Bir başkaldırı sembolü X-Oğlu / Dadaloğlu

0
2294
Avşar başkaldırısının sembolleşen ismi Dadaloğlu ndan esinlenmiş kahramanların sinema serüvenini Cemal Berktaş yazdı

Oğuz Türklerinin Avşar boyundan olan Dadaloğlu, Güney Anadolu’da yaşayan konargöçer Türkmenlerden biridir. Dadaloğlu’nun da içinde bulunduğu Türkmenlere, 19. yüzyılda padişah tarafından göç emri verilmiştir. Türkmenler ise bu durumu kabullenmemiş, yerleşik hayatın tabiatlarına aykırı olduğunu düşünmüşlerdir. İşte bu baskı, 19. yüzyıl kahramanı Dadaloğlu’nu doğurmuştur. Avşar başkaldırısının sembolleşen ismi, artık Dadaloğlu’dur!

Dadaloğlu, yönetime karşı verilen mücadeleleri şiirleştirmiş, “Ferman padişahın, dağlar bizimdir!” haykırışıyla, ağa düzenine yaptığı serzenişlerle 19. yy Türk halk edebiyatına damga vurmuş bir şairimizdir. Zaman içinde şiirleri bestelenen, Cem Karaca tarafından Anadolu Rock formatına uyarlanan Dadaloğlu, zulmü alkışlamayan zalimi asla sevmeyen özelliklerinden ötürü de sinemaya çok uygun bir karakterdir.

Kalktı göç eyledi Avşar illeri
Ağır ağır giden iller bizimdir.
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağının temreni
Hakkımızda devlet vermiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Yeşilçam’da iki Dadaloğlu filmi, Dadaloğlu’nun vazgeçilmez adresi Tamer Yiğit

Melih Gülgen yönetmenliğinde siyah beyaz, Yavuz Figenli yönetmenliğinde ise renkli olmak üzere iki Dadaloğlu filmi çekilmiştir. İki filmde de Tamer Yiğit başroldedir.

İncelememize tam geçmeden evvel, Tamer Yiğit’ten biraz bahsetmek istiyorum. Tamer Yiğit, artist olmaktan ziyade cep harçlığını çıkarmak maksadıyla Ses Mecmuası yarışmasına katılıp birinci olan bir isim.

Kariyerinin başlarında daha romantik rollerde oynayan oyuncumuz, ilerleyen yıllarda sinemada kadın oyuncuların başrolde konumlandırıldığı dönemin vuku bulmasıyla beraber, kendini avantür filmlere vermiştir. Zira avantür filmlerdeki yıldız, atın üstündeki erkektir! Hal böyle olunca bizim sinek kaydı tıraşlı sarışın jönümüz bıyık bırakmış, saçını uzatmış, yakışıklılık kulvarından karizmatik aktör kulvarına doğru at sürmüştür.

Tamer Yiğit’in bu kararını, kariyeri adına doğru planlama olarak görüyorum. Bendenize göre kendileri, Cüneyt Arkın‘a göre daha gerçekçi dayak yer, Serdar Gökhan‘a göre ise daha sinematik dövüşür.

Avşar başkaldırısının sembolleşen ismi Dadaloğlu ndan esinlenmiş kahramanların sinema serüvenini Cemal Berktaş yazdı

Fakat üzülerek söylüyorum ki Tamer Yiğit’in kariyeri, Arkın ve Gökhan kadar parlak olmadı. Toprak Ana, Patron, Reşo/Vatan İçin ve Kızgın Toprak‘tan başka, pek de hoşuma giden işleri yok. Tabii bu durumu tetikleyen özel ailevi sebepleri vardı. Zira yapımcılar, film yarım kalır, Tamer Yiğit öldürülür, set kurşunlanır diye onunla film yapmaya çekiniyorlardı. Sanırım bu sıkıntı, onu erotik furyaya yönlendirdi ve ondan sonra da B sınıf filmlerin jönü oldu.

Ancak haksızlık da etmeyelim. Tamer Yiğit, yaşadığı sıkıntılı süreçten kurtulduktan sonra sektörde unutulmaz işler yapmaya devam etmiştir. Çiçek Taksi, Kurtlar Vadisi Pusu ve Kuruluş Osman‘daki rollerini atlamamak lazım. Birçok Yeşilçam jönü ve jöndamı yeni düzene ayak uyduramazken Yiğit, ak saçlarıyla hala oyunculuğunu konuşturmakta.

Dadaloğlu (1971)

Bu filmimiz, Topkapı Film eseri. Senaryo yazarı ve yönetmeni ise Melih Gülgen. Hikayesi Dadaloğlu gerçekliğinden tamamen uzakta olan bu filmi, ziyadesiyle kovboy filmlerine ve western çizgi romanlarına benzettim. Filmin kadrosunda, Tamer Yiğit, Feri Cansel, Behçet Nacar, Arap Celal gibi önemli isimler var. Ancak filmin beni şaşırtan yanı, Süheyl Eğriboz’un kıdemli kötü olması.

Eğriboz’un diyaloğu ve aksiyonu, Sütçü serisini saymazsak, diğer filmlerine göre çok çok fazla. Bu durum, bendenizin Yeşilçam’a dair en büyük hayallerindendi. Ancak yorumum, maalesef pek olumlu değil. Eğriboz, yüz ifadesi ve karizması olarak Tamer Yiğit’e kan kusturacak birisi fakat fiziken bu role hiç uygun değilmiş, onu gördüm.

Filmin konusu:
Avşar başkaldırısının sembolleşen ismi Dadaloğlu ndan esinlenmiş kahramanların sinema serüvenini Cemal Berktaş yazdı

Dadaloğlu Ömer (Tamer Yiğit), Halil Ağa’nın sevdiği(!) kız Elif (Feri Cansel) ile evlenir. Halil Ağa (Behçet Nacar), düğün günü Dadaloğlu’nu öldürtmek üzere bir adamını azmettirir.

Dadaloğlu berberde damat tıraşı olurken, Halil’in adamı, sapma sonucu berberi vurur. Ve azmettiren Halil ile beraber hapse atılır. Bu sırada Dadaloğlu evlenir, çocukları olur. Her şey yoluna girmişken bir gün Halil hapisten çıkar ve intikam serüveni başlar. Halil’in baskısıyla Dadaloğlu’na köyde iş verilmez ve Dadaloğlu, evine ekmek götürmek adına kasabaya gider. Dadaloğlu’nun yokluğunda eşi ve çocuğu kaçırılır. Halil ve kardeşleri, Elif’i kaçırıp sırayla ona tecavüz eder. Ve havadisler Dadaloğlu’nun kulağına gelir!

Teker teker kötüler indirilir. Dadaloğlu onlarla ilişkiye girmek zorunda kalan eşini de öldürmek ister fakat bunu beceremez. “Senin başın dik, alnın ak olsun” deyip yaşanan hadiseleri ondan gizlemesini ister. Jandarma gelir, Dadaloğlu teslim olur ve film biter.

Film, Dadaloğlu’nu bırakın, Anadolu gerçekliğinden de çok kopuk bir çizgide. Köyde yaşayan kadınlar mini etek seviyesinde dolaşıyor, film Osmanlı zamanında geçiyor gibi ama kumandanın odasında Atatürk’ün yüzü gözükmese de bedeni gözüküyor, köydeki evlerin içi kerpiçten ziyade beton, Halil hapishane çıkışı pek de eski sayılmayan bir minibüsle köye geliyor vs… Tüm bu olumsuzluklara rağmen Behçet Nacar’ın canlandırdığı Halil’in efsane ölümünü ve Dadaloğlu’nun kızını bilmeden öldürdüğü duygusal sahneyi izleyin derim.

Dadaloğlu’nun İntikamı (1972)

Filmin yapımcısı, yine Topkapı Film. Fakat bu defa yönetmen koltuğunda Yavuz Figenli var. Oyuncu kadrosunda Tamer Yiğit, Meral Zeren, Bilal İnci, Süheyl Eğriboz, Arap Celal gibi isimler var. İlk filmin kadrosuyla hemen hemen aynı fakat ilk filmle bu filmin zerre alakası yok. Oyuncular aynı ama roller çok farklı.

Dadaloğu bir yörük ki ilk filmde bunu belli eden bir durum yoktu. Bu defa Dadaloğlu, Ayşe (Meral Zeren) ile evli ve bir tane kız çocukları var (İlk filmde ölen kız, bu filmde de öldürülüyor). Bilal İnci’nin canlandırdığı Gavur Ali Ağa karakteri ise Ayşe’ye göz koymuş biri. Ağanın sağ kolu Cabbar‘ı canlandıran ise Süheyl Eğriboz (ilk filmde Halil Ağanın kardeşi). Farkındayım sizin de kafanız karıştı.

