X-Oğlu / Keloğlan Keleşoğlan

Keloğlan

X-Oğlu yazı dizimizde bugüne kadar boylu poslu, karizmatik, deyim yerindeyse kodumu oturtan babayiğit isimleri inceledik. Şimdi ise bu meziyetlerin(!) çoğuna sahip olmayan keloğlanı keleşoğlanı inceleyeceğiz…

Keloğlan, Türk ve Altay mitolojisinde ve halk anlatılarında adı geçen saçsız masal kahramanıdır. Zülfikar Bayraktar’ın “Geleneğin Güncellenmesi Bağlamında Masaldan Çizgi Filme Keloğlan Tiplemesi Üzerine” adlı makalesinden edindiğimiz bilgiye göre: “Anadolu’da Keloğlan adıyla bilinen bu masal tipi, Kazakistan’da Taşza Bala, Azerbaycan’da Keçel, Keçel Memed ya da Keçel Yeğen, Kerkük’te Keçeloğlan, Türkmenistan’da Kelce Batır, Kırım’da Tazoğlan, Altay bölgesinde Tas, Tastarakay, İran’da Keçel, Gürcü rivayetlerinde ise Kel Kafalı Kaz Çobanı, şeklinde bilinmektedir.”(İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi/Mayıs 2014)

Dadaloğlu’yu, Köroğlu’yu, Karaoğlan’ı hepsini çok severim… Ancak Keloğlan’ı bir ayrı severim! Zira o, çok yakışıklı değildir, çok kuvvetli değildir, kat’iyyen yanılmayan bir süper ego ise hiç değildir! O, ortalamanın altında bir yakışıklılığa sahip, ortalamanın altında bir ekonomik duruma haiz, yeri gelince aldatılan sakar bir köylüdür… İşte ben bu yüzden onu daha çok seviyorum! Çünkü Keloğlan tabuları yıkıyor. Bizden çirkin ve fakir olanlar da kahraman olup, padişahın kızını alabiliyormuş dedirtiyor insana… Kılda keramet arayan içi boş beyinlerin sahiplerine de harikulade bir ders veriyor bu kahraman.

Türk sineması ve televizyonu yıllar içerisinde Keloğlan’ın etinden ve sütünden ziyadesiyle faydalanmıştır. 1948 yılından günümüze kadar birçok sinema ve televizyon filmleri, tiyatro oyunları ve nihayetinde çizgi diziler Keloğlan karakterini işledi…

Keloğlan

Efendim, Keloğlan’ı kimler kimler canlandırdı… İsmail Dümbüllü, Öztürk Serengil, Sami Hazinses, Rüştü Asyalı, Şener Şen, Yalçın Avşar, Mehmet Ali Erbil… Saydığım isimlerin canlandırdığı Keloğlanların hepsi birbirinden çok farklı! Bu yüzden Keloğlan yapımlarını bu isimleri başlık yaparak inceleyeceğim.

İsmail Hakkı Dümbüllü‘nün başrolünde yer aldığı Keloğlan 1948 yapımı. Senaryosu Vedat Örfi Bengü‘ye ait. Ve ne yazık ki elimizde filme dair bir kayıt yok. Ancak doğal bir geleneksel Türk komiği olan Dümbüllü ustayı bu rolde izlemeyi çok isterdim.

Öztürk Serengil‘in canlandırdığı Keloğlan 1965 yapımı. Ancak bu yapımın Keloğlan ile zerre alakası yok. Başrol Serengil’in saçı var! Hiç’i arayan bir Öztürk Serengil izlemek istiyorsanız bi bakın derim. Sulu komedi, kelajjjlı bir dublaj ve absürt unsurlar bu filmde ziyadesiyle mevzut.

Sami Hazinses’in nadiren başrol oynadığı filmlerden biri olan 1971 yapımı Keloğlan ve Yedi Cüceler ise esasında eğlenceli bir iş. Türk masal kahramanı ile yedi cücelerin sentezi yapıma ayrı bir renk katmış. Lakin Hazinses’in mağrur ve mazlum olan dış görünüşü Keloğlan’a fazlasıyla saf bir hava vermiş. Evet Keloğlan karakteri de genel itibariyle saf bir karakter. Ancak aldatılmaya ve ezilmeye müsait bir saflık değil ondaki… Keloğlan’ın annesini Mürüvvet Sim canlandırmış, padişah rolünde Ali Şen‘i görüyoruz ve değirmenci rolünde Sami Hazinses’i tamamlayan insan bay mimik Cevat Kurtuluş yer alıyor. Cevat Kurtuluş‘u seslendiren ise Münir Özkul… Bu filmi Keloğlan filmlerinin pek çoğunun atası olarak görüyorum… Rüştü Asyalılı Keloğlan serisiyle Mehmet Ali Erbilli Keloğlan Kara Prens’e karşı filminin birçok unsuru ilk kez bu filmde işlenmiş.

Rüştü Asyalı‘nın 1971 yılından 1976 yılına kadar hayat verdiği 5 Keloğlan filmi mevcut. Halkımızın en sevdiği Keloğlan filmleri Asyalı’nın yer aldığı işler. Prodüksiyon kalitesi, senaryo akıcılığı vs unsurların hepsi diğer adaşlarına göre üstün bir seri… Rüştü Asyalı ne Öztürk Serengil kadar düzenbaz ve serseri bir hava veriyor ne de Sami Hazinses kadar saf, şaşkoloz bir imaj çiziyor. Yeri gelince çok sakar yeri gelince çok uyanık…

Tam Keloğlan gibi!

Keloğlan
Rüştü Asyalı Traşını Oluyor

Özellikle Keloğlan ile Cankız(1972) bu serideki favori filmim. Yarışma sonucu türlü zorlu rakipleri eleyerek padişahın kızıyla evlenmeye hak kazanan Keloğlan’ın bu defa prensesle evlenmeyi istememesi, yerine Cankız ile yuva kurması beni baya etkilemişti. Rüştü Asyalı’nın “Padişah kızı almak herhalde zevkli bir iş olmalı; ama ben ondan da zevkli bir iş keşfettim. Padişah kızını verseler de almamak!” repliği düşündüren mizahın güzel bir nişanesi olsa gerek. Üstelik bu seride Bicirik(Aydın Babaoğlu) de var! Kel bir kahramanın cüce yoldaşı Bicirik… Rüştü Asyalılı Keloğlan yapımlarının en az Dönersen Islık Çal kadar yeraltı olduğunu düşünüyorum.

Ben Bir Garip Keloğlanım(1976) filminin aynı zamanda senaristliğini de yapan Asyalı’nın bir tv programında sanatı ele alış şekli kendi Keloğlan serisinin sosyal mesajlarını doğruluyor sanırım. “Sanat, hayata dair herşeyi tartışır bi defa. Yansıtır, tartıştırır, güldürür, ağlatır. Ama en önce düşündürür.” Keloğlan filmleri bu görevi ziyadesiyle ifa ediyor. Yoksul-zengin, yakışıklı-çirkin, güç-zeka çatışmalarını sıkmadan, usandırtmadan ustaca işliyor…

Unutursam ihanet olur: Bu serinin diğerlerinden bir diğer artısı da müzikleri! Rüştü Asyalı‘nın seslendirdiği türküler öyle içten ve güzel ki dinlerken ruhunuzda duru bir berraklık hissediyorsunuz.

Yalçın Avşar, Yeşilçam’a çocuk oyuncu olarak dahil olsa da kanaatimce doksanlı yılların önemli komedi oyuncularından. Kaygısızlar dizisindeki Eleman rolüyle gönüllerimize taht kuran Avşar’ın Keloğlan Değirmenci’nin Kızı isimli 1999 yapımı bir tv filmi mevcut. Geçenlerde Youtube’a yüklendi. Sinematik yazarı Can Sönmez‘in hatırlatmasıyla yıllar önce izlediğim bu filmi yeniden keşfettim diyebilirim. Film neticede bir tv filmi. Haliyle bütçesi ve prodüksiyonu zayıf. Doksanlı yıllardaki dublajın soğutucu rüzgarını da unutmamak lazım. Fakat filmin özünde samimi bir mizah var. Bunda şüphesiz Yalçın Avşar‘ın harikulade oyun gücünün etkisi var…

Yavuz Selekman, Sırrı Elitaş, Cevdet Balıkçı gibi yeşilçamın çınarlarını görmek ise ayrı zevkli…

Keloğlan

Mehmet Ali Erbil, yeşilçam filmlerinin klasikleşmiş halleriyle dalga geçilen filmlerin bir numaralı oyuncusudur. Aslında bu ekolü yeşilçamın ünlü yönetmen ve prodüktörlerinden Ertem Eğilmez ve Türker İnanoğlu başlattı. Arabesk filmiyle yeşilçamın romantik dram filmleriyle bir güzel dalga geçtiler. Özeleştiri olarak da görülebilir tabii. Devamında ise Ömerçip, Kahpe Bizans, Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, Bizans Oyunları gibi filmler; Harem gibi diziler çekildi. Bizans Oyunları haricinde hepsinin başrolünde Mehmet Ali Erbil var!

2006 yapımı Keloğlan Kara Prense Karşı filmi de bu ürünlerden biri. Yukarıda saydığım tüm filmlerin absürtlüklerine gülerim. Komedide mantık aramam ben! Mantıksızlık daha komik gelir nedense. Bu filmimizde de ziyadesiyle absürtlük vardır. Bir kere 1971 yapımı Keloğlan ve 7 Cüceler filmindeki gibi masallar sentezi vardır. Kötüler düzenden sıkılmıştır.

Tüm aksiyonu kendileri yaşar ama pısırık iyiler kazanır… İkincisi absürtler kralı Mali filme sarı saçlı playboy olarak başlar ve adı da Sırmaoğlan’dır. Padişahın kızı Petek Dinçöz‘ü ejderhadan kurtarırken sırma başı ejderhanın ateşiyle yanar ve bizim Sırmaoğlan, Keloğlan olur. Bu saatten sonra film absürtlük seviyesini aşama aşama arttırarak zirveye çıkarır. Birkaç örnek vermek gerekirse: Keloğlan ejderhanın aleviyle sigara yakar, Nasrettin hoca Tolgahan’da stand-up yapar, Alaattin’in sihirli lambası ile çay demlenir, beyaz at bulunmadığı için siyah at boyanır vs…

Şener Şen, Ayla Algan‘ın yazıp yönettiği bir Keloğlan isimli tiyatro oyununda kahramanımızı canlandırmıştır. Yeşilçam Hafiyesi Kürşat Çetin aracılığıyla öğrendiğimiz bu bilginin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Acaba Şener Şen nasıl bir Keloğlan yarattı?

Keloğlan karakterimize sadece yukarıda saydığım isimler can vermedi tabikide… Kamil Zaim, Atilla Doğukan Türkyılmaz(Keloğlan Yeni Masal,2018) gibi isimlerinde canlandırdığı Keloğlanlar var. Ancak bu Keloğlanlar pek de vermek istediğim mesajı veremeyen, daha çok küçük yaş grubuna hitap eden filmler…

Son olarak Keloğlan’ı yıllar sonra(2009) bizlere hatırlatan minikaGo ve Trt Çocuk kanallarına da değinmek istiyorum. Güzel, temiz iş yaptılar. Ve çizgi dizi formatında bu kahramanımıza tekrardan hayat verdiler…

Güzel şeyleri öğütleyen, aklı öne çıkaran, zarfı değil mazrufu incelettiren işlerin hep yapılması dileğiyle..!

Keloğlan
Keloğlan ve Yedi cüceler

Cemal Berktaş

17 Eylül 1997 tarihinde Malatya’da dünyaya geldi. Sanatla oldu olası haşır neşir olan Berktaş, küçük yaştan itibaren sürekli bir şeyler yazıp karalamaya ve Yeşilçam klasiklerini izlemeye bayılır. Ancak ciddi üretim ve faaliyetlerine lise çağlarında başlar.*2014 yılında Kayseri Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Uluslaraası Liseler Tiyatro Festivali‘ne Beydağı Abdülkadir Eriş Anadolu Lisesi tiyatro ekibinin mensubu olarak katılır. Orhan Asena’nın “Ölümü Yaşamak” adlı oyununu gösterime ekip olarak sunarlar. Oyundaki Mustafa rolüyle jüri tarafından “en iyi erkek oyuncu” ödülüne layık görülür.*2015 yılında istemeyerek de olsa İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümüne başlar.*2015 yılının sonlarına doğru Bayırbucak Türkmenlerinin çektiği sıkıntılar üzerine yazdığı "Bayırbucak Yanıyor" şiiri 170 bin tirajlı Türkiye Gazetesi‘nde neşredildi. Bu şiir Türkmen Derneklerinin resmi sayfalarında ve yerel gazetelerde de neşredildi.*2016 yılının başlarında İ.Ü Tarih ve Düşünce Topluluğu‘nu kurdu. Topluluğu iki yıl ilmi usüllerle yönetti. Birçok faaliyete imza attı.*2017 yılında küçük çaplı iki blogda şiir ve fikir yazıları yayınlandı. Blog sahiplerinin baskı, sansür ve ufuksuzluklarına dayanamayıp buralardan ayrıldı.*Akabinde Aralık 2017’de gördüğü lüzum üzerine hür bir şekilde, kimsenin dokunamayacağı yazıları yazmak maksadıyla şahsi internet sitesi cemalen‘i kurdu.*2018 yılının başlarında yine Türkiye Gazetesi‘nin genç yazarlar köşesinde "İdealler ve İnsan" başlıklı yazı dizisiyle "Her Şeyin İlacı Para Mı?" isimli yazıları neşredildi.Biyografinin başında da belirttiğimiz gibi istemeyerek yazdığı Sosyal Hizmet’i hasıl olmasını istediği şartlar olgunlaştığında bıraktı. Üniversite sınavına tekrar girip, mizacına daha uygun olan Hukuk Fakültesi’ni(Akdeniz Üniversitesi) kazandı…*Ağustos 2018’den bu yana ise Sinematik Yeşilçam'ın kurucularından, film inceleme yazarı Utku Uluer‘in teklifi üzerine Sinematik Yeşilçam’da çok sevdiği naif ve samimi Yeşilçam filmlerinin incelemelerine yer veriyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir