Cüneyt Arkın – ARKINOLOJİ
Cüneyt Arkın ’ın sinemaya ilk adım atışı 1953 yapımı Kader Mahkumları filmi olarak deşifre edilmiştir. Sinemaya gerçek adımı Halit Refiğ’in Gurbet Kuşları filmidir.
Cüneyt Arkın / Arkınoloji —– Büyük Sanatçı Cüneyt Arkın hakkında yaptığımız paylaşımların (özgün yazılar, haberler, film incelemeleri, makaleler) tamamını burada bulabilirsiniz. Arkınoloji, Yeşilçam Arkeoloji ana başlığı içerisinde bizim koyduğumuz bir tanımlamadır. Cüneyt Arkın bir bilim dalıdır!
8 Eylül 1937 Eskişehir doğumludur. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur’dur. Liseyi Eskişehir Atatürk Lisesi’nde okumuştur. Üniversitede ise İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur.
Asıl mesleği doktorluk olan Cüneyt Arkın, 1964 yılında meslektaşı olan Güler Morcan ile evlilik yapmıştır. Bu evliliğinden Filiz adında bir kızı olmuştur. Fakat çift 1968 yılında yollarını ayırmıştır. Bu ayrılıktan 1 yıl sonra Betül Cüreklibatur ile evlilik yapmıştır. Bu evlilikten Kaan ve Murat adında iki oğlu olmuştur. 300’ün üzerinde film ve dizide oynamıştır.
28 Haziran 2022 tarihinde ise aramızdan ayrılmıştır…
Cüneyt Arkın ’ın sinemaya ilk adım atışı 1953 yapımı Kader Mahkumları filmi olarak deşifre edilmiştir. Sinemaya gerçek adımı Halit Refiğ’in Gurbet Kuşları filmidir.
Sinemamızın Battal Gazi’si, Malkoçoğlu’su, Ruşen Ali’si… Gözlerden uzaktı; şimdi geri dönüyor ve “Gerçek kahraman kim?” sorusuna en iyi cevabı veriyor: Cüneyt Arkın’ın olduğu yerde kimin eline hangi kartın geldiğinin önemi yok çünkü kazanan el her zaman Cüneyt Arkın’ındır…
2/B5Z ‘Sizden Hesap Soracağız ‘ 02.1993
‘ The Man Who Saves The World / Büyük Sanatçı Cüneyt Arkın / Dünyayı Kurtaran Adam / Çetin İnanç ‘
2007 yılının saçlarına ak düştüğü son aylarında sinemamızın dev politik suç üçlemesinin mimarı baba Melih Gülgen ile beraber DERIN sohbetleri gerçekleştirmiştim. 2008 yılının ilk günlerinde oğul Burak Gülgen‘le 1980’lerden 2000’li yıllara kısa bir yolculuğa çıkmıştık. Akşam kahvesi eşliğinde herhangi bir not almadan sohbetimizi sürdürürken, ibre bir anda masanın ortasına düşüveren eski bir lobi kartı ile…
2009 Ocağında yazıma şu satırlarla başlamıştım… İnternetin insanlar arasındaki mesafeleri kısalttığına gün geçtikte şahit olmaktayız. İstenilen herhangi bir bilginin sonsuz bir kütüphane içerisinde kolayca ulaşılabilirliğinde geçmiş bir yüzyılla milenyum’un ilk 10 senesi dolmadan katedilen bu büyük mesafenin insanlar üzerine pozitif veya negatif etkilerinin neler olabileceğine dair tahminleri şimdiden yapabilmek gerçekten güç. Kimi zaman ise oldukça…
Her şey 1997 yılı yazının bir Pazar sabahında arkadaşlar arası sohbetin akşamdan kalma uçukluğuyla başlamıştı. İnsan olduğumuzu hatırlayıp normale dönmek amacıyla sabah kahvaltısının tadına doyum olmaz tavşan kanlarımızın demlenmesini beklerken tabaklarımızı ekmek badanası yöntemiyle yeni yıkanmışçasına parlatma peşindeydik. Anatomik olarak doyma güdümüzü sakinleştirmenin ardından sıvı desteğiyle keyif aşamasına ilerlerken göz ucuyla takip ettiğimiz televizyonda ki…
Ennio Moricone’nin enfes melodileri eşliğinde (Raptus Omcidia) Cüneyt ARKIN & Melih GÜLGEN – ADALET
1972 yılında karateye başladım. Türkiye’de birinci nesil hocalar olarak Hakkı Koşar ve benim hocam Ahmet Doğaner’in olduğu dönemdi.
“Vatandaş Ben Rıza Aksoy.
Sizin gibi alelade bir vatandaşım ben. Suçlu olan suçlu olduğunu söyleyecek. Bugün bana yapılan yarın size de yapılabilir.”