Bir Yeşilçam Süprizi; Birsen Armağan – Gözleri Ömre Bedel (1964)

Yeşilçam filmlerinin en sevdiğim yanı, izlendikçe her an yeni bir süprizle karşılaşabilme ihtimali. Sinemamızın zirvede olduğu 60’lı ve 70’li yıllarda çevrilen filmler; sunduğu gece hayatı, kulüp – gazino ortamları, ünlü müzisyen – sanatçı ve orkestraların görüntüleriyle adeta birer belge niteliğinde.

Rejisörlüğünü Ülkü Erakalın’ın yaptığı, başrollerini Türkan Şoray, Ekrem Bora ve Cüneyt Arkın’ın paylaştığı “Gözleri Ömre Bedel”, ismini dönemin en büyük hit şarkılarından biri olan “Gözleri Aşka Gülen” den alır. Besteci Gündoğdu Duran bestelediği bu ölümsüz eser; Zeki Müren, Safiye Filiz, Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar, Şevket Uğurluer ve Juanito tarafından 45lik plaklara okunur. Film şarkıyla paralel olarak başarılı olur ve zamanla unutulmazlar arasında yerini alır.

Karanlık işler çeviren Turgut (Ekrem Bora), zengin piyanist Suat (Cüneyt Arkın) ın evini soymak için sevgilisi Leyla (Türkan Şoray) yı kullanmaktadır. Leyla, kendisinden etkilenen Suat’ı, Turgut ve adamlarının beklediği yere getirir. Turgut, fedaisi (Hüseyin Baradan) ile kavgaya tutuşur ve polis tarafından yakalanır. Ertesi sabah, Suat piyanoda Leyla için “Gözleri Aşka Gülen”i bestelerken, sesleri takip eden Leyla, kapıdan içeri girer ve büyük aşk başlar. Leyla geçmişinden kaçmak istercesine, Suat’a fakir ve yalnız olduğu yalanını söyler. Aşıklarımız evlenirler. Suat’ın annesi (Nedret Güvenç) aile hatırası kolyeyi Leyla’ya hediye eder.


Derken, evliliklerinin dördüncü yıldönümünü kutladıkları gece Turgut çıkagelir. Leyla’nın ağabeyi olarak kendini tanıtır, Suat ve annesi tarafından misafir edilir. Leyla’nın günleri kabusa döner. Turgut, kirli emellerine Leyla’yı alet etmeye devam eder. Küçük hırsızlıklar onu kesmez, tekrar Leyla’ya sahip olmak ister. Aşıklarımız Sapanca’da aşk dolu günlere geri döner fakat Turgut yine rahat bırakmaz Leyla’yı. Leyla çareyi sürat motorunu çalıştırıp göle doğru savurmakta ve karadan izini kaybetmekte bulur. Olaya kaza süsü vermiştir, öfkeyle Turgut’un yanına gelir yüzleşmek için.

Turgut, yanında kalmazsa Leyla’yı Suat’a ihbar edeceğini söyleyerek şantaj yapar ve telefona sarılır. Bu esnada silaha sarılan Leyla, Turgut’u öldürür ve adalete teslim olur.

Uzun hapis yıllarından sonra Leyla’yı meyhane köşelerinde yaşlanmış ve düşmüş olarak görürüz. Teselliyi alkolde aramaktadır. Gramafonda dönen taşplakta kendisi için yazılan ’’Gözleri Aşka Gülen’’ i duyan Leyla sinir krizleri geçirir. Derme çatma evine dönerken, sevdiği adamın resmini gördüğü “Değerli Bestekar Suat Arseven’in Eserlerinden Derlenen Büyük Konser” yazılı afişle karşılaşır. Bir kez daha yıkılmıştır.

Ve konser gecesi gelip çatmıştır. Gözleri Aşka Gülen şarkısının ilk melodileriyle, gümüş rengi ve simli kıyafetiyle sahneye bir melek arz-ı endam etmiştir. Gördüğümüz bu güzel kadın, kariyerinin henüz başında olan Birsen Armağan’ın ta kendisidir. Sinema ve müzik dünyasına önemli katkılar veren senarist, yapımcı, aktör ve şarkıcı Bülent Oral’ın desteği ile sahneye adım atmıştır. Alaturka tarzında plaklarını PATHE firmasından henüz piyasaya çıkarmış olan onsekiz yaşındaki güzel şarkıcı adeta bir dilruba edasıyla göz doldurur. Dönemin meşhur assolisti Sevim Çağlayan’ın sesine, görüntüsüyle eşlik eder. İşin ilginç yanı, jenerikte Birsen Armağan adı da yazmaz. Kamera Birsen Armağan’a kilitlenmiştir. 75 saniyelik sekans boyunca sempatikliğine ve güzelliğine doyum olmaz. Seyircilerin arasında oturan Leyla ise gözyaşlarını tutamaz.

Konserden arabasıyla eve dönen Suat, Leyla’ya rastlar ve onu tanır. Leyla bozuntuya vermez ve Suat’ı başından savar, meyhaneye döner. Suat onu takip etmiştir. Leyla, Suat’ı kendinden uzaklaştırabilmek için Halime türküsü ile oynamaya başlar, meyhane müşterileriyle yakınlaşır. Suat’ı meyhaneden kovduktan sonra gözyaşlarına boğulur.

Meyhane kapanır, Leyla sokaklardadır. Suat üçüncü kez Leyla’nın karşısındadır. Tek isteği mukaddes aşkının yaşadığı mekanlara götürmektir Leyla’yı.Yıllar sonra evine dönen Leyla, artık kendine karşı koyamaz ve kimliğini açığa vurur. Suat, “Ben Leyla’yım !” dedirtmez onun gibilere, pejmürde haldeki kadını kovar. Leyla, koynunda taşıdığı aile hatırası kolyeyi Suat’ın annesinin başucuna bırakır ve evi terkeder. Suat’ın annesi kolyeyle koşar evladına. Leyla intihar etmek için Sapanca’dadır. Suat peşinden koşup Leyla’yı yakalar. Aşıklarımız birbirine kavuşur ve film mutlu sonla biter.

 ——-o SON o——-

Film mutlu sonla biter ama Birsen Armağan’ın hikayesi tirajiktir. 1960’lı yılların başında ‘’Erol Büyükburç Orkestrası’’ ile profesyonel müzik kariyerine başlayan, 1964’te katıldığı ‘’Balkan Melodileri Festivali’’ ile ‘’Milli Gitarist’’ ünvanını alan Yurdaer Doğulu, aynı yıl kendi orkestrasını kurar. Birsen Armağan, ‘’Yurdaer Doğulu Orkestrası’’ nın şantözlüğünü yaparak ismini duyurur. Artık alaturka dönemi geride kalmıştır, batı müziği söylemeye başlar. Dönemindeki kadın şantözlerden farkı, aynı zamanda şarkı sözü yazabilmesidir. İstanbul’un nezih gece kulüplerinde kah aranjman kah türkü düzenlemeleri kah İspanyolca şarkılarla izleyenleri mest eder.

İkilinin fırtınalı gönül ilişkileri ve bir dargın bir barışık halleri dönemin mecmualarında da sıkça yer alır. Armağan, ekipten ayrıldığı 1969 yılına kadar, 5 tane 45lik daha yayınlanır. Gönül ayrılığına müzikal ayrılık da eklenmiştir, teselli alkoldedir. Güzel şarkıcı kendisini felakate sürükleyecek özyıkım sürecine girmiştir. 15.09.1969 tarihli ‘’Foto Sahne’’ isimli mecmuanın belgelediği üzere geri dönüş gayreti içinde görürüz kendisini. Saçları kısaltılmış ve sarıya boyanmıştır.

