Sadri Alışık – Ah Müjgan Ah (1970)

zengin olsaydım…
sensiz kalmazdım…

her an düşünüp seni.. hiç ağlamazdım…
param olsaydı… aşkın kalırdı…
seve seve yanımda.. benimle yaşardın…

Sene 1995, askerden yeni gelmiş, henüz ne yapacağını bilmeden ortalarda dolaşan, ne işi ne de gücü olan 18 aylık uzun vatan görevi esnasında tüm bağlantılarını yitirmiş ve gitmeden önce verilen sözleri hatırlatamamış bir garip adem gibi ortalarda dolanıyorum. En büyük desteğim şimdi ki eşim olan kız arkadaşım. Ben sıkıntılar içinde dönerken onun da ne zamandır beklediği memurluk başvurusu kabul edilmesin mi! başta çok sevinen kardeşinizi aldı mı bir kıskançlık! işe giderken, dönerken dibinde biten, acayip sorular ve hareketlerle kızı bunaltan bir tip oldum çıktım….

Yine o günlerden birinde sıkıla sıkıla evde otururken gündüz kuşağında yayınlanan bir filme rastladım. Sadri Baba (Alışık) ve sevgilisi rolünde ki Esen Püsküllü, ucuz bir sahil çayevinde birlikte gazoz içip geleceğe dair olmadık hayaller kuruyorlardı. Birden kendi halim geldi aklıma ve filme takıldım, sonrasında çok hassas bir dönem de izlememin de etkisiyle, ağlamaktan göz pınarları kurumuş bir halde koltuğuma yığıldım kaldım.

Sadri Alışık’ın da tek kişilik aktör şovu yaptığı, beni derinden etkileyen, Türk sinemasının en kahredici melodramı olan bu müthiş filmin adı : Ah Müjgan Ah‘ dı…

Yönetmen : Mehmet Dinler
Senaryo: Safa Önal
Yapımcı : Berker İnanaoğlu
Oyuncular :

Sadri Alışık, 
Esen Püsküllü, 
Salih Güney, 
Mualla Sürer, 
Sami Hazinses, 
Nubar Terziyan, 
Güzin Özipek, 
Necip Tekce, 
Faik Coşkun
Konu:
Manav çırağı Hüsnü, mahallenin güzel kızı Müjgan’a aşıktır. İki fukara genç, huzurlu ve mutlu yaşayacakları sıcak bir yuvanın hayalini kurmaktadır. Müjgan, annesini rahat ettirmek, biraz para biriktirmek için bir işe girer. Hüsnü, bu durumdan rahatsız olur. Sebepsiz, garip bir endişe duyar.

Bir terzihanede çalışmaya başlayan Müjgan, zengin bayanları gördükçe lüks yaşama imrenir. Üstelik işyeri sahibinin oğlu da Müjgan’a ilgi duymaktadır. Diğer yandan Müjgan’ın, zengin bir damat isteyen paragöz annesi kızının Hüsnü’yle evlenmesini istemez ve kızını Faruk’a verir. Ah Müjgan Ah, 70’lerde yaşanacak değişimi de öngören çok acıklı bir masumiyetin yitirilişi öyküsü. Safa Önal büyük bir ustalıkla, popüler bir konu eksenin de paranın hayatlarımıza girmesiyle, mahallenin, aşkların ve insanların rendelenerek yok olacağı muhteşem bir öykü yazmış ve Yönetmen Mehmet Dinler’de bunu gösterişsiz ama usta bir şekilde filme aktarmış…

Hepimizin hayatında mutlaka bir Müjgan olsa gerek gerçekten de Türk melodramları arasında önemli bir yere sahip bir filmdir. Bu toplumda tüm erkeklerin yuva kurmaya özlemi fakat o yuvayı geçindirmekle ilgili endişeleri, hırsları, taa o zamanlardan şimdi iyice ayyuka çıkacak toplumsal statü anlayışı filmin ana temalarını oluşturuyor.

Ah Müjgan ah’da geleneksel melodram yapısı korunurken, mahalle kültürünün deformasyonu ve sınıflar arası fark ve sınıf atlama özlemi gibi alt metinler de ustaca işlenmiştir. Sadri Alışık son derece rahat bir şekilde muhteşem oyununu oynarken, özellikle şirret kayınvalide rolünde, gerçek bir yeşilçam emektarı olan Güzin Özipek de döktürmektedir. Filmin ayrıca kendini pek açığa çıkarmayan fakat senaryonun işleyişine çok güçlü bir katkısı bulunan bugün dahi genç müzisyenleri etkilemekte olan güçlü tema melodisi duygusal anları zirveye çıkarmakta ve çok iyi bir gişe de yapmış olan bu erken dönem 70’ler filmini taçlandırmakta…

Bu filmden oldukca etkilenmiş bir kaç gencin kurduğu “Müjgan” adında bir müzik grubu bile var. Yeteneklerinin ve yaptıkları müziğin kalitesinin farkında olan bu gençlerden Mertkan, Youtube nimetinden faydalanarak bir cover ortaya çıkarmış.
Sadri Alışık
‘ın yürekleri dağlayan filmi Ah Müjgan Ah‘ın “Zengin olsaydım sensiz kalmazdım, her an düşünüp seni hiç ağlamazdım.” sözleri ile hafızalarımıza kazınan o naif şarkısını, tadını bozmadan yorumlamış. Son günlerde internette dilden dile dolaşan bir efsane haline gelmiş.

Sadri Baba’nın Gazino’da ki muhteşem tiradı

“sevgimizin bir tanesiydin müjgan. saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür, elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti. ve de her ne hikmetse o da bana gönüllüydü. öyle bir sevdim ki müjgan’ı, dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim, evleniriz gibi geldi bana. evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar, fakir soframız kurulur gibi geldi. sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. sonrada çarşılara giderdik. eşya beğenirdik elden düşme; aynalı konsolumuz topuzlu karyolamız bile olacaktı. müjgan’ın her an her bi daim yanında olacaktım ama olmadı gitti. nereye mi ? paraya gitti abicim paraya.  nasılda sevmiştim yıllarca ben seniher akşam bekledim yollarını elbet bir gün biz yuva kurarız derken duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle zengin olsaydım sensiz kalmazdım her an düşünüp seni hiç ağlamazdım param olsaydı aşkım kalırdın seve seve yanımda benimle yaşardın nikah resimlerimizi de çektirdik.

sonra karpuzcu raşit ağabeyinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık. ama müjgan takmadı bunu takamadı uçuverdi elimden. meğer gizlice altın bir kafes bulmuş kendine. müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler, benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar. öyle sevindim ki. mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim. müjgan gibi bende birbirimize ettiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum. bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi. bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler. senede birkaç ay zaten avrupa’daymış dediler. zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler, unuttum bende. hiç aklıma gelmedi. hatırlamıyorum bile müjgan’ı. hatırlamıyorum  öptüğünü düşünüyorum dudak yerine parayıpara için açar mı sevişenler arayımadem para mühimdi al koluna parayıçantana da koy aldığın o kocayızengin olsaydım sensiz kalmazdımher an düşünüp seni hiç ağlamazdımparam olsaydı aşkım kalırdınseve seve yanımda benimle yaşardın 

Farklılık yaratan ve filmi güçlendiren bir diğer unsur da Ah Müjgan ah’da karakterlerin işlenişidir. Hepsinin kendine ait özlemleri vardır ve bunları sağlamak için çırpınırlar. Senaryo açık bir şekilde Hüsnü’nün haklılığını korurken, diğer karakterlerinde güçlü mazeretlerini sunmakta ve film boyunca öfke uyandırmasına rağmen finale doğru Müjgan’ın paragöz annesi Asiye’nin dahi affedilişini ve seyirci tarafından anlaşılmasını sağlamakta. Filmde ki en büyük tehdit ise para’dır. Fakat Hüsnü dahil bütün karakterler hayallerini gerçekleştirmenin yegane yolunun paraya ulaşmak olduğunu düşünmektedirler. Final de hevessiz de olsa Hüsnü de paraya ve para ile gelen güce kavuşacak ve hem Müjganı korurken hem de yıllardır içinde biriktirdiği aldatılışının intikamını çok manidar bir biçimde alacaktır.

Ne yazıkki artık hepimiz Müjgan’ız ve bize ağzımızın payını verecek bir Hüsnü’de ortalarda görünmüyor. Bu acıtan, özleyiş, direniş ve kaybediş öyküsünden 37 yıl sonra anlıyoruz ki Hüsnü kaybetmiştir ve tüm bir toplum daha iyisine ulaşma bahanesi ile aşklarını, dostluklarını naylon poşetler sokup denize sallamıştır. Asla Hüsnü gibi sevemeyeceğimizi ama gerekirse Müjgan gibi davranacağımızı bildiğimizden olsa gerek daha da kuvvetli ağlarız seyrederken….”

“… ah müjgan!! sinemada gelemem tabi yanına, değemem eline böyle. belki de leblebi cekirdek getiririm; o vesileyle yakın oluruz biraz…”



Yazan:
Midnight – Murat Tolga Şen

5 thoughts on “Sadri Alışık – Ah Müjgan Ah (1970)

  • 20 Ağustos, 2007 tarihinde, saat 20:32
    Permalink

    Yazımı “Sinematik”de gördüğüm için çok mutlu oldum. utku birbirinden güzel afiş ve ekran görüntüleri ile çok daha faydalı hale getirmiş. (açıkcası afişi falan nereden bulduğunuzu çok merak ettim. ben bayağı aramıştım çünkü)

    sinematik’e bir şekilde konuk yazar olarak dahil olduğum için çok mutluyum. aynı şekilde bende konsepte uygun “sinematik” yazarlarının yazılarını “Öteki Sinema” da yayınlamak isterim.
    Dostluğumuz daim olsun….
    muhabbetle kalın.

    Yanıtla
  • 21 Ağustos, 2007 tarihinde, saat 19:20
    Permalink

    Afiş için Ercan’a teşekkür ederiz, gerisi ise yazını okudum bir kere ah müjgan ahı izledim, capsleri alırken filmi bir daha izledim 🙂 bu arada esen püsküllü ne kadar güzelmiş tekrar hatırladım.

    Eline diline kalemine sağlık. Aslında 4400 üzerine birseyler yazmak isterim uygun düşerse 🙂

    Yanıtla
  • 1 Şubat, 2008 tarihinde, saat 22:42
    Permalink

    bu filmle ilgili aklıma takılan birşey var. Sizin de bu filmle ilgili koyduğunuz dördüncü resme (salih güney, esen püsküllü ve güzün özipek’in dostlarıyla pavyonda oturdukları sahne) dikkat edin. Film boyunca birkaç sahnede görünen bu resmin en ortasındaki bey Şansal Büyüka değil mi? Bu kadar benzerlik olabilir mi? Ben filmi izlerken özellikle dikkart etmiştim. Bence bu adam Şansal Büyüka.

    Yanıtla
  • 7 Ocak, 2009 tarihinde, saat 11:21
    Permalink

    blogu keşfedip ilk sayfayı gördüğüm anda “ah müjgan ah” için bir yazı yazıp göndersem diye düşünüdm. sevincime inanamazsın.

    hepimiz hüsnüyüz…..

    Yanıtla
  • 1 Ağustos, 2010 tarihinde, saat 20:17
    Permalink

    "Ah Müjgan Ah"
    Yazınızı okumadan yazdım bende. Yazınızda gayet güzel.
    Son zamanlarıma damga vuran film.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir