Ali Poyrazoğlu – İtiraf ediyorum…

0
293

Levent Kırca ile bir dönem atışan Ali Poyrazoğlu o dönem ilginç bir yazı kaleme almıştı. Seks Furya dönemine ait içerik arşivi oluşturduğumuz sitemizde, döneme ışık tutan bir yazı olduğunu düşündüğümüz için bu hatırlatmaya karar verdik… Yazı Sabah gazetesinde yayınlanmıştı. Yazı eski Sabah gazetesinin cumartesi ekinde 2007 yılının Ağustos ayında yayınlanmıştı. Internetteki tarih 25 Ağustos ama doğrulatamadık. Yazıyı da bizzat Ali Poyrazoğlu’nun yazdığını biliyoruz. İyi okumalar:

Ali Poyrazoğlu

İtiraf Ediyorum

35 yıl önce kurdum, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu‘nu… Çocuk büyüdü, gelişti, son beş yıldır da çok iyi bir performansla, benimle çalışan, tiyatromu sırtlayan arkadaşlarla ve seyircilerimizle birlikte çok başarılı projeler gerçekleştirdik. Farklı bir tiyatro yarattık. İstedim ki hep sahnelediğimiz oyunlar iz bıraksın… Seyirciler salonumuzdan zenginleşmiş olarak, tiyatroyu daha çok severek çıksın…

Son projelerimizin hepsi doğrusu kıskanılacak başarı çizgisini yakaladı. Kobay, Eski Çamlar Bardak Oldu, Ödünç Yaşamlar, Havada Bulut, Sağlık Olsun, Ben Eskiden Küçüktüm, Tak Tak Takıntı seyircilerimizin gönlünde yatıyor. Tak Tak Takıntı’yı ve Ben Eskiden Küçüktüm’ü bu yıl da İstanbul’da ve turnelerde oynamaya devam edeceğiz. Tiyatroda da sinemada da risk aldım hep… Yadırganabilecek projelere girdim. Büyük bir kısmından yüzümüzün akıyla çıktık.

Ali Poyrazoğlu Kayıkçının Küreği

Sinemada 35 yıl önce içinde cüretli sevişme sahneleri olan filmlerde oynadım. O zaman cüretliydi, geçen zamanla her şey o kadar değişti ki, o dönem çevirdiğim 12 film televizyonlarda gösterildi. O filmlerde cinselliğin bir tabu, bir yasak, bir öcü gibi gösterilerek insanların yaşamının karabasana dönüştürülmesine karşı olduğum için bilerek isteyerek oynadım.

“Tiyatromuzun durumu sıkışıktı,” “Memlekette anarşi vardı,” “Kimse tiyatroya gelmiyordu,” palavralarının arkasına sığınmadım.

OYUN KIYAMET KOPARIYOR
Yapımcıların bir kısmı işin tadını kaçırınca, 10 yıl sinema yapmadım. Ardından bir kısmı geleceğe de kalacak olan bana en iyi oyuncu, en iyi yardımcı oyuncu ödülleri getiren, bir kısmı çok iyi iş yapan, bir kısmı ağır sanat filmi olduğu için gişelerde pek parlamayan birçok film çevirdim.

Hepsi çok iyi hatırlanan, “O oyunu bir daha oynasanıza…” diye seyircilerimizden talep gelen Aziz Nesin’in Hakkımı ver Hakkı, Deliler Boşandı oyunlarını da ben sahneledim. Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı eşsiz oyununu, Türk tiyatrosunun büyük klasiğini dört yıl aralıksız oynadım. Refik Erduran’ın Canavar Cafer‘ini tiyatroda iki yıl oynadım, sinemada da aynı karakteri canlandırdım. Çılgınlar Kulübü, Türk tiyatro tarihinin en çok oynanan oyunlarından biri oldu. Oyun çok yankı uyandırdı, çok tartışıldı. O oyundaki rollerimizle ben ve Bülent Kayabaş en iyi erkek oyuncu ödüllerini aldık. Evet, Evet, Evet’te, Oğlum Çiçek Açtı‘da… Uzakta Piyano Sesleri adlı oyun, Anton Çehov ve Stanislavski’nin yaşamlarına bir yolculuktu; Çehov rolü bana en iyi oyuncu ödülünü getirdi.

Ali Poyrazoğlu Mazhar Alonso

Aynı yıl sinemada Atıf Yılmaz‘ın Arkadaşım Şeytan‘ıyla dünya sinemasında bir ilki yaşamak bana nasip oldu. Aynı filmle hem en iyi erkek oyuncu hem de en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldım. “En iyi kadın oyuncu ödülünü de verselerdi bari…” diye şaka şaptım. Bu yıl Tak Tak Takıntı oyununda canlandırdığım Madam Arşaluz karakterinin adını Muammer Karaca’nın yıllar önce bir oyunda canlandırdığı Madam Arşaluz’dan aldım. Karaca Tiyatro’da oynadığım yıllarda Muammer Bey’in Madam Arşaluz fotoğrafına her gün bakar, “Bir gün kadın oynarsam adı mutlaka Arşaluz olacak,” derdim. Yaptım. Tak Tak Takıntı şu an Bodrum’da Magic Life’ta sergileniyor; ayıptır söylemesi kıyamet kopuyor. “Arşaluz’la en iyi kadın oyuncu ödülünü alırım artık,” diye fiyaka yaptım; ama erkek oyuncu ödülünü aldım. Biraz putlar kırılsın, biraz eğlenelim, sıradanlıklara azıcık da olsa karşı çıkılsın diye törene kadın kılığında gittim. Çok eğlendik. Bazı enayiler öküz altında buzağı aramaya kalktı.

İNSANİ OLAN HER ŞEY
“İnsani olan hiçbir şey yabancım değildir…” Bu sözler Karl Marx’a ait… Benim de her zaman önümü aydınlatır, çalışma masamda baş köşede duruyor. Oyun ya da senaryo güzelse hiç çekinmeden, “Ne gözle bakarlar?” demeden oynarım. İnsanın özüne, çelişkilerine, farklılığına, açmazlarına, sevinçlerine, korkularına yolculuk bizim işimiz. Farklı cinsel tercihlere saygıyla yaklaşmamız gerekiyor. Çılgınlar Kulübü de Oğlum Çiçek Açtı da eşcinsellerle toplum arasındaki uyumsuzluğu tartışan oyunlardı. Yıllarca oynadık. Seyirciler tıklım tıklım doldurdu oyunlarımızı. Risk almıştık; seyircimiz aldığımız riski kucakladı. Çünkü insani olan hiçbir şey onların da yabancısı değildir. Oğlum Çiçek Açtı otoriteyle takıştı, mahkemeye düştü; ‘eğitici ve öğretici’ kararıyla beraat etti. TV oyunu olarak çektik. Star TV’de en az 15 kere gösterildi. Çılgınlar Kulübü hem Fransızlar hem de Amerikalılar tarafından filme çekildi. İki versiyonu da ülkemizdeki bütün sinemalarda ve büyük TV kanallarında o kadar çok gösterildi ki, o kadar çok izlendi ki… Niye mi? Oğlum Çiçek Açtı da Çılgınlar Kulübü de ahlakçılığın, cinsel konularda tutuculuğun arkasına saklananların, başkalarına ahlak satmaya kalkanların aslında kendi ahlaksızlıklarını saklamaya çalıştığından söz eden, çok alaycı, çok eğlenceli oyunlardı. Şu anda yurt dışındayım. Önemli bir projenin hazırlıklarıyla uğraşıyorum.

Pazartesi gecesi Bodrum’da Tak Tak Takıntı oynuyacağız. Bizim tiyatro yaza kışa bakmaz, oynamaya devam ediyoruz. Sanatta izleyici kendisini manen zenginleştirenleri, yaşamında iz bırakanları zirveye taşır, orada tutar. Başarımızın sırrı seyircimizle oynadığımız takım oyununda gizli… Arkamdan atılıp tutulup, bir sürü yalan söylenip, onlar da gazeteciler tarafından kapışılıp, habire ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyormuş.

BUNLARIN HEPSİNİ YAPTIM’
Bilenler biliyor, bilmeyenler de öğrensin diye yazdım. İtiraf ediyorum ben yukarıda saydığım bütün işleri ve daha nice oyunları sahneledim. 350 bölüm TV dizisi çevirdim; bunun 300 bölümünü yazdım ve yönettim. 200’e yakın konferans ve seminer verdim, altı kitap yazdım, 15 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum, 11 yıldır radyolarda Gölgede Muhabbet adlı şovu yapıyorum. 35 oyunu Türkçe’ye çevirdim, altı oyun yazdım. İtiraf ediyorum… Bunların hepsini ben yaptım. Tabii ki başarıların yanında, başarısızlıklar da cevapların yanında hatalar da var; ama hep söylerim “Ben hatalarının üniversitesinden mezun olmayı beceren bir insanım…” Başkalarının “Etrafa çamur atalım da lekesi kalsın,” çabalarını izlerken onların namına utanıyorum. Bizim seyircimiz, bizim nasıl tiyatro yaptığımızı biliyor. Ve olanı biteni hayretle izliyor. Evet, itiraf ediyorum yalan rüzgârı estirip kendilerini küçültenleri bu yoldan gündemde kalmaya çalışanları izlemek beni sadece üzüyor.

Ali Poyrazoğlu – İtiraf Ediyorum: Sabah Gazetesinin cumartesi ekinde 2007 yılının Ağustos ayında yayınlanmış bir Ali Poyrazoğlu yazısı. – Yeşilçam Arkeolojisi –

Yorumlar