
“Uygarlığın belki de en karakteristik ölçütü, kılıcın adalete boyun eğmesidir. Adaletin kılıca boyun eğdiği bir ülke ise uygarlık evreni içerisinde yer aldığını iddia edemez.” *
FiNAL
“Adalet filmi, Türkiye’de 1960 sonrası yozlaşan siyasetin ürettiği karanlık güçlerin kendi kendilerini vurmasının hikayesidir. Filmin çekim haftasında yüzlerce aydınlık devrimci genç setimizi ziyaret ettiler. Bu mücadele de kendilerine de görev verilmesini istediler.
Üç filmde de (Cemil, Cemil Dönüyor ve Adalet) kötü baş oyuncular… Birer karakterden çok ihanetin sembolüydüler. Zalim, merhametsiz, acımasız, çıkarcı, Amerikancı semboldürler. Ama insan ve sanatçı olarak eşsiz değerlerdi.
İlk günlerde üç filmde eleştirmenleri şaşırtmıştı. Filmleri cesaretli buluyor ama bunu söylemiyorlardı. Son yıllarda yetişen Türk sinemasever genç eleştirmenler filmlerin önemini keşfettiler. Hala bu konularda övgü dolu yazılar yazıyorlar.”
Cüneyt Arkın

Sevgili Sinematik dostları;
Yeşilçam‘a yönelik arşiv niteliği taşıyan önemli bir üçlemenin çözümlemesinin sonuna geldik. 2008 yılının ilk günlerin de ADALET‘i ele alırken, varolan gündemle paralellikler taşıyabilecek bu kadar çok özelliğinin olduğunu tekrar görmek iki ayrı duyguyu yaşamamıza sebep olmaktadır.
Birincisi, Türkiye’de tekellere bağlı kalmadan bağımsız ve cesur atılımların yapılabileceğini görmek ve bu atılımların aradan onca yıl geçse de mutlaka hakettiği ilgiyi yakalayabileceğidir.
İkincisi ise ne kadar üzücü olsa da değişen çizgiler içerisinde aynı renklerin varlığını koruyabilmeleridir. Bir ülkenin ve ona ait olan ulusun varolduğu heryerde ihanette varlığını sürdürmektedir.
Zamanının ötesinde ki bu çalışmanın beyni Melih Gülgen ve Cüneyt Arkın başta olmak üzere tüm Yeşilçam çalışanlarına teşekkürlerimizle…

* Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdoğan imzalı “Adalet Tanrıçasının Gözbağı” yazısından alınmıştır.