Armağan, Yurdaer Doğulu Orkestrasından ayrıldıktan sonra ise maelsef dişe dokunur bir geri dönüş yapamamıştır.
1970 tarihli Cem Deniz 45liği ‘’Kalbim Senindir’’ de, söz yazarı olarak son defa bir plakta ismine rastlarız. 45liğin diğer yüzü ‘’Eşrefim Nenni’’ de ise Yurdaer Doğulu Orkestrası’na geri vokal desteği yapar. Dinleyenin ruhunu saran ses, son kez bir plakta yer almıştır.

Doğulu ise 1970 yılında Serpil Akgün ile evlenir. Ozan, Kenan ve Canan isminde çocukları dünyaya gelir. Ardı ardına çıkardığı plaklarla, 70’ler boyunca görkemli bir solo kariyeri edinir.

Aynı zaman diliminde Armağan, Mersin, Kilis, Adana gibi şehirlerdeki ikinci sınıf gazinolara kadar düşmüştür. 05.01.1976 tarihli Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında ’’Şarkıcı Birsen Armağan Çıldırarak Can Verdi’’ haberi yer alır. Haber neyse ki doğru değildir. Fakat sonun başlangıcı da uzak değildir. 21.01.1979 tarihli Milliyet gazetesinin birinci sayfasında acı haber verilir. Yazılanlar maalesef bu kez doğrudur. 33 yaşındaki sanatçı edebiyete intikal etmiştir.

Birsen Armağan Otel Odasında Ölü Bulundu – “Ses sanatçısı Birsen Armağan, İskenderun Soğukoluk’ta kaldığı otel odasında ölü bulunmuştur. Bir buçuk yıldan beri güneyin eğlence bölgesi Soğukoluk’taki gazinolarda şarkı söyleyen Birsen Armağan, son olarak çalıştığı Emin Turizm Gazino’sundaki programını bitirmiş ve içkili olarak oteldeki odasına çekilmiştir.

Sabah Birsen Armağan’ın odasından çıkmadığını gören garsonlar, kapıyı açtıklarında ses sanatçısının cesedi ile karşılaşmışlardır’’.

Aynı gazetenin üç gün sonraki haberi ise yürek burkar. Birsen Armağan’ın Cenazesini Arkadaşları Kaldırdı – “Üç gün önce aldığı fazla alkol neticesi zehirlenerek ölen Hafif Batı Müziği Sanatçısı Birsen Armağan’ın cenazesi ailesi tarafından alınmayınca İskenderun’un çeşitli yerlerinde çalışan 20’nin üzerinde müzisyen aralarında toplamış oldukları para ile mezar satın alarak sanatçıyı İskenderun Asri Mezarlık’ta toprağa vermişlerdir’

Kader ağlarını örmeye devam eder. Bu tarihten sekiz yıl sonra, 1960’lı yıllarda büyük aşk yaşadığı Yurdaer Doğulu, amansız bir hastalığa yenik düşerek aramızdan ayrılır.

Değerli okuyucularımız için, Armağan’ın 45’lik plaklarının diskografisini de sunalım:

Ağlıyor Gözlerim Gülmüyor Gayri – Taze Bir Çiçek Gibi / PATHE 45 PT 230 / 1963

Gözlerin Aklımı Aldı Başımdan – Ah… / PATHE – 45 PT 231 / 1963

Gurbet Yolu – Çadırı Çatmayı / PATHE 45 PT  286 / 1964

Anladım Ki Bu Dünya Boş – Bu Kadar Naz Olur Mu (Maya) / PATHE 45 PT 287 / 1964


Helvacı – Gül Ayşe / MELODİ – 2226 / 1967


Gel Gel Gel – Ah Yalancılık / MELODİ – 2269 / 1968


Carta Herena – Hayat (Tanrım Sevmek Kabahatmı ) / TELEVİZYON – T 169 / 1968


Dünya Dönüyor – Allı Turnam / TELEVİZYON – T 170 / 1968


Aşka Tövbe – Yaramaz / TELEVİZYON – T 174 / 1968

Unutulmaması ve henüz dinlemeyenlerin keşfedebilmesi dileğiyle…
Sinematik Yeşilçam için derleyen ve hazırlayan: Sabahattin BİLGİÇ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir