Sineobjektif sitesinde Mesut Kara söyleşisi

0
1459

mesut kara

“Türkiye sineması yazınına getirdiği katkılar ve yine sinemamızı anlattığı arşiv niteliğinde belgeselleri ile Mesut KARA, adeta görünmeyen bir kahraman gibi. Yıllardır biriktirdiklerini çeşitli mecralarda sinema severlerle paylaşmaya devam ediyor. SineObjektif olarak kendisiyle ülkemiz sinemasından belgeselciliğe, yıkılan sinemalardan yeni dönem sinema yazarlığına kadar birçok konuda  doyurucu bir söyleşi gerçekleştirdik.” (Sineobjektif)

Yeni sinema sitelerinden Sineobjektif’te Mesut Kara söyleşisi yayınlandı.  Bu linkten okuyabilirsiniz: http://sineobjektif.com/mesut-kara-soylesisi/

Söyleşiden bazı notlar:

Mesut Kara 002– Yeşilçam sonrası üretim ilişkileri, sermaye ve film yapma biçimindeki değişim farklı arayışlara yöneltir sinemacıları. Örneğin, bölge işletmecileri dönemi bitmiş, seyirciden gelen paralarla film yapma imkânları ortadan kalkmıştır artık. Bunun yerine sinema dışı kaynaklar/destekçiler dönemi başlar. Yıldız sistemi sonlanır, yıldızların ve yapımcıların, bir anlamda da seyircinin istekleri, kuralları geçerliliğini yitirir;

1996 yılı birçok bakımdan bir dönüm noktası oluşturur sinemamızda. 1990’lar ve 2000’li yıllar ‘başka bir sinema’ya dönüşümün yaşandığı yıllardır. Sinemanın gençleştiği, teknik imkânların yükseldiği, hem gişeyi yakalayan popüler ve ticari sinemanın hem de ‘sanat filmleri’nin, özgün arayışların olduğu, önemli dönüşümleri içeren bir süreçtir bu.

– Yeni Dönem Türk Sineması ya da farklı adlarla tanımlanabilecek yeni süreci 1996 yılından başlatabiliriz. Öncesinde de gişe yapan filmler olmasına karşın, 1993 yılında Şerif Gören’in yönettiği “Amerikalı” filmi önemli bir seyirci patlaması oluşturur.

– Yeni dönem Türk sinemasını şekillendirecek ve geleceğe taşıyacak olan popüler, ticari sinema değildir. Bu, bütün dünya sinemalarında olduğu gibi, sektörün var olabilmesi, kendini sürdürebilmesi için hep olacaktır. Fakat sanat olarak sinema dediğimizde görmemiz ve konuşmamız gereken yaratıcı ve özgün sinema arayışları olacaktır.

Tarcin hanim ve Mesut Kara– Belgesel sinemacı için yaşamsal bir ihtiyaç/zorunluluk gibi olan hayatı belgelemek, gelişen teknoloji ve etkisini, önemini son yıllarda yaşanan her toplumsal olayda daha da gördüğümüz sosyal medya nedeniyle sanki sokaktaki her insan için de bir ihtiyaç ya da zorunluluğa dönüşüyor. Belleklere yeni belgeler eklemek, toplumsal hafızayı canlı tutabilmek için hayatı belgelemek, yaşananları kayda almak önemli.

– Yazmak ayrı bir ‘durum’ olsa da ben yine de (bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanları ve ‘yazma becerisi’ olmayanları ayrı tutarak) eski deyimle eli kalem tutan, düşüncelerini yazıyla anlatabilen herkesin dilediği alanda yazmasından yanayım. Bu bir seçkinler zümresinin ya da kerameti kendinden menkul kişilerin ve benzerlerinin işi değil yalnızca. Hayat zaten kalıcı olanla geçici olanı, iyiyle kötüyü ayrıştırıyor.

– Sinema yazınına ilgi ve yayınlanan yazı-mecra sayısındaki bu sayısal artışla niteliksel durum ters orantılı denebilir.

– “Fantastik Türk Sineması”yla ilgili Fantastiğin Sineması adıyla bir belgesel film hazırlamıştım 2006 yılında. O çalışmayı söyleşilerin bütününün olacağı bir kitap hazırlıyorum.

 

Oldukça uzun ve doyurucu söyleşinin tamamını BURADAN okuyabilirsiniz…