Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar (8) Yıldız Tezcan

Hepinize selamlar Sinematik Yeşilçam’ın kıymetli okurları. Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar ismini verdiğim yazı dizisinin son yazısıyla yeniden karşınızdayım. Mart ayında seriye başlarken dört isim gelmişti aklıma, değerli dostlarımın katkısıyla içerik zamanla genişledi ve böylece sekizinci yazıya ulaşmış olduk. Bu yazının kahramanı efsane bir isim : Yıldız Tezcan.

Yıldız Tezcan ve kendisine yazılan şarkının bahsini açmadan, bu yazıya vesile olan değerli dostuma selam edeyim. Plaklara balıklama dalmaktan bir an olsun vazgeçmeyen ve sanatçımıza yazılan şarkıyı fark ederek bana haber veren Emrah Tirsi‘ye yazımın en başında teşekkürümü etmiş olayım.

Henüz çocuk yaşındaki Yıldız Konca, İstanbul Radyosu Çocuk Saati programıyla sanat hayatına atıldığında takvimler 50’li yılların ikinci yarısını gösteriyordu. Baba Cemal Konca, sinemamızın sayılı makyözlerinden, filmlerde rol almış bir Yeşilçam emekçisiydi. Yeteneğiyle sivrilen ve çevresinin dikkatini çeken küçük Yıldız’ı dinleyen Münir Ceyhan kendisi için ”Amerika’da okuyacak ve günün birinde dünyaca meşhur bir soprano olacaksın” demişti. O ise halk müziğine ve türkülere gönül verecek, yarının memleketteki en büyük yıldızlarından biri olacaktı. Çocuk korosunda şarkılar söylediği dönemde musiki üstadlarından dersler aldı ve kendini yetiştirdi. Aynı dönemde öteden beri içersinde yer aldığı Münir Ceyhan Çocuk Korosu ile beraber ilk plağını kaydetti. (Atatürk Marşı / Vatanım – Taş Plak – Columbia 538 ve Orda Bir Köy Var / Yaz Gecesi – Taş Plak – Columbia 572)

1962 yılında plak yapımcısı ve organizatör Mahmut Tezcan ile evlendi. O zamana dek sahnede kullandığı Goncagül soy ismini bir kenara bıraktı ve Tezcan soy ismini alarak akabinde Grafson‘ın teklifiyle plaklar doldurmaya başladı. Kısa süren bu birliktelik sonrası Odeon‘a geçen genç okuyucu bu firmada doldurduğu plaklardaki içli yorumlarıyla sesini milyonlara duyurmayı başardı. Gönlünü ve ruhunu kattığı türküler nice gönüle ve ruha girdi dertlere derman oldu. Halk müziği sanatçısı Yıldız Tezcan, toplumun farklı kesimlerini aynı noktada buluşturarak halkın sanatçısı oldu.

Yıldız Tezcan Yeşilçam

Halk müziği dalında 1960’lara damga vuran ve şöhretinin zirvesinde olduğu dönemde Yeşilçam’ın radarına giren Yıldız Tezcan, Gönül Kuşu (Yön: Ümit Utku) filmiyle sinemaya merhaba dedi. İlk filminde Yılmaz Güney‘le birlikte baş rolleri paylaştı. Sahne ve plak çalışmalarına doludizgin devam ettiği dönemde atıldığı sinemada 60’ların sonuna dek pek çok filmde baş rollerde oynadı ve hatrı sayılır bir sinema kariyerine de imzasını attı. Eşlik ettiği isimlere baktığımızda Efgan Efekan, Tunç Oral, Yusuf Sezgin, Salih Güney, Göksel Arsoy, İrfan Atasoy gibi önemli aktörlere rastlamaktayız.

Peki ya kitleleri akın akın sinema salonlarına koşturan ve rekorlar kıran filmler… Aşkın Gözyaşları, Kırık Saz, Yetimlerin Türküsü, Mühür Gözlüm, Şark Yıldızı, Yayla Kızı, Tatlı Sevgilim… Teatral yeteneklerini başarılı bir şekilde kullandığı bol müzikli bu filmlerdeki dram ve trajedi sahnelerinde göz doldurdu. Hanım hanımcık güzelliğiyle ve kendine özgü fotojenisiyle Yıldız Tezcan, beyaz perdeye çok yakışmıştı. Şüphesiz ki efsanesini büyütmüş ve ölümsüzleştirmişti perdedeki siyah beyaz filmler. Tüm hepsi yoğun bir koşuşturmaca esnasında plak stüdyosundan ve sahnelerden film setlerine mekik dokuduğu dönemde olmuştu. Başrolünü oynadığı filmlerdeki eserlerini Odeon için plağa okumuştu. Bazen şarkıların ismi filmlere isim olmuş bazen de filmler şarkıları doğurmuştu.

