CEMIL – Cüneyt ARKIN & Melih GÜLGEN – Bölüm 17

*** Bey EFEN***
Cemil filminde CIA , organize suç ve Türkiyedeki uzantılarının tasvirinde kullanılan gizem Cemil Dönüyorda baş kötü karakterin ismi ve binalar üzerinde yoğunlaşmıştır. Kötü karakter “Beyefendi” dir. Gerek yabancı gerekse yerli bağlantılar tarafından saygı duyulan fikirleri benimsenen kişidir.

Cemil filminin baş kötü karakteri olan Vehbi Tok’un kendi eliyle işlediği cinayetlere karşılık Cemil Dönüyor’da Memduh Ün’ün başarıyla canlandırdığı “Beyefendi” karakteri sürekli olarak emirleri verip arka planda kalmayı tercih etmektedir. Portresi çizilen sinsice gülümseyen ve şeytani planlar kurmaya daha yatkın bir karakterdir. Böylesi bir kötünün yarattığı önemli bir ironi ise sağlığına karşı olan düşkünlüğüdür. Uzun ve sağlıklı yaşama isteği, karakterin sonsuza kadar var olacağına inandığına ve bunun için yaşadığına dair bir işarettir. Memduh Ün toplantı salonu ve merdiven sahnelerindeki görüşmelerde süt içmekte, Cemil ile görüşmesi esnasında ise özenle hazırlanmış bir meyve kokteyli yemektedir. Vehbi Tok ile karşılaştırıldığında alkole daha az düşkündür ve sigara kullanmamaktadır.

Cemil filminde CIA ve Mafya üzerine kurulan iyi ve kötünün zirvesi, Cemil Dönüyor’da politika ve anarşik eylemler arasındaki bağlantılar ile adalet sistemi üzerinedir;

Beyefendi : “Sizinle konuşacak bir şeyimiz olacağını sanmıyorum. Bir işadamı çalıştırdığı on binlerce işçiden sorumlu olamaz.”

Cemil : “Bu işin görünen tarafı, ben görünmeyen tarafının ardındayım.”

Beyefendi : “Yalnız kanunlar olayların, görünen elle tutulan taraflarını kovuştururlar. Varsayımlarla suç yaratılamaz.”

Cemil : “Günümüzde insanların yüzüne bakarak yalan söylemek moda haline geldi. Televizyon ve radyo konuşmalarında barış çağrısı yaparken diğer yandan cinayetleri kışkırtan politikacıların olduğu bir memlekette siz haklısınız.”

Beyefendi : “Ne sandınız? Biz her zaman haklıyız.”

Cemil : “Biz dediğiniz kimler?”

Beyefendi : “Biz zenginler, paralılar. Sizler ve şüpheleriniz çok küçüksünüz. Bizler kanunları sizden çok iyi biliriz.”

Cemil : “Hayır, kanunları bilmezsiniz ama kanunları çıkarlarınıza kullanmayı iyi bilirsiniz.”

Beyefendi : “Ama biz hep kazanıyoruz. Biz kazanmaya alışığız. Oysa sizler kaybetmeye mahkûmsunuz.”

Cemil : “Evet hep kazanıyorsunuz. Ama ya bir kez kaybederseniz?”

TOWERS :

Kötülerin perdede gözükmesiyle beraber “Hayır işleri için kendini yoranlar” dan oluşan toplantı ekibi son derece renkli karakterler içermektedir. Politikadan, yabancı şirket temsilcilerine silah tüccarlarından CIA danışmanlarına önemli bir topluluktur. Beyefendi ve danışmanı ile beraber toplam 11 kişiliktir. Toplantı sahnesinde masada dizilmiş olan bayraklar içerisinde Beyefendinin oturduğu bölümde sol tarafında Amerika ve sağ tarafında Almanya bayrakları bulunmaktadır.
Ana karar merkezi olan toplantı salonu son derece gösterişlidir. Bu mekânın kullanıldığı köşk “Beyefendi”nin işyeri ve ikametidir. Bununla beraber örgüt yapılanmasında ki diğer görünmeyen kişiliklerin bulundukları binalarda aynı derece gösterişli ve dışarıdan bakıldığında büyüklüklerinden öte herhangi bir fikir vermeyen dönemin gökdelenleri, dönemin günümüz tabiriyle “Tower”leridir. Bu mekânların tasviri için seçilen binalar Taksim Sheraton ( Bugünkü Ceylan Intercontinental oteli ) , Hilton oteli, Odakule ve İstanbul Taksim’de bulunan Atatürk Kültür Merkezidir.

AMERİKAN KAZIĞI :
Cemil serisinin bir diğer önemli özelliği olan “Bir sigara versene” sözünün Cemil Dönüyor içerisindeki en önemli kullanımı Mr. Robert ile Cemil arasında geçen diyalogda olmuştur. Bu sahnede Mr. Robert’in Cemile uzattığı sigara paketi Samsundur;

Cemil : “Anlayamadığım bir şey var . Siz koskoca memleketinizi bırakıp neden burada fabrika açıyorsunuz ?”

Mr. Robert : “Çok şakacısınız . Tabii ki az gelişmiş ülkeleri kalkındırmak için.”

Cemil : “Doğru , az gelişmişiz . Bir sigara versene.”

Cemil : “Hayret , bir Amerikalı Türk sigarası içiyor.”

Mr. Robert : “Sizin tütünleriniz çok güzel .”

Cemil : “Amerikalılarında kazıkları , bu bende hatıra olarak kalsın.”

Cemil’in oğlunun öldürülmesinin ardından direkt olarak intikam duyguları ile hareket edip bir katliama girişmesi yerine evlatları olarak gördüğü öğrencilerin hayatlarını koruma isteği filmde yaratılan polis karakterinin dönemin sinemasında ki “İntikamcı” polis karakterlerinden farklılığını ortaya koyar. Film kötülerin diğer polis karakterlerine benzer bir yaklaşımla ortadan kaldırılıp finale ulaşsa idi kapanıştaki önemli tiradın gücü bu kadar etkili olmayabilirdi;

Cemil : “Son sözü beni babama götür oldu . Yurda soktuğun bu kaçak silahlardan biriyle senin adamın vurdu . Çıkarların için masum insanlara yönelttiğin kan kusan namlu şimdi sana döndü beyefendi . Kızın asıl tetiği çeken kişinin sen olduğunu anlamıştı . Babasının günahlarını ödemek istercesine danışmanın kurşunlarına hedef oldu .
Sen ve senin gibiler artık kaybettiniz . İşçisi , memuru , köylüsü , esnafı , askeri , emeklisi sömürüsüz , barışçıl , şerefli bir Türkiye’yi kuracaklar . Artık bu memlekette yeriniz yok .”

Son Bölüm: FİNAL
Yazan: Gökay GELGEC – Yojimbooo

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir