Kırık Bir Aşk Hikayesi: Yücel’in Çiçekleri (2018)

0
478

“Mezun olduğumuzda bize, ‘orası hep diken, siz oraya gül olarak gidiyorsunuz, bizden aldığınız eğitimle dikenli tarlayı gül tarlasına çevireceksiniz’ denmişti.”

Yücel'in Çiçekleri

Habertürk ve Youtube’daki “Belgeselci” kanalından tanıdığımız yapımcı yönetmen Cengiz Özkarabekir imzalı, başrollerinde Mahir Günşiray, Muhammed Uzuner ve Mehmet Tokat’ın oynadığı, Hasan Ali Yücel , İsmail Hakkı Tonguç’un yaşam öyküleri çerçevesinde, Cumhuriyet devrimi aydınlanmasını Anadolu’ya yayma çabası, ‘Türk Rönesansı’ olarak da adlandırılan eğitim öğretim tarihimizin “Köy Enstitüleri” deneyimini  konu alan “Yücel’in Çiçekleri” belgesel filmini geçtiğimiz günlerde Eğitim-İş sendikası Gaziantep Şubesi’nin ev sahipliğinde yapılan galada izleme imkanım oldu. Hem Hasan Ali Yücel’in ölüm yıldönümü, hem Köy Enstitülerin’nin kuruluş yıldönümü zamanlarına denk gelmesiyle gala ayrı bir anlam kazandı.

Öncelikle kısıtlı bir bütçeyle, herhangi bir kar amacı gütmeyerek Cumhuriyet devrimi aydınlanma  mücadelesinin önemli bir aşamasını gelecek kuşaklara aktarmak için bu içerikte bir sosyal sorumluluk projesini gerçekleştiren başta Cengiz Özkarabekir’e, yapımın ana destekleyicilerinden Beylikdüzü Belediyesi’ne ve dönemin belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na yürekten teşekkürler.

Yücel’in Çiçekleri belgesel filmi hatırlayınca içimizin burkulduğu bir dönemde, bir avuç yürekli insanın mücadelesiyle yüzleştiriyor bizleri.

“Hayatlarında hiç tiyatro izlememiş köy çocuklarının Hamlet’i, Shakespeare’i oynadığını gördüm. Çantalarındaki bir parça ekmeğin yanında dünya klasiklerinden bir kitap taşıdıklarına tanık oldum. Mantık ve felsefe okuyup ziraat, toprak ve tarım öğrendiklerini de gördüm.”

Yücel'in Çiçekleri

Günümüzde duyunca dahi pek inanılır gibi gelmeyen bu sistem 1940’ların Türkiye’sinde, aydınlanma savaşcışı iki devrimci fedainin, Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un öncülüğünde emin adımlarla karalılıkla işliyordu.

Filmde İsmail Hakkı Tonguç’u canlandıran Muhammed Uzuner’in seslendirmesiyle Tonguç ve Yücel ikilisinin yaşam öyküleri, düşünce dünyalarını şekillendiren detaylar, yollarının kesişmesi ve tüm bu sürecin odağındaki Köy Enstitüleri’nin oluşma, ilerleme, kapatılma serüveni , tarihi kişilikler ve ilgi çeken bilgiler çerçevesinde sunuluyor.

16 milyon nüfusun sadece 2 milyonunun okuma-yazma bildiği, toplam nüfusun yüzde 80’i devrimlerin esamesinin okunmadığı köylerde yaşadığı, savaşın acılarının henüz tam anlamıyla atlatılamadığı, yoksulluğun ve cehaletin pençesinde kıvranan Anadolu’yu içinde bulunduğu buhrandan kurtarmak için çareler aranıyordu.

Eğitim seferberliği için ilk olarak orduda çavuş olarak görev yapmış 85 askeri köylere öğretmen olarak göndermek yeterli olmamıştı. O sıralar Gazi Eğitim Enstitüsü’nde el işi öğretmeni olarak görev yapan İsmail Hakkı Tonguç “köyde eğitim” konusunda çalışmalar yürütüyordu. İlköğretim Genel Müdürü vekilliğine atanan Tonguç Anadolu’yu karış karış gezdi, köy çocuklarının gözlerindeki ışığa, bilgiye ve aydınlanmaya olan açlığı gördü. Tam bu sırada Milli Eğitim Bakanlığı’na, hayatını eğitime adamış, dünya klasiklerini bizzat çevirerek Türkçe’ye kazandırmış felsefe hocası Hasan Ali Yücel’in getirilmesi tarihi imkanı verdi.

Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ile birlikte ülkenin tarım koşullarını da göz önünde bulundurarak her biri 3-4 ili kapsayacak şekilde 21 bölgeye ayırdı. Bu 21 bölgenin en uygun yerlerine, mümkünse tren hatlarına yakın olacak şekilde birer köy enstitüsü yapılacaktı. Bu enstitülerde köyün kalkınması için gerekli öğretmenler yetiştirilecekti. Bu öğretmenler sadece okuma yazma öğretmekle kalmayacak, köylüye çağdaş tarım tekniklerinden marangozluğa,klasik müzikten hasta tedavisine kadar her konuda eğitim verecekti. Gittikleri köylerde 20 lira gibi çok az miktar bir maaşla 20 yıl görev yapacaklardı. Bir anlamda kalkınmaya önderlik edecek yerel aydınlar yetiştirilecekti. Günümüzde eğitim fakültelerindeki derslerde sıklıkla üzerinde durulan,” yaparak yaşayarak” öğrenme modeli 1940’lı yıllarda bu enstitülerde bilgiyi iş haline getirerek uygulanacaktı.

Yücel ve Tonguç’un bu projesi dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün de desteğini almıştı. 1940 yılından 1954’e kadar 1.308 kadın, 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni  yetişti. Fakir Baykurt, Ümit Kaftancıoğlu, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Pakize Türkoğlu, Hatun Birsen Başaran, Ali Dündar, Mehmet Uslu, Dursun Akçam gibi ülkemizin düşünce ve edebiyat dünyasına damgasını  vurmuş birçok aydın bu enstitülerden yetişti.

İsmet İnönü Hasan Ali yücel ile birlikte ziyaret ettiği enstitülerde yapılanları büyük bir heyecenla karşılıyor, Hasan Ali Yücel’e “bunların sayısını çoğaltalım, daha sonra fırsatımız olmayabilir” diyordu. İnönü’nün bu korkusu ülkede yükselen hızlı muhalefet dalgasından kaynaklanıyordu.

Yücel'in Çiçekleri
Yücel'in Çiçekleri

Köy Enstitüleri Anadolu’da bir aydınlanma alevi yakmış, toprak ağalarının binyıllardır süren hükümranlığını sarsmaya başlamıştı. Büyük Millet Meclisi’nde de etkili olan bu tabakanın baskısı, Sovyet tehdidine karşı ABD’den askeri yardım isyeten Türkiye’ye Köy Enstitüleri’ni kapatma şartıyla da birleşince bir dönemin sonu geldi.

Yücel’in Çiçekleri belgesel filminde bu belirttiğimiz tarihsel gerçeklere ucundan değinilmekle yetinilmiş. Bu durum  böylesine kapsamlı bir dönemin izleyicide ister istemez bir tatminsizlik yarattığını belirtmekte fayda var.

Yapım Kepirtepe Köy Enstitüsü’nün çürümeye terk edilmiş görünleriyle biterek “geçmişe ağıt” yakarcasına karamsarlık verse de gelecek kuşaklara dönemin ruhunu yansıtan başarılı bir film olarak değerlendirebiliriz.

Prof. Niyazi Berkes’in “200 yıldır neden bocalıyoruz” diye sorduğu bir kitabı var. Şüphesiz Niyazi hocanın 200 yıl saptaması çok isabetli, ancak bize göre bu bir bocalama değil. Biz millet olarak 200 yıldır emperyalizme karşı savaşıyoruz. Tarihsel süreç içerisinde inişli çıkışlı bir seyir izleyen bu savaşta Köy Enstileri’nin kapatılma sürecini de mücadelenin zaafa uğradığı bir dönem olarak değerlendirmek gerekiyor kanaatimce.

Yazan: Adnan Yarar (2019)

Yorumlar