düşünebiliriz. Zira hangi festivallerde gösterildiğini tam olarak bilmiyoruz.

1950 yılında hizmetten çekilene dek Türk Donanması’nın bayrak gemisi olarak görev yapan Yavuz, Alman İmparatorluk Donanmasında 8 Nisan 1909’da “H” geçici adı ile Hamburg’daki Blohm & Voss tersanesine sipariş ediliyor ve gemi 28 Mart 1911‘de denize indiriliyor. İsmi ise Goeben oluyor. 1914’te ise Osmanlı ordusuna katılıyor ve ismi Yavuz Sultan Selim oluyor. 1930 yılında resmi olarak Yavuz Sultan Selim‘den Yavuz Selim‘e, 1936’da ise Yavuz‘a çevriliyor. 1938‘de Atatürk’ün naaşını İstanbul’dan İzmit’e taşımak da yine bu gemiye düşüyor.

Nezih Tavlaş‘ın Foto Muhabiri kitabında Ara Güler konuyu şöyle anlatmış: “Bir düşünsenize, suları yara yara gelen Yavuz hakkında şiirler, şarkılar yazılmış, tablolar yapılmış. Yavuz’da askerlik yapanlar övünç duyarak anlatmış. Sonra bu kahramanın parçalanışını görüyorsunuz. Kaynak makineleriyle kesiyor, parçalıyorlar. Üzüntülü bir durum, tam bir dram. Acısını hissetmemek mümkün değil. Ben de gayet milliyetçi bir herifim. Röportajı yaparken elimde çok malzeme birikti. Belgeselini yapmaya karar verdim. Yavuz bu, kolay sökülmüyor. Tam 10 yıl sürdü sökümü. Bir kahramanı öldürüyorlar. Bunun için adını Kahramanın Sonu koydum. 16 mm ile çekiyorum” diyordu.

Öte yandan Yeni Şafak’tan Seray Şahinler Demir’in haberine göre ise Ara Güler süreci şöyle anlatıyor: “Bu gemi çok önemliydi. Koskoca bir Osmanlı’nın çöküşünden bahsediyoruz. Alman Stern dergisinin Türkiye muhabiriydim. Dünyadan en büyük gazetelerinden biridir. Onlar benden geminin sökülüşünü takip etmemi istedi. Ben de o zaman askerlerle, subaylarla görüştüm; belgeler ve fotoğraflar buldum. Sonra da filmi çektim. Geminin sökülme aşamasından başladım. Sonuna kadar çekimi yaptım. Çok uzun bir süreydi.” Filmin montajı Fransa’da yapılıyor. Hatta bir kadınla tanışır orada. Kadın sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden Orson Welles‘in kurgucusu çıkıyor. O giriyor kurguya. Sonra sıra sese geliryo. Ara Güler‘in aklında bir isim vardır: İlhan Mimaroğlu. Mimaroğlu’nun hazır müzikleri kullanılır ve Güler sesleri seçer. Ara Güler, Yavuz gibi bir efsane geminin neden söküldüğünü, jilet yapıldığını incelikli bir şekilde eleştirir filmde. Neticede bir kahramandır o ve pekala müzede de tutulabilir. Bunun için film Yavuz’un acıklı hikayesine bir ağıt gibidir…

Yavuz Zırhlısı Tersaneye çekilirken….

Filmi önce Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Salah Birsel‘e izletiyor ancak beklediği tepkileri alamıyor. Sonra ABD’de Atlantic Records‘un sahibi Ahmet Ertegün‘e izletir, o beğeniyor. Ertegün’ün beğenmesiyle morali düzeliyor. Tabi bu şekilde filmi tamamlamaya karar veriyor.

Tüm bu süreç yıllarını alıyor. Yavuz’un sökümü, filmin çekimi, kurgusu… Anlatılanlara göre film çektiğini bilen Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ve dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı filmi görmek isteryorlar. Fakat filmin gösterilmesi için önce sansür heyetinden olur alması gerekiyor. O zamanda başka bir macera başlıyor. Ankara’ya gidiliyor, kurula giriyor ve filmi izleniyor. Kahramanın Sonu‘nun kaderi de o gün o kuruldaki insanların meseleyi kavrayamamalarıyla şekilleniyor. Ara Güler şöyle anlatıyor sansürü:

Kurulda herkes filme iyi diyor. Ama biri var. Olmaz diye tutturuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir görevli. Takılmış filmde konuşma olmamasına. Sadece eletronik müzik var filmde. Sonra bu Fransızca kopya diyerek itiraz ediyor. İyi de filmde söz yok! Kurul sonunda bu film Türkiye’ye giremez kararı verdi. Filme el koyuldu.

Filmin iş kopyaları Ara Güler‘de kalıyor. Uzun yıllar duruyor o kopyalar. Sonra o kopyaları temizleyip yeniden gün yüzüne çıkarıyor ve Kahramanın Sonu böylece yeniden hayat bulur:

Ara GülerKahramanın Sonu benim tek filmim değil. Dünyadaki birçok ülkeye, yabancı televizyon kanalları çok film yaptım. Bu film daha önceden de birçok kez gösterildi. Yeni değil”….

Derleyen: Utku Uluer

Ara Güler - Kahramanın Sonu (1975)

Not 1: Ara Güler’in belgesele başlama hikayesi Nezih Tavlaş‘ın Foto Muhabiri kitabından

Not 2: Sabah, Yeni Şafak ve Ntv webstelerindeki söyleşilerden derlenmiştir.

Yorumlar