Saz: Düşsel Bir Müzik Yolculuğu

0
290
Saz

Öncesi

Uzun zamandır merakla beklediğim ve günler öncesinden bilet aldığım Arte/ZDF ortak yapımı belgesel film ”Saz” nihayet ”38. İstanbul Film Festivali”nin ”Musikişinas” bölümünde izleyici ile buluştu. Filmin üç gösterimlik dünya prömiyeri İstanbul’da yapılıyor. Heyecanlıyım. Yoğun geçen bir iş gününün ardından ”Beyoğlu Sineması”na varıyorum. Fuaye alanı hıncahınç dolu. Film ekibi gözüme çarpıyor. Kalabalığı yararak giriş kuyruğunun en arkasına geçme uğraşındalar. Az sonra”Saz” ın hikayesini anlatacak olan Petra Nachtmanova‘yı sırtında sazı ile görüyorum. Heyecanlı ve mutlu görünüyor.”Filmden sonra çalacak mısın?” diye soruyorum. ”Yarın” diyor. French Bistro’da konser vereceğini söylüyor. Kendisine bol şanslar diliyorum ve salona doğru ilerliyorum. Yerimi alıyorum ve film başlıyor.

Film Zamanı

Avusturya doğumu Petra, Leh bir annenin ve Çek bir babanın kızı. Berlin’de yaşıyor. Tarih öğrenimi görmüş, Obua ve Keman çalan bir müzisyen. Türkçe dahil sekiz dili çok iyi derecede konuşabiliyor. Berlin’de yaşayan Türkler’in elinde görüyor sazı ilk kez. Görüş o görüş, çarpılıyor ve sazın teli gönlünün telini titretiyor. Sekiz yıl önce öğrenmeye başlıyor bu sihirli enstrümanı. İçindeki merak ve ateş günden güne büyüyor. Petra, Berlin’den yola çıkarak sazın yüzyıllardır nasıl hala birçok kültürün kalbinde yer aldığını öğrenmek istiyor. Hedefi; Bosna Hersek, Arnavutluk, Kosova, Bulgaristan, Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden sazın doğum yeri olarak kabul edilen İran(Horasan)‘a ulaşmak. Bu büyük müzik yolculuğunda Petra’nın yol arkadaşları ses teknisyeni; Florent Chaintiou ve yönetmen; Stephan Talneau. Petra ,yol hikayesini Türkçe anlatmaya başlıyor.

İlk durak Bosna Hersek (Tuzla). Ekibi, arabasıyla Bosnalı bir müzik aşığı karşılıyor ve onları yöresel kıyafet ve kırmızı fes giyen yerel saz topluluğu ”Sevdalinka” ya götürüyor. Petra, yöresel beyaz kıyafeti ile ekibe eşlik ediyor. Burada sazlar bizim sazlarımızdan farklı, ud büyüklüğünde ve yassı. Müzik muhabbetinden sonra, saz yapım atölyesi ziyaret ediliyor. Petra ve arkadaşları ilk deneyimden memnun fakat bu güzel bölgeyi terk ettikleri için buruk bir şekilde Arnavutluk’un yolunu tutuyorlar.

Burada saza ”Çiftelia” diyorlar. Yani ”Çift Telli”. Cura boyutundaki bu sazın döşünde Arnavutluk’un simgesi çift başlı kartal motifleri dikkat çekiyor. Buradaki müzisyenler bölge folklorünü hızlı bir şekilde icra ediyorlar. Bir sonraki durak Bulgaristan. Bu bölgede ise sazın aldığım isim: ”Bulgarina”. Burada sazın izleri bir Türk köyünde sürülüyor ve saz çalan müzisyen bir ailede 150 yaşında bir tambura‘ya rastlanıyor. Bu eşsiz deneyimden sonra sırada İstanbul var.

Petra, İstanbul’u ”Saz kültürünün kalbine açılan pencere” olarak tanımlıyor. Murat Ertel, Erdal Erzincan ve Tolga Sağ gibi kıymetli müzisyenlerle buluşuyor. Sazın kaotik başkentinden, Anadolu’nun zengin kültür ve folklor coğrafyasına geçiliyor. Kanımca filmin en heyecan verici bölümleri şimdi başlıyor. Tunceli (Munzur ve Pertek), Sivas (Sivrialan Köyü) ve Erzurum (Merkez – Aşıklar Kahvesi) üçgeninde dağlar ve tepeler aşılıyor. Muhteşem doğa manzaralarına, sazın eşsiz tınıları karışıyor. Zeynel Dede, Erkan Oğur, Ayşe Şewaqi güzelliklere güzellik katıyor. Yunus’tan yedi yüz sene sonra Anadolu’nun sesi olan ölümsüz ozan Aşık Veysel kabri başında anılıyor. Veysel’in ailesi tarafından ağırlanan Petra ”Dünya’da Tükenmez Murat Var İmiş” türküsü ile büyük ustaya minnet borcunu ödüyor.

Anadolu macerasından sonra istikamet Gürcistan. Kafkasları aşan Petra, Borcalı‘da Aşık Nargile ile buluşuyor. Burada sazların susmadığı büyük bir akşam eğlencesine katılıyor. Sanki her akşam düğün kuruluyor burada, öylesine şen insanlar. Sonraki durak; Azebaycan. Sempatik Azeri Aşık Mübariz Aliyev coşkuyla konuşturuyor sanatını karlı dağlarda ve Petra’ya ”Aşık” ünvanını veriyor. Bu uzun yolculuktaki son ülke ise İran. Burada çalınan ”Dotar”, öykünün başında tanıtılan ”Çiftelia” ile akraba olsa gerek. Bu enstrüman sadece batıya değil doğuya yani Çin’ e de yol almış.

İran’a giriş yaparken tedirgin olan Petra’yı, İranlı Tar müzisyeni Yalda Yazdani karşılıyor. İran’da kamusal alanlarda müzik yapmak yasak ve müzisyenler kimliklerini gizli tutmak zorunda. Horasan’da döşünde delikler olan ilginç görünümlü sazı hızlı bir şekilde çalan Muhammed Yusufi hayranlık uyandırıyor. ”Saz”ın hikayesi olarak başlayan film, Petra’nın kendini bulma hikayesine dönüşüyor. Aslında Petra, her deneyim anında kendi iç dünyasına seyahat etmiş oluyor. Kültürler ve zaman arasında köprü kuran bu düşsel yol filmi sona eriyor.

Saz bağlama

Sonrası

Film gösteriminin ardından, film ekibi sahneye davet ediliyor. Petra ve Stephan, seyircilerin sorularını içtenlikle yanıtlıyorlar. Stephan, filmi beş yıldan uzun bir sürede tamamladıklarını belirterek, destek veren ve izlemeye gelen herkese teşekkür ediyor. Ayrıca süreden dolayı filmde kullanamadıkları ek görüntüleri filmin resmi web sitesi sazfilm.com da çok yakında yayınlayacaklarını müjdeliyor. Petra ise bu uzun yolculuktaki zorluklardan dem vuruyor. Filmde yer alan müzisyenlerin katılacağı bir saz festivalini Berlin’de düzenleyebilmenin en büyük hayali olduğunu söylüyor. Ekip, ortaya konan işten ve deneyimlediklerinden oldukça memnun, katılımcılar ise işittiklerinden ve gördüklerinden fazlasıyla mutlu.

”Saz” ın İstanbul’daki hikayesi şimdilik böyle. Görünüşe göre bu güzel film, İstanbul’dan sonra büyük bir dünya yolculuğu ile farklı coğrafyalardaki sinemalarda izleyicilere ulaşıp, nice gönülleri titrecek. Gelişmeleri sazfilm.com dan takip edebilirsiniz. Ben de müziğe gönül vermiş biri olarak film müzikleri albümünün çıkmasını sabırsızlıkla ve umutla bekleyeceğim.

Yönetmen: Stephan Talneau

ALMANYA / 2019 / DCP / Renkli / 99’ / Fransızca, Türkçe, Azerice, İngilizce, Farsça; Türkçe, İngilizce altyazılı

Senarist: Stephan Talneau, Petra Nachtmanova

Görüntü Yönetmeni: Stephan Talneau

Kurgucu: Levent Çelebi, Stephan Talneau

Özgün Müzik: Tralalka, OKO, Ceyhun Kaya, Baba Zula, Erdal Erzincan

Katılanlar: Petra Nachtmanova, Florent Chaintiou, Erkan Oğur, Murat Ertel, Erdal Erzincan

Yapımcı: C. Cay Wesnigk

Yapım Şirketi: Anthromedia

Dünya Hakları: Anthromedia

Kaynak: Stephan Talneau


Sinematik Yeşilçam İçin Hazırlayan: Sabahattin BİLGİÇ

Yorumlar

PAYLAŞ
Önceki İçerik25. James Bond filminin çekimleri başladı
Sonraki İçerik25. İFSAK Ulusal Kısa Film Festivali’nde Kazananlar Belli Oldu
1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...