Mesut Kara – Sanat ve Suç

0
1402

tiyatro suc ve sanatDünyayı güzelleştirme, dönüştürme araçlarından biri olan sanat, güzellikleri ve umudu çoğaltarak yol alır geleceğe. Toplumsal dönüşüm amaçlayan muhalif güçler kadar iktidarlar açısından da önemli bir alandır. Egemen sanat anlayışının gücü, iktidarların meşruiyetini, devamlılığını sağlama işlevi de görür.

Sinemasıyla, tiyatrosuyla, müziğiyle bütün sanat dalları yaygın, geniş yığınları sarmalayıp etkileyebilen yapısıyla önemli bir toplumsal iletişim alanı olduğu gibi her türden iktidar ve muhalefetin mücadele ettiği alanlardır da aynı zamanda. Sanatın ekonomik, ideolojik ve estetik olarak üç temel işlevi düşünüldüğünde bu işlevlerin egemen ya da muhalif olanın yapısını belirlediğini söyleyebiliriz. Statükocu teoriler iktidarın, eleştirel kuramlar da muhalefetin yol göstericiliğini yapar.

Sanat alanı gerçeklikten/hayattan etkilenir ve onu etkiler. Sanat insanların duruşunu, düşüncelerini değiştirebilmekte, kamuoyu oluşturabilmekte ve modalar yaratabilmektedir. Estetiğin diliyle yaratıcılığın ve hayal gücünün vücut bulduğu sanat hayata dair ve dâhildir. Bu nedenle egemen ideolojinin aktarılma aracı olduğu kadar, muhalif olanın da kendini ifade ettiği önemli bir alandır.

kitap2012Sözcüklerle aktarılan düşünceleri anlama ve kendi düşüncelerini başkalarına aktarabilme yeteneği olmasaydı insanın hayvandan farkı olmazdı.” der Tolstoy. Marks’a göre de; yaratıcı eylem, insanın ve doğanın karşılıklı etkileşiminin bir aşamasıdır. Sanat, yaşamı insanileştiren bir olgudur.

Toplumsal hayat içinde sanatın biricik amacının yalnızca kendisi olduğunu, başka bir amacının olmadığını, olmaması gerektiğini söylemek hayatın diyalektiğine aykırıdır; hayatı insanileştiren olguları kavrayamamak anlamına gelir.
Bugün yaşanana bakalım; İzmir Yenikapı Tiyatrosu oyuncusu Nazlı Masatçı oynadığı sokak oyununda ‘vicdani ret teması işlendiği için suç işlemiş’ sayılarak hapis cezası isteğiyle yargılanıyor.
Vicdani Retçi İnan Süver’e özgürlük için yapılan basın açıklamasında bir sokak oyunu sahneledi Nazlı ve halk askerlikten soğudu; o gün bu gündür askere giden olmuyor. Suçun büyüklüğüne bakın siz! Durum böyleyken Nazlı’nın “halkı askerlikten soğutma suçu”yla yargılanmasından daha doğal ne olabilirdi? “Ben devletim yaparım” alışkanlığı.
Nazlı, dava için “Sanatta hiç bir suçun olmayacağına inanıyoruz. Bu davada yargılanan ben değilim, sanattır. Sokakta olmaya, sanatı barış diliyle büyütmeye devam edeceğiz” diyor. Devletin ‘vicdani ret’ talebinden korkması (halkın askerlikten soğumak gibi bir derdi olmadığından) anlamsız fakat sanattan korkmaları anlamlı ve anlaşılır bir durum. Çünkü sanat hayatı dönüştürür.
Neyin suç olduğunu egemenleri temsilen/onların adına “kanun koyucu”lar belirliyor ve bunu kanunlarla düzenliyor. Varlığını meşru ve sürekli kılmak isteyen iktidarlar için hayatı dönüştürebilecek, güzelleştirip daha yaşanılır kılacak ‘her şey’ suç sayılabiliyor. Bu, olağan dışı dönemlerde sanatın suç unsuruna, sanatçının suçluya dönüşmesine yol açabiliyor. Geçici sanılan/varsayılan bu durum iktidarın olağan uygulamasına dönüşerek kalıcılaşabiliyor. Bu bizde hep böyle oldu, 12 Eylül sabahından günümüze dek en acımasız örneklerini verdi.

45754 kenan evren konusmaDarbeyle, bütün sol-muhalif yapılanmalar, kitle örgütleri yasadışı örgüt muamelesi gördü. Tanklarla, askerlerle kuşatılan mahallelerde evler basılıp aranırken, tutuklananlarla birlikte ‘teşhir edilen silahlar’ın yanında, suç unsuru saydıkları kitaplar, dergiler, video kasetlerde filmler, tiyatro oyunları da yer alıyordu.
Egemen güç bu kadarıyla yetinmedi. Hayatı güzelleştiren, dönüştüren sanat toptan suç sayıldı, filmler, tiyatro oyunları yasaklandı, sanatçılar tutuklandı. 39 ton kitap, dergi, gazete yakıldı, imha edildi, 937 sinema filmi sakıncalı bulunarak yasaklandı.

12 Eylül’ün özgürlükçü, devrimci güçleri bastırmasıyla iktidara gelenler, liberal söylemlerle iktidar olsalar da muhafazakâr tabana yaslanıyordu. Bu güçler kitle iletişim
araçlarını sıkı kontrol ve denetim altında tutular. Egemen ideolojinin bu güçlerden yana el değiştirmesinde yanlı medyanın/kitle iletişim araçlarının rolü büyük oldu. Bu yönlendirme darbe yıllarında bireyin edilgen, apolitik olması yönünde de kullanılmıştı.
Sanat alanında ana akım ürünler desteklenerek eleştirel/muhalif ürünlerin önü kesildi; muhalif olan suç/lu sayıldı. Toplumsal bilinci oluşturan temel, toplumsal bellektir. İktidarlar varlıklarının meşruiyetini, sürekliliğini sağlamak için geçmişin algılarını, belleğini unutturma, yok etme yolunu seçerler; muhalif güçlere düşense bu unutturmayı reddedip toplumsal bilinci ve belleği diri tutmaya yönelmektir.
sanat suc ve sokakSinema, tiyatro, müzik gibi yaygın/etkili sanat alanları egemen ve muhalif ideolojiler açısından toplumsal yaşamda önemli bir yere sahiptir. Muhalif sanat dünyayı, içinde yaşadığı toplumu ve her türden iktidarı sorgular. Yalnızca sorgulamakla yetinmeyip dönüştürmeyi de önerir.
Sanatın siyasetle, toplumsal olanla ilişkisi ortaya çıkışıyla başlar. Siyaset hayatın her alanına içkin olduğundan sanata da içkindir. Yaşayarak oluşturduğumuz kültür, ahlâk gibi değer sistemleri hep siyasal olanla ilişkili olmuştur. Bu durum sanat alanı için de geçerlidir. Egemen ideolojinin kitleleri yönlendirme işlevi gören egemen/ana akım sanat ürünü bunu fark ettirmeden yapmayı seçtiğinden, siyasetle ilişkisi de dolaylı gibi durur.
Muhalif sanatın egemen olanı dönüştürme seçimi, çabası iktidarı rahatsız eder. Devletin, “olağan dışı dönemler”de, her alanda her türden uyguladığı ‘egemen güç şiddeti’ devletin olağanına dönüştüğünden, basılmamış kitaplar, sahnelenmemiş oyunlar, çekilmemiş filmler suç unsuru sayılır. ‘Olası suçları oluşmadan önleyecek’ kanunlar, yöntemler, geliştirilir, uygulamaya konulur. Varlığını tehdit ettiğini varsaydığı sanat ürünü suç unsuru, sanatçı da suçludur egemen güçler ve onların devletince.

Hayatın her alanında olduğu gibi sanat alanında da bugün yaşadığımız, yaşatılmak istenen budur. Sanat hayatı dönüştürme, güzelleştirme aracıysa bu alanda gerçekleştirilen yaratıcı eylem, insanın ve doğanın karşılıklı etkileşimini sağlar yaşamı insanileştirir, insanı yaşamın estetiğini çoğaltan güzellik emekçisine dönüştürür.

Tüm bunlardan dolayı Sanatta işlenebilecek bir suç yoktur. Sanat hayattır, hayat sanatın üretimleriyle dönüşür, estetiğiyle güzelleşir.

Yorumlar