Sinemamız dünya manşetlerinde!

0
18

Sinemamız dünya manşetlerinde!

Nebil Özgentürk’ün 10 Nisan 2005 tarihli yazısı:

Kanada merkezli bir sinemavideo dergisi geçti elime… Dünyanın dört bir yanına dağılyor, çok satılıyor ve ilgi görüyor..
Adı, Video Watchdog..
Kapağına baktım, bir de ne göreyim; bizim“fantastik filmlerin unutulmazyönetmeni Yılmaz Atadeniz veAtadeniz’in, fantastiğin fantastiğifilmi Kilink İstanbul’da” üzerine bir dosya… Toplam yedi sayfa boyunca Atadeniz’in hayatından, diğer fantastik filmlerinden kesitler, genişçe bir röportaj, fotoğraflar vs.


Hey gidinin Türk sineması, hey gidinin Yeşilçam’ı.. Doksan yıl boyunca milyonlarca seyirciye bazen yürek hoplatan, bazen düşman ve karpuz çatlatan.. Bazen on parmağında on marifet… Bazen parmak ısırtan hamaset ama hayatta ne varsa…. Atalet, sükunet, adalet, letafet, zarafet, lebabet ve daha ne hikmet, ne hikmet!!!


Yılmaz Atadeniz’i aradım…
“Hayrola, kapak olmuşsun!” dedim de… “Beni Türk eleştirmenler ciddiye almadı ama görüyorsun dünyanın ençok satan dergilerinden biri kapak bile yaptı” diye, yarı şaka yarı da sitem dolu cevap verdi..


Ortada, bir “Dünyayı Kurtaran Adam” durumu daha vardı açıkçası! Öyle ya, Yılmaz Atadeniz’in 70’li yılların başında yaptığı filmler yenilir yutulur cinsten değildi ve dergi, “geç” de olsa Atadeniz ve harikalarını masaya yatırıyordu..
Atadeniz, çok film seyretmenin “dünya sineması”nı özellikle, avantür ve fantastik filmleri takip edebilmesinin avantajıyla inanılması zor bir karışım yaratmış, o dönemde okunan ve bilinen ne kadar çizgi roman varsa hepsini birbirine karıştırıp yerli versiyonu filmlerini üretmişti… Mesela, Batman’in ilk versiyonunun dünyayı salladığı sırada, “İtalyan Kling”den mülhem, Kilink’i ortaya çıkarmış az biraz sadist az biraz erotik soslar katmış bir de İstanbul sokaklarına salarak hem Mandreka’yla hem Kızılmaske’yle hem de Fantom’la bazen arkadaşlık yaptırmış bazen de karşı karşıya getirmişti…
Mesela, Kilink’in gaddarlığı karşısında çaresiz kalan Samatyalı bir kız için Fantom’dan yardım istemişti! Zaten, Video Watchdog Dergisi de çok ilginç bulmuş olacak ki, Yılmaz Atadeniz’in bu doktora tezi olacak özelliğe sahip fantastik filmlerini masaya yatırmış üzerine bol soslu eleştiri, kritik yapmıştı…
Dergide, Atadeniz’den övgüyle sözediliyor, sinemamıza! İlk defa çok satan bir yabancı bir yayın organında böylesine geniş yer veriliyordu…
Fakat belli ki derginin editörleri araştırmayorumlarında akıl sır erdiremedikleri “Türk Fantastik sineması”na ilişkin ilginç bir analizde de bulunuyorlardı…
Tamam, Atadeniz, övülüyordu ancak…
“Türk Sineması’nın Süperman’ı” diye tanımladıkları yönetmen için bir de bakın neler eklenmişti..
“Atadeniz, çoğu Amerikan dizilerinden, Türk çizgiromanlarından ya da İtalyan ajan filmlerinden esinlenenve kısa sürede çekilen düşük bütçeli filmler üretti.Amerikan Batman, Fransız Fantome, İtalyan Killing’ebenzeyen kahramanlar yaratıyor ve hiçbir uluslararasıkurala uymadan zaten ünlü olan kahramanları kendiyaratıcılıklarıyla, yani, yerel hikayelerle birleştirerek Türkseyircisinin ilgisine mazhar oluyordu! Atadeniz, YılmazGüney’le pek çok projeye imza attı… Çirkin Kral serilerinibirlikte yaptılar..
Atadeniz’le, Güney’in yolları ayrıldı.. Güney, Yol filmiyletamamen farklı bir alana adım attı… Ama şu bir gerçek ki,Vizontele filmi dahi Yılmaz GüneyYılmaz Atadeniz ikilisininetkilerini ortaya koyuyor…”


Şimdi ne dersiniz, bir “pazar keyfi” niyetiyle aktardığım bu “sınırötesi operasyon”la, yani, dünya çapında kapak oluşumuzla, gurur mu duyalım, dalgamızı mı geçelim?
Bence hiç de dalga geçip, Atadeniz kuşağı sinemacılarını hiç de hafife almayalım, hor görmeyelim… O “siyah beyaz yıllar”ı en masum haliyle kabul etmeli, yokluğun, yoksunluğun ortasında hayaller kurduran o insanlara şapka çıkarmalıyız… Dönüp, şimdilerde bize “k,…çı b.klu prens, prenses” leri en kof ve zararlı biçimde sunanlara “iyilik meleği” diye takdim etmeliyiz!