Mesut Kara – Göç öyküleri ve Gurbet Kuşları

0
2176

Göç öyküleri -1977-yilinda-istanbulun-nufusu-yilda-yaklasik-226-bin-artiyormus

Göç öyküleri

1960’lı yılların başında toplumsal gerçekçi filmler çeken yönetmenler, ulusal bir sinema dili oluştururken estetik kaygılar da taşıyorlar ve bunu filmlerine yansıtmaya çabalıyorlardı. Yapılan toplumsal gerçekçi filmlerle, yalnızca yaşanan hayatın salt gerçekliğini değil, bu gerçekliğin toplumsal boyutlarını da yansıtarak hem Yeşilçam sinemasının masal/hayal dünyasının dışına çıkılıyor hem de ‘devrimci’ bir uyanışın, toplumsal muhalefetin oluşmasına katkı sağlanıyordu.

Demokrat Parti-Menderes iktidarıyla başlayan ‘çarpık kapitalistleşme’ sürecinde toplumun genetiğiyle ve algılarıyla da oynanmaya başlanmıştı. Her mahallede milyoner yaratma söylemleriyle sınıf atlama düşleri körüklenirken, başarıya giden yolda her yol mubah anlayışı yaygınlaştırılır. Sonuçta gemisini kurtaran kaptandı ve her koyun kendi bacağından asılıyordu. 12 Eylül ve sonrasında çok daha bilinçli toplum mühendislikleriyle gerçekleştirilen durumun ilk tohumları böylece atılmış oluyordu. Geleceğini Amerika’ya/NATO’ya, küresel egemen güçlere bağlayan devletin yöneticileri Menderes’ten Demirel’e, Özal’dan Erdoğan’a ve darbecilere kadar sürekliliği benzer uygulamalarla çoğaltarak, geliştirerek sürdürdüler.

1950’li yıllarda ve 1960’ların başında yaşanan toplumsal dönüşümler bunların hayata, bireye etkileri filmlere böyle aktarılırken, hayat düş şatosu sinemalarda beyazperdeye yansıyan görüntülerle paralel yürüyor, hayattaki bütün değişimler izlediğimiz filmlere yansıyordu.

gurbet kuslari

GURBET KUŞLARI

Köklü değişimlerin, büyük altüst oluşların yaşanacağı 1970’li yıllara yol alırken 50’lerde başlayan dış göç akınına yoğun iç göç de ekleniyordu. Türk sinemasının önemli filmlerinden olan Gurbet Kuşları’nda Halit Refiğ, yeni bir yaşama kavuşma hayalleriyle oluşan köyden kente göç sorununu ilk kez kapsamlı bir biçimde sinemaya aktarır.
Memleketinde işleri bozulan Maraşlı bir aile taşı toprağı altın şehir İstanbul’a göç eder.

Hayalleri, altın şehrin olanaklarından yararlanmak, zenginliğine ortak olmaktır. Aile, İstanbul’a gelişin kapısı olan Haydarpaşa Garı’nda trenden indiğinde, baba Tahir Efendi, “Allahın izniyle şah olacağız İstanbul’a, şah” der. Fakat bu hayalin gerçekleşebilmesi hiç de kolay değildir. Çünkü “iş bilenin, kılıç kuşananındır.” Maraşlı aile, altın kentin ekonomik düzenine, farklı yaşam biçimine, ahlak anlayışına ayak uyduramaz, tutunamaz. İnsan yutan kentin içinde çözülmeye başlar, parçalanır. “Şah olmaya” geldikleri kente yenik düşer ve Maraş’a dönerler.

gelin dugun diyet 3leme

GELİN-DÜĞÜN-DİYET

Lütfi Akad, “Gelin” (1973), “Düğün” (1973), “Diyet” (1974) üçlemesinde köyden kente göçün yarattığı olumsuz sonuçları ustalıkla ortaya koyar. Üçlemesinin ilk filmi olan Gelin’de göç sorununu, ikinci film olan Düğün’de, göç edenlerin büyük kentte tutunma çabalarını ele alırken, üçüncü ve son film olan Diyet’te ise göç edenleri bir fabrika ve çevresinde işçi-işveren ilişkilerine de yer vererek anlatıyor.

Gelin’de, daha iyi yaşam koşulları için Anadolu’dan İstanbul’a gelen kalabalık bir ailenin, bu büyük kentin yaşam pratiği karşısında eski değerlerini yitirip çözülmesi anlatılır.
Hacı İlyas Efendi, eşi, büyük oğlu ve geliniyle Yozgat’ın Sorgun ilçesinden İstanbul’a göç eder. 6 yıl sonra da küçük oğlu Veli, eşi Meryem ve oğlu Osman ile İstanbul’a babasının yanına göç eder. Baba Hacı İlyas, ailenin yerleştiği varoş mahallede küçük bir bakkaliye dükkânı işletmeye başlar. Ama ailenin yaşlı reisi ile onun büyük oğlu Hıdır ticarete atılınca para hırsına kapılırlar, asıl amaçları Şişli’de büyük bir bakkaliye açmaktır.

Bu arada Hacı İlyas’ın ticarete yatkın olmayan küçük oğlu Veli’nin çocuğu Osman hastalanır. Osman’ın önceleri ciddiye alınmayan hastalığının ciddi olduğu, ameliyat için de çok para gerektiği ortaya çıkar. Öte yandan büyük dükkân için de paraya gereksinim vardır. Büyük gelin bu iş için ziynetlerini vermeye razıdır, ama küçük gelin Meryem ziynetlerini oğlunun ameliyat parası için ayırmak istemektedir. Yaşlı reisin hasta torununu masraflı olduğu için hastaneye götürmemekte direnmesine oğlanın annesinin yakarışları bile etki etmeyince göç trajedisi kaçınılmaz hale gelir.

gelin dugun diyet kocyigit Göç öyküleri

Osman, Kurban Bayramı’nın ilk gününde kuzenleriyle birlikte sokaktan geçen at arabasının peşinden koşarken fenalaşır ve ölür. Oğlunun ölümüyle sarsılan Meryem kocasının ailesinin yanından ayrılarak bir fabrikada çalışmaya başlar. Bunu duyan Veli’nin ailesi ondan Meryem’i öldürerek namuslarını temizlemesini ister. Meryem’in çalıştığı fabrikanın kapısına gelen Veli iş çıkışında Meryem’le karşılaşır. Ancak onu öldürmek yerine onunla ailesinden ayrı yeni bir yaşam kurar.

Üçlemenin 1974 yapımı ikinci filmi Düğün’de göç ve başlık parası konuları işlenir. Ailenin erkekleri köyden getirdikleri gelenekleri devam ettirir. Kızlarını büyük başlık paraları karşılığında isteyene vererek ekonomik durumlarını güçlendirmek ister. Fakat ailenin kızlarından Zelha bu tutuma karşı çıkar. Zelha, başlık parası karşılığı ile bir anlamda satılan kardeşlerini düğün günü istemedikleri bu durumdan kurtarıyor. Ailenin erkeklerini de karşısına alıyor ve direnişlerine rağmen kendini ve kardeşini kurtarıyor.

Diyet’te de Afyon’dan İstanbul’a gelen Hasan, köylüsü Bilal Usta’nın yardımıyla büyük bir imalathanede işe başlar. Bu sırada imalathanede bazı işçiler sendikaya girmişlerdir. İşveren ve onun en yakın adamı olan Bilal Usta ise buna karşı çıkmaktadırlar. Hasan bir süre sonra evli olan ama eşi iki yıl önce onu ve iki çocuğunu terk ederek Almanya’ya giden Hacer’le tanışır. İkisi arasında duygusal bir bağ oluşur. Bilal Usta’nın yardımıyla Hacer’le evlenir. Bu arada çalışmakta olduğu makinenin arızalı olduğunu, kendinden önce çalışan adamın iş kazasına uğrayıp bacağının kesildiğini öğrenir. O sırada sendikayla ilgili bazı gelişmeler, iki genç arasında sorunlar çıkarır. Hacer sendikaya girer. Hasan bir yandan kendisine danışmadığı için bir yandan da bu yüzden Bilal Usta’ya karşı mahcup düştüğü için Hacer’e kızsa da yaşadığı kazayla bedelini ağır öder.

Yorumlar