Burak Gülgen ile Ters Açı – YeşilçamTube

0
707
YeşilçamTube

Ustalarımızdan Halit Refiğ Türk Sineması’nı tanımlarken şöyle der;

Türk Sineması yabancı sermaye tarafından kurulmadığı için “emperyalizmin sineması”, milli kapitalizm tarafından kurulmadığı için “burjuva sineması”, devlet tarafından kurulmadığı için “devlet sineması” değildir. Türk Sineması doğrudan doğruya Türk halkının film seyretme ihtiyacından doğan ve sermayeye değil, emeğe dayanan bir sinema olduğu için bir “halk sineması” dır. Bugün Türk Sinemasında bir filmin yapımına yetecek kadar sermayesi olan yapımcılar bile, filmlerinde çalıştıracağı kimselerin isimleriyle işletmelerden, filmin tamamlanmasında kendi kendisinin ödeyeceği uzun vadeli bonolar alarak iş yapmakta, yani halkın açık kredisine, emekçilerin kanaat ve sabrına dayanmaktadır. Halk bu kredisini kestiği anda (Türk Filmlerine gitmekten vazgeçtiğinde), Türkiye’de film yapımı kesesine güvenen birkaç babayiğidin yılda yapabileceği iki üç filme iner.

Türk Sinemasının bu kapalı ekonomik yapısı, onun ister istemez gene kökü kendi kendine yeterli kapalı köy ekonomisine dayanan Türk Halk Sanatlarıyla (Anadolu halk resimleri, Türk halk hikayeleri, meddah, orta oyunu ve Karagöz gibi) benzer bir duyuş ve deyişte olmasına yol açmaktadır.

(…) Türk Sinemasının bir halk sineması olması, onun bütünüyle halkçı bir karakter taşıması demek değildir. Nitekim bir sürü halk şiiri köy ağalarını eğlendirmek için yazılmış, bir sürü halk türküsü de aşiret beylerini övmek için söylenmiş değil midir? (Halit Refiğ, Ulusal Sinema Kavgası, Hareket Yayınları, İstanbul, Ekim 1971, s. 87-88).

Bir dönem fırtınalar estiren, halka farklı duygular yaşatan, kimi zaman eğiten kimi zaman da olmaz böyle şey dedirten, insanların uzun bir dönem tek eğlence anlayışı olmuş Yeşilçam Sineması, ömrünü tamamlayalı uzun bir zaman oldu. 1990’lı yıllarda arka arkaya açılan Televizyon kanalları daha çok vakit doldurmak için yayınlamaya başladıkları ve defalarca gösterildiği zamanlar bir çok insanın unuttuğu ya da adını bile duymadığı eski filmlerle o dönemin genç kuşaklarına tekrardan ulaşabilme şansı yakalamıştı. Ama onun da belli bir ömrü vardı tabii… 2000’li yıllara geldiğimizde hem yerli dizilere ağırlık veren kanallar, hem de teknolojik anlamda bazı gelişmeler Yeşilçam Filmlerinin tekrar bir kenara atılmasına sebep oldu…

YeşilçamTube

Arzu Film gibi firmalar filmlerini HD restorasyon yapma fırsatı bulup eski filmlerini özellikle Youtube sitesinde yayınlamaya başlayınca diğer firmalar için de önemli bir vesile oldu. Çünkü Televizyon kanalları bu eskimiş filmlere artık ilgi göstermiyordu. Yayınlayan kanallar ise “Kemal Sunal filmi olacak”, “HD kalitesinde olacak” gibi belli şartlar öne sürüyorlardı. Bu özellikte olmayan filmler ise dijital platformlardaki tematik kanallarda çok düşük fiyatlara yer bulmaya çalışıyordu..

Meslek sahibi olmayan bir çok kişi “Youtuber” olmaya başlayıp üzerine bir de videolar üreterek para kazanmaya başlayınca Youtube daha popüler olmaya başladı. Ne kadar çok abone, ne kadar çok izlenme o kadar para demek olan bir sisteme geçiş yapıldı. Eskisi gibi üretim yapamayan, sistemin dışına atılmaya çalışan ama hala ayakta durmaya çalışan bir çok köklü yapım şirketi de Youtube sitesinde arka arkaya kanal açmaya başladı… (YeşilçamTube : Erman Film, Gülşah Film, Topkapı Film, İrfan Film, Gülgen Film vb…) İmkanı olanlar HD formatta yayınlarken, diğer firmalar ise buradan gelecek para ile HD restorasyonu için kaynak yaratma çabasında.

Yani eski Yeşilçam filmleri bile günümüzde hala kendi yağında kavrulmaya devam ediyor. Restorasyon maliyetlerinin 20 bin TL ile 40 bin TL arasında değiştiği bir ortamda hangi filmi nasıl restorasyona sokacaksınız? Öncelik sırası yapmaya kalksanız gerçekten birinci sıraya hangi filminizi yazacaksınız?

YeşilçamTube

Keşke başta Mimar Sinan Üniversitesi olmak üzere diğer üniversiteler bu konuda ön ayak olabilseler… Hem Türk Sinema tarihine katkıda bulunulur hem de bu konuda okullar da teknik eleman yetiştirmiş olurlar.. Her sinema tv bölümünü bitiren öğrenci yönetmen olmak zorunda mıdır? Bir filmin gerçekleşme aşamasında başka alanlarda da tecrübeli, bilgili insanlara ihtiyaç duyulmuyor mu?

Bir de ele almamız gereken başka bir açı daha var. Bu filmler neden önemli?

Bol ödüllü de olsa, sadece ticari kaygılarla yapılmış olsa da , kimi zaman bazıları saçma da olsa hepsi birer belge niteliğinde. Bu bakış açısının genç kuşaklara aktarılması gerektiğine inanıyorum. Hep söylediğim bir laf vardır: “ Eğer biz bugün geçmişe hürmet etmezsek bir gelecek olmayacaktır!..

Bu anlamda bu filmlerin bir yerde kalıcı bir şekilde kalması onlara ihtiyaç duyulduğu an ulaşılması eskiye dair bir takım verileri toplaması, sosyolojik açıdan, tüketim alışkanlıklarının uğradığı değişimi öğrenmek açısından, toplumun her anlamda nasıl bir dönüşüm geçirdiğini görmek açısından bu filmler önemli filmlerdir.

İşte bu yüzden YeşilçamTube yani Youtube sitesi bu anlamda daha fazla önem kazanmış durumdadır. En az Rtük kadar bazı katı kuralları olsa da bu filmlerin oralarda yayınlanıyor olması son derece kıymetlidir. “Dijital Asalak” diye adlandırdığım her videonun altına yalan yanlış yorumlar yazan, hakarete varan cümleler kuran bulundukları ortamlarda belli ki kendilerini ifade etmekten aciz müptezellere rağmen Telif Hakkını elinde bulunduran Televizyon kanallarında yer bulamayan bir çok firma bu mecraya arşivlerini koymaları gerekir diye düşünüyorum.

Hülasa; yazıyı sonlandırırken, yakın zamanda kaybettiğimiz Eşref Kolçak’ın vefatından önce mezar taşına yazdırdığı yazı belki de burada anlatmak istediğimi özetler nitelikte;

“- Sinema gelecek kuşaklara yazılmış canlı mektuplardır!…”

Burak Gülgen – #YeşilçamTube –YeşilçamTube

Yorumlar