Yıldız Tezcan isminin hem gazino neonlarına hem de sinema afişlerine yazıldığı günlerde piyasaya sürülen bir 45’lik plağın B yüzü ilginç ismiyle dikkati çekiyor :

Söz, Müzik, Okuyan : Yavuz Hoşses – Yıldızmısın Tezcanmısın – (Odeon 00963) 1968

Yavuz Hoşses Plak

Yıldız Tezcan gibi gözünü Grafson’da müzik dünyasına açan ve ilerleyen yıllarda yine Yıldız Tezcan gibi Odeon’a transfer olan besteci ve yorumcu Yavuz Hoşses doldurduğu plağında, sanatçıya olan hayranlığını bakın nasıl dökmüş dizelere :

Bir Yıldız doğdu semadan / Adına Tezcan dediler

Gönüllerde tahtın kurdu / Şöhretiyle yıldız oldu (2)

Yıldızmısın Tezcanmısın / Derde deva bir canmısın / Yıldızmısın Tezcanmısın / Gönüllere ilaçmısın

Baharda bülbülün neşesi var sesinde / Dinliyor dünya sesini

Şarkın gülü, halkın dili, gönüllerin bülbülü (2)

Yıldızmısın Tezcanmısın / Derde deva bir canmısın / Yıldızmısın Tezcanmısın / Gönüllere ilaçmısın

Odeon sonrası firma firma gezen ve plaklar doldurmaya devam eden Yavuz Hoşses’in kariyerinin kalan kısmında akıbetinin ne olduğu hususunda henüz herhangi bir ize rastlayamadım.

Soy ismini borçlu olduğu Mahmut Tezcan’dan 1968 yılında ayrılan Yıldız Tezcan, aynı yıl Hürriyet Film‘in sahibi yapımcı Faruk Gerçek‘le hayatını birleştirdi. 1960’lar sona ererken son siyah beyaz filmlerini de bu şirket için çevirdi.

Yoğun tempoda geçen yılların ardından sahneye ve müzik kariyerine ağırlık veren Yıldız Tezcan, 70’ler ve 80’lerde sadece bir kaç filmde göründü ve sinema macerasını tamamen rafa kaldırdı.

Üç çeyrek asrı deviren sanatçımıza Sinematik Yeşilçam ailesi olarak nice uzun, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür diliyor, sevgilerimizi ve saygılarımızı yolluyoruz.

Yeşilçam Kadınlarına Şarkılar (8) Yıldız Tezcan yazımızla dört ay süren yazı dizimize noktayı koyuyoruz. Takip eden, okuyan, paylaşan ve fikir veren herkese teşekkürler. Yepyeni içerik ve yazılarla tekrardan sizlerle buluşabilmek ümidiyle…

Sinematik Yeşilçam için Hazırlayan : Sabahattin Bilgiç – Temmuz 2021

Sabahattin Bilgiç

1985 Istanbul doğumlu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının en güzel günleri Cihangir ve Heybeliada’da geçti. Ada akşamlarında kalabalığın peşine takılıp her seferinde biletsiz olarak girdiği ‘’Ayyıldız Sineması’’nda yüzlerce Hollywood film izleyerek, beyazperdenin düşler dünyasına kendisini kaptırdı. Müzik dinlemek ve sevdiği müzikleri farklı formatlarda fiziksel külliyat oluşturma çabasıyla biriktirmek her daim en büyük tutkusu oldu. Gel zaman git zaman, büyülü Yeşilçam dünyası ve özellikle ‘’Siyah Beyaz Türk Filmleri’’ onu da sardı. 2010 yılında kendi blog sitesi ’’küçükBÜYÜKdÜnYam’’ da müzik yazıları yazmaya başladı. Bunu 2015 tarihli kısa ömürlü fanzin ‘’Music Theraphy Club’’ izledi. 2017 yılında plak kapaklarının izini sürerek başladığı ''Sinematik Yeşilçam'' macerasında ‘’Müzik ve Yeşilçam’’ temalı yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir