Senarist, yönetmen Levent Demirci’nin seyirci yüzü görmemiş yeni ve ilk uzun metraj filmi Sonbahara Doğru izleme olanağı buldum. Sağ olsun Levent kardeşim bana festivallerden bile önce izleme olanağı sağladı. Filmi ilk izleyen olarak üzerine bir şeyler yazmak istedim.

Öncelikle izleyicisiyle festivallerde, özel gösterimlerde buluşabilecek olan filme ve Levent Demirci’ye bol şans ve başarılar diliyorum. Filmin yolu açık, seyircisi çok olsun. Ayrıca geçtiğimiz aylarda sinemacı yazar olarak Sinematik Yeşilçam ailesine, aramıza katıldığı için gecikerek de olsa hoş geldin diyorum.

Levent’le benim tanışıklığım, sohbetlerim epey önceki yıllara uzanıyor. Levent’i heyecanlı, meraklı, ilgili, bilgili bir sinema sevdalısı bir “sinebaz” olarak tanımıştım. Zaten sinemanın içinden sayılırdı Levent.

Sonbahara Doğru

30 Aralık 1974 Bursa doğumlu olan Levent Demirci’nin babası Bursa ve Türkiye’nin farklı yerlerinde sinema makinisti, salon işletmecisi film dağıtımcısı olarak çalışan Ali Demirci, Tayyare sineması’nın eski işletme müdürlerindendir. 1972 ve 1985 yılları arasında işletme müdürlüğü yapan Ali Bey kısa bir dönem de sinemanın ortakları arasında yer alır. Başka yerlerde de müdür olarak çalışan Ali Demirci sinemadan emekli olur. Dolayısıyla Levent de bir bakıma sinemalarda büyür, çocukluğu gençliği sinema salonlarında geçer. Eğitim hayatını sinema yüzünden yarım bıraktır. Makine dairesinde film sarmak ilgisini daha çok çeken Levent Demirci sinemayı, filmleri çok çok sever.

Çok film izleyen, 1980-90 yılları arasında gösterime giren filmleri salonda perdeden izleyen Levent Demirci’nin kendi hikâyeleri de oluşur, kendi filmlerini çekmek ister. 2006’da birlikte tiyatro yaptığı oyuncu arkadaşlarıyla bir film yapmaya karar verirler. Sinema sevdalısı Levent Demirci’nin ilk filmi “Suya Yazı Yazmak” böyle çıkar ortaya.

Sekiz kısa film çeker Levent. İlk filmi Suya Yazı Yazmak’ın (2006) ardından, Başka Bahar, (2008), Sızı, Pamuk İpliği (2009), Aldatmak (2010), Hayat (2011), Yen (2012) , Vicdan (2018) filmlerini çeker. Filmleri Antalya Altın Portakal, Çeşme film festivali, İzmir Film Festivali ve Ankara Film Festivalinde gösterilir. Vicdan adlı kısa filmiyle Ankara Tutunmak Kısa Film Festivali’nde Mansiyon ödülüne layık görülür.

Levent Demirci’nin derdi-amacı yarışmalar değil, filmlerinin gösterilmesi, izleyiciye ulaşabilmesidir. Filmlerinde kadın hikâyelerini anlatan Levent bunu “Kadın hikâyelerini klasik Yeşilçam kalıplarıyla harmanlayarak filme çekiyorum.” diye özetliyor.

SONBAHARA DOĞRU

Sonbahara Doğru afiş

Gelelim Levent Demirci’nin uzunca bir süredir isteyip planladığı ilk uzun metraj filmi Sonbahara Doğru’ya. Film önceki örneklere eklenen bağımsız sinema üretimi. Büyük bir ihtimalle festivallerde ulaşacak izleyiciye. Bütün şartları zorlayıp dağıtım ve salon imkânı bulursa, gösterime de girip daha fazla izleyiciye ulaşmak için şansını deneyecektir.

Levent Demirci ilk uzun metraj filminde de hikâyesini kadın üzerinden anlatıyor. Ülkemizin hatta dünyanın en can yakıcı, yıkıcı, yaygın bir meselesini aile içi psikolojik-fiziki şiddet, cinsel istismar, taciz ve tecavüz meselesini ele alıyor. Böyle tabu sayılan, yaygın yaşansa da konuşulmayan, gizlenen riskli bir konuyu işlemesi, gündeme getirmesi cesurca.