Dadaloğlu’nun İntikamı, ilk filmimiz Dadaloğlu‘na göre ayağı ziyadesiyle yere basan bir eser. Öncelikle hikaye gerçek manada Anadolu’da geçiyor. Bir ağa ve Dadaloğlu’nun da içinde bulunduğu yörükler topluluğu var. Meral Zeren, Feri Cansel gibi köyde yırtmaçlı etekle dolaşıyor ama diğer kadınlar, döneme daha uygun giydirilmiş. Bilal İnci’ye ağa rolü ise cuk oturmuş, Behçet Nacar’a göre fazlasıyla korkunç ve sert bir hava veriyor. Tüm bu artılara rağmen üzülerek söylüyorum ki bu film de olmamış.

Dadaloğlu isminden ziyade X bir isimle aynı hikaye işlenseydi belki az iddialı bir iş olurdu ama muhakkak daha keyifle izlenirdi bu yapımlar. Sözün kısası, cinsel fanteziler ve kuru aksiyondan öteye gidemeyen bu iki filmi, oyuncu kadrosu hatrına veya çerez niyetine izleyebilirsiniz.

Efendim, gerçek bir X-Oğlu olan Dadaloğlu’nun sinema kariyerini sizlere ihtişamlı anlatmak isterdim fakat eldeki ürün bu 🙂

Yazı dizisinin tüm bölümleri için tıklayınız: X-OĞLU

Önceki İçerikHalit Refiğ, Haydar Kuyusu Cinayeti’nin filmini neden yapamadı?
Sonraki İçerikSapık (1986): Video Furyasının Unutulan Filmi
17 Eylül 1997 tarihinde Malatya’da dünyaya geldi. Sanatla oldu olası haşır neşir olan Berktaş, küçük yaştan itibaren sürekli bir şeyler yazıp karalamaya ve Yeşilçam klasiklerini izlemeye bayılır. Ancak ciddi üretim ve faaliyetlerine lise çağlarında başlar.*2014 yılında Kayseri Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Uluslaraası Liseler Tiyatro Festivali‘ne Beydağı Abdülkadir Eriş Anadolu Lisesi tiyatro ekibinin mensubu olarak katılır. Orhan Asena’nın “Ölümü Yaşamak” adlı oyununu gösterime ekip olarak sunarlar. Oyundaki Mustafa rolüyle jüri tarafından “en iyi erkek oyuncu” ödülüne layık görülür.*2015 yılında istemeyerek de olsa İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümüne başlar.*2015 yılının sonlarına doğru Bayırbucak Türkmenlerinin çektiği sıkıntılar üzerine yazdığı "Bayırbucak Yanıyor" şiiri 170 bin tirajlı Türkiye Gazetesi‘nde neşredildi. Bu şiir Türkmen Derneklerinin resmi sayfalarında ve yerel gazetelerde de neşredildi.*2016 yılının başlarında İ.Ü Tarih ve Düşünce Topluluğu‘nu kurdu. Topluluğu iki yıl ilmi usüllerle yönetti. Birçok faaliyete imza attı.*2017 yılında küçük çaplı iki blogda şiir ve fikir yazıları yayınlandı. Blog sahiplerinin baskı, sansür ve ufuksuzluklarına dayanamayıp buralardan ayrıldı.*Akabinde Aralık 2017’de gördüğü lüzum üzerine hür bir şekilde, kimsenin dokunamayacağı yazıları yazmak maksadıyla şahsi internet sitesi cemalen‘i kurdu.*2018 yılının başlarında yine Türkiye Gazetesi‘nin genç yazarlar köşesinde "İdealler ve İnsan" başlıklı yazı dizisiyle "Her Şeyin İlacı Para Mı?" isimli yazıları neşredildi.Biyografinin başında da belirttiğimiz gibi istemeyerek yazdığı Sosyal Hizmet’i hasıl olmasını istediği şartlar olgunlaştığında bıraktı. Üniversite sınavına tekrar girip, mizacına daha uygun olan Hukuk Fakültesi’ni(Akdeniz Üniversitesi) kazandı…*Ağustos 2018’den bu yana ise Sinematik Yeşilçam'ın kurucularından, film inceleme yazarı Utku Uluer‘in teklifi üzerine Sinematik Yeşilçam’da çok sevdiği naif ve samimi Yeşilçam filmlerinin incelemelerine yer veriyor