Filmle ilgili Sinematik Yeşilçam’da yer alan haberde şu cümleler yer alıyordu:

Sonbahara Doğru filminde de kadın dayanışmasını hikâyenin merkezine alıyor. Köye yeni gelen Yaprak öğretmen ve öğrencisinin annesi Semra arasındaki dostluğa, dayanışma ve paylaşıma dayalı arkadaşlık hikâyesi sınırları erkekler tarafından çizilen dünyada zorluklarla baş etmek durumunda kalıyor!

Demirci sınırlarını ensest olarak belirlediği filmde bu konuyu seçmesinin sebebini bu şiddete maruz kaldığı halde konuşamayan, susmak zorunda bırakılan ve haklarını savunmayı bilmeyen insanlara destek olmak için çektiğini belirtiyor. Konuşarak, anlatarak ve sanat yoluyla ortaya konularak bu meselelerin aşılmasına yardımcı olunacağına inandığını da sözlerine ekliyor.

Sonbahara Doğru

http://sinematikyesilcam.com/2019/11/sonbahara-dogru-filmi-aile-ici-siddete-egiliyor/)

Bursa’nın Mustafa Kemalpaşa ilçesi ve köylerinde çekilen filmde oyuncu olarak Merve Yıldız, Tuğçe Köse, Murat Cem Yılmaz, Burhan Narınç, Öznur Varlı, Yağız Atan, Diana Sönmez, Derya Yavuz, Engin Çayır, Mustafa Yılmaz ve Ersin Odabaşı yer alıyor. Filmin senaryosu Levent Demirci’ye ait.

Hikâye iyi kurgulanmış, film derdini anlatabilmiş. Film atanamayan bir kadın öğretmenin atama haberini alması ve haritadan bakıp gördüğü görev yapacağı yere, yeni evine gidip yerleşmesiyle başlıyor. Öğrencisi Mehmet’in annesi Semra ile aralarında kısa sürede bir arkadaşlık, dostluk oluşuyor. Fakat Semra’nın kimsenin bilmediği, anne-babası dâhil herkesten sakladığı bir sırrı vardır.

Köyün kahvesini işleten Ahmet eşi, kızı Semra, oğlu Cemal, yatalak olmuş gelini Yazgülü ve torunu Mehmet’le yaşayan iyi, dürüst bir insandır. Madde ve alkol bağımlısı oğlunun yanlışlarına göz yummayan, serseriliğine kızan, bağıran, azarlayan Ahmet eşine, gelinine, kızına ve torununa iyi davranan, sevgiyle, hoşgörüyle yaklaşan sevecen biridir.

Semra sırrını, yaşadığı acı gerçeği anlattığında bu sarsıcı itiraf karşısında donakalır Yaprak. Yönetmenin filmin burasında tüm olayı, yaşanan süreci Semra’nın ağzından Yaprak’a, abisinin ağzından Rus sevgilisine paralel kurguyla anlattırması etkileyicidir. Yaprak, Cemal’e sert tepki gösterir. Cemal öfkeyle Semra’ya fiziksel şiddet uygular. Yaprak, Semra’yı kurtarmak isterken, Cemal’i öldürür.

Filmi izlediğinizde oyuncuların doğallığından, başarılı oyunculuklarından da etkileniyorsunuz. Yaprak, Semra ve Cemal’e hayat veren oyuncuların performansı oldukça başarılı ve etkileyici, oyunculukları doğal. Levent Demirci tecrübe kazandığı kısa filmlerin ardından çektiği bu ilk uzun metraj filminde senaryo ve oyuncu yönetiminde de oldukça yol aldığını görebiliyoruz. Oyuncu yönetimindeki başarısını özellikle Yaprak’ın doğum günü sahnelerinde ve Semra’nın Yaprak’a, Cemal’in Rus sevgilisine o yıkıcı sırrı anlattıkları sahnelerde gözlemliyoruz.

Film bittiğinde anlatılan, binlercesi yaşanan trajedinin acısı, ağır hüznü çöküyor üstünüze. Başta senarist-yönetmen kardeşim, sinebaz bir sinema sevdalısı Levent Demirci olmak üzere, ona inanan güvenen, filmini çekebilmesi için ekonomik olarak destek sağlayan, Levent’in hikâyesinde, filminde yer alarak, heyecanına ortak olan, filme emeği geçen herkesin emeklerine, çabalarına sağlık…

Yorumlar